Erişilebilirlik

Türkiye’de ilköğretimdeki belirsizlik sürüyor. Ortaöğretime geçişte yapılan TEOG sınavının kaldırılmasının ardından üç yeni formül üzerinde çalışılıyor. Ancak 2017-2018 eğitim öğretim yılı 19 Eylül’de başlamasına rağmen sekizinci sınıf öğrencilerin ne zaman ve nasıl bir sınava girecekleri kesinlik kazanmış değil.

Kulislere yansıyan haberlere bakılırsa üç farklı formül üzerinde duruluyor. Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz, üzerinde çalışılan formülleri şöyle özetledi:

“Mezuniyet ortalamasına göre yerleştirmeler yapılacak. Bizim yaptığımız sınav sonucuna göre, bir kısım öğrenciyi evine yakın okula gönderebiliriz. Fen liseleri için ayrı kriter getirebiliriz. En başarılı yüzde 5-10’luk dilimdeki öğrencilerin girebileceği bir sistem de olabilir” dedi.

Başbakan Yıldırım: Yazılı sınavlar her sınıfta olacak

Başbakan Binali Yıldırım da AKP Meclis Grubu öncesi gazetecilerin soruları üzerine yaptığı açıklamada yıllardır uygulanmakta olan test usulü sınavların terk edilerek yazılı sınavlara geçilebileceğinin işaretini verdi.

Yıldırım, “TEOG'la ilgili gerekli açıklamaları yaptık. Detaylar çalışılıyor. Sınavsız öğrencilik olur mu? Tabii ki öğrenciyseniz hayatınız sınav demektir. Eskiden sözlü sınavlar da vardı. Şimdi var mı, bilmiyorum. Yazılı sınavlar her sınıfta olacak, o sınavlardan birisi de merkezi sistemli olacak. Hepsi bu. Okuldaki sınavlardan bir tanesi soru havuzundan merkezi şekilde olacak, hepsi bu. Merkezden yapılmasa da bu sınav yapılacak” dedi.

Ebru Sungar: Açık uçlu sınavlar kayırmacılığa ve yeni şaibelere neden olmaya açık

Eğitim İş Genel Sekreteri Ebru Sungar, temel eğitimden ortaöğretime geçişte fırsat eşitsizliği yarattığı gerekçesiyle karşı oldukları TEOG benzeri sınav sisteminin, yeni getirilmeye çalışılan sistemden daha fazla fırsat eşitliği sağladığı görüşünde.

Amerika’nın Sesi’nin sorularını yanıtlayan Sungar, “ OKS, SBS, TEOG hepsi çözümsüzlük getirdi. Yeni sistemde çözümsüzlük daha da katmerlenecek. Bir kere Milli Eğitim Bakanlığı’nın bu değişiklikten haberi yoktu. Olsa sınav takvimine TEOG’u koymazdı. Bu yıl yapılacak TEOG’da iki adet tek kelimelik yanıtı olan açık uçlu soru da sorulacağı ilan edilmişti. Şimdi tüm sınavın açık uçlu olacağı söyleniyor. Optik okuyucuyla ölçülen sınavlarda bile şaibe iddiaları önlenemezken bu yeni sistemde kayırmacılık şüphesi daha da artacak. Eşit ve adil sınav nasıl yapılacak” dedi.

Sungar: Parası olanın kayrıldığını bir sistem mi geliyor?

Nitelikli okulların özel sınav yapmasının yeni sıkıntılar doğuracağına dikkat çeken Eğitim-İş Genel Sekreteri, bu değişiklikler yapılırken çocukların hiç dikkate alınmadığını da söylüyor.

