Erişilebilirlik

‘Demokratikleşme Adına Sosyal Medya Platformları Rahat Bırakılmalı’


Türkiye’de internet ve sosyal medya platformlarına yönelik baskılar Batı kamuoyunda ve özellikle de özgürlükleri yakından takip eden çevrelerde eleştiri konusu olmaya devam ediyor.

Merkezi Washington’da bulunan Özgürlük Evi (Freedom House) adlı insan hakları kuruluşu internet özgürlükleriyle ilgili son yıllık raporunda Türkiye’yi ilk kez internette “özgür olmayan ülke” kategorisine düşürmüştü.

Ancak tüm eleştirilere rağmen hükümet internet ve sosyal medya kullanımını yakın takip altına almaktan geri adım atacağı yönünde bir işaret vermiyor.

İstanbul Bilgi Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğretim üyesi Profesör Doktor Yaman Akdeniz’le Türkiye’de internet özgürlüklerinin son durumunu ve bundan sonrasını konuştuk.

Akdeniz, Türkiye’de internet sitelerine erişim engellemesi ve sansürlerin, 2007 yılında Meclis’ten geçen 5651 sayılı kanun sonrasında başladığına dikkat çekiyor:

“Özellikle çocukları koruma adı altında 120 bin siteye Türkiye'den erişim engellenmiş durumda ve bu sayı her geçen gün de artıyor fakat erişimi engellemeler ve sansür uygulamaları sadece bununla kısıtlı da değil. 2014 Şubat’ında 5651 sayılı kanuna yapılan bir değişiklik sonrasında kişilik haklarının ihlali ve özel hayatın gizliliği alanında da erişim engelleme uygulamasına başlandı. Ve özellikle bu uygulama siyasiler tarafından sıklıkla kullanılmaya başladı ve 2015 yılı içinde sulh ceza hakimleri tarafından Türkiye'de 12 bin tane erişimi engelleme kararı verildi ve bu kararlarla birlikte 35 binden fazla internet adresine -- ki bunun içinde haber sitelerinin haberlerine, gazetelerin haberlerine ve sosyal medya platformlarında paylaşılan içeriklere erişim engellendi. 2016 istatistikleri elimizde olmamakla birlikte benzer bir rakamın hatta bunun daha fazla arttığını da söylemek mümkün. Buna ek olarak Nisan 2015'te yine 5651 sayılı kanuna yapılan bir değişiklikle özellikle Başbakanlık ve diğer ilgili bakanlıklara erişim engelleme talep etme yetkisi verildi ve milli güvenlik, kamu düzeninin korunması ve yaşam hakkı ile ilgili olarak başka türlü bir erişim engelleme uygulamasına da geçildi ve bu uygulama çerçevesinde de bugüne kadar 107 tane verilmiş hakim kararı var. Bunlardan 103 tanesi Gölbaşı Sulh Ceza Hakimliği tarafından verilmiş ve bu kararların içeriğine baktığımız zaman da ağırlıklı olarak Kürt medya sitelerine ve muhalif sitelere ve muhalif sosyal medya hesaplarına erişim engellendiğini görüyoruz.”

Akdeniz, bu uygulamaların sadece mahkemelerce verilen erişimi engelleme kararlarıyla sınırlı olmadığına da dikkati çekiyor. Son 6 ay içinde aralarında gazetecilerin de bulunduğu yüzlerce sosyal medya kullanıcısının terör propagandası ve terör örgütüne üyelikten veya kamu görevlileri ve özellikle de Cumhurbaşkanı’na hakaret suçlarından soruşturulduğunu belirten Akdeniz, WhatsApp gibi sosyal medya platformlarına da zaman zaman erişimin toptan kesildiğini hatırlatıyor.

Prof. Dr. Akdeniz, Türkiye'nin AB'ye üye olabilmesi ve Avrupa Konseyi'ne üyeliğini devam ettirebilmesi için demokratikleşme adına yapması gereken en önemli şeylerden birinin, sosyal medya platformlarını rahat bırakmak ve bu baskıları azaltmak olduğunu vurguluyor. Ancak Akdeniz’e göre, şu anda bu yönde atılmış pozitif bir adım yok:

“Türkiye'nin interneti kontrol etme ve internet ile ilgili sorunları 2007 yılında bu 5651 sayılı kanunla başladı ve geçtiğimiz 10 yıla baktığımız zaman bir tek belki Gezi döneminde bir proaktif şekilde kullanıcıların interneti ve sosyal medya platformlarını siyasi anlamda çok kullandığını gördük. Fakat bu kullanımda artık daha fazla düşüş görüyoruz çünkü hakikaten işte beş sene önce attığı tweet’ten dolayı Atilla Taş bugün terör örgütüne üye olmakla suçlanıyor. Dün bir CHP üyesi yedi sene önce attığı tweet’lerden dolayı soruşturuldu. Ahmet Şık yine üç sene önce attığı tweet’lerden dolayı tutuklu şu anda. Dolayısıyla sosyal medya paylaşımlarıyla ilgili çok ciddi sayıda soruşturma ve kovuşturmalar yapılmaya başladı. Bunun da tabi bir susturucu etkisini gözlemlemeye başladık ve insanlar artık görüşlerini açık şekilde paylaşmaktan korkuyorlar çünkü paylaştıkları zaman başlarına cezai anlamda bir şey gelmesi sözkonusu oluyor. Dolayısıyla bu dönemde, aslında 15 Temmuz sonrasına baktığımızda da bu baskıların daha da arttığını gözlemliyoruz ve sürdürülebilir bir politika olarak görünmemesine rağmen önümüzdeki dönemlerde kısa ve orta dönemde bu baskıların daha da artacağını düşünüyoruz.”

Yaman Akdeniz, Türkiye’de bu konuda yargının ‘tıkanması’ nedeniyle hukuki anlamda tek umudun Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) olduğunu ancak AİHM’de de süreçlerin istenen hızda ilerlemediğini, davaların bitmesinin yıllar aldığını belirtiyor.

Prof. Dr. Yaman Akdeniz, Facebook, Twitter gibi sosyal medya şirketlerini de hükümetin ekmeğine yağ sürmekle eleştiriyor:

“Özellikle Facebook başta olmak üzere Twitter ve hatta Google ve Youtube gibi son zamanlarda, ve özellikle 15 Temmuz sonrasında, artık biraz Türk hükümetinin bir parçası gibi ya da emniyetin bir parçası gibi hareket etmeye başladılar. Ve çok sayıda içeriği kaldırmaya, hesapları kapatmaya başladılar. Zaten kendi yayınladıkları şeffaflık raporlarına baktığımız zaman da Türkiye'den kaldırdıkları içeriklerin, kapattıkları hesapların sayılarının bütün dünya toplumundan daha fazla olduğunu -- özellikle Twitter'ın -- görüyoruz. Fakat aslında Twitter gibi bir şirket Amerika'dakinden farklı olarak bize daha düşük kalitede bir servis sağlıyor ve bizim Twitter'ımızı sansürlüyor ve erişmek istediğimiz içerikleri erişmemizi engelliyor, yasaklıyor ve bazı kullanıcıların hesaplarını Türkiye'den görünmez kılıyor. Bunun çok tartışılır bir politika olduğunu söylemek mümkün.”

Akdeniz’e, Amerika’nın yeni başkanı Donald Trump’ın medyayı sürekli hedef alması ve Amerika’da yaşananlar ile Türkiye’deki durum arasında kimi çevrelerce benzerlikler kurulmasını da sorduk.

Akdeniz, “Tabi burada Trump'ın başkanlığı Türkiye'de bazı çağrışımlar yapıyor ama tabi burada (Amerika) hukuki altyapı veya bağımsız bir medya, bağımsız bir yargı sözkonusu. Dolayısıyla Trump'ın şu anki yaklaşımının çok etkili olamayacağını görüyorum ve zaten aldığı kararlar da mahkemelerde tartışılmaya başladı. İhtiyati tedbir kararları verilmeye başlandı. Dolayısıyla burada en azından daha bağımsız yargı sözkonusu olduğu için, o da hesap vermek durumunda. Ve sonuçta bir kral değil, bir imparator değil, dolayısıyla Amerikan başkanı olması ona bu şekilde davranmasına izin vermeyecek bir yapı ve dolayısıyla ya kendine gelecek ya da mahkemelerde cevabını alacak” şeklinde konuştu.

Akdeniz, Türkiye’de aktif bir internet kullanıcısı toplumun olması, her türlü altyapı ve teknolojinin de bulunmasına rağmen internetin hala çok yavaş ve pahalı olduğuna dikkat çekiyor. Akdeniz’e göre, hükümet de malum nedenlerden dolayı interneti çok fazla desteklemiyor.

Akdeniz, Türkiye’deki kısıtlayıcı atmosfer yüzünden Facebook, Twitter, Google gibi şirketlerin de Türkiye’ye ciddi yatırım yapmak istemediklerini kaydediyor.

XS
SM
MD
LG