Erişilebilirlik

Türkiye’de Yeni Eğitim Yılı Endişelerle Başladı


Türkiye’de eğitim-öğretim yılı resmi törenler ile başladı ancak vatandaşlar sistemde her yıl değişiklik yapılmasından, özel okullara ihtiyaç duyulmasından, devlet okullarında bağış talep edilmesine değin farklı konulardan dolayı endişeli görünüyor.

Türkiye’de Yeni Eğitim Yılı Endişelerle Başladı
lütfen bekleyin

No media source currently available

0:00 0:06:39 0:00

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “En büyük adaletsizlik eğitim-öğretim hayatındaki adaletsizliktir, çünkü bu adaletsizliğin telafisi çok zordur” dediği eğitim konusunda Türkiye’de tartışmalı tablo gündemdeki yerini koruyor. Erdoğan, önceki gün Cumhurbaşkanlığı bünyesindeki kongre merkezinde 2019-2020 Yükseköğretim Akademik Yılı Açılış Töreni’ne ev sahipliği çerçevesinde lise mezunu her genç için üniversite eğitimi alabilme altyapısı kurduklarını ve üniversite sayısını 76’dan 207’ye yükseltmelerine vurgu yapmıştı.

4 milyonu aşkın işsizin dörtte biri üniversite mezunu

Oysa geçen hafta Türkiye İstatistik Kurumu en son Nisan-Mayıs-Haziran dönemi için açıkladığı verilere bakıldığında, Türkiye’de işsizlik oranı yüzde 13 seviyesine yükseldi. Bu oran, İŞKUR’un (Türkiye İş Kurumu) en son açıkladığı işsizlik verileriyle birlikte değerlendirildiğinde, üniversite diploması Türkiye’de genç kuşaklara iş edindirme olanağı pek sağlamıyor. Türkiye’de 4 milyonu aşkın işsizden yüzde 25,6’sı üniversite mezunu; yani resmi olarak işsiz olduğunu beyan etmiş her 4 kişiden 1’i üniversite diplomasıyla iş arıyor. Ancak üniversite aşaması öncesinde de Türkiye’de özellikle kamuya ait okullarda derslik sayısı, öğretmen başına düşen öğrenci sayısı, eğitim programı kalitesi gibi pek çok tartışma yaşanıyor.

Geçen yıl ülkede yükseköğretime kayıtlı öğrenci sayısı 7 milyon 740 bin 502 olarak kayda geçti. Ana sınıfı, ilk, orta ve lise düzeyindeki eğitim tablosuna bakıldığında ise, Milli Eğitim Bakanlığı’nın geçen eğitim yılına ilişkin istatistikleri itibariyle 54 bin 36’sı devlet ve 12 bin 809’u özel eğitim kuruluşları olmak üzere toplam 66 bin 849 okulda 18 milyon 108 bin 860 kayıtlı öğrenci bulunuyordu.

Suriyeli 400 bin çocuk eğitim almıyor

Bu öğrencilerden 1 milyon 440 bin 557’si özel eğitim kuruluşlarına devam ediyordu. Türkiye’de ilkokul seviyesinde okullaşma oranı ise yüzde 95 civarında olarak açıklanıyor. Ancak okullaşma oranında başarı sağlandığı açıklanmasına karşın bunun hangi koşullarda gerçekleştiği yani nasıl bir eğitim alındığına ilişkin kamuoyunda soru işaretleri bulunuyor. Örneğin devlet okullarında “bağış” adı altında velilerden kayıt parası talep edildiği, bir derslikte 40’tan fazla öğrenci olmaması şartı bulunduğu halde buna her okulda uyulmadığı ve aslında bir öğretmen için ideal öğrenci sayısının 24 olduğu, taşımalı eğitimde sıkıntılar yaşandığı ve öğrencilere dini cemaatlere ait yurtlarda konaklama yaptırıldığı şikayetleri ifade ediliyor.

