Erişilebilirlik

Türkiye–ABD İlişkileri Nasıl Gelişecek?


Türk–Amerikan ilişkilerinde Rex Tillerson sonrasında ortak mekanizmanın nasıl sürdürüleceği, Menbiç’in geleceği gibi konularda neler olacağına ilişkin iyimser ve kötümser görüşler tartışılıyor.

Emekli Büyükelçi Faruk Loğoğlu, iyimserliğini koruyor ve ABD Dışişleri Bakanı koltuğuna geçtiğinde Mike Pompeo’nun ortak mekanizmayı ilerleteceği görüşünde. Profesör Mesut Hakkı Caşın ise, Menbiç odağında endişeli. Caşin, eğer ABD’nin tavrı değişmezse Türk ve Amerikan askerlerini karşı karşıya getirilmesi ihmalini “tarihteki en büyük talihsizlik” olarak yorumladı.

Türkiye’nin Washington Büyükelçiliği görevinde de bulunmuş deneyimli diplomat Loğoğlu’nun beklentisi, Mike Pompeo döneminde Türkiye–ABD arasında varılmış mutabakat uyarınca görüşmelere devam edilmesi. Loğoğlu, Tillerson’ın Türkiye ile ortak mutabakat anlaşmasına Başkan Donald Trump’ın bilgisi dahilinde imza attığı belirterek, “Bunun aksi olamaz. Kuşkusuz Tillerson’ın Ankara’da vardığı mutabakat, Başkan’ın bilgisi dahilinde olmuştur. Dolayısıyla da Bakan olduğunda Pompeo’nun da mutabakat doğrultusunda aynen süreci sürdüreceğini, mutabakata sadık kalacağını düşünüyorum” dedi.

Tillerson’ın Ankara’ya gelişi öncesinde ABD Savunma Bakanı James Mattis ile Milli Savunma Bakanı Nurettin Canikli’nin görüşmesini anımsatan Loğoğlu, keza Trump’ın Ulusul Güvenlik Danışmanı H.R. McMaster’ın da Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın ile İstanbul’da görüştüğünü de hatırlattı. Loğoğlu, Türkiye ile tüm bu görüşme trafiğinin Başkan Trump’ın bilgisi dahilinde gerçekleştiğini kaydederek, dolayısıyla şimdi bakan değişikliği nedeniyle mutabakattan vazgeçileceğini düşünmediğini anlattı.

“Menbiç konusunda mutabakata varıldığını düşünüyorum”

Loğoğlu, “Menbiç konusunda da mutabakata varıldığını, varılacağını düşünüyorum. Şimdi Çavuşoğlu’na göre mutabakata varılmış ve sonrasında ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü’ne göre ise mutabakata varılmamış Menbiç meselesinde nihayetinde mutabakat sağlanacağını düşünüyorum. Neden mi? Çünkü Başkan Trump adına varılmış mutabakata Pompeo’nun bağlı kalacağı, kalması gerektiği görüşündeyim. ABD için Fırat’ın doğusu daha önemli. Türkiye’ye Menbiç’te istediklerini verdiği takdirde Fırat’ın doğusunda rahatlama sağlanmasını düşünecektir. Fırat’ın doğusundaki askeri durum ABD açısından İran bakımından önemli çünkü” diye konuştu.

Peki neden ABD Dışişleri Bakanlığı’nca Menbiç’te uzlaşılmadığı yönünde açıklama yaptığını da sorduğumuz Loğoğlu, “ABD Sözcüsü’nün, Çavuşoğlu’nun aksine Menbiç konusunda mutabakat sağlanmadığı yönündeki açıklamasını yeni bakan Pompeo’nun önünü açık tutmak için yapmış olabileceğini yorumluyorum. Menbiç meselesinde gerçeği Bakan Çavuşoğlu’nun telaffuz ettiğini düşünüyorum. Tillerson bunu Başkan Trump’a ve şimdi halefi Pompeo’a da aktarmıştır” ifadelerini kullandı.

