Erişilebilirlik

TÜSİAD’dan İktidara Krizden Çıkış İçin Daha Güçlü Demokrasi Çağrısı


TÜSİAD Başkanı Erol Bilecik

Türkiye’nin “patronlar kulübü” TÜSİAD, ülkenin içinde bulunduğu ekonomik kriz ortamı ve resesyondan çıkmak için yalnız ekonomik tedbirler ve yapısal reformların yetmeyeceği, demokrasinin de güçlendirilmesi gerektiğini söyledi.

TÜSİAD, yalnız ülke içinde değil küresel çapta da sorunların büyüdüğü bu dönemde, Türkiye’nin yönünün tartışmasız bir şekilde Batı olması gerektiğini vurguladı.

TÜSİAD Başkanı: ''Demir atacağımız tek liman Batı’dır''

Bugün Ankara’da yapılan Yüksek İstişare Konseyi toplantısında konuşan TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Erol Bilecik, AB’ye tam üyelik müzakereleri ile ABD ile iyi ilişkilerin büyük önemde olduğunu vurguladı.

Bilecik, “Dünya küçülürken sorunlar büyüyor. Siyasi ve ekonomik olarak dünyada suyun akışı değişiyor. Ayakta kalmak isteyenler pozisyonunu güçlendiriyor, hareketlerini değiştiriyor. Değişen dünyada ayakta kalmak için pozisyonumuzu Batı’dan yana almamız gerekiyor. Çünkü bizim hedefimiz, kurallara dayalı küresel liberal demokratik bir düzene entegre olmaktır. Bunun politika düzeyinde somut karşılığı ise AB üyelik sürecimiz ve transatlantik çerçevede ABD ile iyi ilişkilerdir. Bugün su ne kadar bulanık olursa olsun, demir atacağımız tek liman daima Batı’dır” dedi.

''AB’yle müzakereleri sonlandırma önerisi hata, bundan dönülmeli''

TÜSİAD Başkanı, Türkiye’de son zamanlarda sıkça gündeme getirilen Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da Kasım ayında yapılan TRT World Forum’da yaptığı konuşmada dillendirdiği, “AB Başkanı’na da söyledim.Alacaksanız alın, almayacaksanız söyleyin biz yolumuza gidelim, siz de yolunuza gidin” yaklaşımını doğru bulmadığının altını çizdi.

Bilecik, “Birkaç yıl öncesine kadar Sayın Mevlüt Çavuşoğlu’nun şahsında Türkiye, Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi’nin başkanlığını yürütmüştür. Bugün ülkemizin, AKPM denetim mekanizmasında tutulması, üzücü ve düşündürücüdür. Bu duruma yol açan hiçbir antidemokratik düzenleme ve uygulama, Türkiye’nin tarihsel birikimi, toplumsal çoğulculuğu, gelişmişlik düzeyi ve olgunluğuyla uyumlu değildir. Bugün bundan daha da yanlış bir eğilim gündemde. AB müzakere sürecinin resmen sonlandırılması önerisiyle karşı karşıyayız. Bir an evvel bu hatadan dönülmelidir” dedi.

''Krizden çıkmak için ekonomik tedbirler yetmez, demokratik bir sistem inşa edilmeli''

Erol Bilecik, Türk ekonomisinin verdiği olumsuz sinyalleri de ayrıntılı olarak anlattı. “Bugün nakit sıkışıklığı her sektörde hissediliyor, finansmana erişim eskisi kadar rahat ve ucuz değil, Ağustos ayında başlayan kredi daralması tüm hızıyla devam ediyor, Mart ayı ile kıyaslandığında faizler 11 puan, kur ise %40 yükseldi, hem şirketlerimiz, hem tüketiciler, bu kur ve faiz yükü altında eziliyorlar, son 9 yıldır kesintisiz büyüyen ekonomimiz maalesef artık küçülüyor” diyen TÜSİAD Başkanı’na göre, çözüm için yalnız ekonomik tedbirler alınması yeterli değil.

