Erişilebilirlik

Türkiye'den ABD'ye Rapor Tepkisi: "Yanlı ve Objektiflikten Uzak"


ABD Uluslararası Dini Özgürlükler Komisyonu 2020 Yılı Raporu’nun yayınlanmasının ardından, Türkiye Dışişleri Bakanlığı’ndan Türkiye’nin ‘Özel Gözlem Listesine’ alınmasına yönelik soruya yanıt geldi. Sözcü Hami Aksoy imzasıyla yayınlanan yanıtta, raporda yer alan, Türkiye’de dini özgürlüklerle ilgili eleştirel bölümlerin “yanlı ve objektiflikten uzak” olduğu savunuldu.

"Kasıtlı zihniyet" eleştirisi

29 Nisan, Çarşamba günü Dışişleri Bakanlığı resmi internet sayfasında yayınlanan açıklamada Sözcü Aksoy, Türkiye’nin söz konusu ABD raporunda ‘dini özgürlükleri ağır şekilde ihlal eden veya ihlal edilmesine göz yuman ülkeler’ için belirlenen ‘Özel Gözlem Listesinde’ yer almasına tepki göstererek bu, “raporun arkasında yatan kasıtlı zihniyetin ve hangi odakların etkisiyle yazıldığının açık bir göstergesidir” dedi.

Aksoy mesajında “Ülkemizin dini azınlıklar için dahil, dini özgürlüklerin korunmasına verdiği önem Hükümet yetkililerimizce en üst düzeyde dile getirilmekte, makamlarımız vatandaşlarımızın dini özgürlüklerine zarar verilmesine müsaade etmeyeceklerini açık bir şekilde ortaya koymaktadır. Sayın Cumhurbaşkanımızın, Türkiye Ermenileri Patriğine 24 Nisan 2020 tarihli mektubunda verdiği mesajlar bunun en güzel kanıtıdır” ifadelerine yer verdi.

ABD raporunda ne yazıyordu?

Amerika’nın 28 Nisan 2020 tarihinde yayınladığı raporda, ABD yönetimine sunulan öneriler arasında Türkiye’ye Suriye’deki askeri güçlerini geri çekmede tarih belirlemesi için baskı yapılması da yer alıyor. Öneride, “hem Türkiye ordusunun hem de Özgür Suriye Ordusu’ndaki müttefiklerinin Suriye’nin kuzeydoğusunda etki alanını genişleterek dini ve etnik temizlik yapmasının önüne geçilmesi gerektiği” belirtiliyor.

Dışişleri Bakanı Aksoy, raporda Türkiye’nin Suriye’deki askeri varlığı ve buradaki insan hakları ihlallerine yönelik iddialara da şu şekilde yanıt verdi: “Türkiye, Barış Pınarı Harekatı alanı dahil, Suriye’nin kuzeyinde terörün her türlüsüyle mücadele etmektedir. Ülkemizin Suriye sınırından kaynaklanan meşru güvenlik kaygıları ve Barış Pınarı Harekatı’nın meşruiyeti, esasen 17 Ekim 2019 tarihinde yapılan Türkiye-ABD Ortak Açıklaması’yla da bizatihi ABD tarafından tanınmıştır. Hal böyleyken, Barış Pınarı Harekatı alanının ‘işgal bölgesi’ olarak nitelenmesi çelişkili ve tutarsız bir yaklaşımdır. Bu raporu hazırlayanlar öncelikle terör örgütü PKK/YPG’nin, etnik temizlik dahil, insanlığa karşı işlediği suçları ifşa etmelidir. Bu terör örgütü daha dün, Afrin’de aralarında çocukların da bulunduğu 60’tan fazla sivili katletmiştir”.

“Raporu hazırlayanlar aynaya baksınlar”

Amerika’nın dini özgürlükler raporunda ayrıca, Türkiye’de yetkililerin Yahudi karşıtlığını tetikler nitelikte söylemlerde bulunduğu, Ermeni ve Rum kiliselerinin bir kısmında ibadetlere talepler doğrultusunda izin verilmediği, özellikle Sivas başta olmak üzere çeşitli bölgelerde Aleviler’in inancına göre kutsal sayılan yerlerin korunmadığı da Türkiye’nin ‘Özel Gözlem Listesi’ne alınmasına neden olan etkenler olarak sıralandı.

Fethullah Gülen'le ilgili bölüme sert tepki

Raporda, “Türkiye hükümeti yetkilileri, Amerika’da bulunan din adamı Fethullah Gülen’le bağlantısı olan ya da bağlantısı olmakla suçlanan kişileri 2016 yılı Temmuz ayında gerçekleşen darbe girişimine dahil oldukları iddiasıyla işten çıkarmaya, gözaltına almaya ve tutuklamaya devam etti” ifadeleri de yer aldı.

Aksoy buna atfen de, “FETÖ’nün elebaşının raporda “ABD'de yaşayan bir din adamı” olarak nitelendirilmesi ise, Türkiye’de demokrasiye yapılan hain darbe girişimini ve 251 masum vatandaşımızın şehit edilmesini bilerek görmezden gelmek demektir. ABD makamlarını, FETÖ konusunda ilettiğimiz delilleri ciddiyetle incelemeye ve bu örgütün ABD’deki gerçek yüzünün ortaya çıkartılması için etkin bir iş birliği yapmaya davet ediyoruz” dedi.

Aksoy ayrıca mesajının sonunda, raporu hazırlayan Amerikalı yetkililere seslenerek, “aynaya bakmalarını ve özeleştiri yapmalarını tavsiye ediyoruz” ifadelerini kullandı.

XS
SM
MD
LG