Erişilebilirlik

2018: Türkiye Başkanlık Sistemine Geçti


Türkiye, 2018 yılında anayasasında yapılan köklü değişikliklerle hükümet sistemini değiştirdi. “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi” adıyla yeni bir sistem uygulamaya konuldu. Başkanlık sistemine geçilmesi rejim değişikliği tartışmasını da beraberinde getirdi.

İşte Türkiye tarihinde siyasi, ekonomik ve hatta günlük hayatı etkileyecek yönleriyle en önemli adımlardan birisi olan sistem değişikliğine geçiş maratonundaki adımlar…

İlk adım 2017’de atıldı

Türkiye, geçen yıl 16 Nisan Pazar günü yapılan halk oylamasıyla yeni sisteme geçişteki temel adımı atmış ve “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi” adıyla yönetim yapısını değiştirecek anayasa değişikliği paketini kabul etmişti.

Sandıktan %51,41 oranında “Evet” oyu çıkmasıyla “Türkiye’nin tercihi başkanlık sistemine geçişten yana” olarak yorumlandı.

Anayasa değişikliğine %48,59 oranında “Hayır” oyu verilmesi üzerine başta ana muhalefet partisi CHP olmak üzere parlamenter sistemi savunanlar, sandık sonuçlarına itiraz etti. Ancak Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ilk değerlendirmesinde söylediği “Atı alan Üsküdar’ı geçti” sözleriyle birlikte ilerleyen günlerde de tepkiler, itirazlar sonuçsuz kaldı.

Artık gözler, referandumda kabul edilmiş anayasa paketi uyarınca sistem değişikliklerini hayata geçirecek ve normal koşullarda 3 Kasım 2019’da yapılacak eş zamanlı genel seçimlerle Cumhurbaşkanlığı Seçimi’ne çevrildi.

Partilerin halk oylamasına sunulan 18 maddeyi nasıl yorumladıklarını okumak için:

https://www.amerikaninsesi.com/p/6503.html

8 Ocak 2018

MHP’nin adayı Erdoğan olarak ilan edildi

Başkanlık sistemine ilişkin anayasa değişikliği paketinin hazırlanmasında, AKP’nin tek başına TBMM’deki sandalye çoğunluğu yetersizken destek vereceklerini açıklayarak referandum fitilini ateşleyen MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, yeni sisteme geçiş sürecini hızlandıracak adımı da attı. Bahçeli, 3 Kasım 2019’da yapılacağı öngörülmüş Cumhurbaşkanlığı Seçimi’nde AKP Genel Başkanı Erdoğan’ın MHP’nin de adayı olacağını söyledi.

Bahçeli’nin açıklaması genel seçimlerde MHP’nin AKP’yle “ittifak” arayışı olarak yorumlanmakla birlikte Erdoğan’ın adaylığını 22 ay önceden ilan etmesi “acaba seçimler erkene mi alınacak” sorusunu gündeme taşıdı.

Türkiye’deki demokrasi için endişeler dille getirildi

Ülke içerisinde Cumhurbaşkanlığı Seçimi ile başkanlık sistemine geçiş sıcak gündem başlığıyken yurtdışından Türkiye’de demokraside gerileme ve özgürlüklerde kısıtlama konusunda eleştiriler yükseliyordu.

Freedom House’un 16 Ocak’ta açıkladığı “2018 Dünyada Özgürlük Raporu” ile Türkiye ilk kez “özgür olmayan ülkeler” kategorisinde yer aldı. Türkiye’nin “kısmen özgür” kategorisinden en alt kategoriye düşürülmesindeki nedenler arasında “gücü cumhurbaşkanlığında toplayan, derinden kusurlu anayasa referandumu” da gösterildi.

İnsan Hakları İzleme Örgütü’nün (Human Rights Watch) raporunda, Türkiye, Mısır ve Çin’le birlikte popülist ve insan hakları karşıtı akımların güçlendiği, muhalefetinse bastırıldığı ülkeler arasında sayıldı. Türkiye, darbe girişimi gerekçesiyle 21 Temmuz 2016’den beri olağanüstü hal (OHAL) ile yönetilmesinin yanı sıra başkanlık sistemine geçiş süreci nedeniyle eleştirildi. Raporda, “Görevdeki kişinin iktidara tutunmasını sağlamlaştıran yeni başkanlık sistemi, insan hakları ve hukukun üstünlüğü için yenilgidir. Yürütme erkinin istismarına karşı denetim ve denge mekanizmalarından yoksundur. Meclisin yetkilerini azaltmakta ve hukuki konularda başkanlık kontrolünü sağlamaktadır” denildi.


