Erişilebilirlik

Anayasa Mahkemesi’yle İlgili Tartışma Sürüyor


Anayasa Mahkemesi’nin son dönemde insan hakları ve özgürlükler lehine aldığı kararlar nedeniyle İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun yüksek yargıçları hedef almasının ardından MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin mahkemeyi ortadan kaldırmayı önermesi tartışılıyor.

Bazı çevrelerde, MHP lideri Bahçeli’nin, 14 Nisan’da yasalaşan infaz düzenlemesi gibi bazı yasal değişikliklerin hayata geçirilmesinde AKP ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan üzerinde etkili olduğu belirtiliyor. Örneğin, AKP’nin, TBMM’de muhalefete karşı birlikte hareket ettiği MHP’nin sosyal medya kısıtlamalarının hızlıca yasalaştırılması yolundaki yaklaşımını kabul etmek durumunda kaldığı yorumlanıyor.

Devlet Bahçeli, 2 Eylül’de, Türkiye’de 1984’ten bugüne uygulanmayan ve 2004’te tümüyle cezalandırma sisteminden kaldırılmış olan idam cezasını yeniden yasalaştırmayı talep etmişti. Bahçeli, dünkü açıklamasıyla da geçtiğimiz günlerde Soylu’nun hedefindeki Anayasa Mahkemesi’nin kaldırılmasını ve yerine yeni yüksek mahkeme yapısı kurulmasını istedi.

Bahçeli, Soylu gibi eleştirilerde bulunarak, “Anayasa Mahkemesi’nin son zamanlarda verdiği kararlar sancılı ve sakattır. Hak ihlalleri adı altında, milli haklara ve adalet duygusuna telafisi imkansız zararlar verilmektedir” dedi. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin Başkanlık Sistemi olduğunu işaret ettiği gözlemlenen Bahçeli, bu yeni sistemde parlamenter sistemde kurulmuş Anayasa Mahkemesi’nin olmaması gerektiğini savundu. Anayasa Mahkemesi’ni “darbe dönemi ürünü” ve eski sistemden kalmış “küflü prangalar”dan biri diye niteleyen Bahçeli, “Türkiye'nin demokratikleşme sürecini hızlandıran Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’yle çelişmeyecek demokratik, etkin, adil, tartışmaların odağı olmaktan çıkarılmış bir ‘Yüce Mahkeme’, deyim yerindeyse bir ‘Divan-ı Ali’ kurulması Türkiye'nin gücüne güç katacaktır” ifadesini kullandı.

Erdoğan, bugüne kadar AYM ile Soylu arasındaki polemikle hakkında herhangi bir açıklama yapmamıştı. Ancak bugün TBMM’de gündeme ilişkin soruları yanıtlayan Erdoğan, idam cezasıyla ilgili yaklaşımı sorulunca geçmişteki açıklamalarına dikkat çekerek “İdamla ilgili yaklaşımımı herhalde biliyorsunuz. Yani Meclis’ten idamla ilgili kara çıktığında bana gelmeyecek mi? Bana geldiğinde ben bunu onaylarım. Meclis idamla ilgili olumlu karar verdiğinde onama makamı olarak ben de bunu onaylarım” dedi.

Anayasa Mahkemesi’nin yerine yüksek yargıda başka bir mahkeme kurulmasıyla ilgili Bahçeli’nin öneresiyle ilgili soruya karşılık da Erdoğan, “Bu da yine parlamento çalışmasıdır. Parlamento bu konuda AYM ile ilgili yeni yapılanmaya giderse yeni adım atarsa seve seve ben de buna katılırım” yanıtını verdi. Erdoğan, AYM’nin çoklu baro düzenlemesinin iptali talebini reddetmiş olmasıyla ilgili soruya ise “Reddetti, tamam, reddetti, bitti iş” yorumunu yaptı.


Akşener: “Soylu ve Bahçeli birlikte bir çalışma mı yapıyor?”

Anayasa Mahkemesi’ni hedef alan bu gelişmeler muhalefet partilerinde tepkiyle karşılandı.

İyi Parti Genel Başkanı Meral Akşener, bugün “Biz bu konuyu anlamaya çalışıyoruz. Önce, Sayın Soylu Anayasa Mahkemesi’yle ilgili bir tartışma başlattı. Dün Sayın Bahçeli'nin beyanını okudum. Burada anlamaya çalıştığımız şey şu: Sayın Soylu ve Sayın Bahçeli birlikte bir çalışma mı yapıyor yoksa AK Parti ve Sayın Bahçeli bir çalışma mı yapıyor?” sorusunu yöneltti.

