Erişilebilirlik

Türkiye’nin İran’a Doğalgaz Yaptırımı Uygulaması İmkansız mı?


ABD’nin İran’a 4 Kasım itibariyle enerji alanında uygulayacağı ikinci yaptırım paketi dolayısıyla Türkiye’nin İran’dan petrol alımını kısıtlayabileceği ancak doğalgaz alımında ödeme garantili sözleşme nedeniyle sıkıntı yaşayacağı yorumları yapılıyor.

TMMOB Petrol Mühendisleri Odası eski Başkanı ve Sigma Turkey ekibinden Necdet Pamir, İran’a yönelik yaptırımlardan Türkiye’nin nasıl etkileneceği konusunu enerji sektörü boyutuyla değerlendirdi. Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı (TPAO) bünyesinde yöneticilik pozisyonundan emekli olan Pamir, Amerika’nın Sesi’nin sorularını yanıtladı.

AKP hükümetinin “ABD yaptırımlarını uygulamayacağız” açıklamasına karşın TÜPRAŞ’ın petrol alımında azalma gözlendiği bilgisini anımsatan Pamir, Türkiye’nin ham petrolde alternatif kaynak ülkelere yönelebileceği görüşünde. Türkiye açısından asıl sıkıntılı başlığı “doğalgaz” olarak tanımlayan Pamir, eğer İran’dan gaz alımı durursa bunun elektrik üretimine etkisiyle birlikte ekonomide “felç” etkisi yaratabileceğini ifade etti.

Pamir, ABD’yle Türkiye arasında daha önce olduğu gibi doğalgaz konusunda “muafiyet” koşulu sağlanması için uzlaşma gerektiğini vurguladı.

VOA: Dünya ve Türkiye, ABD’nin İran’a yaptırım kararını tartışıyor. Türkiye’de en çok etkilenecek sektörü enerji olarak belirtiliyor. Türkiye – İran arasındaki enerji ticareti boyutları nedir?

Pamir: Türkiye’nin uzunca yıllardır özellikle petrol ve doğalgaz alımlarında İran çok önemli bir yer tutuyor. Türkiye’nin 2017 yılı somut rakamlarını verelim. Birinci başlık doğalgaz.Türkiye, ithal ettiği doğalgazın yüzde 17’sini İran’dan alıyor. En fazla alım yaptığımız ülke ise yüzde 52’lik oranda Rusya Federasyonu. Ancak doğalgazın şöyle bir önemi var ki Türkiye’nin tükettiği enerjinin yaklaşık yüzde 30’u ve Türkiye’nin tükettiği elektriğin de hidroelektrik santrallerdeki su seviyesine bağlı olmak üzere yüzde 40 ila 50’si doğalgazla karşılanıyor. Dolayısıyla doğalgazın hem enerji hem de özellikle elektrik üretimindeki payı çok önemli. Herhangi bir kesinti ister İran’dan ister diğer başka ülkeden olsun Türkiye’nin ekonomisini temelden sarsar. Hatta abartılı gelmezse felç eder. Genellikle elektrik üretiminde fazlasıyla kullandığımız doğalgaz, tabii ki konutlarda ve sanayide herhangi bir kesintiye uğrarsa Türkiye’nin ekonomisi açısından çok ciddi riskler oluşur. İkincisi ham petrol alımı.Geçtiğimiz yıl verilerine baktığımızda Türkiye aynı zamanda İran’dan çok büyük miktarda ham petrol alımı yapıyor. Geçen yıl yaptığımız ham petrol alımının yüzde 44.6’sı İran’dan. Bunun yanı sıra petrol ürünleri alımı da var. Bununa birlikte değerlendirdiğimizde, ham petrol ve petrol ürünleri alanında İran’ın payı yüzde 27 olarak gözüküyor. Bu da son derece yüksek bir rakam.Petrolü kullandığımız alan ise ulaştırma sektörü.

“Petrol alımında TÜPRAŞ etkilenecek”

VOA: Petrol alımını noktasında TÜPRAŞ’la İran arasındaki ilişki nasıl görünüyor?

