Erişilebilirlik

Kadın Cinayeti Artan Türkiye’de İstanbul Sözleşmesi Tartışılıyor 


(ARŞİV)

Kadın cinayetleri, Türkiye’nin son yıllardaki en önemli toplumsal sorunlarının başında geliyor. Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nun verilerine göre, 2020 yılının ilk yarısında 148 kadın cinayeti işlenirken 80 kadın ölümü şüpheli bulundu. Geçtiğimiz hafta ortaya çıkan bir cinayet dikkatleri yeniden kadına yönelik şiddet üzerine çekti.

Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi İktisat Bölümü son sınıf öğrencisi Pınar Gültekin, eski sevgilisi olduğu iddia edilen Cemal Metin Avcı tarafından davet edildiği kır evinde önce dövüldü, sonra boğularak öldürüldü. Cinayet zanlısı Avcı, Muğla Emniyet Müdürlüğü’nde verdiği ifadesinde Gültekin’in cesedini yaktıktan sonra bir varile koyarak ormanlık bir alana attığını itiraf etti.

Aynı günlerde “Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi” ya da kısa adıyla İstanbul Sözleşmesi yeniden tartışmaya açılmıştı. 11 Mayıs 2011’de İstanbul’da yapılan Avrupa Konseyi Bakanlar Kurulu toplantısında karar altına alınan ve yaklaşık on ay sonra 14 Mart 2012’de AKP, CHP, MHP ve BDP milletvekillerinin oylarıyla TBMM Genel Kurulu’nda kabul edilen İstanbul Sözleşmesi, neredeyse kabul edildiği günden beri muhafazakar çevrelerin hedefinde.

Erdoğan’ın İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmeyi istediği iddia edilirken, sözleşmeyi savunan AKP’li Canan Kalsın görevinden alındı

45 ülkenin imza attığı, 39 ülkenin parlamentosunda onayladığı sözleşmeyi ilk onaylayan ülke olan Türkiye’de hükümetin yaklaşımının değiştiği sır değil. Gözlerin çevrildiği Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın bu konuyla ilgili net tavrını kamuoyu birinci ağızdan henüz duymadı.

Ancak geçtiğimiz yılın Mayıs ayında Diyanet-Sen’in ‘‘İstanbul Sözleşmesi feshedilsin’’ açıklamasından birkaç gün sonra Türkiye Aile Meclisi Platformu Başkanı Adem Çevik'in, Milli İrade Platformu’nun Haliç Kongre Merkezi’nde düzenlediği iftar programına katılan Cumhurbaşkanı’nın ‘‘İstanbul Sözleşmesi nas değildir. Bizim için ölçü değil’’ dediği yönündeki aktarımı yalanlanmadı. Erdoğan, Şubat ayında milletvekilleriyle yaptığı kapalı toplantıda sözleşmenin gözden geçirileceğini mesajını verdi.

14 Temmuz’da düzenlenen AKP MYK toplantısında da İstanbul Sözleşmesi önemli gündem maddelerinden biriydi. Genel Başkan Yardımcısı Numan Kurtulmuş’un ayrıntılı sunumu sonrası MYK üyelerinin ağırlıklı olarak İstanbul Sözleşmesi aleyhinde görüş dile getirdiği, Cumhurbaşkanı’nın da, eşcinselliği teşvik eden ifadeler içerdiği gerekçesiyle Türkiye’nin de İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmesi gerektiğini söylediği iddia edildi.

Bu toplantıdan iki gün sonra İstanbul Sözleşmesi'ni açıkça savunan AKP İstanbul Milletvekili Canan Kalsın, TBMM Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu Başkanlığı görevinden alındı.

Gülsüm Kav: ‘‘Kadınlar her gün kuş gibi vurulurken daha ne kadar sessiz kalacaklar?’’

Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Başkanı Gülsüm Kav, çoklu baro yasasının kabul edilmesi, Ayasofya’nın ibadete açılması ve İstanbul Sözleşmesi’nin yeniden tartışılması başlıklarının üçlü bir paket olduğunu söylüyor.

VOA Türkçe’nin sorularını yanıtlayan Kav, ‘‘Türkiye, İstanbul Sözleşmesi’ne ilk imza koyan ülke. O dönem iktidarın hem içeriye hem dışarıya karşı politikasıyla uyumluydu. Ama bugün iktidar o dönemin müktesebatından tamamıyla kopmuş durumda. Cumhurbaşkanı geçen sene de benzer bir çıkış hazırlığındaydı ancak hemen akabinde Emine Bulut cinayetini yaşadık. Bugün yeniden İstanbul Sözleşmesi gündemde. Ayasofya kararı, çoklu baro, sosyal medya düzenlemesi bunların hepsi bir paket. İktidar Corona pandemisinin de etkisiyle uygun bir zemin olduğunu düşünüyor. Ancak bu toplumun yarısının kadınlardan oluştuğu unutulmasın. Kadınlar hemen sokağa çıktı, tepkisini ortaya koydu. Ve bu sabah uyandık. Mersin’de iki kadın öldürülmüş. Kadınlar her gün kuş gibi vurulurken daha ne kadar sessiz kalacaklar?’’ dedi.

