Erişilebilirlik

Türkiye’nin IKBY’ye Tepkisi Nasıl Gelişecek?


Türkiye’nin, bağımsızlık referandumu düzenleyen Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’ne (IKBY) tepkisini Tahran ve Bağdat’la birlikte koordinasyon içinde yürütmesi beklenirken, Ankara’nın öncelikle ekonomik yaptırımları ele aldığı değerlendirmesi yapılıyor.

Ankara, IKBY’ye yönelik ilk yaptırımını medya boyutuyla hayata geçirdi. Başbakanlık bünyesinde ancak siyasi partilerin temsilcilerinden oluşan Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK), Irak’ın kuzeyindeki Kürt gruplar bağlantılı medya kuruluşları yayınlarını engelleyecek adım attı.

RTÜK, bölgesel yayınlarını TÜRKSAT uydusu aracılığıyla yürüten K24 TV, WAAR TV ve Rudaw TV kanallarını fiilen durdurdu. RTÜK, bugünkü olağanüstü toplantısında, söz konusu kanallara ilişkin rapor doğrultusunda TÜRKSAT uydusundan çıkarılmalarına karar verdi.

Raporda, “Türkiye'ye ait uydu alt yapısı ve bağlantılarını kullanması nedeniyle 6112 sayılı ‘Radyo ve Televizyonlarının Kuruluşu ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanunu’nun 29’uncu maddesinin üçüncü fıkrası çerçevesinde; Türkiye Cumhuriyeti Devletine yönelik yayınlar yapmakta olan söz konusu TV kanallarının içerik değerlendirilmesi yapma yetkisinin üst kurulumuza ait olduğu ve bu çerçevede söz konusu TV kanallarının yayınlarının iletimine izin verilmemesi ve engellenmesi bu kararın TÜRKSAT A.Ş. şirketine bildirilmesi hususlarında karar alınmasını teminen yazımızın ve eklerinin üst kurula havalesini takdir tensiplerinize arz ederim” denildi.

RTÜK’ün CHP’li iki üyesi şehir dışında oldukları için toplantıya katılmazken; HDP’nin tek üyesi de toplantıda değildi ancak ret oyu kullanması bekleniyordu. Toplantıda, AKP ve MHP’li üyeler bu karara imza attı. RTÜK’ün yazılı kararı gerekçesiyle TÜRKSAT’ın bu üç kanala ait yayınları durduracağı açıklandı.

Askeri açıdan tabloya bakıldığında 23 Eylül’de Irak Genelkurmay Başkanı Orgeneral Osman Ali Ferhud El-Ghanimi Ankara’yı ziyaret etmişti. Burada Türk Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar’ın ev sahipliğinde iki ülke askeri heyetleri bölgedeki askeri temasları ele almıştı. Bu çerçevede, bugün de Başbakan Binali Yıldırım Irak ordusundan subayların Türkiye’nin sınırda yürüttüğü tatbikata katılacağını açıkladı. TSK’nın akşam son yaptığı açıklamayla yarınki tatbikata katılmak üzere Irak askeri personelinin geldiği de duyuruldu.

Ayrıca Orgeneral Akar, bugün İran Genelkurmay Başkanı Tümgeneral Muhammed Bakıri’in davetiyle Tahran’a gitti. Türkiye’nin İran’la dikkat çekici askeri yakınlaşması Bakıri’nin 15 Ağustos’ta Ankara ziyaretiyle başlamıştı. Akar’ın Tahran ziyaretinin hemen ardından 4 Ekim’de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da İran’a gitmesi bekleniyor.

Peki Türkiye’nin, IKBY’ye yönelik tepki sürecinde hangi adımlar atılacak?

“Bağdat ve Tahran’la birlikte hareket edilmesi önemli”

Türkiye’nin Irak Büyükelçiliği görevindeyken Bağdat-Erbil ilişkilerini izlemiş bir isim olan emekli büyükelçi Selim Karaosmanoğlu, Ortadoğu coğrafyasındaki gelişmeleri de yakından takip ediyor. Amerika’nın Sesi’nin sorularını yanıtlayan Karaosmanoğlu’na göre; Türkiye’nin atacağı adımlarda askeri boyuttan öte ekonomik yaptırımlar uygulanmasının yanı sıra Irak merkezi hükümeti ve İran’la birlikte hareket edilmesi gerekiyor.

