Erişilebilirlik

Çin’den ABD’ye ‘‘Soğuk Savaş’’ ve Hong Kong Uyarısı


Çin ile ABD arasındaki ilişkiler ticaret savaşı, Corona virüsü salgınının ardından Başkan Donald Trump’ın Çin’e yönelik suçlamaları ve Çin’in dünyanın finans merkezi konumundaki Hong Kong için hazırladığı sert güvenlik yasa tasarısı nedeniyle gergin.

Çin Dışişleri Bakanı Wang Wu, Amerika’da bazı siyasi grupların iki ülke ilişkilerini adeta rehin aldığını ve dünyanın en büyük iki ekonomisini yeni bir soğuk savaşa doğru sürüklediklerini öne sürdü.

‘‘ABD Çin’in ulusal çıkarlarına zarar veriyor’’

Çin’in özerk bölge Hong Kong’da uygulanmak üzere meclise sunduğu ulusal güvenlik yasa tasarısı tartışmaya yol açmış, Çin’in istihbarat birimlerinin Hong Kong’da ofis açması imkanı verecek olan tasarıya ABD’li yetkililer sert tepki göstermişti.

Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Zhao Lijian, ABD’nin Çin’in Hong Kong’la ilgili çıkarlarına zarar verdiğini savundu ve bunun devam etmesi halinde Pekin’in karşılık vereceğini söyledi.

Çin’in Hong Kong’da bulunan dışişleri bakanlığı ofisi ve kentin üst düzey güvenlik yetkilisi de Pazartesi günü yaptığı açıklamada, Hong Kong’da geçtiğmiz yıl düzenlenen demokrasi yanlısı protestolarda sergilenen eylemlerin bazılarını “terör” olarak niteleyerek Çin’in yeni ulusal güvenlik yasa tasarısını savundu.

Geçtiğimiz hafta Çin’in Ulusal Halk Kongresi’nde bazı ayrıntıları açıklanan ulusal güvenlik yasa teklifinin metninde, tasarının amacının bölme, hükümeti devirme ya da terör amaçlı eylemlerle mücadele olduğu belirtiliyor. Yasa tasarısının uygulamaya girmesi halinde, dünyanın önde gelen finans merkezlerinden biri olan yarı özerk bir statüye sahip Hong Kong’da Çin’in istihbarat birimlerinin ofis açmasının önünü açabileceği belirtiliyor.

Demokrasi yanlısı aktivistler ve siyasetçiler, söz konusu yasanın 1997 yılında yönetimi İngiltere’den Çin’e devredilen Hong Kong’da ‘‘bir ülke iki sistem’’ anlaşmasıyla garanti altına alınan hak ve özgürlükleri yok edebileceğinden endişe duyuyor.

Çin’den yabancı yatırımcıya Hong Kong güvencesi

Çin’in Hong Kong’da Dış İlişkilerden Sorumlu Komiseri Xie Feng ise diplomatlar, yabancı ülkelerin ticaret odaları ve gazeteciler için düzenlenen bir basın toplantısında, yasanın yalnızca Çin’in ulusal güvenliğine yönelik tehdit oluşturan ‘‘sorun yaratan azınlığı’’ hedef alacağını söyledi.

Xie, kaygıya yol açan yasanın ayrıntıları, yasanın tamamının ne zaman yürürlüğe gireceği ya da hangi eylemlerin suç sayılacağıyla ilgili açıklama yapmadı.

Hong Kong’da kurulması olası Çin istihbarat dairelerinin ofislerinin kanunu uygulama yetkisi olup olmayacağı sorulduğundaysa Xie, bu konuyla ilgili ayrıntıların halen değerlendirilmekte olduğunu söyleyerek soruya net bir cevap vermekten kaçındı.

Hong Kong’da ve Çin ana karasında yetkililer bir süredir yabancı yatırımcıları kentteki çıkarlarının güvenlik yasası nedeniyle zarar görmeyeceği konusunda ikna etmeye çalışıyor.

Geçtiğimiz yıl yoğun hükümet karşıtı protestoların yaşandığı ancak bir süredir sokakların nispeten sakin olduğu Hong Kong’da Pazar günü yine gösteriler vardı. Göstericilere göz yaşartıcı gaz ve tazyikli suyla müdahale eden polis en az 180 kişinin de gözaltına alındığını açıkladı.

Emniyet müdürü Chris Tang, Hong Kong’da gösterilerin başladığı Haziran ayından bu yana 14 vakada terör saldırılarında sıklıkla kullanıldığını söylediği patlayıcı bulunduğunu, beş vakada da ateşli silah ve mühimmat ele geçirdiklerini söyledi.

Güvenlik Bakanı John Lee ise geçen yıl yaşanan gösterilerden itibaren “terörün ve Hong Kong’un bağımsızlığı çağrıları gibi tehlikeli eylemlerin” arttığını kaydetti.

Hong Kong’da Pazar günkü protesto gösterilerinde geçen yılkilere benzer sahneler yaşanmış, sokaklara çıkan çok sayıda gösterici “bağımsızlık tek çözüm” sloganları atmıştı.

Protesto gösterilerinin Çarşamba günü yeniden canlanması bekleniyor. Çarşamba günü Hong Kong meclisinde, “Çin’in ulusal marşının kötüye kullanılmasının suç sayılmasını” öngören bir yasa tasarısının görüşülmesi bekleniyor.