Pamir: Mevcut yasalar ve uygulamalar itibariyle Türkiye’nin ham petrol alımlarını TÜPRAŞ yapıyor. Biraz önce söylediğim gibi bir de petrol ürünleri alımı var. Petrol ürünleri alımında TÜPRAŞ’ın yanı sıra çok sayıda lisans sahibi şirket var. Ama biz İran’dan özellikle ham petrol alıyoruz. Zaten İran’ın en önemli sorunlarının başında, önemli ham petrol üreticisi ve ihracatçısı olmasına rağmen rafineri kapasitesi darlığı var. Bu nedenle petrol ürünleri konusunda dönemsel olarak ithalatçı konumunda olma gibi İran’ın öyle bir zayıf tarafı var. TÜPRAŞ ise, Türkiye’nin yaptığı ham petrol ve petrol ürünleri alımları toplamında yüzde 70’i temsil ediyor. Ham petrolde de İran’dan tüm alımları yapan şirket TÜPRAŞ. Dolayısıyla uygulanacak Amerikan ambargosu eğer belli bir noktaya getirilemezse Türkiye ve ABD arasındaki müzakerelerde, şirket olarak doğrudan TÜPRAŞ’ı ve Türkiye’yi etkileyecek.

“Doğalgazda İran’dan almadığımızı da ödemek zorunda kalırız”

VOA: ABD’nin ikinci yaptırım paketi 4 Kasım itibariyle ve burada henüz Türkiye’ye tanınmış bir muafiyet yok. Enerji sektörünü etkileyecek bu yaptırımları Türk Hükümeti uygulamayacağız diyor. Sizce bu açıklama gerçekçi mi?

Pamir: En başında şunu söylemeliyim. Amerika’nın bu tür uygulamasına işin felsefesi itibariyle karşı çıkarım. Elimde imkan varsa Birleşmiş Milletler ambargosu olmadığı takdirde sadece Amerika’nın istediği ve Avrupa Birliği ülkelerince kabul edilmeyen bir ambargoyu kabul etmek doğru değil.

İşin pratiğine bakmamız lazım. Eylem ile söylem birbirini ne derece tutacak bakmalıyız. Ancak doğalgaz ile ham petrol ve petrol ürünü alımlarını ayırmamız gerekiyor. Şu nedenle söylüyorum şimdi Türkiye’nin doğalgaz da çok farklı bir durumu var. Doğalgaz malum hem boru hatlarıyla hem de sıvılaştırılmış gaz tankerleri ile alınıyor. Bunların çoğu bir miktar spot alımların dışında uzun vadeli anlaşmalarla bağlanmış durumda. Satıcı ülkeler İran gibi Rusya gibi onlar Türkiye’ye gaz vermeyi garanti etmişler 25 veya 30 yıl süreli anlaşmalarla. Türkiye de o gazı almayı garanti etmiş. Eğer o doğalgazı almazsa “al ya da öde” hükümleri, yani İngilizcesi “take or pay” biliyorsunuz, çerçevesinde almasa bile gaz parasını ödemek zorunda.

Kaldı ki İran’dan 10 milyar metreküpe yakın gaz alıyoruz. Bir günde, 1 ayda veya 1 senede düğmeye basarak, ödemek zorunda kalacağınız gazı, bir başka kaynaktan hemen alabilecek kapasiteniz/alt yapınız yok. Yani LNG tankerleri deseniz bunları alabilecek terminalleri inşa etmek gerekecek.

Bu nedenle önceki yıllarda da İran’a yönelik ambargolar çerçevesinde, Türk ve Amerikalı yetkililer bir araya geldi ve petrolde uygulanan ambargolar doğalgaz alt sektöründe yapılmadı ve taraflar karşılıklı mutabık kaldı.

TÜPRAŞ İran’dan alımları azaltmaya başladı?