Bilecik konuşmasında, “Dünyada artık ucuz ve bol parayla büyüme dönemi sona erdi. Ekonomide gemiyi yeniden yüzdürmemiz gerekiyor. Bunun için suların yeniden yükselmesini bekleyecek zamanımız yok. Sığ sularda yol almanın çaresini bulmalıyız. Ekonomiyi, sadece ekonomik reformlarla güçlendiremezsiniz. Ekonomiyi güçlendirmenin yolu en başta şeffaf, uzlaşmacı, adil ve demokratik bir toplum olmaktır. Mustafa Kemal Atatürk’ün ‘Bağımsızlık benim karakterimdir’ sözü, ülkemizde yargının bağımsızlığı için yol gösterici olmalıdır. Hepimizi gururlandıracak bir Türkiye hayalinin gerçekleşebilmesi için, özgürlüklerin teminat altına alındığı, hukukun üstünlüğünün esas alındığı bir demokratik sistemin inşa edilmesi şarttır. Bu bir temenni değil, güçlü bir Türkiye’nin olmazsa olmaz şartıdır” ifadelerini kullandı.

TÜSİAD Yüksek İstişare Konseyi Başkanı Tuncay Özilhan ise döviz krizinin şimdilik atlatıldığını ancak önlemler geciktirildiği taktirde iflaslar olabileceği uyarısında bulundu.

Özilhan, “Zamanı doğru kullanırsak hafif ve kısa süreli bir resesyonla bu badireyi atlatırız. Ancak, bünyeyi kuvvetlendirici önlemleri almazsak, şimdilik bastırmış olduğumuz döviz krizinin yeniden hortlaması ve bu kez çok daha derin bir krize dönüşmesi kaçınılmaz olur. Dışarıdan para akışının kesilmesi krizleri tetikledi. Ta Osmanlı’dan beri bu hep böyle oldu. Çok sayıda iktidar geldi geçti, ama hiçbirisi uzun vadede bünyeyi kuvvetlendirmeye yönelmediği için Türkiye’nin dış açık sorunu hiç çözülmeden bir iktidardan öbürüne aktarılıp gitti. Döviz krizindeki acil sorunun üstesinden geldiğimize göre, bu soruya odaklanmalı ve orta ve uzun vadeye bakmalıyız. Orta vadede muhtemelen bizi bugünkünden daha sıkıntılı günler bekliyor. Konkordato ilan eden şirketlere her gün bir yenisi ekleniyor. Reel sektör, yüksek enflasyon ve TL’deki dalgalanma nedeniyle önünü göremiyor. Eğer iflaslar başlarsa, durum daha da kötüye gider. Dalga dalga KOBİ’lere, esnafa ve vatandaşa yayılır” dedi.

Özilhan: ''Parlamenter sistemden başkanlık sistemine geçişin sancıları çekiliyor. Birçok yerde işler yürümüyor''

Ekonominin yeniden sağlıklı büyümesi için üretimin temel alınması, verimsiz projelerden vazgeçilmesi ve bankacılık sektörünün desteklenmesi gerektiğini söyleyen Özilhan, başkanlık sisteminin henüz oturmamış olmasından da yakındı.

Özilhan, “Devlet mekanizması bir saat gibi çalışır ve herkes bu mekanizma karşısında eşittir. Şu anda bırakın yapısal reformların tasarlanıp hayata geçirilmesini, rutin işlerin yapılmasında bile bürokrasi zorlanıyor. Parlamenter sistemden başkanlık sistemine geçişin sancıları çekiliyor. Birçok yerde işler yürümüyor, her kademede kararlar bir üst merciye devrediliyor. Cumhurbaşkanımızın dediği gibi, bakanlıklarımızda sistemin henüz tam oturmamış olmasından dolayı bazı sıkıntılar olduğunu ve bürokraside bundan kaynaklı rehavet olduğunu biliyoruz. İnşallah, bu sıkıntılar kısa sürede aşılır ve güçlü bir geleneği olan bürokrasimiz yeniden etkin bir şekilde çalışmaya başlar” dedi.

XS
SM
MD
LG