Erişilebilirlik

Üç Belediyeye Kayyuma Siyasetçilerden Farklı Tepkiler


İçişleri Bakanlığı’nın Diyarbakır, Van ve Mardin’de seçilmiş HDP’li belediye başkanlarını haklarındaki soruşturma bulunduğu için görevden alması, Ankara siyasetini hareketlendirdi. İçişleri Bakanlığı gerekçe olarak terör örgütü PKK’yla bağlantı ve örgüte yardımı gösterse de seçilmiş belediye başkanlarını görevden alma hamlesi, “Cumhur İttifakı’nın 31 Mart yerel seçim sonuçlarını kabul etmemesi” yorumlarına neden oldu.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, kayyım kararını Twitter mesajıyla savundu. Oktay, “Belediye imkanlarının eli kanlı terör örgütü lehine kullanıldığı adli ve idari soruşturmalarla tespit edilmiş ve gereken yapılmıştır. Millet iradesi asla terörün vesayetine terk edilemez. Demokrasi mücadelemiz çerçevesinde teröre destek veren belediyelere müdahale kaçınılmazdır” dedi.

Seçim sürecinde iktidar partisi AKP’yle birlikte “Cumhur İttifakı”nda yer alan MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin de belediye başkanları görevlerinden alındığı için İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’yu tebrik ettiği açıklandı. Bahçeli’nin Soylu’yu telefonla aradığı ve “Hükümete ve size desteğimiz tamdır” diyerek Diyarbakır, Van ve Mardin belediyeleri ile ilgili durumu “tedbir” olarak yorumladığı duyuruldu. Bahçeli’nin “bunun büyük, yerinde ve önemli bir operasyon olduğunu ifade ettiği” aktarıldı.

“Sandık namusuna Saray darbesi yapıldı, terörü değirmenine su taşınıyor”

Ana muhalefet partisi CHP ise, HDP’ye yönelik İçişleri Bakanlığı müdahalesi “siyasi” olarak değerlendirdi. CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Faik Öztrak, “Millet iradesine ve sandığın namusuna yeni bir Saray darbesi yapıldı” diyerek üç büyükşehir belediye başkanlığına kayyum atanmasına tepki gösterdi.

Öztrak: 'Sandık Namusuna Saray Darbesi Yapıldı'
lütfen bekleyin

No media source currently available

0:00 0:04:44 0:00

Öztrak basın toplantısında, “Bundan daha 5 ay önce adli sicili temiz olan, sarayın vesayeti altındaki YSK tarafından adaylıkları uygun görülen ve millet tarafından seçilen bu belediye başkanlarının görevden alınması kararı hukuki değil, siyasidir. Görevden alınan belediye başkanları hakkında kesinleşmiş bir mahkeme kararı ortada yoktur. Görevden alma kararı idari bir karar gibi gözükse de doğrudan saray tarafından verilmiştir. 'Bu ülkede seçime girmek serbest ama seçilmek yasak' anlamına gelen bir karardır. Demokrasinin temelini oluşturan hukukun üstünlüğü ve seçme, seçilme hakkı bu kararla bir kez daha açıkça yok sayılmıştır. Darbe dönemlerinde ne yapıldıysa, bugün de o yapılmıştır. Tek adam parti devleti rejiminin iktidar partisi ile devlet arasındaki sınırları nasıl yok ettiği bugün bir kere daha açıkça görülmüştür” dedi.

Öztrak, İçişleri Bakanlığı’nın belediye başkanlarını görevden alma kararını “terörle mücadele” çerçevesinde gerekçelendirmesine de tepki göstererek, Türkiye’nin terörle mücadelesini ortak ve milli mesele olarak gördüklerini ancak burada terör bahanesiyle siyasi müdahalede bulunulduğunu kaydetti. Öztrak, "Emperyalizme karşı Kurtuluş Savaşı meydanlarında kurulan CHP, terörün her türlüsünü lanetler ve terörü bir insanlık suçu olarak görür. Ancak terörle mücadele gibi milli bir mesele, milli iradeye baskı ve vesayet uygulamanın siyasi aracı haline dönüştürülmemelidir. Bu, terörün değirmenine su taşımak olur" diye konuştu.

Anayasa’ya aykırı şekilde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın AKP’yi ve siyaseti şekillendirdiğini belirten Öztrak, HDP’nin hali hazırda yasal bir siyasi parti olduğunu vurgulayarak ve eski Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun istifa ettirildiği süreci de anımsatttı.

