Erişilebilirlik

Tunus’ta bir seyyar satıcının kendini yakmasıyla 2010 yılı sonlarında başlayan ve kısa sürede kanlı vekalet savaşlarına dönüşen Arap ayaklanmasının en yıkıcı sonuçlarıyla yaşandığı ülke Suriye oldu.

Suriye’de 2011 yılı başlarından itibaren yolsuzluk, fikir ve ifade özgürlüğüne yönelik baskılar, tek partili sistemin kaldırılması gibi sebeplerle başkent Şam dahil ülkenin birçok yerinde toplumun her kesiminin katıldığı gösteriler yapılmaya başladı. Güvenlik birimlerinin bu gösterilere sert müdahalesinin yanı sıra yeni başlayan sokak hareketlerini din ve mezheplere yönelik tehdit içeren sloganlar ve radikal eğilimli grupların domine etmeye başlamasıyla gösterici profili de hızla değişti.

Suriye’de gösterilerin başlamasından birkaç hafta sonra yolsuzluk, baskı rejimi, hukuk ve insan hakları ihlalleri gibi ülke içi ve enerji hatları, petrol, Akdeniz’de ve Orta Doğu’da nüfuz kazanma hedefleri gibi dış faktörler nedeniyle yıllar süren kanlı bir vekalet savaşı da başlamış oldu.

2011 yılından itibaren domino etkisi yaratarak birçok “önceden hesaplanamayan” gelişmelere yol açan vekalet savaşı dönemi Suriye’de çok ağır bir yıkıma neden oldu.

2011 öncesi toplam nüfusu yaklaşık 23 milyon olan Suriye’de çatışmaların başlamasının ardından 5 buçuk milyon kişi Türkiye, Lübnan ve Ürdün başta olmak üzere çeşitli ülkelere sığındı.

7 milyon civarında Suriyeli ülke içinde yer değiştirerek iç göçmen oldu. Bu insanların bir kısmı birden fazla defa yer değiştirmek zorunda kaldı.

Yüzbinlerce konut, işyeri, resmi kurum binası kullanılamaz hale geldi. Humus ve Halep çatışmalar yüzünden en ağır zarar gören yerlerin başında geliyor. Her ikisinde de kentin yarısına yakını harap durumdayken diğer yarısı çatışma süreçlerine rağmen fazla hasar görmedi ve hayat devam etti. Yollar, kanalizasyon, su ve elektrik altyapısı da ağır hasar gördü.

Çatışmalarda siviller, Suriye ordusu ve çeşitli silahlı grupların mensupları dahil olmak üzere yaklaşık 500 bin kişinin hayatını kaybettiği tahmin ediliyor. Çok sayıda fiziksel engelli ve ağır travmalardan dolayı psikolojik açıdan kötü durumda olan insan olduğu da biliniyor.

Suriye’deki savaş sürecinde hem ülke içindeki taraflar hem de savaşa dahil olan ABD, Rusya, Türkiye, İran gibi ülkeler ve destekledikleri gruplar açısından olumlu veya olumsuz birçok önemli dönüm noktası yaşandı.

Çok taraflı vekalet savaşı, her bir aktörün hamlelerine bağlı gelişmeler doğurduğu gibi IŞİD’in ortaya çıkışı benzeri bölgesel politik ve sosyolojik şartların da etkisiyle tahmin edilemeyen ve kontrol edilemeyen yeni süreçlerin de yolunu açtı.

Suriye’deki sürecin seyrini değiştirecek ölçüde büyük sonuçlar doğuran dönüm noktaları arasında 2012 yılı ortalarından itibaren Özgür Suriye Ordusu ÖSO çatısı altındaki askeri oluşumu radikal eğilimli grupların domine etmeye başlaması, giderek güçlenen El Kaide uzantılı grupların kendi aralarındaki uzlaşmazlıkların IŞİD’in doğuşuna yol açması, IŞİD’in Suriye ve Irak’ta ekonomik değeri de yüksek olan geniş bölgeleri kontrol edebilecek kadar hızlı ilerlemesi, vekalet savaşının Suriye sınırlarından taşmaya başlayan bir tehdit haline gelmesiyle birlikte radikal örgütlerle mücadele için koalisyon güçlerinin sürece askeri müdahalesi, Rusya’nın askeri ve siyasi olarak Suriye’de yer alması, Suriye Kürtlerinin ABD ve Rusya dahil olmak üzere büyük aktörlerin partneri haline gelecek kadar güçlenmesi ve mülteci dalgalarının başlaması sayılabilir.

En Önemli Eşik: Halep Anlaşması

Suriye’nin ticaret başkenti olarak bilinen Halep’i vekalet savaşında Şam’dan sonraki en önemli psikolojik eşik olarak tanımlamak mümkün. 3 yıldan fazla süre ikiye bölünen kentin bir kısmı Suriye ordusunun bir kısmı da çeşitli silahlı grupların kontrolunda kaldı. Çok sayıda tarihi yapının da bulunduğu Halep ve kentin tarihi mirası, bu dönemde çok ağır hasar gördü.