Karaosmanoğlu, “Türkiye’nin geleneksel dış politika çizgisine geri döndüğü görülüyor. Bu sevindirici bir husus. İran’la benzer şekilde bölgedeki gelişmelere tepki görünüyor. Yani Türkiye, reel politik ilkelere göre hareket durumuna geliyor. İdeolojik önyargı ve saplantılardan ayrı şekilde..” düşüncesini aktardı. Karaosmanoğlu, hükümetin askeri güç kullanımına gitmeden elindeki ‘yumuşak güç’ niteliğindeki enstrümanlarını kullanmaya başladığını gördüğünü söyledi. Türkiye’nin ekonomik önlemleri devreye sokması, başka enstrümanları kullanmasını, “Erbil’in anlayacağı bir dil” olarak yorumlayan Karaosmanoğlu, ayrıca IKBY’nin coğrafyasında Kürtler arasında da birlik-beraberlik olmadığı görüşünde.

Irak’ın kuzeyi ve Suriye’nin neticede Arap toprağı olduğunu da unutmamak gerektiği görüşünü ifade eden Karaosmanoğlu, “Arap toplumu, bazı konularda birlik olmaya başlar. Bölgede ikinci bir İsrail’in yaratılmasına izin vermeyeceklerdir. Arap kamuoyunda böylesi bir tavır alınabileceğini öngörüyorum. Türkiye’nin eşgüdümlü hareket etmek üzere Bağdat’a yaklaşması da umut verici bir gelişme” diye konuştu.

Ortadoğu Stratejik Araştırmalar Merkezi (ORSAM) Araştırmacısı Bilgay Duman da, Irak’ı yıllardır bölgeye sık ziyaretleriyle yakından gözlemleyen isimlerden birisi. IKBY’nin en aktif yayın organlarından Rudaw’ın TÜRKSAT’tan çıkarılma kararı alındığını hatırlatan Duman da, “Ben tek yönlü değil çok yönlü adımlar atılmasını bekliyorum. Ekonomik, güvenlik ve askeri adımların hızlıca, eşgüdümlü olarak atılacağını düşünüyorum. Bugün Genelkurmay Başkanımız İran’a gitti. Dolayısıyla İran’la da askeri müzakere içerisinde Türkiye.. Sınır güvenliğini sağlamak, Türkmenleri korumak ve ekonomik aktiviteleri korumak için önümüzdeki adımları daha güçlü şekilde atacaktır” düşüncesinde.

Askeri müdahale ihtimali ve Türkmenler meselesi

Emekli büyükelçi Karaosmanoğlu, askeri müdahale seçeneğini ise Türkiye’nin hassasiyet noktalarıyla değerlendirdi. Karaosmanoğlu, “Birincisi Kerkük ve Musul’daki Türkmenler. 2. Körfez Savaşı’ndan sonra buradaki Kürt nüfusunun çoğaltılmasına çalışıldı. Eğer şimdiki süreçte buralardaki Türkmenler baskı veya fiziki bir zarar görürse herhalde Türkiye bunu hoş karşılamayacaktır. İkincisi, Ceyhan’daki tesisimize gelen Irak Boru Hattı geçmektedir. Bu hattı koruma görevi ise, antlaşmayı imza atmış Irak ve Türkiye’ye düşmektedir. Eğer buraya da müdahale olursa ki ben zannetmiyorum ama Türkiye, ‘surgical operation’ denilen kısmi müdahalede bulunabilir” dedi. Karaosmanoğlu, ancak şahsen kesinlikle askeri operasyon yapılmasını istemeyeceğini ve sadece son çare olabileceğini de söyledi.

ORSAM Araştırmacısı Bilgay Duman da, Irak’ın kuzeyindeki yerleşim yerlerindeki Türkmenlerle yürüttüğü görüşmeler itibariyle Kerkük’te Kürt gruplarca provokasyon girişimleri, Türkmenlere ait işyerlerine sloganlar atılması gibi tacizler yaşandığını ve bu nedenle yerel polis tarafından sokağa çıkma yasağı ilan edildiğini kaydetti.

