Erişilebilirlik

‘Türkiye’de Kadınlar Kayıt Dışı İstihdam Ediliyor’


Türkiye’de DİSK’e bağlı Genel-İş Sendikası’nın yayımladığı rapora göre; 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü arifesinde yüzde 44 oranında kayıt dışı istihdam gibi nedenlerle kadın emeği açısından tablo olumsuz görünüyor.

DİSK’e bağlı Genel-İş Sendikası, Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nün yaratıcısı işçi kadınlar anısına yayımladığı raporuyla Türkiye’deki kadın emeği tablosunu ortaya koydu. Raporda, TÜİK, OECD, AB, sendikalar gibi pek çok kaynaktan 2017 yılı sonu itibariyle veriler derlendi.

Söz konusu rapora göre; nüfusu itibariyle Türkiye’nin yüzde 49.8’ini kadınlar oluşturuyor ancak çalışma hayatında ise her 10 kadından sadece 3’ü yer alıyor.

Nüfusu bakımından yüzde 21.2’si yani 16 milyonu aşkın kişi yoksullukla mücadele eden Türkiye’de her 10 kadından 2’si yoksul. Ancak yoksulluk verisi, mülkiyet sahipliğiyle de birlikte değerlendirildiğinde yoksulluktan en fazla kadınlar etkileniyor.

Kadın emeği bakımından eşitsizliği vurgulayan raporda, “Türkiye’de kadınların işgücüne katılma düzeyi, OECD ve AB’ye üye ülke ortalamalarının çok altındadır. Yıllık verilere göre, 2016 yılında kadınların işgücüne katılma oranı Türkiye’de yüzde 32,5 iken; OECD üye ülke ortalamalarında yüzde 51,9, AB üye ülke ortalamalarında yüzde 46’dır” deniliyor.

Ücretsiz aile işçisi olan kadın gerçeği

Türkiye’de kadınların neden iş hayatında olmadığı sorulduğunda 11 milyonu aşkın kadından “ev işleri” gerekçesiyle yanıt geldiği de vurgulanıyor. Raporda, ev işleri nedeniyle çalışmayan genellikle Türkiye’de “ev hanımı” olarak tanımlanan kadınlardan “ücretsiz aile işçisi” olarak söz ediliyor. Raporda, özellikle kadın hakları savunucuları yaklaşımıyla “ev hanımı” kavramıyla kadını evdeki iş yüküne mahkum eden durum göz ardı edildiği için “ücretsiz aile işçisi” kavramının tercih edilmesi dikkat çekiyor.

Raporda, “İstihdam edilen kadınların işteki durumuna bakıldığında ise; ücretli, maaşlı veya yevmiyeli olarak çalışan kadınların sayısı artarken, kendi hesabına ve ücretsiz aile işçisi olarak çalışan kadınların sayısı düşmüştür. Ücretli, maaşlı veya yevmiyeli olarak çalışan kadın oranı 2014 yılında yüzde 60 iken, 2016 yılında yüzde 63’e, 2017 yılı Kasım ayında ise yüzde 65,2’e yükselmiştir. Ücretsiz aile işçisi olarak çalışan kadınların oranı ise 2014 yılında yüzde 29,4 iken, 2016 yılında yüzde 26,3’e gerilemiş, 2017 yılı Kasım ayında ise yüzde 24 olmuştur” bilgisi veriliyor.

Son veriler itibariyle istihdam edilen kadınların yaklaşık yüzde 44’ünün kayıt dışı olduğu açıklanan raporda, “Ücretsiz aile işçisi her 10 kadından 9’u, kendi hesabına çalışan her 10 kadından 7’si, ücretli maaşlı veya yevmiyeli çalışan her 10 kadından 2’si kayıt dışı çalıştırılmaktadır. Bu durum kadınların çalışma hayatında daha güvencesiz olmalarının yanı sıra en temel sağlık, emeklilik gibi haklardan mahrum kalmalarına neden olmaktadır” deniliyor.

Genç kadınlar da işsiz kalıyor

Ücretsiz aile işçisi konumundakiler gibi kadınlar da “işsiz kadınlar” olarak değerlendirildiğinde “Geniş tanımlı kadın işsizliği” kavramı ortaya çıkıyor.

