Erişilebilirlik

İsrail’in Kürt Bağımsızlığından Beklentisi Ne?


Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’nin bağımsızlık referandumu düzenlemesine Irak, Türkiye ve İran’ın sert tepkisine karşılık İsrail’in destekleyici tutumu, bölgede Araplar dışında ve kendisine dost aktör ihtiyacıyla açıklanıyor.

İsrail, Filistin ve Türkiye üzerine araştırmalarıyla tanınan akademisyen Doç. Dr. Louis Fishman, Tel Aviv’in bölgesel gelişmelere yaklaşımını Amerika’nın Sesi’ni yorumladı. The City University of New York öğretim üyesi Fishman, İsrail’in bölgesel çıkarlarıyla Kürtler ile ilişkisini açıklamak gerektiğini görüşünde.

İsrail’in, Ortadoğu bölgesi ülkesi olarak kendisiyle iyi, pozitif ilişkiler kurabileceği ülkeler olmasından memnuniyet duyacağını kaydeden Fishman, bu bakımdan İsrail’in politikasının son derece basit değerlendirilebilceğini söyledi. Fishman, “Kürtler’in İsrail’le hiçbir problemi yok. İsrail’in Kürtler’e ilişkin problemi yok. Her şey tamamıyla çıkar zemininde. Örneğin, ABD ile Avrupa ülkeleri ilişkilerinde olduğu gibi. Ortadoğu bölgesinde menfaatler çok daha önem arz ediyor. IKBY’nin İsrail ile ilişkisinde, Türkiye üzerinden petrol alımı olduğunu da anımsıyorum, öyle olduğuna inanıyorum. İsrail’in yaklaşımı, bölgede birlikte çalışabileceği ülkeler olması. Dolayısıyla İsrail’in, bağımsız Kürdistan oluşumunu desteklemesi sürpriz değil” dedi.

Buradaki asıl sürprizin, Türkiye’nin bu derece IKBY’nin bağımsızlığına karşı çıkması olduğunu savunan Fishman, “Çünkü Türkiye, IKBY ile en azından son 10 yıldır çok yakın ilişkiler yürütüyordu. Burada ciddi bir para söz konusu. Birlikte boru hattı inşa edilmesi, buradan IKBY’nin petrolünü Türkiye üzerinden satması” diye konuştu.

İsrail’in, Irak’ta bağımsız Kürt devleti kurulumasını desteklemesinin, aslında Türkiye’nin Suriye’deki Kürtlere yaklaşımı veya genel olarak Kürt meselesiyle ilgili olmadığını belirten Fishman, “IKBY uzun yıllardır özerk dolayısıyla da İsrail ile arasında çok yakın ilişkiler geliştirilmiş durumunda. İsrail, Ortadoğu bölgesinde Arap ülkelerinden öte diğer ülkeler ile işbirliğini geliştirmek istiyor. Türkiye gibi, İran gibi ve son olarak gelecekteki Kürdistan Devleti gibi. Şunu anımsamak gerekir ki söz konusu ülkeler arasındaki ilişkiler; farklılıklar, anlayış üzerine kurulu ve her biri çok farklı tarihsel geçmişe sahip” ifadelerini kullandı.

Kürtler’in son 20 yıldır İsrail’de çok yakından takip edildiğini, haberleştirildiğini not ettiğini de söyleyen Fishman, “Kürtler, İsrailliler yakın arkadaşlıklar kuruyor. İsrail’de Kürt Yahudi Toplumu da var. Bu insanlar kendilerini Yahudi olmaları yanı sıra Kürt olarak tanımlıyor. Belki tabloda çok küçük bir parça ama Kürtler açısından iyi bir tanıtım İsrail içerisinde. Dolayısıyla Kürtler ile İsrailler arasında sıcak bir ilişki olduğunu söyleyebiliriz. İsrailler, kendilerine ait ülkesi olmayan ve uzun yıllar baskı altında kalmış bir topluluk olarak Kürtler’e ilişkin güçlü duygular besliyor. Ama yine de bu durum ikincil etken olarak kalıyor. İsrail’in, IKBY’ye yaklaşımı öncelikle ülkesel çıkarlarıyla ilgili. Bu noktada, Türkiye ile ilişkiler, Azerbaycan ile ilişkiler de İsrail için çok önem taşıyor” dedi.

