Erişilebilirlik

Türkiye’deki Soru: İstanbul Depreme Hazırlıklı mı?


İstanbul’da 5,8 şiddetindeki depremin ardından Marmara Denizi altındaki fay kaynaklı daha şiddetli bir deprem ihtimali nedeniyle “hazırlık” meselesi ön plana çıktı ancak uzmanlar insani organizasyon anlamında yeterli hazırlığın olmadığı uyarısında bulunuyor.

Türkiye’de deprem gibi afet durumu için en yetkili kuruluş olan AFAD (Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı), İstanbullulara olası artçı deprem ihtimaline hazırlıklı olma çağrısı yaptı. AFAD başta olmak üzere Türk Kızılay’ı, AKUT gibi konuyla ilgili resmi ve sivil kuruluşlarca İstanbullular’a hasarlı binalara girilmemesi gerektiği uyarısında bulunuldu. AFAD, depreme hazırlıklı olunması için kısa bir videoyu da kamuoyuyla paylaştı. AFAD’ın videosunda deprem sonrasında elektrik, doğalgaz, su vanalarını, ısıtıcılarını kapatarak, çevreyi emniyete aldıktan sonra “afet çantası” ile toplanma yerlerine gidilmesi istendi.

Afet çantasında neler olmalı?

Son olarak kurucusu Nasuh Mahruki’nin üstü kapalı şekilde siyasi baskıları işaret ederek ayrıldığı ve 1999 Marmara Depremi’nde gönüllülük esasıyla yaptığı kurtarma çalışmalarıyla tanınmış AKUT da, “afet çantası” hazırlığı çağrısını paylaştı. AKUT’un

acil durumda ev dışında kalınması gerektiğinde özel hazırlanmış çantada olması gerekenlerden bazıları şöyle sıralandı: “Kuruyemiş, konserve gibi kolay bozulmayacak yiyecek, ilkyardım seti, yedek pilleriyle pilli radyo, yedek pilleriyle el feneri, ev, işyeri ve araç yedek anahtarları, nakit para, kibrit/çakmak, kalem, kağıt, düdük, mevsime uygun yedek kıyafetler, kimlik belgeleri, tıbbi kayıtlar, poliçeler, ilaçlar (düzenli kullanılmakta olan), tıbbi malzemeler.”

Asıl mesele “toplanma alanı” nerede?

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın deprem günü açıklamasında İstanbul’da “on binlerce toplanma alanı” bulunduğunu söylemesiyle birlikte depreme hazırlıklı olunması açısından evlere girilememesi durumunda nerelerde toplanılabileceği tartışması alevlendi. Sosyal medyada İstanbullularca afetler için ayrılmış olması gerekli toplanma alanı olan yerlere alışveriş merkezi gibi inşaatlar yapıldığına ilişkin görüntü paylaşımları yapıldı.

Erdoğan’ın İstanbul’daki deprem konusunda koordinasyondan sorumlu olduğunu açıkladığı Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın, toplanma yeri sayısı konusunda 2 bin 800 ifadesini kullanması dikkat çekti. Oktay, bu yerlerden herhangi birine bir şey yapıldığını gösteren fotoğraf paylaşılmamasını basından rica ettiklerini söyleyerek, “Toplanma yeri yokmuş gibi bir senaryoyu Türkiye'nin ve İstanbul'un gündemine getirmek haksızlık olur" ifadesini kullandı. Ancak sosyal medyada toplanma alanı olarak ayrılmış olmasına rağmen yapılaşmaya açılmış yerler bilgileri paylaşılmaya devam etti. Örneğin; Acıbadem semtindeki İstanbullularca toplanma alanı olarak kendilerine Akasya AVM arkasındaki Central Park’ın gösterildiği ancak burasının AKP yönetimindeki İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı’nca lunapark olarak özel işletmeye kiraya verildiği bilgisi paylaşıldı.

İstanbul İnşaat Mühendisleri Odası (İMO) Başkanı Nusret Suna ise, deprem olması durumunda gerekli niteliklere sahip 77 toplanma alanı olduğu görüşünü açıkladı. Suna, “Toplanma alanı ayakta durulacak boş alan değil, konteyner ve çadır kurulabilecek, elektrik, su, ısınma, duş gibi temel ihtiyaçların giderebileceği altyapısı olan, insanların bir arada bir süre yaşamlarını sürdürebileceği büyük alanlardır” dedi.

Marmara’nın tabanına gözlem istasyonu neden yapılmadı?

İstanbul’un depreme hazırlığı konusundaki diğer tartışma başlığı da Marmara Denizi’nin tabanına 1999’dan bugüne fay hattını gözlemlemek için gerekli altyapının kurulmaması olarak ön plana çıktı.