Rapordaki verilere göre; evdeki kadınlar haricinde Türkiye’deki kadın işsizliğine bakıldığında 2014 yılında yüzde 11,9, 2015 yılında yüzde 12.7 iken 2016 yılı sonunda ise yüzde 13,7’ye çıktığı gözlemleniyor. Ancak “geniş tanımlı kadın işsizliği” bakımından ise tablo daha vahim görünüyor. Raporda, “2014 yılında 2 milyon 788 bin olan geniş tanımlı kadın işsizliği 2016 yılında 2 milyon 959 bine ve son olarak 2017 yılı Kasım ayında 2 milyon 896 bine ulaşarak yüzde 24,5 olmuştur” deniliyor.

Raporda, “Ülkemizde genç kadın işsizliği OECD ve AB üye ülke ortalamalarının yaklaşık 2 katıdır. 2014 yılında yüzde 20 olan genç kadın işsizliği, 2016 yılında yüzde 23,5’e, 2017 yılı Kasım ayında ise yüzde 25’e çıkmıştır. Kadınlar için işsizlik yükseköğrenim mezunu olma durumunda da çok fazla değişmiyor. Yükseköğrenim mezunu kadınların işsizlik oranı 2016 yılı için yüzde 16,9 olarak gerçekleşti” tespiti de dikkat çekiyor.

Sendikalaşma sadece yüzde 6

Raporda, ayrıca sendikalaşma açısından da kadın emeğinde durumun parlak olmadığı da vurgulanıyor. Raporda, “Türkiye’de sendikal örgütlenme kadın ve erkek işçiler için yıldan yıla artış gösterse de yine de yetersizdir. 2014 Ocak ayında yüzde 4,6 olan kadınların sendikalaşma oranı, 2018 Ocak ayında yüzde 8,1’e çıkmıştır. Ancak bu oran erkek işçilerin sendikalaşması ile kıyaslanamayacak kadar azdır. Erkek işçilerin sendikalaşma oranı ise yüzde 10,6’dan yüzde 13,5’e yükselmiştir. Kayıt dışı istihdamı da içine alarak yapılan yaptığımız hesaplamada kadın işçilerin gerçek sendikalaşma oranı yüzde 6’lara düşmektedir” deniliyor.

Peki emekçi kadınlar ne istiyor?

DİSK’e bağlı Genel-İş Sendikası, hazırladığı rapor sonucunda kadınlar açısından neleri talep ettiklerini de sıralıyor. Buna göre; 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü dolayısıyla kadın emeği için şu taleplerde bulunuyor:

  1. “Kadın istihdama katılımını güçlendiren ve cinsiyet eşitliğini gözeten sosyal politika önlemleri alınmalıdır. Kadınlara özgü görülen ev içi sorumlulukların çözümü için kamu politikaları hayata geçirilmelidir. Özellikle kamu kurumları ve yerel yönetimler tarafından ücretsiz kreş, gündüz bakım evi, hasta ve yaşlı bakım evleri gibi merkezler açılmalıdır.
  2. Kadınların çalışma hayatında insana yakışır iş, gelir ve sosyal güvencesinin olduğu çalışma koşulları yaratılmalıdır.
  3. Kadınların iş hayatında karşılaştıkları ücret eşitsizliği, terfi sürecinde ayrımcılık gibi sorunlarına karşı ayrımcı ve cinsiyetçi politikalardan vazgeçilmelidir.
  4. Ücrette kesinti olmadan ebeveyn izni kadın ve erkeğin eşit bir şekilde kullanması şartıyla yeniden düzenlenmelidir.
  5. İşyerlerinde kadınlara yönelik şiddet ve tacizde kadının beyanı esas alınmalı, denetim ve ceza mekanizmaları işletilmelidir.
  6. Sendikalar, kadınların yoğun olduğu işkollarına ve istihdam biçimlerine yönelik örgütlenme modelleri geliştirmelidir.
  7. Sendikalı kadın işçilerin özgün sorunlarına yönelik toplumsal cinsiyet eşitliğine duyarlı toplu sözleşmeler yapılmalıdır.”
XS
SM
MD
LG