Erişilebilirlik

Yüksek Kur Güneydoğu’yu Nasıl Etkiliyor?


Kur artışı nedeniyle dikkatler Ankara ve İstanbul’a çevrilmişken, endişelerin arttığı bir yer de Güneydoğu. Yıllardır ekonomisi bir türlü düzelmeyen bölge, üç yıl önce yeniden başlayan çatışmalar nedeniyle ağır darbe aldı. Özellikle şehir merkezlerindeki çatışmalar, binlerce kişiyi işsiz bıraktı. Yüzlerce işletmenin kapanmasına yol açan sokak çatışmaları sona erince, bölge toparlanmaya başladı. Ancak bölge daha yaralarını tam saramadan bu kez döviz kriziyle yüz yüze geldi.

Kur artışının bölgeye etkilerini Amerika’nın Sesi’ne değerlendiren Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Mehmet Kaya, son gelişmelerle birlikte bankaların bölgeye karşı olumsuz tavrının arttığını söyledi. Kaya; “Bölge son iki yıldır çatışmalı bir süreç yaşadı. Bu süreçle birlikte bölgeden önemli oranda beyin ve sermaye göçü yaşandı. Bölgedeki sermaye birikimi minimum seviyede. Bundan dolayı çatışmalı ortam yeni yatırımcının gelmesini de engelliyor. Dolardaki yükseliş bölgeyi en çok bankalara yansımasıyla etkiliyor. Faizlerin yükselmesi, bankaların keyfi tutum ile yeni kredi açmamaları, kredisi olan müşterileri kredileri kapatmaya zorlamaları, bir yandan yatırımcının bırakın yatırım yapmasını, hızlı bir şekilde tefeciye düşmesini ve iflası başlattı. Bugün yavaş yavaş başlayan durağanlık, tefeciye düşme, ticaret yapamama durumunu getiriyor. Hükümetin bunları durdurması gerekiyor. Bankaların bölgeye bakışları her zaman kötüydü. Şimdi bölgeye kredi vermek konusunda endişeliler. Yatırımları riskli görüyorlar, bu da sermaye göçünü tetikliyorlar. Bölgeden göç artacak, işsizlik artacak” dedi.

Diyarbakır Esnaf Ve Sanatkarlar Odaları Birliği Başkanı Alican Ebedinoğlu ise erken iflasların başlamasından endişeli. Amerika’nın Sesi’ne konuşan Ebdinoğlu, “Yansımaları üç ve altı ay sonra olur çünkü daha yeni. Zaten her alana yansıyacak, esnafa, memura, işçiye... Bu yükselişten etkilenmeyen hiçbir sektör yok. Ancak orta ölçekli işletmeler daha çok etkilenir. Bazıları makinasını yenilemek, yeni makine almak için leasing yöntemiyle, dolar endeksli borçlandı. Bunların iflası erken olacak. Bu tür işletmeler dökülmeye başlayacak. Bu yükseliş daha mazot, elektrik, doğal gaza yansımadı. Bunlara yansıdığı anda diğer sektörleri etkileyecek.Zaten 3 yıl önceki olayların yaraları yeni yeni sarılmaya başlanmıştı. O zaman binlerce kişi işsiz kaldı, yüzlerce işyeri kapandı. Ayakta kalanlar borçlandı. Borçlanan esnaf bu kriz karşısında dayanamaz. Krizin etkisi bölgede daha erken hissedilecek. Daha erken kapanmalar iflaslar olacak” diye konuştu.

Güneydoğu Genç İş Adamları Derneği Başkanı Hakan Akbal ise kurlardaki değişimin bölgeye etkisinin az olacağı görüşünde. Amerika’nın Sesi’nin sorularını yanıtlayan Akbal, “Bölgemiz özelinde baktığımızda, nispeten daha az hasarlı bir süreçten söz edebiliriz. Gaziantep hariç, sanayinin en güçlü olduğu Diyarbakır’da bile toplam üretim içerisinde sanayinin payı % 20’ler seviyesindedir. Bu açıdan İstanbul, Kocaeli, Bursa, Kayseri, Gaziantep gibi canımız yanmaz ama bu etkilenmeyeceğimiz anlamına gelmez” şeklinde konuştu.

Krizin daha az hasarla atlatılması için iki öneride bulunan Akbal, şöyle konuştu: “İş dünyasının krizi atlatması için döviz kurlarının belirli bir noktada dengeye gelinceye kadar geri çekilmesinden başka bir çaresi yok. Hiçbir şey yokmuş gibi üretime devam etmek faturanın yükselmesine yol açar. Döviz kurlarının bu derece yükselmesini fırsata dönüştürecek alanlarımız da var. Bunlardan biri de ihracat. İhracatla ilgili desteklerin bu dönem daha aktif hale getirilmesi gerekir. Hammadde ve ara mal olarak kullanılan ürünler dışında ithalatta kısıntıya gitmek de bir başka yol olabilir. Krizin aşılmasında bir başka önerim de kamuda çok ciddi bir tasarruf dönemi başlatılmasıdır. Son yıllarda savurganlık boyutuna ulaşmış harcamalar söz konusu. Bakanlıkların ve bürokrasinin çok sayıda lüks araç ve koruma ordusu gibi maliyet kalemlerinde sınırlamaya gitmek gerekir. Yap işlet devret yöntemiyle dolar üzerinden yapılan çok kötü anlaşmalar, gider açısından bir kara delik gibi. Bir yandan vatandaşımıza dolardan kaçınma telkinlerinde bulunurken, diğer taraftan şirketlerle dolar bazlı anlaşmalar yapmayı da sorgulamamız gerekir.”

XS
SM
MD
LG