Bu arada Birleşmiş Milletler Çocuk Fonu UNİCEF’in okullaştırılmaları için çağrı yaptığı 400 bin Suriyeli sığınmacı çocuksa Türkiye’de hiçbir eğitim almaksızın yaşıyor. Suriyeli çocuklar gerekçesiyle birtakım kuruluşlarca Türkiye’de karma eğitim yani kız-erkek öğrencilere birlikte eğitim verilmesinden vazgeçilmesi yönünde taleplerde bulunulması da dikkat çekiyor.

Vatandaş “Türkiye’de eğitim” denildiğinde neler düşünüyor?

VOA Türkçe’nin mikrofon uzattığı vatandaşlardan bazıları özel eğitim kuruluşlarına çocuklarını göndermek zorunda kaldıklarını belirterek bu durumdan yakınıyor. En temel şikayet konusu ise, eğitim sisteminde her yıl değişiklik yapılması olarak ön plana çıkıyor. Pek çoğu kamera önünde düşüncelerini ifade etmeye yanaşmasa da eğitim sorusunu duyduğunda üzüntüsünü dile getiriyor.

Eğitimci olduğunu belirten Muzaffer Atasever, Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk’un okullarda “bağış” adı altında kesinlikle kayıt parası alınamayacağını vurgulayan “yasak” açıklamasını anımsatıyor. Ama Atasever’e göre; devlet okullarına yeterli ödenek ayrılmadığı için okul yöneticileri yasak da olsa velilerden maddi yardım beklentisi içerisine giriyor.

Atasever, “Burada ince bir politika izleniyor ne kızı veriyoruz ne de damadı küstürüyoruz. Bu da doğru bir şey değil bunu kökten çözmek lazım. Hiçbir şekilde bağış kabul etmeyeceksin” diyerek mevcut durumda “bağış” adı altında velilerden gönüllü olmasa dahi gönüllüymüş gibi gözüken maddi yardımlara bakanlıkça karışılmadığını söylüyor.

‘’İnsan yetiştiremiyoruz’’

Atasever, eğitim sistemine ilişkin “Biz öğretimi çok iyi yapıyoruz ama eğitimi hiç iyi yapamıyoruz. Mesela merhamet duygusunu veriyor muyuz, sosyal projelerde öğrencilerimizi yer aldırabiliyor muyuz, hastane ziyaretlerine götürebiliyor muyuz? Biz insan yetiştiremiyoruz. Bunun da kökten çözülmesi gerekiyor, aslında şu iktidar uzunca bir süre iktidar bu işi aslında çözebilirdi. Çünkü eğitim sonuçları hemen alınabilecek bir şey değildir. 30 yıllık 40 yıllık planlamalar gerektirir. Birtakım kararlar alınırken herkesin görüşlerine yer verilmeli, öğretmen, öğrenci, veli, pedagog, sosyolog… Biz nasıl bir insan türü yetiştireceğiz önce buna karar vereceğiz. Merhametli ama her şeyden önce dürüst bir insan türü. Vergi kaçırmanın bir hırsızlık olduğunu öğretmemiz lazım değil mi?” diyor.

Eğitimde neyin öğretildiğini asıl mesele olarak gördüğünü belirten bir başka vatandaş da çocuklara özgürce seçim yapabilecekleri bir eğitim sistemi talep ettiğini anlatıyor. Özel ve devlet diye ikili bir eğitim sistemi olmasına karşı olduğunu da söyleyen vatandaş, şimdi devlet okullarında disiplin kalmadığından da yakınıyor. “Sözüm ona devlet okulu diyorlar da yani arada okulun yakıt parası geçiyor, ne bileyim çevre düzenlemesi geçiyor öğrenciye kağıt parası geçiyor” diyen vatandaş, devlet okullarında velilerden pek çok konuda para istendiği görüşünde.

