Erişilebilirlik

Temsilciler Meclisi İstihbarat Komisyonu’nda Türkiye ve Rusya Mesajı


ABD Temsilciler Meclisi İstihbarat Komisyonu’unda düzenlenen “Dünyada Otoriterliğin Yaygınlaşmasının Ulusal Güvenlik Açısından Sonuçları” adlı oturumda Türkiye de gündeme geldi. Oturumda konuşan NATO eski Genel Sekreteri Anders Fogh Rasmussen ve eski ABD Dışişleri Bakanı Madeleine Albright Türkiye’deki siyasi gelişmelerden ve Rusya ile ilişkilerden endişe duyduklarını ancak Ankara ile diyaloğun kesilmemesi gerektiğini savundu.

Amerika’nın Başkan Donald Trump döneminde “Önce Amerika” yaklaşımı kapsamında içe döndüğüne yönelik eleştirilerin dile getirildiği bir dönemde Temsilciler Meclisi’nde düzenlenen oturumda otoriter rejimler Amerika’nın ulusal güvenliği açısından bir tehdit olarak nitelendi. Otoriterleşen rejimlerle nasıl baş edilmesi gerektiğinin tartışıldığı oturumda Türkiye ve Rusya da sıklıkla gündeme geldi.

Eski NATO Genel Sekreteri Rasmussen’e “Türkiye gibi bir NATO müttefiki otoriterleştiğinde ne yapmalı?” sorusu yöneltildi. Rasmussen önce Türkiye’deki siyasi gelişmelerden ve ifade özgürlüğünün geldiği noktadan endişe duyduğunu dile getirdi, sonrasında Türkiye’nin Rusya’dan aldığı S-400 füze sistemleriyle ilgili kaygısını ifade etti.

Rasmussen, “Bu sistem (S-400) NATO sistemiyle uyumlu değil. Türkiye bu sistemi alırsa bunu NATO sisteminden ayırmak zorunda kalacak. Bu da Türkiye’nin marjinalize olması demek” diye konuştu. Ankara ile diyaloğun güçlendirilmesi gerektiği mesajını veren Rasmussen “Bunu anayasa değişikliğine karşı oy kullanan yüzde 50’ye borçluyuz. Reform ve Batı odaklı bir Türkiye’ye ihtiyacımız var” şeklinde konuştu.

Eski ABD Dışişleri Bakanı Madeleine Albright da Türkiye’nin Rusya ile ilişkileri ve NATO içindeki yeri konusunda benzer mesajlar verdi. Amerika’nın her konuda görüş birliği içinde olmadığı müttefikleriyle diyaloğu devam ettirmesi, ilişkileri kesmemesi ve birlikte çalışabilecek alanların tespit edilmesi gerektiği konusunda genel bir mesaj veren Albright Türkiye özelinde “NATO’dan dışlamak istemiyoruz. Diyaloğu devam ettirmemiz gerekiyor” diye konuştu.

“Eskiden darbeyle göreve geliyorlardı, şimdi seçimle geliyorlar”

Temsilciler Meclisi İstihbarat Komisyonu’ndaki oturumda otoriter rejimlerin dinamiğinin ve şeklinin artık günümüzde değiştiği, bu nedenle de başka mücadele yöntemlerinin geliştirilmesi gerektiği vurgulandı.

Oturumdaki konuşmacılardan biri olan Center for a New American Security adlı düşünce kuruluşunun Transatlantik Güvenlik Programı’ndan Andrea Kendall Taylor, dünyada otoriter rejimlerin oluşma aşamalarındaki değişikliği birkaç ana başlıkta topladı. Taylor, otoriter liderlerin eskiden darbe ile yönetime geldiğini, günümüzde ise özgür seçimlerle göreve gelen liderlerin otoriterleştiğini vurguladı. Taylor, günümüzde Soğuk Savaş döneminden farklı olarak otoriter rejimlerin son derece kişiselleşen otokrat liderlerle oluştuğunu belirtti ve bu liderler arasında Rusya Cumhurbaşkanı Vladimir Putin, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı saydı. Otoriter liderlerin değişken ve tahmin edilemez ortakları olduğunu savundu. Taylor, dünya düzeninde tektonik bazı değişiklikler sonucu Rusya ve Çin gibi otokrasilerin kendi taktiklerini başka ülkelere ihraç ettiklerini ve Batılı demokrasileri baltalamak için çaba gösterdiğini vurguladı.

Andrea Kendall Taylor, Soğuk Savaş’ın sona ermesinden sonra değişen düzende otokratik ülkelerle baş edilmesi için ABD Kongresi’nin daha erken harekete geçerek bu ülkeler üzerinde baskı kurması gerektiğini belirtti. Taylor, “Eğer demokrasiler otokrasiye karşılık vermezlerse, otokrasi norm haline gelebilir” uyarısında bulundu.

“Rusya hibrid bir savaş yürütüyor”

NATO’nun eski Genel Sekreteri Anders Fogh Rasmussen de Rusya’nın Batı ülkelerindeki demokrasileri ve medyayı zehirlemeyi amaçladığını, bir yandan Ukrayna’ya müdahale edip diğer yandan Batı ülkelerini siber saldırılarla hedef alarak Rusya’nın hibrid bir savaş yürüttüğünü savundu. NATO’nun güçlendirilmesi gerektiğini ve küresel demokrasiye güvenin tazelenmesi gerektiğini ifade eden Rasmussen “Bu süreçte Amerika’nın kararlı liderliğine ihtiyacımız var. Bu liderlik mücadelenin vazgeçilmez bir parçası. Aksi takdirde daha güçlü düşmanlar ve daha zayıf dostların olduğu bir ortam oluşacak. Ama elbette Amerika bütün yükü sırtlanmamalı” diye konuştu.

NATO eski Genel Sekreteri Rasmussen ittifakın savunma alanındaki yatırımı arttırdığını, askeri açıdan Doğu Avrupa’da daha güçlü olduğunu ifade etti. Rasmussen, bir NATO müttefikinin uğradığı saldırının bütün ittifaka yönelik bir saldırı olarak sayılmasını öngören Kuzey Atlantik İttifakı’nın 5. Maddesi konusunda dile getirilen şüphelerin ittifakı siyasi açıdan zayıflattığını savundu.

“Çin ‘Tek kuşak tek yol’ projesini politika aracı olarak kullanıyor

Oturumda “Tek Kuşak Tek Yol” projesiyle dünyada nüfuz alanını Pakistan’dan Afrika’ya kadar genişleten Çin de gündeme geldi. ABD eski Dışişleri Bakanı Madeliene Albright söz konusu projeye değindi. “Artık neredeyse Çinliler şişmanlıyor diyeceğim çünkü kuşak genişledikçe genişliyor. Çin bu projeyi bir politika aracı olarak kullanıyor. Biz geri çekilince doğan boşluğu onlar dolduruyor” ifadelerini kullandı.

XS
SM
MD
LG