Faik Öztrak, “CHP, kurumsal kimlikleri, siyasi anlayışı, dünya görüşü kendisinden farklı olan partilerin ve onlara oy veren milletin hukukuna sahip çıkmayı, demokrasiye sahip çıkmak olarak görür. CHP, adalet temelli vicdan siyaseti yapar. Buradan Adalet ve Kalkınma Partisi'ne destek veren kardeşlerimize seslenmek istiyoruz, bu ülkenin seçilmiş Başbakanı Ahmet Davutoğlu zorla istifa ettirildiğinde de sandıktan çıkmış AK Partili belediye başkanları istifaya zorlandığında da CHP olarak o gün de bugünkü tavrımızı aynen gösterdiğimi anımsatıyoruz. Erdoğan'ın merhametsiz zulmüne her zaman karşı çıktık. Demokratik meşruiyetin elde kalan son kalesi ve namusu sandıktır. Sandık hukukuna vurulan her darbe Türkiye'ye vurulmuş bir darbedir. Demokrasilerde kural son derece açıktır, seçimle gelen, seçimle gider. Seçimle gelen kayyumla gidecekse, sandık anlamını kaybeder" dedi.

İstanbul ve İzmir’den destek mesajları

CHP’li büyükşehir belediye başkanları kayyum kararına tepki gösterdi. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, Twitter aracılığıyla “31 Mart Yerel Seçimlerinde milletin oylarıyla seçilmiş Diyarbakır, Van ve Mardin Büyükşehir Belediye Başkanlarının görevlerinden alınarak yerlerine kayyum atanması demokrasiyle ve demokratik teamüllerle izah edilemez. Milletin iradesini yok saymak kabul edilemez” mesajını paylaştı.

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer de, “Belediye başkanlarının görevden alınması seçmen iradesini yok saymaktır. Bugünkü kayyum atamaları bu tutumun ve demokrasiden uzaklaşmanın göstergesidir. Bu tutumun panzehri dayanışmadır. Dayanışma milletin iradesinin korunmasını ve milli egemenliğin tesisini sağlayacaktır” ifadesini kullandı.

Ankara’da ise Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’tan konuya ilişkin henüz açıklama yapılmazken, CHP Ankara İl Başkanı Rıfkı Güvener “millet iradesine darbe, kabul edilemez” açıklamasında bulundu.

Abdullah Gül ve Ahmet Davutoğlu da tepki gösterdi

Bu arada AKP’ye alternatif siyasi parti kurma girişimlerinde bulundukları gündemde olan isimlerden de tepki açıklamaları geldi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’la birlikte AKP’nin kuruluşuna öncülük etmiş 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, eski Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın siyasi parti kurmasını teşvik ettiğini vurgulanan isimlerden birisi. Gül, geçmişte zaman zaman Erdoğan’ın destek verdiği örneğin Twitter’a erişim engelinde bulunması gibi durumlarda yaptığı üzere muhalif görüşlerini bugün yine Twitter aracılığıyla paylaştı. Gül, “Daha yeni seçilmiş belediye başkanlarının ‘bu şekilde’ görevden alınmaları demokrasimiz için doğru olmamıştır” dedi.

Babacan ekibinden ayrı bir parti çalışması yürüttüğü belirtilen Eski Başbakan Ahmet Davutoğlu da, “Kısa süre önce gerçekleşen seçimlerle göreve gelen Mardin, Diyarbakır ve Van Belediye Başkanları’nın idari tasarrufla görevden alınması demokratik sistemin ruhuna aykırıdır. Seçimle gelenlerin seçimle ayrılması milli irade ilkesinin gereğidir. Adayların seçime girmesi kanuna aykırı ise Yüksek Seçim Kurulu bunu seçim öncesinde değerlendirmelidir. Elbette seçim sonrasında işlenen suçlara ilişkin de gerekli tedbirler alınabilir. Ancak bunun öncelikle yargı nezdinde hukuki şartları oluşmalıdır. Esas olan seçme ve seçilme hakkıdır. Bu karar, toplumsal barışa katkı sunmayacağı gibi terörle mücadeleyi de zaafa uğratabilir. Terörle en etkili siyasi mücadele, demokratik temsili aşındırmakla değil milletin gönlüne girip seçim kazanmakla verilir” açıklaması yaptı.

Davutoğlu, AKP Genel Başkanlığı’nı yürüttüğü dönemde 1 Kasım 2015 Genel Seçimleri’nde yüzde 49.5 oy oranı alınmasıyla geldiği Başbakanlık görevinden 5 Mayıs 2016’da Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın talebi üzerine istifa etmişti.

