Erişilebilirlik

Türkiye’den AB’ye Üyelik İçin “Siyasi İrade Var” Mesajı


Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, bugünkü açıklamalarıyla, Avrupa Birliği’ne üyelik müzakerelerine ilişkin “Ankara’da siyasi irade mevcut” mesajını vererek, Brüksel’den olumlu adım beklentisi çağrısında bulundu.

Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Erdoğan, bugün öğleden sonra Avrupa Birliği (AB) üyesi ülkeleri Ankara’da temsil eden büyükelçilere Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda hitap etti. Çavuşoğlu ise sabah AB Türkiye Delegasyonu Başkanı ve Büyükelçisi Nikolaus Meyer-Landrut ile birlikte AB büyükelçileriyle bir araya geldi. Bu toplantılarda Dışişleri Bakanlığı mensuplarının yanı sıra AKP Genel Başkan Yardımcısı Efkan Ala da yer aldı. Hem Erdoğan hem de Çavuşoğlu, açıklamalarıyla, AKP iktidarı olarak AB’ye üyelik konusunda siyasi irade göstermeye hazır oldukları yönünde mesajlar verdi.

Erdoğan’dan AB’ye “Siyasi İrade Var” Mesajı
lütfen bekleyin

No media source currently available

0:00 0:01:00 0:00

Erdoğan, AB büyükelçilerine hitap ettiği canlı yayımlanan konuşmasında, “Portekiz'in AB dönem başkanlığında olumlu başlıklarda olumlu gelişme sağlanmasını bekliyoruz. Nihai hedefimiz olan tam üyelikten hiçbir zaman vazgeçmedik. Türkiye AB ailesinde hakettiği yeri almalı. Brexit ile beraber artan belirsizlik ancak Türkiye'nin üyeliğe alınmasıyla giderilecektir. Ülkemizin 60 yılı bulan üyelik süreci nasıl bizim için stratejik bir tercihse AB'nin ülkemizi tam üyeliğe kabul etmesi de birliğin geleceği açısından ontolojik bir tercih olacaktır” mesajını verdi.

Erdoğan, konuk büyükelçilere, “Gerek Brüksel'e gerek başkentlerinize yapacağınız yönlendirmelerle Türkiye-AB ilişkilerinde yeni bir sayfanın açılmasına destek vermenizi bekliyoruz” çağrısını da ifade etti.

Sabah basına kapalı yapılan toplantının başında kısa bir sunuş konuşmasıyla Türkiye – AB ilişkilerinde son dönemde oluşan gerilimli atmosferi yorumlayan Çavuşoğlu da, “Türkiye, Avrupa’dadır ve Avrupa kaderimizin bir parçasıdır. Bunun tersi de Avrupa bakımından geçerlidir. Türkiye, AB üyelik sürecine bağlıdır. AB’den olumlu karşılık bulursak biz de gerekli iradeyi gösteririz” dedi.

Ancak bunun ön şartı olarak Türkiye’ye yönelik diyalog kapısı açık tutacak şekilde AB ve AB üyesi ülkelerden olumlu tutum beklediklerini vurgulayan Çavuşoğlu, “Türkiye, Avrupa’dadır ve Avrupa kaderimizin bir parçasıdır. Bunun tersi de Avrupa bakımından geçerlidir. Bizim önerimiz, ikili meselelerin diyalog yoluyla ayrı formatlarda çözüm yoluna koyulması, bu sırada AB ile ilişkilerimizdeki somut alanlarda ilerleme kaydedilmesidir. Türkiye, AB üyelik sürecine bağlıdır. AB’den olumlu karşılık bulursak biz de gerekli iradeyi gösteririz” ifadelerini kullandı.

Türkiye’nin bugün Suriye, Libya, Kafkaslar, Balkanlar, Orta Doğu ve Karadeniz güvenliği gibi birçok alanda önemli bir aktör olduğu görüşünü paylaşan Çavuşoğlu, bu bakımdan da Türkiye’nin göç, enerji, ticaret, tedarik zincirleri, ulaştırma, iletişim, güvenlik, terörle mücadele, NATO ve savunma konularında da hayati bir oyuncu olduğunu AB büyükelçilerine hatırlattı. AB’nin Türkiye’nin rolünü görmesi gerektiği beklentisine işaret eden Çavuşoğlu, “Bütün bu konular Avrupa'nın güvenlik ve refahı için de hayati önem taşımaktadır. Birlikte hareket edersek her alanda önemli değişimler sağlayabiliriz. Türkiye olarak biz bu ortaklığa hazırız” diye konuştu.

Yunanistan ve Fransa’yla diplomatik müzakere süreçleri

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Doğu Akdeniz’deki gerilimi göz önünde bulundurarak, Yunanistan ve Kıbrıs ile ilişkiler açısından AB’ye özeleştiri yapma çağrısında bulundu.

