Erişilebilirlik

Uzmanlar ABD'nin YPG'ye Desteğini Kuşkuyla Karşılıyor


Amerika’nın YPG’ye silah yardımı yapma kararı Türk-Amerikan ilişkilerinde gerilime yol açtı. Amerikalı yetkililerin ‘verdiğimiz silahları iş bittikten sonra geri alacağız’ açıklaması Türkiye’yi tatmin etmedi. Bunun yanında, Savunma Bakanı Jim Mattis’in Rakka’nın kurtarılmasından sonra da YPG’ye silah yardımına devam edecekleri yolundaki sözleri Ankara’da Amerika’nın niyetleriyle ilgili mevcut şüpheleri daha da arttırdı.

Türk Miras Vakfı adlı düşünce kuruluşunun düzenlediği Suriye konulu toplantıda da uzmanların en çok üzerinde durduğu konu, Türkiye’yle ABD arasındaki YPG anlaşmazlığıydı.

Washington’daki Ulusal Basın Kulübü’nde düzenlenen toplantıda hem Türkiye’yle Amerika arasında yaşanan YPG anlaşmazlığı, hem de özellikle Rakka operasyonu ışığında Suriye’de bundan sonrasına ilişkin senaryolar kapsamlı biçimde masaya yatırıldı.

"Amerika'nın YPG politikası hatalı"

Hudson Enstitüsü uzmanı Michael Doran, Amerika’nın Suriye’de IŞİD sonrasına yönelik net bir vizyona sahip olmadığı görüşünü dile getirdi. Doran, YPG’ye silah desteğini doğru bulmadığını da söyledi:

“Yönetimin birinci önceliği IŞİD’in hızlı biçimde yenilgiye uğratılması. Bu onları Türkler’le ilişkilerde zor bir duruma sokuyor, çünkü Obama yönetimi zaten YPG’yi silahlandırma ve bu örgütü Rakka’nın IŞİD’den temizlenmesinde ana unsur olarak kullanma yönünde ilerlemişti. Trump da bu politikayı devam ettirme kararı aldı. Benim kişisel görüşüm, bunun bir hata olduğu yönünde. Türk hükümetinin YPG’yle ilgili dile getirdiği kaygıları paylaşıyorum. YPG’yi silahlandırma, eğitme ve donatmada ve onların toprak kazanmasına yardım etmede daha derinlere gittikçe, Türkleri de o kadar bizden uzaklaştırdığımızı ve Ruslar’a yakınlaştırdığımızı düşünüyorum. Dolayısıyla eğer hedef Rus-İran ittifakını geri püskürtmekse, bence Türkler’e el uzatmalıyız.

Burada tam olarak net olmayan nokta şu; Amerika’nın IŞİD yenilgiye uğratıldıktan sonra siyasi çözüme dair nasıl bir vizyon taşıdığı. Bence hiç kimse bu sorunun yanıtını bilmiyor. Bu, Amerikan stratejisindeki zafiyetlerden biri. Gelişmelerin seyrine dair bir vizyon ortaya koymaya başlamadık. IŞİD’den sonra Rakka’nın idaresine dair vizyonu bile bilmiyoruz. Türkler’e burasının Kürtler tarafından idare edilmeyeceği teminatını verdik ama Esat rejiminin Rakka’nın idaresinde bir role sahip olup olmayacağı ucu açık bir soru. Buna müsaade etmeyeceğimizi varsayıyorum çünkü Esat rejimi beraberinde İran’ı getirecektir. Irak’ta Kaim’den Suriye’de Deyrezor’a kadar uzanan ve hala büyük kısmı IŞİD’in kontrolunda olan bölgeden Ruslar ve İran’ı uzak tutmak için elimizden geleni yapmalıyız, umarım stratejimiz budur.”

"Türkiye'yle müzakere edilmeli"

Ulusal Savunma Üniversitesi’nden Denise Natali de, Suriye ve Irak’taki Kürt bölgeleriyle ilgili olarak atılacak adımların, Türkiye gibi bölgenin güçlü aktörleriyle müzakere edilmesi gerektiğini söyledi. Natali, PKK konusunda da şu görüşleri dile getirdi:

“Suriye ve Irak’taki Kürtler karayla kuşatılmış durumda, bu da şu anlama geliyor; oralarda atılacak her adım bölgedeki çok daha güçlü aktörlerle müzakere edilmek zorunda ve bunların başında da Suriye’yle 900 kilometrelik sınırı paylaşan Türkiye geliyor.