Amerika’nın Sesi’nin sorularını yanıtlayan Emekli Büyükelçi Uluç Özülker de, Doç. Dr. Fishman gibi İsrail’in tutumunu kendi bölgesel çıkarları açısından değerlendirmek gerektiği düşüncesinde.

İsrail’in uzun yıllardır bölgede Araplar ile müzakere edebilme konusunda çok rahatsız olmuş durumda olduğunu söyleyen Özülker, “Dolayısıyla bölgede Arap olmayan bir devletin var oluşundan memnun olacağı kesin. Bu nedenle de Kürt devleti oluşumunu destekliyor. Bunu yaparken de aynı zamanda ABD ile işbirliği yaptığı kesin. ABD de, bölgesel gelişmelerde Irak’ta Barzani ile, Suriye’de PYD-YPG ile işbirliği içerisinde IŞİD ile mücadeleyi yürütüyor. İsrail’den sonra burada Kürt varlığı oluşumunu da kendi lehine görmektedir. Yani ABD’nin bölgede bir numaralı partneri İsrail, iki numara da Kürtler olacaktır. Dolayısıyla İsrail’in görüşleri ve politikaları, ABD ile örtüşmektedir. İsrail ise, IKBY’nin bağımsızlık referandumunu destekleme konusunda ön plana çıkmış görünüyor. ABD, başat güç olarak bölgede IŞİD’i tamamıyla bitirmeden başka politikalara yönelmek istemiyor ve bunu yapması son derece riskli. Buna karşılık İsrail, bir bölge ülkesi politikasını ortaya koymak ve IKBY’nin bağımsızlığını teşvik etmek suretiyle sonuç almaya çalışıyor” dedi.

Netanyahu neden sessizlik yaklaşımına geçiş yaptı?

Bu arada İsrail Devleti olarak IKBY’nin bağımsızlığını desteklediği yönünde çok net açıklamaların ardından, İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu’nun “konuya ilişkin yeni yorumlar yapılmaması” kararı da dikkat çekti.

Büyükelçi Özülker, Netanyahu’nun tutumunu Ortadoğu’nun yeterince karışık olmasıyla açıklıyor. IKBY’ye yönelik Bağdat yönetimi başta olmak üzere sınır ülkelerince gösterilen tepkiyi anımsatan Özülker, İsrail’in politikasına ilişkin şu görüşlerini dile getirdi:

“Şayet Irak’ta İbadi (Ebadi) eğer Kürt bölgesi kontrolünü ele geçirmek üzere adım atar ve müdahaleci olma yönünde politikasını geliştirirse bu ister istemez Ortadoğu’da karışıklığa sebebiyet verecektir. Birincisi, her halükarda Irak’ın toprak bütünlüğü ve egemenliği, ABD ve Rusya’nın ki aynı zamanda Türkiye ve İran’ın da topyekün destekleme tavrı sergilediği bir konu. İbadi Hükümeti, özerkliğine rağmen Kürt bölgesinin de hakimidir. Çünkü Irak bir bütün olarak ele alınmak mecburiyetindedir. İbadi’nin tavrına karşı çıkmak işi ayrışmaya götürmek, dolayısıyla da çatışmanın habercisi olacaktır. Nitekim İbadi, gümrük kapıları ve havalimanları yönetimini Bağdat’a devretmesi hususunda Barzani’yi de uyarmış bulunmakta. Yani Bağdat ile Erbil arasında durum bir çatışma doğru götürülebilecektir.

İkincisi, Kürt bölgesi, Türkiye, İran ve güneyde Irak Merkezi Hükümeti tarafından çevrelenmiş durumda. Dolayısıyla Ibadi’nin tek başına hareket etmesi mümkün değil. Türkiye ve İran ile işbirliğine gitmek durumunda kalacaktır. Bu takdirde de işbirliği için Irak ve İran genelkurmay başkanları Ankara’yla temas etti. Türk Cumhurbaşkanı da Ruhani ile görüşmeler yürütüyor. Sonuçta, Türkiye, İran ve Irak da üçlü halde Kürt meselesi üzerine gitmektedir. Barzani daha ileri adımlar atarsa ki atmayacağına ilişkin sinyaller var. Bütün bunlara bir arada bakıldığında İsrail’in politikasını, revize etmesi ve gözden geçirmesi gerekmektedir. Netanyahu da akıllı bir politikacı herkese ateşe benzinle gitmeyin şeklinde politika açılımı yapıyor.”