İstanbul Sözleşmesi eşcinselliği teşvik ediyor mu?

İstanbul Sözleşmesi’nin 3. maddesinin 4. bendinde yer alan ‘‘Taraflar bu Sözleşme hükümlerinin, özellikle de mağdurların haklarını korumaya yönelik tedbirlerin, cinsiyet, toplumsal cinsiyet, ırk, renk, dil, din, siyasi veya başka tür görüş, ulusal veya sosyal köken, bir ulusal azınlıkla bağlantılı olma, mülk, doğum, cinsel yönelim, toplumsal cinsiyet kimliği, sağlık durumu, engellilik, medeni hal, göçmen veya mülteci statüsü veya başka bir statü gibi, herhangi bir temele dayalı olarak ayrımcılık yapılmaksızın uygulanmasını temin edeceklerdir’’ ifadesi Türkiye’deki sözleşme karşıtı çevrelerinin en büyük dayanak noktalarından biri. Madde kapsamında cinsel yönelimin de sayılması, eşcinselliğin teşviki olarak yorumlanıyor.

AKP Genel Başkan Danışmanı Yasin Aktay, bugün Yeni Şafak’ta yayımlanan yazısında İstanbul Sözleşmesi’nin kadına yönelik şiddeti engelleyemediği gibi asıl niyetin eşcinselliğin meşrulaştırılması olduğunu öne sürdü.

Eşinden uzaklaştırılan kocalarının sayısının 250 bine ulaştığını belirten Aktay, ‘‘Sözleşme aile içi şiddeti hiç engellemiyor, engelleyemiyor. Bilakis nedensel ilişkiyi kesin olarak ilk anda söyleyemesek bile bu Sözleşme’nin etkinliği arttıkça kadına yönelik şiddette de bir artış olduğunu görebiliyoruz. Sözleşme sonuna kadar uygulansa bile kadına yönelik şiddete bir çare olmuyor, gördük işte. Meğer ki, İstanbul Sözleşmesi savunmasında kadına yönelik şiddet, metnin asıl niyetine, cinsiyet rolleri söylemi üzerinden eşcinselliğin meşrulaştırılmasına, normalleştirilmesine ve yasal dayanaklara kavuşturulmasına bir kalkan oluşturmasın’’ dedi.

Gülsüm Kav: ‘‘Cinsel yönelim temel insan hakkı, kadınları sözleşme değil erkekler öldürüyor’’

İstanbul Sözleşmesi ve 6284 Sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Şiddetin Önlenmesi Hakkındaki Kanun’un etkin bir şekilde uygulanmamasının kadına yönelik şiddeti arttırdığını belirten Gülsüm Kav, muhafazakar çevrelerinin cinsel yönelimi öne çıkarmasının taktik olduğu görüşünde.

Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Başkanı, ‘‘Sözleşmeye itirazın görünür nedeni, bazı maddelerin ‘yerli ve milli’ ahlakı bozduğu iddiası. Tepkiler en çok 3. madde üzerinde yoğunlaşıyor. Biz doktorlar artık Hipokrat yemininde hastalar arasında ayırım yapmayacağımızı söylerken cinsel yönelimden bahsediyoruz. Kendi meşruiyetlerini buradan kurmaya çalışsalar da cinsel yönelim de temel insan hakkı. Boşanmalar arttı, erkekler mağdur oluyor deniyor. Uzaklaştırmalar eleştiriliyor. 6284 Sayılı Kanun’da daha etkili tedbirler var. Sığınma evi, adres değişikliği, meslek edindirme, kreş desteği, mali yardım gibi tedbirler uygulanmıyor. Maalesef bunlar uygulanmıyor. Otomatiğe bağlanmış gibi çağrılı koruma ve uzaklaştırma uygulanıyor. Uzaklaştırma da uygulanmazsa ne olsun kadın sürekli şiddete mi uğrasın? Kadınları sözleşme değil erkekler öldürüyor. Ve bütün kadınlar bunun farkında’’ dedi.

İş dünyasından İstanbul Sözleşmesi’ne destek

Bu arada iş dünyasından da arka arkaya İstanbul Sözleşmesi lehine açıklamalar yapılıyor.

Koç Holding, Sabancı Vakfı, Borusan Holding’den sonra Zorlu Holding de ‘‘İstanbul Sözleşmesi’ne bağlı kalmanın; sağladığı yasal güvencenin yanı sıra kadınlara yönelik şiddetin sona erdirilmesi yolunda önemli bir mesaj olacağına inanıyoruz” diyerek İstanbul Sözleşmesi’ne sahip çıktı.

XS
SM
MD
LG