Mart ayında bölgeye yaptığım bir ziyarette öğrenciler ve gençlerle konuşmuştum. Kuzey Irak’taki bazı gidişat biraz endişe verici nitelikte. PKK konusuna sadece Türkiye’ye karşı bir grup olarak bakmamak lazım, aynı zamanda bir başka Kürt grubuna karşı bir grup. Mesut Barzani’ye ve Kürdistan Demokrat Partisi’ne (KDP) alternatif oluşturma gayreti var. Bu güç mücadelesinin derinliği hafife alınmamalı. Kuzey Irak’ta bölgedeki Kürt yönetiminden hoşnut olmayan ve bir alternatif arayan birçok gencin PKK’ya katılma kararı aldığı örnekler var. PKK’yı KDP’ye meydan okuyabilecek, alternatif bir milliyetçi grup olarak görüyorlar.

Konuştuğum birçok Suriyeli Kürt, onları sonsuza kadar bölgelerinde istemiyor. ‘Onlara güvenlik için ihtiyacımız var, çünkü IŞİD’e karşı savaşıyorlar ama tehdit sona erdiğinde ayrılmalarını istiyoruz’ diyorlar. Ama ayrılırlar mı? Sanmıyorum. Bavullarını toplayıp, ‘Buyrun silahları geri veriyoruz çok teşekkür ederiz’ deyip gitmeyeceklerdir.

Bölgede şu anda insanların umurunda olan ideoloji değil, maaşları kimin ödeyeceği. İşte Türkiye burada çok önemli bir rol oynayabilir. Suriye’de IŞİD sonrası istikrarın sağlanması çalışmalarının Türkiye olmadan yürütülebileceğini düşünemiyorum. 1990’larda Kuzey Irak’taki Çekiç Güç operasyonu bile Ankarasız yürütülemezdi ve bu seferki sınır çok daha büyük.”

"Bu bir karşılıklı alışveriş ilişkisi değil"

ABD Dışişleri Bakanlığı’nın siyasi ve askeri işlerden sorumlu eski bakan yardımcısı Mark Kimmitt de, Türkiye’yle Amerika arasında YPG meselesinden kaynaklanan taktiksel anlaşmazlıklar bulunduğunu, iki ülke ilişkilerinin ‘karşılıklı alışveriş ilişkisi’ olmadığını söyledi. Kimmitt, Amerikan askerlerini YPG armaları giyerken gösteren fotoğrafları da eleştirdi, bunun IŞİD’e karşı savaşa katkı sağlamadığı görüşünü dile getirdi:

“Ordularımız arasında Türkiye’nin NATO üyesi olduğu tarihe kadar uzanan köklü bir ilişki mevcut ve bu ilişkiler hala güçlü. Bu, sadece savaşın sonuna kadar sürecek bir alışveriş ilişkisi değil. Tam tersi. Sahada yaşadığımız sorunların ve görüş ayrılıklarının bu uzun vadeli ilişki içinde çözüm bulacağını ümit ediyoruz. Savaşlarda asla kusursuz bir çözüm olmaz, bu savaşın doğasında yok. IŞİD’i askeri yenilgiye uğratmak işin kolay kısmı. Esas zor olan, sonrasında ne olacağı.”

"Sahada Sünni Arap müttefiklerimiz olmalı"

Hem Denise Natali hem de Michael Doran, PYD’nin Esat rejimiyle ilişkilerini sonlandırmadığına dikkati çekerek, ileride rejimle toprak anlaşması yapabilecekleri ihtimalini dile getirdiler:

“Amerika açısından baktığımda bundan kesinlikle endişeliyim. YPG’yi silahlandırarak, eğiterek ve donatarak, nihayetinde onları Rusya ve İran’ın kucağına atacağımız hissiyatı taşıyorum. Esat karşıtı bir örgüt değiller. IŞİD’i hızlı biçimde yenilgiye uğratmak için yerel güçlerle yaptığımız taktiksel uzlaşmalar bizi stratejik olarak uzun vadede zora sokacak. Sahada Sünni Arap müttefiklerimiz olmalı. Rakka’da maaşları ödeyebilecek, çıkarlarımızı paylaşan güvenilir dış ortaklar bulamazsak, çıkarlarımızı paylaşmayan biri gelir ve maaşları öder ya da IŞİD 2’ye sahip oluruz. Dolayısıyla bölgedeki rolümüze, bölgedeki düzene dair vizyonumuz hakkında çok daha kapsamlı bir fikir çalışması içine girmeliyiz.”

Türkiye, Trump yönetimi göreve başladığında YPG’ye destek konusunda politika değişikliği yapılacağını umuyordu ama şu ana kadar görünen, Obama dönemindeki politikaların devam ettiği yönünde. Her hafta, hatta hemen her gün sıcak bir gelişme yaşanan Suriye’de bundan sonraki süreçteki gelişmelerin Türk-Amerikan ilişkileri üzerinde de önemli yansımaları olacağına kuşku yok.

XS
SM
MD
LG