Erdoğan ve Bahçeli “Cumhur İttifakı”nı kurdu

Devlet Bahçeli, MHP’nin Cumhurbaşkanı adayı olarak ilan ettiği Erdoğan ile 18 Şubat’ta başbaşa görüştü. Böylece MHP ile AKP arasında seçimler için “Cumhur İttifakı” kurulması kararlaştırıldı. İttifak ilk hamle olarak anayasa değişikliği referandumda tartışma yaratan “mühürsüz oyları geçerli sayma” kararını yasalaştıracak yeni seçim yasası teklifi hazırladı.

AKP-MHP’nin, TBMM’ye 21 Şubat’ta sunduğu teklifte, genel seçimlerde “ittifak kurulması” yasağının kaldırılmasının yanı sıra sandık başında polis, jandarma gibi kolluk kuvvetleri bulunmasını sağlayacak düzenlemeler yapılması dikkat çekti.

Başkanlık’a geçiş arifesinde seçim sistemi değiştirildi

AKP-MHP ittifakı tarafından seçim mevzuatında değişiklikler önerilmesi üzerine muhalefet cephesinde CHP ile İyi Parti arasında “seçim güvenliği” gerekçesiyle ittifak kurulması şekillenmeye başladı.

CHP ve HDP’nin itirazlarına rağmen TBMM’deki sandalye çoğunluğuyla Cumhur İttifakı, seçim mevzuatını değiştirecek 26 maddelik teklifi 13 Mart’ta yasalaştırdı.

MHP ve CHP Milletvekilleri Mecliste Kavga Etti
lütfen bekleyin

No media source currently available

0:00 0:01:08 0:00

Mecliste fiziki kavgalar yaşanmasına neden olan yasaya göre; sandık başına herhangi bir vatandaş ihbarı gerekçesiyle kolluk kuvveti gelmesi mümkün hale getirildi. Buna göre mühürsüz oy pusulası ve zarflar da sayım sırasında geçerli sayılabilir oldu. İl ve ilçelerde sandık çevresi yeniden tanımlanırken; sandık kurulları oluşumunda da iktidar kontrolündeki bürokrasi etkin hale getirildi. Güvenlik gerekçesiyle “en fazla 5 kilometre öteye taşınması” şartı olmaksızın sandıkların birleştirilmesi ve dolayısıyla vatandaşların oy kullanmak için başka yerlere gitmesi zorunlu hale geldi.

Bu arada Türkiye’de medya yapısında da önemli bir değişiklik yaşandı. Ana akım medyada hükümet dışı niteliğini koruduğu yorumlanan Doğan Medya Grubu, 22 Mart’ta yaptığı açıklamayla bünyesindeki tüm gazete, tv ve radyo kuruluşlarını satacağını duyurdu. Böylece Doğan Holding’in aralarında Hürriyet, CNNTürk, Kanal D, Posta, Doğan Haber Ajansı’nın olduğu kuruluşları Demirören Holding’e satılacağı ortaya çıktı. Bunun üzerine Türkiye’deki gazetecilik meslek örgütleri, “ana akım medyada tek seslilik hakim olacak” tepkisini gösterdi.

Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü Doğan Grubu’nun Satışına Tepkili
lütfen bekleyin

No media source currently available

0:00 0:01:17 0:00


Erken seçim kararıyla Başkanlık’a geçiş tarihi 24 Haziran oldu

Seçim mevzuatı değiştikten hemen sonra MHP Lideri Bahçeli, bu sefer de ittifak ortağı AKP’ye 2018 yılı içerisinde erken seçim yapılması çağrısı yaptı. Bahçeli, 3 Kasım 2019’da yapılması planlanmış Cumhurbaşkanlığı Seçimi ve Genel Seçimler için 26 Ağustos 2018 tarihini önerdi.