Irak’ın Selahaddin kentine bağlı Tuzhurmatu’da ise gün içerisinde Şii Türkmen unsurlarla Peşmerge gücü arasında çatışma çıktığını belirten Duman, “Kerkük’le Tuzhurmatu’nun yanı sıra Sincar, Hanekin gibi tartışmalı bölgelerde Irak unsurlarıyla Peşmergeler karşı karşıya gelebilir. Bölgede ciddi bir gerginlik var. Özellikle Türkmen bölgelerinde ciddi gerginlik söz konusu. Kürtler biraz daha pervasız davranarak bu bölgelerde provokatif eylemler yapıyorlar” diye konuştu.

Irak’ın genelinde Türkmenlerin yaygın bir yerleşimi bulunduğuna ve Şii – Sünni ayrışmalarına dikkat çeken Duman, “Türkmen yerleşim bölgeleri genellikle çatışma bölgeleri. Bu bölgeler aynı zamanda Kürtlerin baskı kurduğu yerler. Bugüne değin IŞİD’in baskısıyla uğraşıyorlardı. IŞİD, şu anda pek çok bölgede bertaraf edildi ama izleri halen duruyor. Bunun yanı sıra IKBY’yle merkezi hükümet arasında gerginlik hattında tam ortada yaşıyorlar. Türkmenler açıkçası bir varoluş mücadelesi içinde. Silahlı güç açısından ise Şii güçler içerisinde Türkmenler yer alıyor. Ama Türkmen Gücü adı altındaki gibi bir güce sahip değiller. Bu nedenle de Irak merkezi hükümeti desteğinde Türkiye’nin adım atmasını bekliyorlar” dedi.

Erbil – Bağdat hattında süreç nasıl gelişir?

Irak merkezi hükümetinin, bölgede aşiretleri kullanarak hakimiyet kurmaya çalışma ihtimali bulunduğunu da belirten Karaosmanoğlu, Bağdat’ın uzun süredir siyaseten yaşadığı Sünni ve Şii çatışması boyutunu sormamız üzerine, “Türkmenler de Sünni ve Şii diye ikiye ayrılmıştır. Şu anda hayatları, varlıkları mevzu bahis. Eğer Bağdat hükümeti akıllıca davranırsa, aynı şekilde önyargılardan kurtularak, Irak anayasasına uygun geniş bir koalisyona dönerse başarılı olacağını zannediyorum. Irak’ta geniş bir Türk toplumu olduğunu da unutmamalıyız” dedi.

Karaosmanoğlu, IKBY’yi bağımsızlık referandumunu düzenleme noktasına getiren süreci Mesut Barzani’nin kişisel iktidarını sürdürmesi amacıyla açıklıyor. Karaosmanoğlu, Irak’ın kuzeyindeki Kürt yönetimi eğer anayasal çizgiye geri dönerse ve Bağdat’ın da IKBY’ye anayasal taahhütlerini yerine getirmesi halinde bölgedeki tansiyonun azalacağını sözlerine ekledi.

Bilgay Duman ise, Mesut Barzani’nin yanlış bir hamle yaptığını ve fırsatını elinden kaçırdığını kaydetti. Duman şu değerlendirmede bulundu:

“Barzani iç siyasette sıkışmış durumdaydı. 2013’te Başkanlık süresi dolmuş ve 2015’e değin uzatılmıştı. İlk başta bu Barzani elindeki fırsattı ama 2015’ten sonrasında başkanlığını devam ettirme ısrarı Kürt bölgesini çıkmaza sürükledi. Parlamento çalıştırılamaz hale geldi. Ekonomik anlamda sıkıntıya girildi. Kürt bölgesi iç siyaseti bakımından KDP’yle KYB arasındaki denge bozulma sürecine girdi. Barzani, bu süreci tersine çevirebilmek için referandum adımını attı. Ancak Barzani referandum adımının büyüklüğünü hesaplayamadı. Oysa rafa kaldırsaydı Bağdat’la müzakerelerde daha avantajlı konuma gelebilirdi. Ancak ok yaydan çıktı. Bence Bağdat’la müzakere süreci kalmadı. Bağdat’ın da adımlarını sertleştirdiğini görüyoruz. Bugün Irak parlamentosu toplandı ve IKBY’den Bağdat’a bağlı vilayetlere geçiş yasaklandı. Referandumda oy veren devlet görevlilerinin ilişiğinin kesileceği açıklandı.”

XS
SM
MD
LG