Erişilebilirlik

'Suriye ve İran Konularında İyi Seçenek Yok'


Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ve ABD Savunma Bakanı Leon Panetta (13 Şubat, 2012)

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ve ABD Savunma Bakanı Leon Panetta (13 Şubat, 2012)

Brookings Enstitüsü Türkiye Programı Direktörü Ömer Taşpınar Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu'nun Washington temaslarını, Suriye ve İran konularını değerlendirdi

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu geçen hafta Amerikan yönetimi yetkilileriyle yaptığı görüşmelerde Suriye ve İran konularını kapsamlı bir şekilde ele aldı. Davutoğlu, Amerikan Kongresi’nde yaptığı görüşmelerin ardından Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Danışmanı Tom Donilon, Dışişleri Bakanı Hillary Clinton ve Savunma Bakanı Leon Panetta’yla görüştü. Türk dışişleri bakanlarının Washington’da ABD savunma bakanlarıyla görüşmesi çok sık gerçekleşen bir durum değil. Görüşme en azından Ortadoğu’daki krizlere çözümün askeri bir boyutu olduğunu da gösteriyor.

Washington’daki Brookings Enstitüsü Türkiye Programı Direktörü Ömer Taşpınar dışişleri bakanının savunma bakanıyla görüşmesinin Suriye krizinin oluşturduğu acilliğe işaret ettiğini söyledi: “Doğru, çok sık rastlanan bir durum değil dışişleri bakanının bu seviyede uzun süren görüşmeler yapması. Fakat Savunma Bakanıyla görüşmesinin temel nedeni şu an Suriye’deki durumun bir aciliyet teşkil etmesi ve Türkiye’nin de Amerika’dan bazı beklentileri olması... Suriye aciliyet teşkil ettiği için Amerikan basınında Türkiye sürekli olarak bu konuda en aktif rolü oynayabilecek ülke olarak geçiyor. Dolayısıyla Amerika’da Davutoğlu’nun söyleyecekleri, Türkiye’nin stratejisini anlama açısından ciddi bir beklenti vardı. Bu nedenle de, sadece resmi temaslarında değil, medyada da her söylediğinin değerlendirildiğini gördük.”

Ziyaret sırasında tarafların öncelikli konusu Suriye sorunuydu. Taşpınar, Suriye konusunda iyi bir seçenek olmamasının hem Amerika hem Türkiye açısından sorun oluşturduğunu söyledi: “Suriye konusundaki ana mesele iyi bir seçeneğin olmayışı. Seçenekler şu an diplomasiyle sınırlı gibi. Askeri bir opsiyonu şu an ne Türkiye, ne NATO, ne de Birleşmiş Milletler konuşmak istiyor. Sadece Çin ve Rusya’nın engellemesi değil, bence Türkiye’yle Amerika’nın da askeri bir seçenek konusunda istekleri yok. Ve maalesef şunu söylemek gerekiyor: ölü sayısı günde 30-40-50 civarında kaldığı sürece de bu konu müthiş bir insani kriz durumuna ulaşmadan idare edilecek gibi gözüküyor. Ne zaman ölü sayısı günde yüzler seviyesine ulaşır ve Türkiye’nin sınırına binlerce kişi gelir, ondan sonra belirli planlar masaya konur ve uygulanır. Bunlar ne olabilir: mesela bir tampon bölge kurulması. Tampon bölge kurulması askeri bir müdahale demektir. Bence Davutoğlu Washington’da yaptığı temaslarında bu tür olasılıklara karşı ne yapılması gerektiği konusunu da değerlendirdi.”

Taşpınar, tarafların halen Suriye konusunda diplomatik bir çözüm arayışında olduğunu, ancak hafta sonu Tunus’ta yapılacak “Suriye’nin Dostları” grubu toplantısı dahil bu tür girişimlerin Suriye lideri Beşar Esad’ı tutum değiştirmeye zorlayacağının beklenmediğini söyledi. Taşpınar, Suriye konusunda çok ciddi bir çaresizlik olduğunu kaydetti.

Dışişleri Bakanı Davutoğlu’nun Washington’daki temasları sırasında gündemde olan diğer konu İran’dı. Davutoğlu Türkiye’nin bu krizin aşılması için elinden gelen her şeyi yapacağını söylemişti. Ömer Taşpınar da Türkiye’nin kolaylaştırıcı bir rol oynayabileceğini belirtti.

Diplomatik çözüm arayışı sürüyor; batılı ülkeler yaptırımlarla İran’ı tutumunu değiştirmeye zorlamaya çalışıyor. Ancak Washington’da sıkça gündeme gelen bir konu daha var: İsrail’in İran’ın nükleer tesislerini hedef alan bir saldırı düzenlemesi ihtimali. Taşpınar’a göre, bu ihtimal Washington’da kaygı yaratıyor: “Amerika açısından İsrail’in tek başına saldırı düzenlemesi bir kırmızı çizgi. Amerika bunu kesinlikle istemiyor. O nedenle Washington – Tel Aviv, Washington – Kudüs hattında çok ciddi pazarlıklar yapılıyor. Bunun bekletilmesi, diplomasiye zaman tanınması için uğraşılıyor. Amaç bence 2012 yılını geçirmek. Çünkü 2012 Amerika’da seçim yılı… İsrail herhangi bir şekilde bu yıl saldırırsa petrol fiyatları iki üç misli artar ve bu da Amerika’da cılız ekonomik toparlanmayı iyice zorlaştırır ve Obama’nın seçilmesi zorlaşır. Dolayısıyla Obama yönetimi İsrail’in üzerinde tam saha presle ‘bekle, ekonomik yaptırımları görelim’ diyor.”

Nitekim Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Danışmanı Tom Donilon hafta sonu İsrail’de temaslarda bulunurken, Amerika Genelkurmay Başkanı Orgeneral Martin Dempsey Amerikan CNN Televizyonuna verdiği demeçte İran’ın nükleer tesislerine şu an saldırı düzenlenmesinin “istikrarı bozacak” bir sonuç doğurabileceğini ve “basiretli bir adım olmadığını” söyledi. Dempsey, İsrail’in Amerika’nın kaygılarını anladığından emin olduklarını da kaydetti.

Türk-Amerikan ilişkilerinin gündeminde önemli yer tutan Suriye ve İran sorunlarını değerlendiren Taşpınar, bu iki konuda da iyi seçenek olmadığına dikkati çekti: “Maalesef ikisinde de iyi opsiyon yok. Suriye’deki durum daha acil ve kötümser bir durum. Fakat İran konusunda da beklendiği takdirde İran nükleere doğru gidiyor. İran’ın sivil nükleer programını askeri bir projeye çevirmesi an meselesi. İran bunu istiyor. Çünkü İran kendine bölgede bir savunma kalkanı yaratmaya çalışıyor, tıpkı Kuzey Kore’nin yaptığı gibi. Eninde sonunda nükleere doğru gidecek bir İran var. Ve eninde sonunda İran’la savaşma isteğinde olan, İran’ın nükleer silah edinmesine razı olmayacak olan bir İsrail var. Dolayısıyla uzun vadede iyi opsiyonlar gözükmüyor bölge için.”

İran’la müzakerelerin biran önce başlaması umulurken, Suriye konusunda gözler Tunus’ta bu hafta sonu yapılacak Suriye’nin Dostları Grubu toplantısında…

XS
SM
MD
LG