ABD, Avustralya, İngiltere, Kanada gibi ülkeler Hong Kong’un özel statüsü açısından bir dönüm noktası olarak nitelenen ulusal güvenlik yasa tasarısıyla ilgili kaygılarını dile getirdi.

Washington, tartışma yaratan yasa tasarısının ardından, ABD’nin ticaret kanunları nezdinde küresel finans merkezi olarak Hong Kong’un sahip olduğu özel statünün sürdürülüp sürdürülmemesi konusunu değerlendiriyor.

Çok sayıda yabancı işadamı ve diplomat Xie’nin basın bilgilendirme toplantısında tasarısıyla ilgili kaygılarını dile getirdi. Pekin’de ise Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Zhao Lijian ABD’yi Çin’in ulusal güvenlik yasa tasarısına alenen müdahale etmekle suçladı.

Tayvan da yasanın yürürlüğe girmesi halinde Hong Kong’a tanınan imtiyazlı statüyü iptal etme seçeneğini değerlendiriyor.

İş dünyası yasanın Hong Kong’dan sermaye ve yetenekli iş gücü kaçışına yol açabileceği endişesini dile getiriyor.

Hong Kong Barosu ise, Pekin’in ulusal güvenlik yasasını sivil toplumla istişare etmeden yerel meclisi de baypas ederek Hong Kong’un anayasasına eklemek için kullanması olası mekanizmanın meşruiyetini sorguladı.

Ayrıca baro, Hong Kong’da Çin ana karasına bağlı yeni birimlerin oluşturulmasının meşruiyetinin yanı sıra, hukuk sisteminin bağımsızlığının korunup korunamayacağı konusunda da soru işaretleri olduğunu dile getiriyor.

Çin’in Hong Kong nezdindeki hükümet sözcüsüyse kent sakinlerinin çoğunun ve yabancı yatırımcıların yeni güvenlik yasa tasarısından dolayı endişe duymamaları gerektiğini söyledi.

Çin Ulusal Halk Kongresi’nde sunulan yeni ulusal güvenlik yasası teklifi Çin meclisinin yıllık oturumunda görüşülecek. Daha sonra da yasaya ilişkin yerel bir inceleme ve istişare sürecinden geçmeden Hong Kong’un anayasasına dahil edilecek.

Hong Kong’un statüsü ABD için neden önemli?

ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo
ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo

ABD de Çin’den Hong Kong konusunda gelen adımları dikkatle takip ediyor. Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, Pekin’den henüz bu adım gelmemişken Nisan ayı sonlarında yaptığı açıklamada, “Hong Kong üzerinde sert ulusal güvenlik yasalarını dayatmaya yönelik her çaba Pekin’in daha önce verdiği sözlerle uyuşmayacak ve bu yönde atılan her adım ABD’nin bölgedeki çıkarlarını etkileyecektir” demişti.

Pompeo, Çin’in Ulusal Halk Kongresi’nde yasa teklifinin içeriğinin açıklanmasının ardından yaptığı açıklamada da Pekin’in bu adımını Hong Kong’un statüsünün sonunu getirecek bir adım olarak niteledi.

Hong Kong’un özel statüsünü kaybetmesi, bölgede faaliyet gösteren 1.300 Amerikan şirketi için sorunlara yol açabilir. Bu şirketler arasında ABD’nin önde gelen finans şirketleri de bulunuyor. Dışişleri Bakanlığı’nın 2018 verilerine göre 85 bin ABD vatandaşı, Hong Kong’da yaşıyor. Hong Kong’un özel statüsü sayesinde Amerika Çin ve Güneydoğu Asya piyasalarına erişim elde ediyor.

Böyle bir durumda Hong Kong’a vizesiz seyahatin Çin’in sert vize kurallarına tabi olabileceği, bununsa bölgeye iş seyahatlerini ve çalışma vizesi onayını zorlaştırabileceği belirtiliyor.

ABD Başkanı Donald Trump’ın geçtiğimiz yıl onayladığı Hong Kong İnsan Hakları ve Demokrasi Yasası, Dışişleri Bakanlığı’nın Hong Kong’un ABD ile sahip olduğu ve dünyanın finans merkezi konumunu korumasını sağlayan özel ticaret koşullarının devamı için yeterli düzeyde özerkliğe sahip olduğunu onaylaması ve bunu bildirmesi gerekiyor.

Dışişleri Bakanı Pompeo, “Hong Kong’un özerkliğine ve Ortak Deklarasyon’da güvence altına alınan özgürlüklere gölge düşürecek her karar ‘tek ülke, iki sistem’ değerlendirmemizi ve bölgenin statüsünü kaçınılmaz olarak etkileyecektir” ifadelerini kullandı.

Hong Kong’un özerk statüye sahip olması, sivil hak ve özgürlükler, hukukun üstünlüğü ilkelerine saygı ve Çin’e de erişiminin olması burayı uluslararası şirketler için cazip kılıyor.

Hong Kong’un bu statüsünü kaybetmesi, ABD ile yıllık 67 milyar dolarlık ticaret hacmini de tehlikeye atabilir. Zira ABD, Hong Kong’un ithal ettiği mallarda sıfır gümrük vergisi uyguluyor.

XS
SM
MD
LG