Cumhurbaşkanı ve AKP Lideri Erdoğan ise, Bahçeli ile 18 Nisan’daki ikili görüşmesinin ardından seçimler için 24 Haziran 2018 tarihini ilan etti. Erdoğan, seçim tarihini değiştirmek için hukuken yasa değişikliği yapılması gerektiği halde Meclis’teki AKP-MHP’nin sandalye sayısının güvencesiyle Türkiye’nin 24 Haziran’da sandık başında gitmesine karar verdiklerini söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan Erken Seçim Tarihini Açıkladı
lütfen bekleyin

No media source currently available

0:00 0:01:38 0:00

Muhalefet partileri, OHAL şartlarında seçimlere gidilmesine tepki gösterdi. Ancak 20 Nisan’da Erdoğan’ın kamuoyuna ilan ettiği erken seçim tarihini yasalaştıracak teklif, CHP’nin “kabul” oyu vermesiyle yasalaştı. TBMM’de HDP’nin oturumu terk ederek protesto ettiği erken seçim teklifi, AKP ve MHP’nin yanı sıra CHP’nin “seçimden kaçmayacağız” gerekçesiyle olumlu oy vermesi üzerine 386 “kabul” oyu ile geçti.

CHP, İyi Parti’nin erken seçimlerde yer almasının önüne hukuki engel getirilmesini önlemek için 15 milletvekilini bu partiye kısa süreliğine transfer etti. CHP ve İyi Parti, 22 Nisan’daki bu ortak hamlenin ardından Saadet Parti’nin de katılımıyla genel seçimlere “Millet İttifakı” olarak gidilmesini kararlaştırdı.

Erdoğan karşısında İnce, Demirtaş ve Akşener yarışa girdi

İktidar cephesinde AKP ve MHP’nin ortak adayı Erdoğan karşısında muhalefet partileri de Cumhurbaşkanlığı Seçimi için adaylarını belirledi.

CHP, AKP’nin kurucularından 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün ortak adaylığı için İyi Parti’nin ikna edilememesi ve parti tabanından tepkiler üzerine 4 Mayıs’ta Muharrem İnce ismini aday olarak açıkladı. Böylece CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, parti içindeki “sağdan aday gösterilmemeli” görüşünü kabul etmek ve liderlik konusundaki rakibi İnce’yi bizzat aday göstermek zorunda kaldı.

İyi Parti Genel Başkanı Meral Akşener, parti kuruluşundan itibaren Cumhurbaşkanlığı için aday olacağını belirtti ve “Millet İttifakı” görüşmelerinde de geri adım atmayarak, 100 bin seçmen imzasıyla aday olmak için çalışmaya başladı.

Edirne Cezaevi’nde 4 Kasım 2016’dan beri tutuklu Selahattin Demirtaş ise, HDP’nin Cumhurbaşkanı adayı oldu. Demirtaş, Türkiye’nin cezaevinden yarışacak ilk Cumhurbaşkanı adayı olmasının yanı sıra Yüksek Seçim Kurulu (YSK) ve Anayasa Mahkemesi başta olmak üzere yargı yoluyla yapılan tahliye edilmesi yönünde başvurular reddedildiği için seçim kampanyasını parmaklıklar ardından yürüten isimdi.

YSK, 3 Mayıs’ta aldığı karar ile 100 seçmen imzasıyla Cumhurbaşkanlığı adayı olmak isteyenler için 5 günlük süre tanıdı ve Akşener, Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek ve Adalet Partisi Genel Başkanı Vecdi Öz’ün aday adaylığı şartlarını yerine getirdiği açıkladı. Sonuçta, Öz haricindeki adaylar seçmenlerden gerekli imzayı toplamayı başardı.

YSK, 9 Mayıs’ta 24 Haziran’da Cumhurbaşkanı adayı olarak Erdoğan, İnce, Demirtaş, Akşener, Karamollaoğlu ve Perinçek’in yarışacağını resmen ilan etti.