Akşener, bu açıklamasıyla Soylu’nun bakanlıktan istifa ettiğini açıkladığı 12 Nisan gecesinden sonra görevinde kalmaya devam etmesine Bahçeli’nin verdiği desteğe işaret etti. Soylu’nun çok geç bir saatte haftasonu sokağa çıkma yasağını duyurmasıyla Corona virüsü tedbirlerine uyum gösterilmeyen manzaralar yaşanmıştı. Eleştiriler üzerine Soylu, Twitter mesajıyla istifa ettiğini duyurmuş ardından gece yarısı sonrasında Erdoğan’ın bunu kabul etmediği açıklamasıyla İçişleri Bakanlığı görevine devam etmişti.

CHP baskıyı işaret etti, Yüksek Mahkeme iptal taleplerini reddetti

CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel ise, “Hükümet sistemine uygun yargı organı" kuvvetler birliği ve talimatlı yargının tescilidir. Bahçeli, yüksek yargıyı tam da çoklu baro ve Kavala kararları arifesinde tehdit etmektedir” dedi.

Anayasa Mahkemesi’yle İlgili Tartışma Sürüyor
lütfen bekleyin

No media source currently available

0:00 0:02:10 0:00

CHP Grup Başkanvekili Engin Özkoç da, Türkiye’nin idam cezası, seçim kanunu, Anayasa Mahkemesi’nin yapısının değişikliği gibi gündem maddeleri olmadığını tam tersine halkın ekonomik sıkıntı içinde olduğunu söyledi. Özkoç, “Anayasa Mahkemesi'nin 15 üyesinin 12'sini Cumhurbaşkanı atıyor. Ona tahammül yok. Seçim Kanunu'nu değiştirmek istiyorlar. Sıkışıyorlar, oyları düşüyor. 'Acaba hangi entrikalarla ne yapabiliriz' diye uğraşıyorlar. Hiç gündemde yokken idam tartışmasını getiriyorlar. Meclis İçtüzüğü değişikliğinden bahsediyorlar. Milletvekillerinin fezlekelerini getiriyorlar. Gazeteciler cezaevlerinde. milletvekillerinin dokunulmazlıkları kalkıyor, cezaevlerinde(ler). Enis Berberoğlu için Anayasa Mahkemesi hak ihlali tespit ediyor ama Meclis'in görevi doğrunun arkasında durmak değil, iki ay beklemeden milletvekilliğini düşürüyor. Bunların hiçbir tanesi aslında gerçek gündemimiz değil” diye konuştu.

CHP’nin çoklu baronun iptali başvurusu reddedildi

CHP’li Özel’in AYM’ye baskı açıklamasının ardından bugün Anayasa Mahkemesi’nin CHP’nin çoklu baro düzenlenmesinin iptal edilmesi için yaptığı başvuruyu reddetmesi dikkat çekti.

Anayasa Mahkemesi, CHP’nin, çoklu baro düzenlemesinin önünü açan 7249 sayılı “Avukatlık Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun”un Anayasa’ya aykırı olduğu gerekçesiyle iptali ve yürürlüğünün durdurulması istemini bugün ele aldı. AYM, CHP’nin, 5 binden fazla avukatın bulunduğu illerde 2 bin avukatla yeni baro kurulabilmesini düzenleyen kanunun iptal istemini oy çokluğuyla reddetti. Gerekçeli karar ise gelecek haftalarda kamuoyuna açıklanacak.

Soylu ile Anayasa Mahkemesi yargıçları arasında polemik neydi?

Anayasa Mahkemesi (AYM) güvenlik soruşturmalarında birinci derece yakınlar dışındakileri de kapsayan hükümleri iptal etmişti. AYM, ayrıca Soma’da hayatını kaybetmiş madencilerle ilgili yürüyüşleri engellenen ailelerle ilgili kararında ise Türkiye’de şehirler arası yollarda gösteri yapılabileceğini ve aksi halde hak ihlali yaşandığına karar vermişti.