SP de tepki gösterdi İyi Parti sessiz

Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu da, Twitter aracılığıyla “Diyarbakır, Mardin ve Van Belediye Başkanları'nın görevden alınması milli iradeye ipotek koymaktır. Haklarında kesinleşmiş mahkeme kararı bulunmayan kişilerin bu şekilde görevden alınması ne demokrasi ile bağdaşır ne de adaletle” dedi.

CHP’yle birlikte muhalefet cephesinde “Millet İttifakı”nda yer alan İyi Parti’nin konuya ilişkin sessizliği ise dikkat çekti. İyi Parti yönetiminden henüz açıklama gelmedi.

Valilikler eylem yasağı kararları aldı Barolar protesto etti

Bu arada başta kayyum ataması yapılan Diyarbakır, Van ve Mardin olmak üzere Türkiye’deki pek çok kentte olası protesto gösterilerine ve eylemlere karşı valilikler tarafından kentlerde yapılacak etkinlikler yasaklandı. Yasaklamalara gerekçe olarak “terör örgütü PKK” gösterildi.

Ankara ve İzmir gibi Baro yönetimleri ise, İçişleri Bakanlığı’nın kararını Anayasa’ya, hukuka ve seçime dayalı demokrasiye aykırı bulduklarını kaydederek, durumu protesto eden açıklamalar yayımladı. Ayrı ayrı açıklamalar sonrasında 28 Baro yönetimi imzasıyla ortak bir basın açıklamasıyla “hukuka aykırılık” vurgusuyla belediye başkanlarını görevlerine iade etme çağrısı yapıldı.

Ankara Barosu’ndan yapılan açıklamada özetle, “Çağımızda seçmen iradesine saygı bir lütuf olmadığı gibi bu iradenin idari işlemlerle ortadan kaldırılma çabası sadece işlemin yapıldığı kişilere dönük bir hukuksuzluk değil, bu ülke üzerinde yaşayan her vatandaşın seçme iradesinin beyhude bir değersizleştirilme çabasıdır. Seçilmiş belediye başkanlarının görevden alınması ile yerlerine kayyum atanması ilk kez karşılaştığımız bir durum olmadığına göre halk iradesinin bu değersizleştirilme çabaları artık yerleştirilmeye çalışılan bir seçmen yıpratma siyasetine dönmüştür. 31 Mart Yerel Seçimlerinden sonra hassasiyetle takip etmekte olduğumuz süreçte seçmen iradesine hem yargı yolu ile hem de idari tasarruflarla müdahale edilmiştir. Anayasa’nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti ilkesi gereğince idari mercilerin eylem ve işlemlerinin sınırı yalnızca ve yalnızca hukuktur. Aksi bir yorum; sınırı ve sonu olmayan, lütufkâr ve keyfi bir baskı aracının betimlemesidir. Ülkemizi demokrasiden ve hukuk devleti olmaktan hızla uzaklaştırdığını, barış ve kardeşlik içerisinde yaşama arzusunda olan milletimize en büyük zararı verdiğini siyasal iktidara hatırlatır; bu vahim karardan bir an önce geri adım atmalarını hukuk adına ve demokrasi için tarih ve tüm kamuoyunun huzurunda talep ederiz” denildi.

İzmir Barosu’ndan yapılan açıklamada da özetle, “Söz konusu üç belediye başkanı, başkan olabilme yeterliliğine sahip kişiler olduğu gibi seçildikleri tarihten bugüne kadar da haklarında belediye başkanlığı görevini sürdürmelerine engel herhangi bir mahkeme kararı verilmemiştir. Herhangi bir mahkeme kararı olmaksızın üç belediye başkanının görevden alınmış olması seçim öncesi yürütmenin başı tarafından ‘seçilirlerse kayyum atarız’ şeklinde ortaya konan anti demokratik tavrın bir tezahürüdür. Bu hukuksuz anlayışın sonucu olarak meşru ve demokratik yollar yurttaşların bir bölümüne fiili olarak kapatılmıştır. Yapılan uygulama ile yurttaşlara kimi seçerseniz seçin size kendinizi yönetme imkânı tanımayacağız denilmektedir. Dolayısıyla, bugün yaşanan yürütme erkinin demokrasiye karşı darbesidir. Siyasi iktidar faşizmin ilanı anlamına gelecek bu uygulamadan derhal vazgeçerek görevden alınan belediye başkanlarını görevlerine iade etmelidir” ifadeleri yer aldı.

XS
SM
MD
LG