YSK, ayrıca 20 Mayıs’ta Genel Seçimler’de yarışacak siyasi partileri ve oy pusulasını kesinleştirdi. Buna göre; seçimlerde “Cumhur İttifakı” olarak AKP ve MHP, “Millet İttifakı” olarak CHP, İyi Parti ve Saadet Partisi yanı sıra HDP, Vatan Partisi, HÜDA-PAR ve Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) yarışacak.

24 Haziran Oy pusulası Sıralaması Belirlendi
lütfen bekleyin

No media source currently available

0:00 0:01:41 0:00

Başkanlık sistemindeki ilk yönetici olarak Erdoğan seçildi

Türkiye’nin başkanlık sistemiyle yönetimine geçişi için resmi adım niteliğindeki 24 Haziran Cumhurbaşkanlığı ve Genel Seçimleri’nde toplam 59 milyon 376 bin 447 seçmene sandığa gidilmesi çağrısı yapıldı. Bu seçmenlerden 3 milyon 47 bin 409’u yurtdışında yaşıyordu.

Seçim sürecine ilişkin Avrupa Konseyi, Avrupa Parlamentosu ve AGİT (OSCE) gibi uluslararası taraflar pek çok endişelerini dile getirdi. OHAL gerekçesiyle gazeteciler, siyasetçiler, akademisyenler gibi muhalif kesimlere yönelik yargılamalar, Erdoğan ve AKP’nin sahip olduğu devlet olanakları, muhalefet partileri ile adaylarına “terörizm” suçlaması yapılması gibi konular eleştirildi.

Erdoğan ve hükümet ise, tüm eleştirilere karşılık “adil ve şeffaf bir seçim süreci” yaşandığını savundu.

Sonuçta Erdoğan, 24 Haziran gece yarısında seçim zaferini ilan ederek, Cumhurbaşkanlığı’nı kazandığını ve TBMM’de ise AKP – MHP’nin çoğunluğu sağladığını açıkladı.

CHP’de ilk andan itibaren Kılıçdaroğlu – İnce arasında parti liderliği yarışı süreci yeniden başladı. Seçim sonuçları CHP başta olmak üzere bütün muhalefet partilerinde iç tartışmalara yol açtı.

CHP'lilerden Parti Yönetimine Tepki
lütfen bekleyin

No media source currently available

0:00 0:02:46 0:00

YSK, 26 Haziran’da kesinleşmiş seçim sonuçlarını kamuoyuna duyurarak, Erdoğan’ın yeni sistemdeki ilk Cumhurbaşkanı yani yönetici olacağını resmileştirdi.

Cumhurbaşkanlığı Seçimi’ndeki sonuçlar şöyle oldu:

  • AKP adayı Recep Tayyip Erdoğan: 26 milyon 329 bin 920 oy / yüzde 52,59
  • CHP adayı Muharrem İnce: 15 milyon 340 bin 295 oy / yüzde 30,64
  • İyi Parti adayı Meral Akşener: 3 milyon 649 bin 432 oy / yüzde 7,29
  • HDP adayı Selahattin Demirtaş: 4 milyon 206 bin 130 oy / yüzde 8,40
  • Saadet Partisi (SP) adayı Temel Karamollaoğlu: 443 bin 690 oy / yüzde 0,89
  • Vatan Partisi adayı Doğu Perinçek: 98 bin 951 oy / yüzde 0,20

Cumhurbaşkanlığı Seçimi’nde kayıtlı seçmenlerden 8 milyon 169 bin 637 seçmen sandığa gitmedi. Sandığa atılan oylardan ise 50 milyon 68 bin 418’i geçerli sayıldı. Bu noktada 1 milyon 129 bin 414 oyun ise geçersiz sayılmış olduğu dikkat çekti.

Genel Seçimler’deki sonuçlar şöyle oldu:

  • AKP: 20 milyon 980 bin 956 oy / yüzde 41,85
  • CHP: 11 milyon 271 bin 240 / yüzde 22,48
  • HDP: 5 milyon 867 bin 564 oy / yüzde 11,70
  • MHP: 5 milyon 466 bin 775 oy / yüzde 10,90
  • İyi Parti: 4 milyon 955 bin 994 oy / yüzde 9,89
  • Saadet Partisi (SP): 668 bin 744 oy / yüzde 1,33
  • HÜDA-PAR: 157 bin 315 oy / yüzde 0.31
  • Vatan Partisi: 117 bin 631 oy / yüzde 0,23

Genel Seçimler’de 8 milyon 177 bin 771 seçmen, parlamentodaki sandalye dağılımını belirlemek için seçme hakkını kullanmadı. Sandığa atılan 51 milyon 189 bin 698 oydan ise 1 milyon 53 bin 362’si geçersiz sayıldı.

