Erişilebilirlik

Uluslararası Kriz Grubu, Suriye’deki insani krizin felaket boyutlarına ulaştığına dikkati çekerek, Türkiye ve uluslararası ortaklarının mülteci sorununa çözüm için uzun vadeli planlama yapması, Şam hükümetinin de sınırlarını dış yardıma açması çağrısında bulundu.

Merkezi Brüksel'deki örgüt aynı zamanda Türkiye’den, Suriyeli isyancıların faaliyetlerini daha sıkı kontrol altına almak yoluyla, yeterli denetlenmeyen sınırlarını aşıp, krizin kendi topraklarına sıçramasını önlemesini istedi.

Örgütün Suriye krizinin Türkiye’ye yayılma tehlikesini değerlendirdiği son raporu, Suriye krizinin 2013 yılından sonra da devam etmesi durumunda Ankara’nın artan sığınmacılarla tek başına çıkamayacağı uyarısında bulunuyor. Örgütün rakamlarına göre Türkiye, krizin başladığı iki yılı aşkın süredir 450 bin sığınmacıyı kabul. Hatay’da sığınmacıların ve insani yardımların durumunu inceleyen grup, uluslararası toplumun Türkiye’nin mülteci yükünü hafifletmesine yardımcı olması gerektiğini savunuyor.

Uluslararası Kriz Grubu, son raporunda Türkiye, uluslararası toplum, Suriyeli isyancılar ve Esat rejimine bir dizi çağrı ve öneride bulunuyor:

• Türkiye, sınırın diğer yanında biriken ve çatışmalardan kaçan tüm sığınmacıların girişine izin vermeli, insani yardım örgütleri için bu sığınmacıları hızlı bir şekilde kayıt altına almalı. Örgüte göre her gün kısıtlı sayıda sığınmacının dışında, yalnızca Suriyeli isyancılar ve pasaport sahibi Suriyeliler Türkiye’ye rahatça giriş yapabiliyor.

• Uluslararası toplum mülteciler için yardım ve ödeneklerini arttırmalı, Avrupa ülkeleri de daha fazla Suriyeli mülteci kabul ederek Türkiye’nin yükünü paylaşmalı. Kriz Grubu’nun raporuna göre mülteciler için 750 milyon dolar harcama yapan Ankara yalnızca 100 milyon dolar uluslararası yardım alabildi. Raporun bir bölümünde Hatay'daki mülteci kamplarında inceleme yapan uluslararası uzmanlar, kampları, "beş yıldızlı" ya da "şimdiye kadar görülmüş en iyi mülteci kampları" diye niteliyor.

• Birleşmiş Milletler kurumları derhal Şam hükümetiyle temas kurmalı. BM Güvenlik Konseyi 18 Nisan’da sınırları da aşacak şekilde insani yardım sağlanması için daha fazla girişime ihtiyaç duyulduğunun altını çizmişti. Bunun yanı sıra Suriye hükümeti de BM ve bağlantılı insani yardım örgütleriyle tam işbirliği içine girmeli ve sınırlarını insani yardıma açmalı.

• Uluslararası toplum, güvenlik koşulları uygun olan ortamlarda, Türkiye sınırının ötesinde Suriyeli yerel toplum ve örgütlerle mevcut işbirliğini arttırmalı ve ülkenin kuzeyinde mahsur kalan Suriyeliler’e yardım etmeli. Tüm taraflar yardım kuruluşlarına koşulsuz erişim sağlamalı.

• Türkiye, Suriye krizine aceleci çözüm getirme çabalarından vazgeçmeli, krize görüşmeler yoluyla çözüm bulunmasına tam destek vermeli, Ankara hükümeti bölgede partizan, egemen bir Sünni güç olduğu izleniminden kaçınacak adımlar atmalı.

• Türkiye, kilit öneme sahip sınır ili olan Hatay’da yaşanan mezhep gerginliklerini düşürmede hızlı önlemler aldı. Ankara bununla birlikte, Suriyeli isyancıları, Hatay’da yerleşik Nusayri (Arap Alevileri) nüfusundan uzak tutmalı ve Suriyeli Sünni mültecilerin kamplarını uzak bölgelerde kurmalı. Uluslararası Kriz Grubu raporu, Özgür Suriye Ordusu’na bağlı Sünni isyancıların savaştan ara verip dinlenmek ya da mülteci kamplarında bulunan ailelerini görmek için zaman zaman sınırı geçerek Türkiye’ye geldiğine ve Hataylı Nusayriler’le gerginlik yaşadığına dikkati çekiyor ve bu silahlı militanları Suriye içlerinde tutma çağrısında bulunuyor.

Uluslararası Kriz Grubu son raporunda Suriye krizinin Türkiye’ye yol açtığı sorunlara da değiniyor. Ankara’nın “komşularla sıfır sorun” politikasının çok sayıda sorunla karşılaştığına dikkati çeken raporda, Şam hükümetiyle yaşadığı anlaşmazlık ve isyancılara verdiği açık desteğin Türkiye’yi köşeye sıkıştırdığı belirtiliyor. Aynı şekilde Suriye’de krizin başlamasıyla Türkiye’nin Körfez’deki Arap ülkelerine ticaret güzergahını kaybettiğinin altını çizen rapor, Suriye’nin kuzeyinde bir Kürt oluşumunun ortaya çıkmasıyla birlikte Kürt sorununda Ankara’nın “yeni bir cepheyle” karşılaştığına dikkati çekiyor.

Uluslararası Kriz Grubu’nun Avrupa Programı Direktörü Sabine Freizer, Türkiye’nin Suriye’de yaşanan insani krize kendi topraklarında müdahalesini ve çok az dış yardımla çok sayıda Suriyeli sığınmacıyı kendi sınırlarından içeri almasını “kayda değer” bulmakla birlikte, Ankara’nın uluslararası ortaklarına daha açık olmasını ve müdahalesini sürdürülebilir kılmak için ortaklaşa, daha kapsamlı, uzun vadeli bir plan oluşturmasını öneriyor.

Kriz Grubu’nun Türkiye ve Kıbrıs Proje Direktörü Hugh Pope ise, Türkiye’nin güneyindeki Müslüman ülkelerde bir nüfuz alanı, istikrar ve refah sağlamak istediğine dikkati çekiyor ve mülteci sorununa tarafsız, mezhep-dışı bir politikayla yaklaşması durumunda, iç savaştan sonra oluşacak yeni Suriye’yle daha dostça ilişkiler kurabileceğinin altını çiziyor.
XS
SM
MD
LG