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu da AYM’nin özgürlükler lehine kararlarını “terörle” bağlantılı olarak yorumlayan 14 Eylül’deki açıklamasında yüksek yargıçları hedef almıştı. Güvenlik soruşturmalarını kısıtlamak gerektiği yönündeki kararıyla AYM’nin kamuda terör örgütü üyelerince görev yapılmasına olanak sağladığını savunan Soylu, şehirlerarası yollarda da terör olayları olabileceğini iddia etmişti.

Bu konuda AYM Başkanı Zühtü Arslan’a hitap ettiği gözlemlenen Soylu, “Polis koruması almana gerek yok. Bisikletinle işe git gel bakalım. Hadi git gel, özgürüz ya. Tamamen her şey güvenlik altında, hadi git. Niye polis koruması alıyorsun, niye eskortlarla geziyorsunuz. Ben varım sen var mısın, Sayın Anayasa Mahkemesi Başkanı? Ben varım. Tek başıma arabamla gitmeye ben varım, sen var mısın? Her yere. Biz buralardan gideriz. Ama ne olursunuz bu ülke büyük bir mücadele içerisinden geçiyor, ayağımızı topal, bizi naçar bırakmayın, bizi zorluk içerisinde bırakmayın ne olursunuz” demişti.

Soylu, 19 Eylül’deki açıklamasıyla da AYM’yi hedef aldığı açıklamaları daha ileri noktaya taşımış ve “Geçen gün Anayasa Mahkemesi ile ilgili bir söz söyledim. Çok hoşuma gitti. Kimlerin Anayasa Mahkemesi'ni savunduğunu gördüm. Bu devlete 'katil' diyenler ve Anayasa Mahkemesi tarafından 'Siz katil deme hürriyetine sahipsiniz' diyenler, yıllardan beri bu ülkenin değerlerini yermek isteyenler hepsi bir cephe oldular, hepsini Allah bir fotoğrafta göstermek nasip etti” ifadesini kullanmıştı.

Bu arada AYM üyesi Engin Yıldırım, Soylu’ya ilk yanıt veren yüksek yargıç olmuş ve bisiklete binerken çekilmiş fotoğrafıyla Anayasa’nın 138’inci maddesini hatırlatmıştı. Yıldırım, "Hiçbir organ, makam, merci veya kişi, yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hâkimlere emir ve talimat veremez" demişti.

Anayasa Mahkemesi (AYM) Başkanı Zühtü Arslan ise, 23 Eylül’de Soylu’nun sözlerine karşılık “Yargı kararları, özellikle AYM kararları kutsal metinler değildir. Eleştirilebilir, dahası eleştirilmelidir. Bundan en fazla kurumsal olarak kararları eleştirilen yargı kurumu faydalanır. (Eleştirilerle ilgili) Birincisi herhangi bir metni eleştirmek için öncelikle onu okuyup anlamak gerekir. Bazı eleştirilerden görüyoruz ki, kararlarımız okunmadan, bazen de okunduğu halde yeterince anlaşılmadan eleştirilmektedir. Halbuki sağlıklı bir eleştiri, okumayı ve okunanı doğru anlamayı gerektirmektedir. Aksi takdirde kararda söylenmeyenler, söylenmiş gibi gösterilebilmektedir. İkincisi, eleştirinin eleştirilenler bakımından etkili ve faydalı olabilmesi büyük ölçüde kullanılan üslûba bağlıdır. Çoğu kez ‘nasıl’ söylediğiniz, ‘ne’ söylediğinizin önüne geçer. Hiç şüphesiz üslûp ya da ifade tarzı da ifade özgürlüğünün güvencesi altındadır. Elbette herkes dilediği üslûbu tercih etmekte serbesttir. Ancak yargı kararından ziyade kararı verenlere odaklanan ve eleştiri ötesine geçen ifadelerin fayda getirmeyeceği, zira eleştiriyi mecrasından uzaklaştıracağı açıktır. Sonuç olarak AYM, Anayasa’nın ve kanunların kendisine verdiği görev ve yetkiler kapsamında, Türkiye Cumhuriyeti’nin temel hak ve özgürlükleri güvenceye alan demokratik hukuk devleti niteliğini korumaya çalışıyor. Görevini en iyi şekilde yerine getirmek için de çaba gösteriyor” açıklaması yapmıştı.

Soylu ise, Arslan’ın açıklaması üzerine AYM Başkanı’nı geçmişte Polis Akademisi’nde görev yaptığı dönemle ilgili FETÖ bağlantılı isimleri akademide görevlendirmekle suçlamıştı.

XS
SM
MD
LG