Erişilebilirlik

Yunanistan’a İkinci Kurtarma Paketinde “Merkel Etkisi”


Yunanistan’a İkinci Kurtarma Paketinde “Merkel Etkisi”
Yunanistan’a İkinci Kurtarma Paketinde “Merkel Etkisi”

Avrupa'yı sarsan borç sorununun ele alındığı ve Euro bölgesi liderlerinin katıldığı zirvede Yunanistan için toplam 159 milyar Euro büyüklüğünde yeni bir borç paketi üzerinde uzlaşmaya varılmasının yankıları sürüyor. Uluslararası finans çevreleri alınan kararların Yunanistan’a soluklanmak için zaman kazandırdığını savunurken, siyasi yorumlarda Almanya Başbakanı Angela Merkel’in, pakete özel alacaklıların da katılması ve bankaların ellerindeki Yunan tahvillerinin değerinin kırpılması konularındaki ısrarcı tutumu ile bir kez daha sözünü geçirmeyi başardığı belirtiliyor.

Angela Merkel alınan kararlarla, Yunanistan'ın kontrollü bir şekilde istikrarlı ve rekabet edebilir bir konuma dönüşünün sağlanacağını söylerken, Alman medyasında çıkan yorumlarda, Merkel'in Avrupa Birliği ve Euro'nun geleceğini ilgilendiren bir konuda istediğini elde ederek siyasi bir başarı kazandığı ve kriz toplantılarında son sözü söyleyen politikacı olarak kendini ispatladığı vurgulanıyor. Ancak yorumlarda dikkati çeken bir nokta, Yunanistan için oluşturulan kurtarma paketine özel alacaklıların da katılması konusunda Merkel'in israrcı tavrıyla varılan uzlaşının sorunu uzun vadeli olarak çözemeyeceği şeklinde.

Gazete ve televizyonlarda görüş belirten uzmanlar, Yunanistan'ın borçlarını kendi başına ödeyebilecek hale gelmesinin daha çok uzun bir süre alacağını, ayrıca Euro Bölgesi'ndeki İrlanda, İspanya ve İtalya gibi ülkelerin mali risklerinin sürdüğünü savunuyor ve gelinen noktanın Avrupa fikrini ve Euro'ya olan güveni kalıcı olarak kanatlandıracak bir güce sahip olmadığını belirtiyorlar. Buna rağmen kurtarma paketinin ayrıntılarının duyurulmasından sonra Euro Alman Borsası'nda yükselişe geçti.

Öte yandan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın, KKTC ziyareti öncesinde ve KKTC’de bulunduğu sırada yaptığı açıklamalar Almanya'da siyasi partilerde ve medyada geniş yer bulmaya devam ediyor. Erdoğan'ın Güney Kıbrıs'ın tek taraflı olarak 2012 yılının ikinci yarısında AB Dönem Başkanlığı görevini alması durumunda Türkiye-AB ilişkilerinin donma noktasına geleceğini söylemesi özellikle koalisyon hükümetinin küçük ortağı Hıristiyan Sosyal Birlik Partisi CSU'nun büyük tepkisini çekti. CSU Genel Sekreteri Alexander Dobrindt ve Federal Meclis’teki AB ile uyum çalışmaları grup başkanı olan Stefan Müller'in Erdoğan'ın açıklamaları sonrasında Türkiye ile müzakerelerin durdurulması çağrısı Birlik Partileri'nin büyük ortağı Hıristiyan Demokrat CDU'da olumlu yankı bulmadı ve iki parti arasında görüş ayrılığına yol açtı. Dobrint, Başbakan Erdoğan'ın bir AB ülkesine hakaret ettiğini ve bu yüzden müzakerelerin dondurulmasını talep etmişti, Müller ise Erdoğan'ın sözlerini 'kabul edilemez bir şantaj' olarak tanımladı.

CDU'lu Federal Meclis Dış İlişkiler Komisyonu Başkanı Ruprecht Polenz, Erdoğan'ın Güney Kıbrıs konusundaki tutumunun yanlış olduğunu, ancak müzakerelerinin durdurulmasının her iki taraf için de stratejik seçenekleri ortadan kaldıracağını söyledi. Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Andreas Peschke, Federal Hükümetin Türkiye'nin AB'ye üyeliği konusudaki tutumunun değişmediğini, müzakerelerin bundan sonrada 'adil ve sonu açık bir şekilde' yürütüleceğini belirtti.

XS
SM
MD
LG