Erişilebilirlik

Şırnak’ın Uludere ilçesinin Irak sınırındaki Ortasu köyünde Türk savaş uçaklarının bombardımanında ölen 34 köylü, olayın 5’nci yıldönümünde anıldı. Olayın üzerinden yıllar geçti ancak failler bulunamadı. Köylüler ise hala adalet arayışında.

28 Aralık 2011’de katırlarla kaçakçılık için Irak’a giden Ortasu ve Gülyazı köylüleri TSK uçaklarının hedefi oldu. Bombardımanda aralarında çocukların da bulunduğu 34 kişi yaşamını yitirdi. Olayın ardından yetkililer bombardımanın kaza olduğunu söyledi. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’nın başlattığı soruşturma daha sonra görevsizlik kararıyla Genelkurmay Askeri Savcılığı’na gönderildi. Askeri Savcılık ise takipsizlik kararı verdi.

Kararın özeti şöyleydi; “TSK personelinin bahsi geçen TBMM ve Bakanlar Kurulu kararları çerçevesinde kanunun emrini icra kapsamında kendilerine verilen görev gereklerini yerine getirdiklerini, görevi yerine getirirken kaçınılmaz hataya düştükleri dolayısıyla eylemleri hakkında kamu davası açılmasını gerektiren sebep bulunmadığı anlaşıldığından soruşturma konusu bu olay hakkında 353 Sayılı Kanunu'nun 107. maddesi uyarınca şüphelilere ve müdafiler olaydan zarar görenlere ve vekillerine ve Genelkurmay’a tebliğinden itibaren 15 gün içinde askeri veya sivil askeri makamlara veya bizzat askeri savcılığa sözlü veya yazılı müracaatla itiraz etmeleri halinde itiraz incelemesi en yakın Askeri Mahkeme sıfatıyla Hava Kuvvetleri Askeri mahkemesinde yapılmak üzere kovuşturmaya yer olmadığına karar verildi.”

Olayda hayatını kaybedenlerin aileleri karara Anayasa Mahkemesi’nde itiraz etti. Anayasa Mahkemesi’nin de itirazı reddetmesinin ardından, 281 kişinin başvurusuyla dosya Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne taşındı. Dosyanın AİHM’deki işlemleri hala sürüyor.

Bugün olayın 5’nci yıldönümü. Her yıl ölenler için kitlesel anma törenleri düzenlenirken bu yıl, tören düzenlenmedi. Olayın yıldönümünden önce anma törenlerini organize eden Roboski Derneği’nin Başkanı Veli Encü ile Taybet Encü, İbrahim Yaylalı ve Meral Geylani’nin Gülyazı Köyü’ndeki evlerinde gözaltına alındı. Güvenlik güçleri köyün çevresinde yoğun güvenlik önlemi aldı. Köye giriş çıkışlar kontrol altına alınırken birçok kişi evinden çıkmadı. Ancak yoğun güvenlik önlemlerine rağmen yakınlarını kaybedenler mezarlıkta toplanarak ölenleri andı. Anmaya HDP Milletvekilleri de katıldı.

Anmada önce, birçok akrabasını olayda kaybeden ve halen tutuklu bulunan HDP Şırnak Milletvekili Ferhat Encü’nün mesajı okundu. Mesajın ardından söz alan HDP Milletvekili Ahmet Yıldırım, amaçlarının intikam alınması olmadığını söyledi. Yıldırım, “Hepimizin yüreğinde hala sönmemiş bir ateş olan katliamın yıldönümünde acılarınızı paylaşmak ve unutmadığımızı göstermek için geldik. Asla ama asla herhangi bir kin, nefret ve rövanşist duygu peşinde değiliz. Bizim, 34 kardeşiminiz yerine birinin kanını talep ettiğimiz yok. Bunların öldürenler dahil olmak üzere kimsenin kanını akmasını istemiyoruz. Sadece adalet istiyoruz, bu işin askeri ve siyasi sorumluları kimse yargı önüne çıkarılsın” dedi. Yakınlarını kaybedenler ise gözyaşları arasında adalet istediklerini söyledi.

Bu arada İnsan Hakları Derneği Diyarbakır Şubesi de, olayın yıldönümünde bir basın toplantısı düzenledi.

Şube Başkanı Raci Bilici, soruşturmanın yeniden açılması çağrısı yaptı. Bilici, “19’u çocuk 34 sivil Kürt yurttaş, 2011 yılının 28 Aralık gecesi, sınır hattında TSK’ya ait savaş uçakları ile bombalanarak katledildi. 4 yurttaşın sağ olarak kurtulabildiği bu saldırı, tarihin sayfalarına kanlı bir katliam olarak geçti. Toplumsal adalet ve vicdan duygusunu ağır şekilde yaralayan katliama ilişkin dosya, Diyarbakır Başsavcılığı’nca yürütüldü. Müdahil vekillerin başvuru ve dilekçelerine rağmen, görevsizlik kararı verilerek, dosya Genelkurmay Başsavcılığı’na gönderildi. Genelkurmay Başsavcılığı ise kovuşturmaya yer olmadığına dair bir karar verdi. Bunun üzerine yeniden itiraz edildi. Ancak itiraz reddedilince, müdahil vekiller dosyayı Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) götürdü. AYM ise yasalara, anayasaya ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne (AİHS) aykırı bir şekilde dosyayı reddetti. İç hukuk yolları tüketildiği için, katliam dosyası AİHM'ye taşındı. Ve bu süreç hala devam ediyor. Roboski’li aileler, her hafta Perşembe günleri, katliamda yaşamını yitiren çocuklarının mezarı başında bekleyip adalet talep ediyorlar. Hukuk ve demokrasi ile yönetilen bir ülke olduğu iddiasında bulunan devletin yapması gereken, katliamı aydınlatmak, failleri yargılayıp cezalandırmaktır. Ancak, bunun yerine katliamın aydınlatılması talebiyle adalet arayışında olan Roboski’liler hakkında soruşturma ve davalar açılıyor. İnsan hakları savunucuları olarak bizler, inanıyoruz ki; vicdanlarda mahkûm edilmiş insanlığa karşı suçlar ve failleri, bir gün mutlaka yargılanacaktır. Son olarak, konu ile ilgili taleplerimizi şu şekilde ifade etmek istiyoruz;

-Roboski katilamı ile ilgili derhal etkin bir soruşturma başlatılmalı, failler ve sorumlular yargı önüne çıkarılarak cezalandırılmadır.

-Türkiye yakın tarihinde yaşanan katliamların aydınlatılması ve toplumsal barışın inşa edilebilmesi için ‘Hakikatleri Araştırma Komisyonu’ kurulmalı, geçmiş ile yüzleşme sağlanmalıdır” diye konuştu.

XS
SM
MD
LG