Türkiye nasıl bir sisteme geçiş yaptı?

Seçimlerle birlikte yürürlüğe giren anayasa değişikliği, “Yürütme” gücünü tek elde toplamasıyla dikkat çekti.

Başkanlık sisteminin özellikleri anayasada özetle şu şekilde netleştirildi:

  • Cumhurbaşkanı eski durumda olduğu gibi “devletin başı” olmaya devam ediyor. Ama artık Yürütme’nin başı. Başbakanlık ve Bakanlar Kurulu ortadan kalktı.
  • Cumhurbaşkanı, tek imzayla tek başına kanun niteliğinde kararname yayımlayabiliyor. Ancak TBMM, bir konuyu kanun ile düzenlerse o konuyla ilgili Cumhurbaşkanlığı kararnamesi geçersiz oluyor.
  • Cumhurbaşkanı’na TBMM’yi fesih yetkisi verildi. Ancak bu durumda kendi görevi de sona eriyor. Bu durumda eş zamanlı olarak Cumhurbaşkanı ve genel seçimlere gidilmesi gerekiyor.
  • Cumhurbaşkanı bir veya birden fazla yardımcı seçebiliyor.
  • Cumhurbaşkanı, tek başına bakanları atayabiliyor veya görevlerine son verebiliyor. Bakanlık kurulması, kaldırılması, görevleri ve yetkileri Cumhurbaşkanı tarafından kararname ile gerçekleştirilebiliyor.
  • Cumhurbaşkanı, üst düzey kamu yöneticilerini de atayabiliyor. Bu hükümde kısıtlama olmadığı için Cumhurbaşkanı, bürokratik yapıda “üst düzey” kavramıyla pek çok atama yetkisini tek başına kullanılabiliyor.
  • Sıkıyönetim uygulaması anayasadan çıkarıldı ancak olağanüstü hal (OHAL) ilan etme yetkisi, Cumhurbaşkanı’na verildi. OHAL ilanı kararları için Meclis’in onayı gerekiyor. OHAL’in uzatma süresi geçmişte 3 aylık sürelerle yapılıyordu. Şimdi Cumhurbaşkanı, OHAL’i 4 aylık sürelerle uzatabiliyor.
  • Cumhurbaşkanı, Anayasa’nın 104’ncü maddesindeki “temel haklar ve siyasi haklarla ilgili kısıtlayıcı Kanun Hükmünde Kararname çıkarılmaması” hükmüne de tabii değil. Cumhurbaşkanı, isterse OHAL’de insan temel hak ve hürriyetleri ile siyasi haklar alanını etkileyebilecek kararname çıkarabiliyor.

Yasama gücü parlamento etkisini yitirdi mi?

24 Haziran seçimleriyle TBMM’nin yapısı ve yetkilerinde de değişiklikler hayata geçirildi. Başkanlık sistemine geçilmesiyle Türkiye’nin “parlamenter rejim” özelliğini kaybettiği bildirildi. Meclis’in dolayısıyla yasamanın, yürütmeyi mevcut durumda Cumhurbaşkanlığı’nı “denetleme ve dengeleme” görevini yerine getirme imkanı kalmadığı vurgulandı.