2016 yılının son haftalarında Rusya, Türkiye ve İran arasında sağlanan uzlaşmayla kent merkezindeki silahlı grupların aileleriyle birlikte tahliyeleri sağlandı.

Halep dahil ülkenin çeşitli yerlerinde sağlanan uzlaşmaların ardından tahliye edilenlerin büyük kısmı bir süredir El Kaide’nin Suriye kolu Nusra Cephesi’yle Ahrar-u Şam’ın birlikte kontrol ettiği İdlip kentine gönderildi.

Halep anlaşmasının yapıldığı dönem, koalisyonun ve Rusya’nın hava saldırılarının da katkısıyla gerilemeye başlayan ve hızla toprak kaybeden IŞİD’in Suriye içinde Rakka ve Deyr Ez Zor kırsalına çekilmeye zorlandığı dönem oldu.

Suriye ordusu 2014 yılından beri Rakka kırsalına yönelik operasyonlarını sürdürüyordu. 2016 yılından itibaren Kürt silahlı oluşumu YPG ve Suriye Demokratik Güçleri, IŞİD’e ve radikal gruplara karşı Haseke, Halep ve Rakka kırsallarında önemli kazanımlar sağladı.

2017 yılıysa, hem Suriye ordusunun hem de YPG-DSG’nin Rakka ve Deyr Ez Zor’a yönelik saldırılarını yoğunlaştırdığı dönem oldu. Yılın son aylarında ABD’nin desteklediği YPG/DSG Rakka merkezine girmeyi başarırken Suriye ordusu da uzun süredir büyük bölümü IŞİD’in kontrolundaki ve neredeyse tamamı kuşatma altında olan Deyr Ez Zor’da kuşatmayı kırdı.

Irak’taki gelişmelerle birlikte Suriye’de IŞİD’e karşı mücadele askeri açıdan tamamlanmak üzere ve IŞİD’in örgüt olarak çöktüğü söylenebilir.

İdlip’teyse El Kaide uzantılı gruplar, yine Türkiye ve Rusya’nın başını çektiği bir müzakere sürecinin ardından çatışmasızlık bölgelerinin oluşturulmasıyla birlikte bulundukları yerde sıkışmış durumda.

2017 biterken Suriye’deki vekalet savaşının kanlı kısmı da oldukça hafiflemiş gibi görünüyor. Ancak çekişmenin bitmediği ve sıcak çatışma süreci beklenmese de 2018 yılının gerginlik potansiyeli taşıyan birçok konuyla birlikte geldiği söylenebilir.

Bu çerçevede;

  • Arap ayaklanması döneminde beklediği kazanımları elde edemeyen Suudi Arabistan ile Irak, Suriye ve Lübnan dahil bölgede nüfuzunu pekiştiren İran arasındaki gerginliğin tırmanması beklenebilir.
  • ABD ve Rusya’nın özellikle Suriye sahasında çekişmelerinin devam edeceğine dair güçlü sinyaller var. Suriye’de iç siyasi yapının yeniden dizaynı sürecine geçiş dönemi her ABD ve Rusya’nın kendi müttefikleri üzerinden nüfuzlarını pekiştirme yarışına dönüşebilir. Suriye’de vekalet savaşının kanlı kısmı bitse de savaşın kansız bir şekilde devam etmesi beklenebilir. Bu durum, ülkenin kuzeyinde ilan edilen kanton yönetiminin, YPG ve DSG’nin, Suriye’nin gücün merkezde toplandığı yönetim biçiminin ve genel olarak idari yapının bekasını da belirleyecek gibi görünüyor.
  • Suriye’de kanlı ve yıkıcı bir sürecin ardından yeniden imar, ekonominin düzeltilmesi, iç siyasi yapının dizaynı gibi eğitimden rehabilitasyona kadar yüzlerce başlık için “hasar tespit” çalışması yapılması ve gerekli adımların atılması sürecinin başlaması gerekiyor. Fiziksel ve psikolojik yıkım gözönüne alındığında topyekün yeniden inşa sürecinin çok boyutlu ve uzun soluklu olması gereği ortaya çıkıyor.
  • Suriye’deki savaş biterken dünyaya yayılan IŞİD gibi yapıların militanları ve bu tip yapıları ortaya çıkaran zihniyetin hala varlığını koruması bütün dünya için tehlike potansiyeli içeriyor.
  • Suriye ve Irak başta olmak üzere bölgeden dünyanın farklı ülkelerine kaçan mülteciler için gittikleri ülkelerde sağlıklı politikalar yürütülmesi büyük önem taşıyor. Çocuk gelinler, aile içi şiddet ve cinayetler, mülteci politikası olmayan ülkelerdeki göçmenlerin radikal örgütlerin arka bahçesi haline dönüşmeleri riski gibi birçok başlık uzun vadeli çalışmalar gerektiriyor.

Genel olarak 2017 yılının Suriye’deki savaşın bittiği yıl olduğu söylenebilir ancak 2018 yılı Suriye’deki savaşın yarattığı domino etkisiyle doğan birçok sorunla birlikte geldi.

XS
SM
MD
LG