Erişilebilirlik

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Avrupa Birliği ülkelerini bölen “AB İşçi Dolaşımı Yönetmeliği’ni” sertleştirmek için çıktığı Avrupa turunda aradığı desteği bulamadı. Macron, Avusturya, Romanya ve Bulgaristan’a düzenlediği mini Doğu Avrupa gezisinde “Avrupa ruhuna ihanet anlamına gelen ve sosyal dampinge yol açan” yönetmeliğin daha sert kurallara bağlanmasını önerdi.

Avusturya destek, Slovakya ve Çek Cumhuriyeti tartışma sözü verdi. Polonya ise Macron’un önerisine tümüyle karşı olduğunu açıkladı. Macron, 3 günlük gezinin ardından henüz uzlaşma sağlayamadıklarını, ancak yıl sonuna kadar uzlaşma noktası yakalamayı umut ettiğini söyledi.

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Avrupa Birliği’nde derin reformlar yapılmasından yana ve bu reformlara öncelikle AB’de uzun süredir tartışılan "İşçi Dolaşımı Yönetmeliği" ile başladı. Yönetmelik bir AB üyesi ülkenin, bir başka AB üyesinden gelen işçi ile çalışmasını düzenliyor. Buna göre, bir işçi çalıştığı ülkenin asgari ücretini alıyor ancak, sosyal güvenlik ve sosyal haklar açısından geldiği ülkenin yasalarına bağlı çalışıyor. Doğu Avrupa ülkelerinin AB’ye alınmasından çok önce, 1996 yılında getirilen yönetmelik, Polonya, Romanya, İspanya gibi AB’ye çok sayıda işçi göndeen ülkeler tarafından savunuluyor.

Bu sistemin Fransa’da ve Avrupa ülkelerinde çalışma yaşamında dampinge yol açtığını ve haksız rekabet yarattığını belirten Macron, yönetmeliğin değişmesini istemeyen ülkeleri ikna etmek için, Doğu Avrupa liderleriyle bir araya geldi.

Gezisine Avusturya’dan başlayan Fransa Cumhurbaşkanı, Salzburg kentinde, önce Avusturya Başbakanı Christian Kern ile, ardından da Salzburg dörtlüsü adı altında Avusturya’nın yanısıra, Çek Cumhuriyeti Başbakanı Bohuslav Sobotka ve Slovakya Başbakanı Robert Fico ile görüştü.

"AB ruhuna ihanet"

Görüşmelerin ardından açıklama yapan Fransa Cumhurbaşkanı Macron, "AB iç pazarında, hangi ülkede olursa olsun aynı alanda çalışan kişilerin farklı sosyal koşul ve ücrete sahip olması Avrupa ruhunun temeline ihanettir. Avrupa ortak pazarı ve işçilerin serbest dolaşımı daha az sosyal hak veren ülkeleri ödüllendirmek için icat edilmedi," dedi. Yönetmeliğin sık sık aşırı uçlar tarafından popülist amaçlarla kulandıldığını da dile getiren Macron, bunun da Avrupa için tehlikeli olduğuna, AB’ye olan güveni azalttığına dikkat çekti.

Macron, Bükreş’teki temaslarında genelgeye ilişkin eleştirinin dozunu daha da yükselterek, "Eğer bir an evvel derin bir değişiklik yapmazsak sosyal ve finansal damping nedeniyle sistem patlayacak ve AB’yi tehlikeye sokacak," dedi.

Bükreş’i ikna etmek için, Schengen Bölgesi’ne ilişkin kuralların yenilenmesinin ardından, Romanya’nın da serbest dolaşım bölgesine girmesine destek vereceğini açıkladı.

Ancak Macron bu turu atarken Polonya’dan, "Serbest işçi dolaşımı genelgesinin değişmesini istemediklerini bunun Polonyalı işçilerin aleyhine olacağı," açıklaması geldi.

Avusturya ve Fransa, yönetmeliğin değişmesi gerektiği üzerinde hem fikir olduklarını açıkladılar. Ancak Çek Cumhuriyeti ve Slovakya’dan aynı kararlı yanıt gelmedi. Macron, Romanya ve Bulgaristan temaslarından da net sonuç alamayınca, "Henüz uzlaşma noktasına varamadık. Ancak yıl sonun doğru bir uzlaşma sağlanacağını umut ediyorum, dedi.

Macron ne öneriyor?

Macron’un Doğu Avrupa ülkelerine sunduğu değişiklik planının detayında, yabancı işçilerin bir başka AB ülkesinde çalışma sürelerinin 3 yıldan 1 yıla çekilmesi isteniyor. Aynı konu üzerinde 2016’dan bu yana çalışan Avrupa Komisyonu bu sürenin 2 yıla indirilmesini öneriyor.

Macron, kontrollerin de artırılmasını, yasadışı çalışma, çalışanların kayıt altına alınmaması, ucuz işçilerin sağlıklı ve güvenli olmayan koşullarda çalıştırılması gibi pek çok yasadışı yöntemin önüne geçilmesi için kontrollerin sıkılaştırılmasını öneriyor. Bunun için işçi gönderen ve kabul eden ülkelerin işbirliğine geçmesini istiyor.

Bu alanda yapılan yolsuzluklarla da mücadele mekanizmaları oluşturulmasını istiyor. Özellikle kuralları kullanarak hile amaçlı kurulan "posta kutusu" şirketlerle mücadele edilmesini savunuyor. Fransız Senatosu 2013 yılında hazırladığı bir raporda, Fransa’da 300 bin civarında illegal geçici işçinin asgari ücretin çok altında, uzun süre ve kötü koşullarda çalıştırıldığını belirledi.

10 ülke karşı çıkıyor

Avrupa Komisyonu’nun 2016 yılında yönetmelik şartlarının sertleştirmesini içeren çalışmasına Polonya, Çek Cumhuriyeti, Romanya, Bulgaristan, Slovakya ve Danimarka’nın da aralarında olduğu 10 AB üyesi karşı çıkmıştı.

Fransa, 286 bin yasal geçici yabancı işçi sayısıyla Almanya’nın ardından AB’de ikinci en çok yabancı işçi alan ülke konumunda. En çok Polonya, Portekiz ve İspanya’dan geçici işçi geliyor ve en çok inşaat ve mevsimlik işçi sektörü bundan etkileniyor. Yönetmeliğin sertleşmesi konusunda Paris ile aynı fikirde olan Berlin, Fransa’dan daha çok işçi alsa da, şimdilik bu konuyu acil öncelikleri arasında görmüyor.

Ekim ayında yönetmelik konusunu ele alacak AB Komisyonu Başkanı Jean-Claude Juncker, sözcüsü aracılığıyla, Macron’un bu konuda gösterdiği çabayı selamladığını açıkladı.

XS
SM
MD
LG