Anayasadaki Meclis yapısı ve yetkilerindeki değişikleri şöyle özetlemek mümkün:

  • TBMM çatısı altında 550 olan milletvekili sayısı 600’e çıktı.
  • Cumhurbaşkanı’na tek başına bakan atama yetkisi verildiği için Anayasa’daki Bakanlar Kurulu’nun göreve başlamasında “TBMM’den güvenoyu alınması” ön şartı kaldırıldı.
  • Anayasa’da “TBMM’nin bilgi edinme ve denetim yolları” başlıklı 98’nci maddesi de değişti. Maddeye, “Genel görüşme ve Meclis araştırmasına yürütme adına herhangi bir temsilci katılamaz” hükmü eklendi. Dolayısıyla artık Cumhurbaşkanı’nın tek başına belirlediği Bakanlar, Meclis’e karşı herhangi bir sorumluluk sahibi değil görünüyor.
  • Eskiden milletvekilleri hükümet dolayısıyla Bakanlar Kurulu üyeleri üzerinde yazılı ve sözlü soru sorma denetim yetkisine sahipti. Ancak Cumhurbaşkanlığı Hükümeti’ne artık sadece “yazılı soru” sorulması mümkün olabiliyor. Anayasada, “Yazılı soru; yazılı olarak en geç 15 gün içerisinde cevaplanmak üzere milletvekillerinin, Cumhurbaşkanı yardımcıları ve bakanlara yazılı soru sormalarından ibarettir” deniliyor. Dolayısıyla milletvekilleri, eski durumda Yürütme’nin başı olan Başbakan’a soru sorma yetkisine sahip iken şimdi Cumhurbaşkanı’na soru sorulamıyor.

Başkanlık sisteminde ilk günlerde neler oldu?

Türkiye’nin yeni sistemle yönetilmesi dönemi, yürütmenin başı Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 9 Temmuz’da Meclis’te yemin etmesiyle birlikte başladı.

Erdoğan, o gün ayrıca Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda “ilk Başkan’ın görevine başlaması” gerekçesiyle özel bir tören de düzenledi. Bunun için Merkez Bankası Darphanesi tarafından üzerinde Saray çizimiyle birlikte “Recep Tayyip Erdoğan – Cumhurbaşkanı göreve başlama töreni – 9 Temmuz 2018” ifadeleri olan 1 Türk Lirası basılması dikkat çekti.

Erdoğan, Mehter Takımı ile Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası’nın sahne aldığı tören alanına eşi Emine Erdoğan ile birlikte geldi ve tek başına kürsüden seslendi. Erdoğan, liderliği altındaki 16 yıllık AKP iktidarına yöneltilen demokraside gerileme eleştirilerine karşılık yeni sistem ile demokratik gelişme sözü verdi. Erdoğan, “Bugün burada milletimize, 95 yıllık Cumhuriyetimizi, yeni bir yönetim anlayışıyla şahlandırmanın sözünü veriyoruz. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi, zorlama değil, tarihin bizi yönlendirdiği isabetli bir tercihtir. Türkiye, Osmanlı’dan beri tarihinde ilk defa, kritik bir yol ayrımında tercihini, darbe veya benzeri zorlamalarla değil, milletimizin özgür iradesiyle gerçekleştirmiştir” dedi.

Aynı gün son Başbakan Binali Yıldırım’ın da imzasıyla Bakanlar Kurulu’nun son icraatı ise, yeni sisteme uyumu sağlamak amacıyla 703 sayılı KHK yayımlaması oldu. Böylece tüm kanunlardaki “Başbakan”, “Bakanlar Kurulu” gibi ibareler yerine “Cumhurbaşkanı” ibaresi getirildi ve 26 olan bakanlık sayısını 16’ya düşürüldü.

Aynı gün Erdoğan’ın ilk icraatı ise, Cumhurbaşkanı Yardımcısı olarak Fuat Oktay’ı atamak ve 16 kişilik Bakanlar Kurulu’nu açıklamak oldu. Artık bakan atamaları için TBMM’nin güvenoyu gerekmediği için söz konusu bakanlar Erdoğan’ın tek imzasıyla 10 Temmuz’da yayımladığı 2018/1 nolu sayılı Cumhurbaşkanlığı kararıyla görevlerine başladı. Erdoğan’ın kabinesinde kendi damadı Berat Albayrak, Hazine ve Maliye Bakanı olarak görev aldı.

Erdoğan, Temmuz ayı boyunca Resmi Gazete’de çok sayıda Cumhurbaşkanlığı kararnameleri ve kararları yayımlayarak, Türkiye’deki devlet yapısı ve bürokrasisini Cumhurbaşkanlığı’na bağlı hale getirecek düzenlemeleri hayata geçirdi.