Bir başka vatandaş da adını paylaşmadan emekli olduğunu belirterek, “Benim oğlum özel okula gitmek zorunda kaldı. Yoksa göndermek zorunda kalmak istemezdim” diyor. Çocuklarını devlet okullarına göndermekte olan yakınları dolayısıyla devlet okullarında da “yardım” gerekçesiyle para talep edildiğini söyleyen vatandaş, “Yardım etmek zorundalar… Neden? Okullara MEB tarafından yardım yapıldığını ben görmedim. Velilerden alınıyor ve veliler de seve seve veriyorlar yani çocuğumuz rahat etsin diye. Perdesine kadar veliler alıyor. Özel okul, özel dershane hiçbirine gereksinim duymadan normal devlet okullarında çocuklarımızın okumasını isterdik ama maalesef mecbur kalıyoruz” üzüntüsünü paylaşıyor.

‘’Sistem değiştikçe dejenere oluyor’’

Hükümet tarafından ilk, orta ve lise düzeyinde ücretsiz ders kitapları dağıtılması konusunda ise, görüş ayrılığı söz konusu. İşçi olduğunu belirten ancak adını paylaşmayan bir vatandaş, “yardımcı ders kitapları” olarak ek ders kitapları talep edilmesinden yakınıyor. Bu kitaplar gibi okul giderlerini bayağı maliyetli bulduğunu kaydeden vatandaş, öğretmenlerce MEB’in kitaplarına bağlı ders işlenemediği düşüncesinde. Eğitim sisteminde sıkça değişikliklere gidildiği için artık “dejenere” bir sistem olduğunu söyleyen vatandaş, “Kendini sorgulama durumuna getirememiş pasifize etmiş öğrenci yetiştiriyoruz şu anda. Benim çocuklarımdan biri servisle gidiyor biri mahallede okuyor. Okul mesafesi uzak sabah saat 6:30’da çıkıyor evden. Ama ona ayak uyduruyor bir şekilde öğrenci. Eğitiminin karşılığını alabilirse sıkıntı olmaz. Çocuğum şu anda Anadolu Lisesi’nde okuyor” diye konuşuyor.

İnşaatçı olduğu ifade etmekle yetinmek istediğini belirten bir başkası ise, öğrencilere ücretsiz kitap dağıtımı gibi pek çok olumlu gelişme olduğu görüşünü paylaşıyor. Bu vatandaş, “Bütün öğrencilerimizin eşit haklara sahip olmasını isterim. Eskiden çok sıkıntılar vardı meslek liseleri ve normal liseler olarak benzeri şeylerde ayrımcılık olabiliyordu. Dershaneler üzerinden eğitimi başarılı olabilir fakat o zaman da vatandaşların durumu ne olacak. Okutamayacak durumdaki vatandaşlar kaliteyi nasıl yükseltecek? O zaman ne oluyor, toplumsal içerisindeki zengin kesimlerin çocukları okuyor gibi gözüküyor, garibanın çocukları da okuyamıyormuş gibi gözüküyor. O zaman da bir haksızlık var. Eşit seviyede yükseltmek istiyorsak en çok devlet kurumlarındaki eğitim seviyesini yükseltmek lazım. Öğrencilerimizin kabiliyetlerine göre ilkokuldan al ki belli yerlere yönlendirebilelim. Fakat biz vatandaş olarak yönlendirmek istesek de bütçemize göre yönlendirmek zorunda kalıyoruz sıkıntılar yaşanıyor” diye konuşuyor.

Çocuğunu bu yıl okula ilk kez gönderdiğini söyleyen baklava imalatçısı Ramazan Salik ise, “Benden kayıt başvuru masrafı vesaire istemediler ama giderlerimiz oldu sadece” diyerek devlet okulunda bağış talebiyle karşılaşmadığını açıkladı. Salik’in şikayeti ise eğitim sisteminde değişiklik kararları alınması. Bu konuda Salik, “Eğitim sistemi sabit kalırsa bizce daha iyi olur. Yani tam gün olsa iyi. Her gün değişmesinin bir anlamı yok. Bir ayarda kalmalı, her gün onu değiş bunu değiş olmuyor tam gün olsun. Öğrenciler için sınıflar 15 kişi olsa daha iyi olur daha iyi eğitim olur. Ama şartlar bunu gösteriyor böyle devam ediyoruz” diyor.

XS
SM
MD
LG