Erdoğan, “2020'de pek çok tatsız suni sorunla uğraşmak zorunda kaldık. Doğu Akdeniz ve Kıbrıs meselesinde Türkiye ciddi haksızlıklara maruz kaldı. Türkiye Akdeniz'in en uzun kıyı şeridine sahip ülkesidir. Doğu Akdeniz'de hakkımız olmayan bir şeyi talep etmiyoruz. Ülkemizin menfaatlerini korumaya çalışıyoruz. Maksimalist haritalar üzerinden ülkemizin hapsedilme girişimlerine karşı çıkıyoruz. Hiçbir denklemden Akdeniz başarısı çıkmayacağı artık anlaşılmıştır. Türkiye adaletten yanadır. Yunanistan'ı gerginliği arttıracak hamlelerden vazgeçmeye davet ediyoruz. İstikşafi görüşmelerin yeni bir dönemin habercisi olacağına inanıyorum. AB de samimi bir özeleştiri yapması gerekiyor. AB, ‘Hayır’ diyen Rum tarafını üyelikle ödüllendirdi. Türk tarafı ile son dönemde üst düzey hiçbir temas olmadı” eleştirilerinde bulundu.

Bakan Çavuşoğlu da Türkiye’nin Doğu Akdeniz’de Kıbrıslı Türkler ile birlikte yürüttüğü doğalgaz sondaj çalışmaları nedeniyle gerilim yaşadığı Yunanistan ve Fransa’yla ilişkiler konusunda değerlendirmelerde bulundu.

Türkiye ile Yunanistan arasında en son 1 Mart 2016’da Atina’nın ev sahipliğinde 60’ncı tur istikşafi görüşmeler yapılmış, dün akşam ise 25 Ocak’ta İstanbul’da 61’nci tur görüşme yapılacağı duyurulmuştu. Bu yeni görüşmeye ilişkin önerilerine Yunanistan’dan olumlu yanıt aldıklarını belirten Çavuşoğlu, İstanbul’da yapılacak kapsamlı heyetler arası görüşmeler sonrası içinse “Daha sonra Yunanistan Dışişleri Bakanı Nikos Dendias ile da bir araya gelme konusunda da mutabıkız. Tarihini daha sonra belirleyeceğiz” açıklaması da yaptı.

Geçtiğimiz günlerde İspanya-Madrid ziyaretinde Fransa ile ilişkileri “normalleştirmek” istediklerini de açıklayan Çavuşoğlu, Ankara – Paris ilişkilerinin yol haritası üzerinde çalıştıklarını vurgulayarak, “Genel müdür, direktörler düzeyinde bölgesel, ikili, konsolosluk ve güvenlik konularında istişarelere başlıyoruz ama bu yol haritası sadece iki ülke arasındaki istişareleri kapsamıyor. İlişkilerimizin önce normalleşmesi, daha sonra daha da geliştirilmesi konusunda bu yol haritası üzerinde arkadaşlarımız halen çalışıyor” bilgisini verdi.

Çavuşoğlu: “Reform süreci için AB bize köstek değil destek olmalı”

“Reform Süreci İçin AB Bize Köstek Değil Destek Olmalı”
lütfen bekleyin

No media source currently available

0:00 0:06:11 0:00

Çavuşoğlu’nun AB büyükelçilerine, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 2021 yılı için “reform yılı” tanımlaması yaparak Türkiye’nin reform gündemi olduğunu anlattığı da gözlemlendi.

Türkiye’nin reform konusunda “kararlı” olduğunu iddia eden Çavuşoğlu, “İnsanımızın her alanda hakkını korumak, vatandaşlarımızın refahı ve iyiliği için çalışmak, ülkemizin gerçekleri ışığında özgürlük-güvenlik dengesini korumak bizim temel görevimiz. AB bize köstek değil, destek olmalıdır” dedi.

AB Aralık Zirvesi kararlarıyla birlikte AB – Türkiye ilişkilerinde de bir fırsat penceresinin açıldığını düşündüğünü söyleyen Çavuşoğlu, ancak buna AB ve üye ülkelerin de inanması gerektiğini belirterek, Türkiye’nin AB ile ilişkilerden beklentilerini sıraladı. Çavuşoğlu, “2021 yılından temel beklentilerimiz, somut gündem temelinde iş birliğimize yeniden ivme kazandırmak, güven tazelemek, kazan-kazan durumu yaratabilecek alanlarda çalışmalara bir an önce başlayabilmektir. Bu bağlamda, Gümrük Birliği'nin güncellenmesi müzakerelerine başlanması, Türk vatandaşlarına vize serbestisi sağlanması, 18 Mart Mutabakatı’nın güncellenmesi, göç iş birliğimizin yeni gerçekler ışığında tazelenmesi, üst düzey diyaloğun başlatılması, üyelik müzakerelerimizde mesafe katedilmesi, güvenlik ve terörle mücadele konularında iş birliği gibi somut beklentilerimiz var” diye açıkladı. Bu beklentileri hayata geçirmek için Türkiye’nin hemen çalışmaya koyulduğunu söyleyen Çavuşoğlu, bu çerçevede 21 Ocak’ta Brüksel’e gideceğini söyledi.