“İyi okullar kendi sınavlarını kendileri yaptığında bu nasıl fırsat eşitliği sağlayacak? Herkes köklü okulların peşinde koşacak. Peki Anadolu’daki çocuklar bu sınavlara nasıl girecek? Parası olanın kayrıldığı, fakire göz ucuyla bakılan bir sistem mi geliyor? Parası olmayana ‘Sen İmam Hatip’e git’ mi deniyor? Bir taraftan sanatsal sportif beceriler ödüllendirilecek deniyor diğer taraftan beşinci sınıflarda resim, müzik görsel sanatlar dersleri kaldırılıyor. Buradaki niyet İHL’lere avantaj sağlamak mı? Hepsini geçtim. Bu çocuklar yıllardır çoktan seçmeli sınava hazırlanırken,bir gün sınav ziline beş dakika kala, ‘bu değişti’ deniyor. Bu çocukların uğradığı hüsranı dikkate alan var mı? Keşke rehber öğretmenleri aracılığıyla çocukların stresi azaltabilecek bilgiler önceden verilseydi. Çocuklar bu yap boz oyununda yine deneme tahtası oluyor.”

Arık: Pisa testine göre çocukların %40’ı okuduğunu anlamıyor, ucu açık sorulara nasıl yanıt verecekler?

Yıllardır Türk eğitim sistemi üzerine çalışmalar yapan Eğitimde Reform Girişimi (ERG) ise eğitimde yaşanan sorunları yalnız sınav sistemi üzerinden çözmeye çalışmayı doğru bulmuyor.

Amerika’nın Sesi’ne değerlendirmelerde bulunan ERG Eğitim Gözlemevi Koordinatörü Ebru Meltem Arık, “Türkiye’deki eğitimin sorunlarını çözmek için çok daha bütünlüklü bakmak gerekir. Bu kadar farklı seviye ve ihtiyaçların olduğu bir ülkede farklılaştırmayı gözetmeyen bir yaklaşımla devam edersek sorunlar devam eder. Çözüm için sınav sistemini değiştirmeyi hele de bu kadar kısa sürede belirlemeyi hayretle karşılıyoruz. Pisa testi sonuçları, Türkiye’deki öğrencilerin %40’ının okuduğunu anlamadığını gösteriyor. Bu çocuklar iyi yorumlamak, sentez yapmak, analiz yapmak konusunda yetersiz. O zaman açık uçlu soruları nasıl yanıtlayacaklar? Ayrıca bu sınavların sağlıklı netice vermesi için birkaç kişi tarafından değerlendirilmesi gerekiyor. Bunlar kim olacak? Değerlendirmeler gerçekten objektif olabilecek mi? Çocukların kimlik bilgileri nasıl gizli tutulacak? Bunlar hep soru işareti” dedi.

Türkiye’de her 593 çocuğa bir rehberlik öğretmeni düştüğünü belirten ERG Eğitim Gözlemevi Koordinatörü, bu kadar az sayıdaki rehber öğretmenin çocukları birey olarak yetiştirmekte zorluk yaşadıklarının da altını çiziyor.

Arık: Buzdağının üstündeki sorunlar tartışılıyor

Ebru Meltem Arık, yeni formüllerden biri olan adrese dayalı eğitim sisteminin de sorunlu olduğu kanaatinde.

Arık, “Pisa sonuçlarına göre, sosyo-ekonomik durum da başarıda rol oynuyor. Gelir seviyesi düşük mahallelerdeki öğrencilerin sonuçları düşük. O nedenle adrese dayalı sistem de çok ciddi sorunlar barındırıyor. %5 özel okullara, iyi anadolu liselerine yerleştirilecek. Geri kalan %95 ne olacak? Anadolu Lisesi ya da İmam Hatip Liseleri’ndeki eğitimi tartışmadan da sınav şeklini tartışmak buzdağının üstünü tartışmak anlamına geliyor. Mesela, dört yaşındaki çocukların okula erişimindeki eşitsizlik, tüm eğitim hayatında devam edebiliyor. Öğretmenleri güçlendirmek lazım. Bu konuda ne yapıldı? O yüzden eğitimin merkezileştirmekten çıkarılmasını ve bütüncül şekilde ele alınması gerekiyor.” diye konuştu.

XS
SM
MD
LG