Loğoğlu, Afrin konusunda ABD’nin Türkiye’ye eleştiriler yöneltmiş olsa da çok sert tepki göstermediği görüşünü dile getirdi. Loğoğlu, artık Zeytin Dalı Herakatı’nın da tamamlanmış olması itibariyle ikili ilişkilerde daha rahat nefes alınabileceğini söyledi.

“Suriye konusunda görüş ayrılığı derinleşti”

Özyeğin Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Mesut Hakkı Caşın da, ABD–Türkiye ilişkilerinde Tillerson eğer görevden alınmamış olsaydı Çavuşoğlu’nun Washington’a gideceğini anımsattı.

Birleşmiş Milletler (BM) Sözleşmesi’nin 51. maddesi uyarınca Zeytin Dalı Harekatı’nın yürütüldüğünü kaydeden Caşın, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ancak bunun henüz bitmediğini de vurguladığını söyledi. ABD’nin ise Menbiç’te askeri varlığı bulunduğunu sıklıkla dile getirdiğini anımsatan Caşın, “Şimdiki tabloda, Suriye konusunda ABD ile Türkiye arasında görüş farklılığının derinleştiğini söyleyebilirim” dedi.

ABD’nin özellikle Türkiye’nin askeri operasyonunu Sincar meselesi nedeniyle Suriye’nin ötesine Irak’a taşıyabileceği endişesi yaşıyor olabileceğini ifade eden Caşın, “Terör örgütü Irak-Sincar’dan da girişler yapıyor. Bu nedenle Türkiye de terör örgütünü tamamiyle bertaraf etmeyi arzu ediyor. Ancak ABD’nin Türkiye’ye tepkisi arttıkça hem Türkiye de Rusya’ya yakınlaşıyor hem de Türkiye’nin S-400 füze alımının yeniden gündeme geldiğini görüyoruz” diye konuştu.

Bu noktada Türkiye’nin NATO müttefiki olarak ABD’ye Rakka’ya birlikte operasyon yapılmasını teklif ettiğini anımsatan Caşın, “ABD, Rakka meselesinde kendi deyimiyle SDG (Suriye Demokratik Güçleri), Türkiye açısından YPG’yi tercih etti. Türkiye, ABD’nin PKK’yla ittifak endişesini duyuyor. Türkiye egemen bir devlet olarak 900 kilometreyi aşkın Suriye’deki yapılanmadan güvenlik endişesi yaşıyor. Henüz iki ülke arasında bu meselede nasıl çözüm olacağı netlik kazanmadı” ifadelerini kullandı.

ABD’nin hali hazırda Joe Biden’ın başkan yardımcılığı döneminde, “doğrudan Biden’ın ağzından Menbiç’ten YPG’nin çekileceği sözü” verdiğini söyleyen Caşın, bunun uluslararası ilişkilerde tabiiki bağlayıcılığı olduğunu dile getirdi. Türkiye’nin de Menbiç’te YPG yanında ABD askeri varlığından rahatsız olduğunu belirten Caşın, oysa Rusya ile İdlib’te varıldığı gibi çatışmasızlık anlaşmasına ABD ile Menbiç’te de varılabileceği görüşünde. Caşın, “Bu bakımdan Amerikan CENTCOM Komutanı’nın, ‘Gelin Menbiç’te sizi bekliyoruz’ açıklaması Türkiye kamuoyunda meydan okuma olarak anlaşılmıştır. Bu da iki NATO müttefiği ülke askerlerini karşı karşıya getirmektir ki çok sakıncalıdır. İki ülke askerleri, bölgede demokrasi ve insan haklarını korumak için, terörle mücadele etmek için birarada görev yapmıştır. Kore’de birlikte savaşmıştır. Eski bir Türk askeri ve Pentagon’da görev yapmış bir subay olarak şunu söyleyebilirim ki belki de tarihin en büyük talihsizliği Türk Amerikan askerleri birbirine silah çekmesi olur. Bunun diploması ile ve uzlaşı ile çözülmesini hem Amerika’nın bölgedeki çıkarlarının kalıcı olması hem de bölgeye barış getirilmesini de sağlayacaktır” dedi.

XS
SM
MD
LG