“AB ile iletişim kanalları askıya alındı, fırsatlar heba edildi”

Türk Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, Türkiye’nin AB dışındaki tüm temel Avrupa-Atlantik kuruluşlarında da yer aldığını vurgulayarak, AB ile 2005’ten bugüne yürütülen müzakere süreciyle bir bağlılık içinde olduğu görüşünü aktardı. Bu müzakere süreci içinde ticari, ekonomik, yatırım, bilim, sanat, insani, eğitim, kültür, aklınıza gelen her alanda, ilişkilerin daha da arttığını belirten Çavuşoğlu, “Birbirimize daha fazla bağlandık. Bugün, artık pek çok alanda birbirimiz için vazgeçilmez hale geldik” görüşünü savundu.

Suriye’deki iç savaş kaynaklı 2015’teki göç krizine işaret eden Çavuşoğlu, bu krizle birlikte Türkiye-AB iş birliğinin somut değerini ortaya koyduğunu söyledi. Böylece AB – Türkiye ilişkilerinde enerji, ticaret, ulaştırma, güvenlik ve savunma gibi alanlarda karşılıklı bağımlılığın da arttığını anlatan Çavuşoğlu, Balkanlar, Karadeniz, Orta Doğu, Kuzey Afrika ve Kafkaslar gibi tüm Avrupa’yı doğrudan ilgilendiren bölgelerin ana aktörleri arasında Türkiye'nin de olduğunu belirterek, “Bu ortak yanlarımıza rağmen son birkaç yıldır Türkiye-AB ilişkilerinde siyasi zorluklar yaşadık. Geçen yıl da maalesef bu eğilim devam etti. İş birliğine en fazla ihtiyaç duyduğumuz zamanda, iletişim kanalları askıya alındı, fırsatlar heba edildi” eleştirisinde bulundu.

“İkili sorunlarını AB’ye ithal eden ülkeler” eleştirisi

Bazı AB ülkeleriyle Türkiye’nin arasında geçmişi uzun yıllara dayanan ikili sorunlar olduğunu ve bu ülkelerin ikili sorunları AB düzeyine taşıma stratejisi izlendiğini kaydeden Çavuşoğlu’nun, “ikili sorunlarını AB’ye ithal eden ülkeler” sözleriyle isim vermeden özellikle Yunanistan ve Kıbrıs Cumhuriyeti kimliğiyle Güney Kıbrıs Rum kesimini hedef aldığı görüldü. AB üyesi ülke statülerini Türkiye aleyhine kullandıkları için üstü kapalı olarak bu ülkeleri eleştiren Çavuşoğlu, AB’yi, Doğu Akdeniz gerilimi örneğinde Türkiye’ye karşı “taraflı” tutum almakla suçladı. Çavuşoğlu, “Türkiye ile AB karşı karşıya getirilmeye çabalandı. Örneğin, kendi üyeleri arasındaki deniz alanları sorununda taraf tutmayan, hatta bu konuda yetkisi bulunmadığını açıklayan AB, mesele Türkiye olunca, tam tersi davrandı. Bu süreçte, 'dayanışma' gibi olumlu bir kavram kötüye kullanıldı. Diyalog çağrı ve çabalarımıza rağmen tek tarafın talepleri dayatıldı” dedi.

Geçen yıl Ekim ayındaki AB Zirvesi’nde Türkiye’ye karşı açıkça tehdit dili kullanıldığını ve bunun Türkiye açısından bardağı taşırdığını söyleyen Çavuşoğlu, “Tepkimizi ortaya koyduk. Yine olursa yine koyarız” mesajını verdi. Aralık ayındaki zirvede AB tarafınca daha makul bir dil benimsediğini kaydeden Çavuşoğlu, “Bize uzatılan bu ele biz de olumlu karşılık verdik. Bizzat sayın Cumhurbaşkanımız AB'yle ilişkilerde yeni bir başlangıcı duyurdu. Geleceğimizi Avrupa'da gördüğümüzü, geleceği birlikte inşa etmek istediğimizi söyledik” diye konuştu.

Erdoğan’dan darbe, terörle mücadele ve İslamfobi eleştirileri

Bu arada Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Erdoğan, darbe girişimi, terörle mücadele ve İslamfobi konularında AB ülkelerine yönelik sıklıkla dile getirdiği eleştirel tutumunu sürdürdü.

“15 Temmuz darbe teşebbüsü ve terörle mücadelede Avrupa'dan beklediğimiz desteği göremedik” diyen Erdoğan, Avrupa ülkelerinde darbecilere kucak açıldığını belirtirken, NATO üyeliği ekseninde Suriye ve Irak’ta Türkiye’nin operasyonlarına destek verilmediğini de hatırlattı. Erdoğan, isim vermeden ABD’yi de eleştirerek, “Terör örgütlerine TIR'lar dolusu silah ve techizat gönderildi. Biz buna rağmen terörle mücadeleye devam ettik, ediyoruz. Terörle mücadelede biz hiçbir NATO ülkesini yalnız bırakmadığımıza göre acaba neden onlar bizi yalnız bırakıyor?” tepkisini paylaştı.

XS
SM
MD
LG