Erişilebilirlik

Darbe Girişiminden Önceki Davalar Yeniden Açılabilir mi?


Merkezi Diyarbakır’da bulunan Hak İnisiyatifi isimli insan hakları örgütü, 15 Temmuz darbe girişiminden önce, Gülen Cemaati üyesi olduğu iddia edilen yargı mensupları tarafından görülen ve karara bağlanan davaların yeniden görülmesi çağrısı yaptı. Çağrıya hukukçular da destek verdi.

Mazlum-Der’den ayrılan insan hakları savunucularının kurduğu Hak İnisiyatifi tarafından yapılan yazılı açıklamada, Gülen cemaatinin devlet yapılanması içindeki örgütlenmesine dikkat çekildi. Açıklamada, Gülen cemaati üyesi polis ve yargı mensuplarının faaliyetlerine işaret edilerek, bu kesimlerin icraatları sonucu birçok kişinin "mağdur" olduğu vurgulandı.

Açıklamada, yeniden yargılama çağrısı yapılarak, ” Mağduriyetlerin ortak noktası, fail ve sorumluların Darbe Girişimi’ni planlayan ve icra eden cunta mensupları olmalarıdır. Bunlar gibi yüzlerce, belki binlerce mağduriyet bulunmaktadır. Ancak söz konusu mağduriyetlerin giderilmesi noktasında bir adım atılmaması mağduriyetleri sürdürmekte, hatta arttırmaktadır. Hak İnisiyatifi olarak; meşru ve objektif olmayan, adaletten başka maksat güden yargılamaların doğurduğu sonuçların da meşru olmadığını savunuyoruz. Darbe Girişimi kapsamında görevden el çektirilmiş ve yargılanmakta olan kolluk/yargı mensuplarının imza attığı bütün siyasi soruşturma ve davaların yok sayılması, istisnai durumlar dışında bu davalarda tutuklu bulunan herkesin adli kontrolle de olsa serbest bırakılması ve bu yargılamaların hukukun üstünlüğü esas alınarak yeniden yapılması çağrısında bulunuyoruz” denildi.

Peki, yeniden yargılama mümkün mü? Dicle Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Vahap Coşkun, bunun hukuken mümkün olduğunu söyledi. Amerika’nın Sesi’ne konuşan Coşkun, “ Yeni bir delil ortaya çıkmışsa ve bu delil hukuken verilmiş kararların adil olmadığı konusunda çok ciddi şüpheler ortaya koyuyorsa, o zaman yeniden yargılama yapılması hukukun genel ilkesidir. Hem cumhurbaşkanı, hem başbakanı darbe öncesinde yargının yarısının bir terör örgütünün üyeleri tarafından işgal edildiğini açıkça ifade ediyor. Binlerce hakim ve savcı terör örgütü üyesi oldukları gerekçesiyle açığa alındı ya da ihraç edildi. Bunlar sadece yargıya sızmış değil, emniyet ve yargının işbirliği ile yargısal olarak hayatı karartılmış insanlar var. Eğer böyle bir durum varsa ve devlet açıkça kabul ediyorsa, o dönem yapılan işlem ve yargılamalar ciddi bir şaibe altındadır. O nedenle bunların yeniden yargılama yapılması ve şüphelerin giderilmesi kaçınılmaz bir şekilde ortaya çıkıyor. Türkiye bu kararlarla bir şekilde yüzleşecek. Öncesinde kendi içerisinde yapması, bir dönem yargıya çöreklenmiş yapının verdiği kararların doğurduğu olumsuz sonuçları ortadan kaldırmasını kendi inisiyatifiyle yapması çok daha doğru olur elbette” dedi.

Diyarbakır Baro Başkanı Ahmet Özmen ise yeniden yargılamaların tüm davalar için yapılması gerektiğini vurguladı. Amerika’nın Sesi’nin sorularını yanıtlayan Özmen, ”Uzunca bir süredir tartışılan bir konu bu, FETÖ örgüt üyeliğinden ihraç edilmiş, açığa alınmış bir çok savcının hazırladığı iddianame veya hakimin verdiği kararlar söz konusu. Bunların yeniden ele alınması konusunda bir beklenti var. Terör örgütü üyeliğinden açığa alınmış yargı mensubunun verdiği karara ya da iddianameye güven duyulmaması normal, sosyolojik olarak güven duyulmadığını söyleyebiliriz. Balyoz örneğinde AYM tarafından hak ihlali olduğu kararı verildi. Ancak KCK ana davasında bu olmadı. Yargılama yürüdü ve sanıkların büyük çoğunluğu mahkum oldu. Toplumsal davaların veya şüphe edilen davaların yeniden görülmesi gerektiğine katılıyorum. Yargı için ekstra ve büyük iş yükü oluşturacak. İş yükü gerekçe gösterilerek bu dosyaların yeniden incelenmesinden kaçınılmaması gerekir. Son raddeden kararı veren şahıslar hakkında terör örgütü üyeliğinden işlemler yapılmış. İade-i muhakeme ile düzenlenebilir. Yasal düzenlemeyle hangi davanın ele alınacağı, alınma kriterleri belirlenebilir” diye konuştu.

XS
SM
MD
LG