Başkanlık sisteminde ilk yasal düzenleme “fiili OHAL” oldu

TBMM 27. Dönemi, ilk kez 7 Temmuz’da toplandı. 24 Haziran seçim sonuçları itibariyle AKP 295, MHP 49, CHP 146, HDP 67 ve İyi Parti 43 milletvekili çıkarmış görünüyordu. Ancak yemin töreni arifesinde AKP listesinden seçilen BBP Genel Başkanı Mustafa Destici ve CHP listesinden seçilen iki SP’li isim kendi partilerine geri dönüş yaptı. Böylece TBMM’deki sandalye dağılımı, AKP 294, MHP 49, CHP 144, HDP 67, İyi Parti 43, SP 2 ve BBP 1 olarak gerçekleşti.

TBMM’ye seçilmiş tutuklu milletvekilleri ise, CHP’li Enis Berberoğlu ve HDP’li Leyla Güven oldu.

AKP’li Yıldırım, 12 Temmuz’da MHP’nin de desteğiyle TBMM Başkanı seçildi. Aynı gün kulislere AKP’nin OHAL kaldırıldıktan sonra Türkiye’deki arttırılmış güvenlik önlemlerini sürdürmek için yasa teklifi hazırlığı yaptığı yansıdı.

AKP, “terörle mücadele sona eremez” gerekçesiyle muhalefetçe “fiilen OHAL” olarak adlandırılan yasa teklifini 16 Temmuz’da TBMM’ye sundu. Mevcut OHAL uygulaması ise, Erdoğan’ın uzatma talep etmemesi üzerine OHAL uygulaması, 19 Temmuz’da sona erdi. Böylece Türkiye’nin FETÖ bağlantılı olarak yaşadığı 15 Temmuz 2016’daki darbe girişimi gerekçesiyle 21 Temmuz 2016’da ilan edilen ve 3 ay aralıkla 7 kez uzatılan OHAL dönemi bitti.

TBMM’nin ilk icraatı, AKP’nin ülke genelinde güvenlik güçleri yetkilerini arttıracak teklifini parlamento içi ve dışındaki tüm muhalif tepkilere rağmen sadece 12,5 saatlik görüşme maratonuyla 25 Temmuz’da yasalaştırmak oldu.

Başkanlık sisteminde artık valilikler, “yerleşim yerlerine giriş-çıkış yasağı”, “kişilere seyahat yasağı”, “toplantı, gösteri ve yürüyüş yasağı” gibi geniş yetkilere sahip oldu.

Cumhurbaşkanlığı yönetiminde OHAL döneminde olduğu gibi yargı kararı/hükmü olmaksızın üç yıl süreyle kamudan ihraçlar yapılması ve özel şirketlere/kuruluşlara kayyım atanması yasalaştı.

Erdoğan’a bağlı Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) ise, bilgi edinme hakkı kapsamı dışına çıkarıldı.

  • 16x9 Image

    Yıldız Yazıcıoğlu

    Yıldız Yazıcıoğlu, 1994-1998 döneminde Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü’nde lisans eğitimini tamamladı. Mesleğe 1997 yılında Cumhuriyet’te stajyer olarak başladı. 1998-2000 döneminde yüksek lisans eğitimine devam etti. 2000 – Mayıs 2009 döneminde Milliyet’te mesleki kariyerini cumhurbaşkanlığı ve parlamento muhabirliği noktasına taşıdı. 2009 - 2011 yıllarında ABD’nin başkenti Washington DC’de kariyerini sürdürdü ve farklı medya kuruluşları için temsilcilik – yorumculuk görevlerini yürüttü. Bu dönemde VOA Türkçe’de eğitim aldı ve görev yaptı. Ardından Ankara’ya dönüşünde Habertürk TV’de, ArtıBir TV’de görevler üstlendi. Şu anda VOA Türkçe ekibinde görev almayı sürdürüyor.

UKRAYNA KRİZİ ÖZEL SAYFASI

STÜDYO VOA

Trump'ın Evinde Aramaya Onay Adalet Bakanı'ndan
lütfen bekleyin

No media source currently available

0:00 0:27:33 0:00
XS
SM
MD
LG