İstanbul Teknik Üniversitesi’nden emekli, TÜBİTAK Marmara Araştırma Merkezi’nin eski başkanı ve 1999-2014 döneminde deprem araştırmalarında görev almış Prof. Dr. Naci Görür gibi akademisyenler “gözlem eksikliği” görüşünü gündeme getirdi. Hafta için 4,6 şiddetinde depremi öncü olarak değerlendirmesiyledün yaşanan deprem konusunda önceden uyaranlardan birisi olan Görür, fay hattındaki kırılmalar sonucunda ortaya gaz kaçağı mı çıkıyor ve ne tür enerji oluşuyor bilgisine ihtiyaç olduğunu söyledi. Görür, “Biz zamanında çok söyledik Marmara’nın tabanına sabit bir gözlem istasyonu kuralım diye. Bunun için DPT ve TÜBİTAK’a projeler verdik, reddedildi. Halbuki AB destekliyordu” mesajını paylaştı.

Türkiye’nin yenilenmiş deprem haritasına dikkat edilmedi mi?

Türkiye’de geçtiğimiz günlerde bu yıl 1 Ocak’ta açıklanmış yeni deprem haritası nedeniyle İstanbul konusunda 7.5 şiddetinde deprem olabileceği uyarısında bulunmasıyla dikkat çeken Doç. Dr. Bülent Özmen ise, merkezi Silivri olan 5,8 şiddetindeki son depremi VOA Türkçe’ye değerlendirdi.

Gazi Üniversitesi Deprem Mühendisliği Uygulama ve Araştırma Merkezi öğretim üyesi Özmen, Silivri depremini kamuoyuna yansıtıldığı üzere ön görmek durumu olmadığını sadece Türkiye’nin yeni deprem haritasını yorumlayan açıklamalar yaptığını vurguladı. AFAD’ın Türkiye’deki deprem riskini sergileyen yeni haritasını ve resmi bilgilerini 1 Ocak 2019’da açıkladığını belirten Özmen, böylece en son 1996 yılında güncellenmiş nerelerde deprem tehlikesi yaşandığına ilişkin bilgilerde değişiklik olduğuna işaret etti.

AFAD’ın kapsamlı bir harita sunduğunu kaydeden Özmen, “Aslında benim yaptığım açıklamada, İstanbul odaklı kısmına baktığımızda il ve ilçelerde nasıl değişiklikler, neden olmuş diye açıklamıştım. En batıdan en doğuya ilçeleri sıralarken de Silivri ifadesi geçmişti. Dolayısıyla bugünkü deprem o harita itibariyle risk olarak görünüyordu” dedi.

Şimdi ilerleyen saatlerde 5,8 şiddetindeki depremden daha büyüğü gelebilir mi diye söz konusu haritadaki risk tablosu üzerinden değerlendirmeler yapılabildiğini vurgulayan Özmen, özetle, “Marmara Depremi içerisinde deprem üretme eğiliminde çok sayıda diri fay var. Kumburgaz hattı var mesela. Bunun için 7 ve üzerinde şiddette deprem üretme potansiyeline sahip olduğunu söylüyoruz. Marmara Denizi’nin 15 kilometre açığından paralel geçecek şekilde Kuzey Marmara Fayı var ve bu hatta buna yakınlık, uzaklığa göre risk durumu değişiyor. Örneğin eski haritada Büyükçekmece’de sarsılma eskiden farklı hesaplanıyordu. Yüzde 60’a yakın sarsılma ihtimalinde artış olduğunu görüyoruz. Dolayısıyla örneğin bu ilçede bina inşaatlarında depreme dayanaklılık şartlarında değişiklik gerektiğini görüyoruz. Yine Kadıköy, Tuzla, Kartal’da mesela değişiklik var. Bu harita ne açıdan önemli? Biz de bilim insanı olarak harita çalışmaları yapıyoruz ama bu harita Türkiye’nin resmi nitelikli ve Türkiye’deki herkesi bağlayan harita olmasıyla önemlidir. Deprem sigortası, yeni inşaatlar için getirilecek şartlar için kullanılacaktır” diye konuştu.

Özmen de, asıl meseleyi Türkiye’nin deprem gerçeği ile yaşaması gerektiğinden yola çıkarak deprem risklerini azaltmaya odaklanmak olarak söyledi. Özmen, “Bütüncül bir bakış açısıyla odaklanmalıyız. ‘Deprem Master Planı’ gibi milli seferberlik ilanı düşünülmeli. Japonya gibi depreme dayanaklı ülkeler konumuna getirmeliyiz. Tavizsiz şekilde” çağrısı yaptı.

XS
SM
MD
LG