Erişilebilirlik

Yıkılan Berlin Duvarı Zihinlerdeki Duvarı Hala Yıkamadı


Soğuk Savaş döneminin en tanınan simgesi olan Berlin Duvarı’nın yıkılmasının üzerinden tam 28 yıl geçti. Özellikle o dönemde duvarın arkasında, Doğu Almanya’da yaşananlar için hafızalardan silinemeyecek kadar önemli bir gün olan 9 Kasım 1989 ve sonrasında yaşananlar, yakın tarihe damgasını vuran olayların başında geliyor.

Batılı ülkeler tarafından “Utanç Duvarı” olarak da anılan ve Doğu Almanya’nın ortasındaki Batı Berlin'i abluka altına alan betondan sınırın yıkılmasıyla sosyalist Doğu ile kapitalist Batı arasındaki Soğuk Savaş da sona erdi.

155 kilometre uzunluğundaki duvar 1961 yılında Doğu Almanya 'da bulunanların Batı Berlin'e kaçmalarını önlemek amacıyla örüldü. Ancak insanların özgürlük ve daha iyi bir yaşam özlemini engelleyemedi. Binlerce kişi çeşitli yöntemlerle duvarı aşmayı başarırken, tahminlere göre 238 kişi ise kaçmaya çalışırken hayatını kaybetti. O dönemde Sovyetler Birliği’nin lideri olan Mihail Gorbaçov’un “glasnost- şeffaflık” ve “perestroika –yeniden yapılanma” adı verilen reformlar programından da etkilenen Doğu Almanlar’ın 1988 sonrası başlayan ayaklanmasına uzun süre dayanamayan Doğu Almanya yönetimi 9 Kasım 1989'da duvarın kaldırılmasına ve kapıların açılmasına onay verdi. Haberi alan onbinlerce kişi duvarı ve sınır kapılarını aşarak Batı Berlin’e geçerken, Berlin Duvarı’nın bir ay içinde yıkıldı ve 3 Ekim 1990 yılında tamamen kaldırılarak, iki Almanya’nın yeniden birleşmesiyle tarihte yeni bir sayfa açıldı.

Almanlar’ı 28 yıl ayıran duvarın siyasal, kültürel, ekonomik, sosyal yaşam biçiminde neden olduğu derin izler, geçen bunca yıla rağmen halen varlığını hissettirmeye devam ediyor. Bu yüzden de bir yandan Berlin Duvarı’nın yıkılışı kutlanırken, diğer yandan yıkılmasının ortaya çıkardığı sonuçlara yönelik tartışmalar da sürüyor.

Yıllardır üzerinde konuşulan bir durum, 1990 sonrasında patlayan işsizlik ve batıya yetişemeyen doğuluların hayat standartlarının, özellikle Doğu Almanlar’da bir nevi dargınlık yarattığı. Duvarın yıkımından sonra nüfusunun yüzde 20’sini kaybeden Almanya’nın doğusu, bugün de gençlerin göçü, yaşlanan nüfus, niteliksiz işsizler ve yoksullukla mücadele etmeye çalışıyor. Ekonomi ise Batı Almanya’nın ancak dörtte biri düzeyinde. Ekonomik-sosyal sorunların yarattığı bölünmüşlük siyasi açıdan da kendisini hissettiriyor. Bu bölgede geleceğe yönelik bir umut görmeyenlerin son yıllarda hızlı şekilde sağ popülist ve aşırı sağcı partilere kaydıkları tespit ediliyor.

Almanya’daki Türkler Doğu’ya ısınamadı

2015 sonrasında yaşanan mülteci krizi ile geçen yıl doğu eyaletlerindeki ırkçı ve yabancı düşmanı saldırı ve taciz olaylarında da güçlü artış yaşandı. Yabancı düşmanlığının tehlikeli boyutlara ulaşması nedeniyle Doğu’da yaşayan Türkiye kökenlilerin sayısı çok az. Berlinli Türkler yaşadıkları dışlayıcı olaylar ve saldırılar nedeniyle ülkenin doğusuna gitmemeye özen gösterirken, Berlin Duvarı’nın yıkımını kendileri açısından olumsuz bir olay olarak değerlendirmeyi sürdürüyor.

Doğudaki eyaletlerde yabancı oranının çok düşük olmasına rağmen, artan aşırı sağ ve yabancı düşmanı eğilimler Federal hükümeti de endişelendiriyor. Merkel hükümeti konuyla ilgili son raporunda “Bu bölgelerdeki gelişmelerin Almanya'nın doğusunda toplumsal barışı tehlikeye sokma potansiyeli taşıdığını' açıkladı.

AfD Doğu’da yükseldi

Bu gelişmenin en belirgin siyasi sonucu yabancı ve İslam karşıtı Almanya için Alternatif (AfD) Partisi’nin Doğu’da kitlesel bir karakter kazanmış olması. Parti Doğu Almanya’daki eyaletlerde girdiği seçimlerde Batı Almanya’daki eyaletlerin iki katı oranında oy alabiliyor. AfD Saksonya Anhalt eyaletinde yüzde 24,3 oranında oy alarak ikinci parti oldu.

Eylül ayındaki seçimlerde Başbakan Angela Merkel'in doğum yerini de içine alan Mecklenburg-Vorpommern eyaletinde ise yüzde 20,8 oy oranıyla Merkel'in partisi CDU’yu geride bıraktı. Başkent Berlin'de bile AfD geçtiğimiz yıl özellikle bir zamanlar Berlin Duvarı’nın doğusunda kalan ilçelerden topladığı oylarla yüzde 14,2 oy oranına ulaşmayı başardı.

XS
SM
MD
LG