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nde Sayın Erdoğan ve Sayın Çavuşoğlu’nun açıklamaları oluyor ki ‘Biz tek taraflı Amerikan ambargosuna uymayacağız’ mealinde birçok yayın organına demeçler veriyor. Ama bakıyorsunuz uluslararası basında çünkü yerel basında pek haberler çıkmıyor genellikle 10 ayrı gazetede tek manşet oluyor yerelde. Bu nedenle uluslararası medyaya baktığınızda bir taraftan ‘ambargoya uymayacağız’ mesajları bir taraftan TÜPRAŞ’ın İran’dan petrol alımlarını neredeyse yarı yarıya düşürdüğü şeklinde haberler var. Tabii bu hemen bıçakla keser gibi olmayacaktır. Ama (ABD’nin yaptırım kararı üzerine) bu uygulama, İran’dan alımları azaltma şeklinde hayata geçmiş diye görüyoruz. Söylem ile eylem çoğu zaman olduğu gibi birbirini tutmuyor.

Ham petrolü başka yerlerden alabilirsiniz çünkü 18 civarında ülkeden petrol alıyoruz. Bunlar içerisinde Rusya, Irak gibi boru hatlarıyla gelenler de mevcut. Dolayısıyla siyaseten Amerika’nın baskısına boyun eğiyorsanız ham petrol alımlarını başka ülkelere kaydırabilirsiniz. Ama doğalgazda durum böyle değil.

Petrol fiyatını arttırdıkça Türkiye’nin cari açığı da mı artıyor?

VOA: Yaptırımları uygulama yoluyla geçmişteki ticari ilişkiler gerekçesiyle bugün Halkbank’ın yargılandığı tabloyu düşündüğümüzde, Türk Hükümeti sizce ne yapabilir? Özellikle de yeni Halkbank davalarına gerekçe yaratılmaması noktasından bakıldığında…

Pamir: Doğalgaz meselesinde Amerikan Hükümeti’nin bunu anlamamak gibi bir lüksü olamaz. Trump yönetimi tarafından çok da rasyonel, akılcı ve insani politikalar izlediğini iddia etmek mümkün değil. Dünya ölçeğinde, çoğunlukla çok anlamlı olmayan politikalar dayatılıyor. Bunları kabul etmek mümkün değil. Türk Hükümeti’nin petrol konusunda İran’dan alımları azaltması siyasi baskılara nispeten boyun eğdiğini gösteriyor. Normalde yapılması gereken ‘İran bizim bu bölgede dostumuzdur benim ticari ilişkilerimi kesmem mümkün değil’ diye yapılan açıklamada olduğu gibi pratikte böyle davranmaktır. Hiçbir mahsuru yok. Biz niye geçen yıl ham petrol talebimizden yüzde 46’sını İran’da aldık? Çünkü diğer seçeneklere göre daha uygun koşullarda en azından fiyat açısından petrol aldığımızı varsayabiliriz. Ayrıca dünyada İran’a karşı ambargo uygulanacak, uygulanmayacak gerilimi petrol fiyatlarını yukarı doğru çekiyor. 2016, 2017 ve 2018 yılındaki seyrine bakarsanız varil başına 45 dolar, 50 dolar ve 74 dolar gibi rakamlar var. Bu durum Türkiye gibi yüzde 93-94 oranında petrol gereksinimini ithal eden ve yüzde 99’unu ithal eden bir ülke için sürekli olumsuzluk demektir. Mesele sadece İran’dan almak ya da almamak değildir. İran’dan almadığımızda mutlaka Türkiye’nin kaybı olacak. Ama aynı zamanda İran’a yönelik ambargo, dünyada petrol fiyatları yukarı doğru çektiği için bizim gibi yüksek oranda petrol ve doğalgazda dışa bağımlı ülkelerin bütçelerindeki cari açık da giderek artacak.

VOA: Bu noktada Halkbank gibi örnekler söz konusu olur mu?

Pamir: Halkbank meselesindeki yöntemlere başvurulması halinde mutlaka sıkıntıya gireceksiniz. Yani teknik ayrıntıları olmakla birlikte altın ticareti üzerinden alımları yaparım derseniz gene sıkıntısı var. Bütün bu ticari işlemler ABD tarafından çok yakından takip ediliyor.

XS
SM
MD
LG