Erişilebilirlik

Üç Garantör Ülke 'İdlib' Üzerinde Anlaştı


Suriye’deki çatışmaların durdurulması için düzenlenen Astana Zirvesi’nin 14-15 Eylül tarihlerinde düzenlenen altıncı toplantısında İdlib kenti ve çevresinde çatışmasızlık bölgesi oluşturulması kararlaştırıldı.

Türkiye Dışişleri Bakanlığı bugün yayınladığı açıklamasında Astana Zirvesi’nin garantör ülkeleri olan Türkiye, İran ve Rusya gözlemcilerinin “çatışmasızlık bölgesinin sınırlarını teşkil eden güvenlikli bölgelerde oluşturulacak kontrol ve gözlem noktalarında” konuşlandırılması konusunda mutabakat sağlandığını duyurdu.

Mutabakat kapsamında Esat rejimi ve muhalifler arasında çatışma yaşanmasını engelleyecek ve olabilecek ateşkes ihlallerini izleyecek gözlemci kuvvetlerin faaliyetlerinin eşgüdümü için üç garantör ülke arasında oluşturulacak Müşterek Koordinasyon Merkezi oluşturulacak.

Dışişleri Bakanlığı, İdlip çatışmasızlık bölgesinin ilan edilmesinin Suriye'de sahada yaşanan gerginliğin azaltılması amacıyla Mayıs ayında imzalanan muhtıranın hayata geçirilmesindeki son aşamayı teşkil ettiğini kaydetti. Bakanlık ayrıca, sözkonusu muhtıranın, bu son gelişmeyle birlikte, BM arabuluculuğunda Cenevre'de yürütülmekte olan siyasi sürecin ilerletilmesi için sahada gerekli koşulların hazırlanmasına önemli katkıda bulunduğunun altını çizdi.

Yeni Şafak: “TSK, İdlib’e 25 bin askerle girecek, en az 35 km derine inecek”

Dışişleri Bakanlığı açıklamasında Türkiye’nin hangi bölgelerde kontrolü elinde tutacağı ve ne kadar bir kuvvet sokacağı yer almazken hükümete yakın Yeni Şafak gazetesi bu ay içinde Türk Silahlı Kuvvetleri’nin 25 bin kişilik askeri bir güçle Hatay’ın Yayladağı ve Reyhanlı ilçelerinden İdlib’te en az 35 kilometre derinliğe ineceğini yazdı.

Yılmaz Bilgen imzalı haberde Türkiye’nin kontrolündeki olacak bölgeler hakkında da bilgi verildi: “Afrin sınırından Türkmendağı’na uzanan operasyon bölgesi içinde Taftanaz Havalimanı ile Cebel Erbain, Taftanaz, Cisr’eş Şuğur, Eriha, Mar’at Numan, Han Şeyhun gibi noktalar bulunuyor”

Suriye Heyeti Başkanı: “Anlaşma, Suriye hükümetine baskı için terörü kullananlar için sınav niteliğinde”

Suriye’nin resmi haber ajansı Sana’da yer alan habere göre, Astana’daki Suriye Heyeti başkanı Beşşar Caferi anlaşmanın Suriye devleti açısında “başarı” olduğu kanısında.

Anlaşmayı imzalayan Türkiye, İran ve Suriye’nin Suriye’nin toprak bütünlüğü, egemenliği ve bağımsızlığına saygı göstereceğini teyit ettiğini belirten Caferi, “Bu anlaşma Suriye’de şahsi ve siyasi amaçlar uğruna ya da Suriye hükümetine baskı niteliğinde terörü hala kullanan tüm taraflar için bir sınav niteliğindedir. Bu sınavı kimin geçeceği kimin de geçemeyeceğinin açık bir şekilde önümüzdeki süreç içinde pratik olarak görülecektir” dedi.

Doster: “Afrin operasyonu büyük ölçüde gündemden düşmüştür”

Suriyeli heyet başkanının bu sözlerinin muhatabının Türkiye olduğunu belirten Marmara Üniversitesi’nden Doçent Barış Doster, Türkiye’nin bugün öncelikli çıkarının mesela Afrin’e operasyon yapmak değil Suriye ile ilişkilerini güçlendirmekten geçtiği görüşünde.

Amerika’nın Sesi’ne değerlendirmelerde bulunan Doster, “Türkiye’nin Fırat Kalkanı haklı, meşru ama gecikmiş bir harekattı. Sonrasında yetkili ağızlar tarafından Rakka, Münbiç’e gideceği söylendi. Fırat Kalkanı’nın Fırat Kılıcı’na evrileceği söylendi. Ancak olmadı. Neden? Bir, Rusya ve İran istemedi. İki, ABD, Rakka’da Türkiye’yi değil Türkiye’nin itirazına rağmen PKK/PYD’yi tercih etti. Bence bugün artık Afrin operasynu büyük ölücüde düştü denebilir. Çatışmasızlık bölgesi, güvenli bölge gibi önerilere İran itiraz ediyor. Tahran yönetimi bu şekilde Suriye’nin parçalanabileceğini iddia ediyor --ki haklı. Türkiye’nin bugün en önemli önceliği 911 kilometrelik sınırı güvenceye almaktır. Bu hem Suriye’ye hem kendine yapacağı en büyük iyiliktir. Böylelikle operasyona da gerek kalmaz” dedi.

İdlib’te neler oluyor?

Astana’da alınan kararlar İdlib’te de etkisini göstermiş görünüyor.

21 Temmuz’da Ahrar’üş-Şam’ı yenerek İdlib’te kontrolü eline geçiren Heyet Tahrir’üş-Şam’da (HTŞ) kopmalar yaşanıyor.

Ahrar'la savaşa itiraz eden örgütün önemli isimlerinden Suudi Arabistan doğumlu Abdullah Muhaysini örgütten HTŞ'den ayrıldı.

HTŞ’nin en büyük beş bileşeninden ikisi olan Ceyş’ül-Ahrar ile Liva’ul-Hakk ve Ceyş’ul Esved’ül-İslam, El Kaide’nin Suriye kolu olarak kabul edilen örgütten ayrıldıklarını yazılı açıklamalarla duyurdu.

Bu gelişmelerin ardından cuma günü geç saatlere Heyet Tahrir’üş-Şam'a yakın sosyal medya hesapları, selefi cihatçı örgütün Türk Silahlı Kuvvetleri'nin İdlib'e girmesi halinde savaşa gireceğini açıkladığını iddia etti. Ümmetmedya.com internet sitesi de "TSK'ye karşı savaşacağız" başlıklı haberinde bu bilgileri doğruladı.

Bu arada HTŞ'ye destek veren bir grup sivil, İdlib’in Atarib kasabasında düzenlenen bir sokak gösterisinde zirvede alınan kararlar protesto edildi.

Astana Zirvesi’nin yedinci toplantısı Ekim ayı içinde yapılacak.

XS
SM
MD
LG