“İsrail’in, IKBY’yi destekleme politikası Kürdistan devleti oluşumuna yardımcı olur mu?” sorusu ise akılları karıştıran bir başka konu. Akademisyen Fishman bu soruya, “İsrail belki desteğini açıkça ortaya koydu ama bölgede IKBY’yle yakın ilişkiler yürüten pek çok ülke var ve onlar da aslında bu durumu destekliyor. Netanyahu, bunu söyledi ve şimdi işler, ticaret ve ilişkileri geliştirme olduğu gibi devam etmeli. Ama (Netanyahu) bunu ülke politikası olarak ortaya koydu” yanıtını veriyor.

Türkiye’nin, İsrail’in yaklaşımından hoşlanmadığını ifade ettiğini anımsatan Fishman, ancak bunun Türkiye–İsrail ilişkilerini pek etkilemeyeceğini de düşünüyor. “Bunun iki ülke ilişkilerinde önemli bir kırılma noktası olacağını zannetmiyorum. Özellikle ekonomik ilişkiler son yıllarda olduğu gibi devam ettirilecektir” diyen Fishman, henüz gerçekçi yorumlar yapmak için de çok erken olduğunu vurguluyor.

İsrail’in politikasında ABD’nin rolü nedir?

Emekli Büyükelçi Özülker ve akademisyen Fishman, her ikisi de İsrail’in izlediği politikada ve IKBY’nin bağımsızlık referandumunda ABD’nin destekleyici ve pozitif rolü olduğu görüşünde birleşiyor.

İsrail ile ABD’nin yaklaşımında pek fazla farklılık olmadığı düşüncesindeki Fishman, “Kürtler, ABD’nin desteği olmaksızın bunu yapamayacaktır. ABD, 2003 yılından beri IKBY’ye yardımcı oluyor. Hem ABD hem Türkiye de IKBY’nin bağımsızlık sürecine hazırlanmasına yardımcı olmuştur. IKBY’nin ekstra özerlik elde etmesi, petrolünü boru hattından satması gibi. IKBY’nin özerk bir bölge olarak Irak ile ilişkisinden de memnundu. ABD, IKBY’nin bağımsızlık referandumuna karşı çıktı ama bu oldukça yumuşak bir karşı çıkış oldu. ABD, ‘hayal kırıklığı’ gibi ifadeler kullandı ama IKBY’yle veya gelecekteki bağımsız Kürt devletiyle ilişkilerde herhangi bir sıkıntı olacağı mesajı verilmedi. Açıkçası ABD, bu gelişmeyi durdurmayı düşünmüyor. Benim düşünceme göre, tam tersine oldukça pozitif yaklaşıyor” dedi.

İsrail’in, ABD ile görüş birliği içerisinde IKBY’ye desteğini açıkladığını da söyleyen Özülker de, “ABD’nin, Rusya ile de bölgede anlaşması gerekiyor. ABD yönünden IŞİD bitirilmeden bunun yapılması mahzurludur. Barzani’ye de bu nedenle ‘ertele’ mesajını verdi. IŞİD bitirilmeden bu olursa karışıklık artacaktır görüşü var. Yani ABD, IŞİD bittikten sonra Kürt konusunda başka türlü davranacaktır mesajı var. Nitekim PYD-YPG’ye verdiği destek de bunu gösteriyor, aynı şekilde Barzani ile bugüne kadarki ilişkileri de bunu gösteriyor. Netanyahu, ABD’nin uzun vadeli düşündüğü bu Kürt politikasını aceleci bir şekilde öne almış bulunmaktadır. Yoksa aralarında çok ciddi bir fark olduğunu düşünmüyorum” diye konuştu.

Ancak Özülker, İsrail’in izlediği politika sonuç alıcı bir politika olmadığını da kaydetti. Özülker, “Tam tersine Ortadoğu’da sınırların IŞİD bitirildikten sonra yeniden oluşturulmaya başlanacağı döneme gelindiğinde, çok daha büyük bir kaos ile karşı karşıya kalacağız. İsrail ise, izlediği politikayla bu kaosa adeta tuz-biber ekmektedir. Dolayısıyla orta vadede bakıldığında, İsrail’in politikasıyla barışa yardımcı olacağını söyleyemem” tespitlerini paylaştı.

XS
SM
MD
LG