Erişilebilirlik

İstanbul’daki gece kulübü Reina’ya yılbaşı gecesi düzenlenen saldırılar uzun süre dünya gündemini meşgul etti.

Bir yıldan fazla bir süredir ülkede güvenlik görevlileri ve sivilleri hedefleyen terör saldırılarının Türkiye’nin hem siyasi istikrarı hem de ekonomisi üzerinde ağır sonuçları var.

Dünya basınında Türkiye’ye destek mesajlarının yanı sıra Ankara’nın bu farklı cephelerden gelen saldırıları engelleme gücü olmadığı yorumları yapılıyor.

Reina saldırısından birkaç gün sonra İngiltere’deki Independent gazetesinin Orta Doğu muhabiri Patrick Cockburn konuya “Hükümet ne yaparsa yapsın saldırılar devam edecek gibi gözüküyor. IŞİD’in ülkedeki yapılanması güçlü” şeklinde yorum getiriyordu.

Uzmanlar ülkede hem PKK hem de IŞİD tehdidinin Ankara’nın güvenlik yeteneklerini ve tedbirlerini fazlasıyla zorladığı kanısında.

Amerikanın Sesi’ne görüş bildiren Londra Üniversitesi King’s College’da Ortadoğu üzerine araştırma yapan ve “The New Turkey and its Discontents” isimli kitabın yazarı Simon Waldman, Türkiye’nin ana düşmanını belirlemesi gerektiğini söylüyor.

Waldman “Türkiye iki çatallı güvenlik tehdidiyle karşı karşıya. Biri IŞİD diğeri PKK. Bu arada Türkiye Suriye’de de müdahil oldu. Pek çok açıdan Türkiye dış politikası düşmanları arasında öncelik sağlamamasının başarısızlığını yaşıyor. Türkiye kimin ana düşmanı ve en büyük güvenlik tehdidi oluşturduğuna karar vermeli” dedi.

Waldman’a göre bu kararın ardından Ankara ana düşmanına tüm gücüyle saldırmalı ve diğer tehditleri de dengelemeli.

“Türkiye’nin IŞİD’i ana güvenlik tehdidi olarak tanımlaması gerektiğini düşünüyorum. Özellikle de bu örgüt kasıtlı olarak sivilleri hedeflerken devletin görevi silahsız nüfusu korumak olmalı” diyor Waldman.

Waldman’a göre IŞİD’i yenmenin yollarından biri de PKK ile ateşkes sağlamak.

“Böylelikle ülkenin güvenlik güçleri dikkat ve kaynaklarını tek bir tehdide yöneltebilirler. IŞİD yenilince Türkiye PKK ile uğraşabilir” diye konuştu.

Ancak uzmanlar ülkedeki siyasi ortamın bu tür hamlelere fırsat vermeyeceği görüşünde.

Washington’daki Atlantik Konseyi’nin kıdemli Türkiye uzmanı Aaron Stein, PKK görüşmelerinin çökmesinin, IŞİD’in Suriye’de Kürtlere karşı rol oynamaya başlamasının ve Türkiye’de güvenlik güçlerine yönelik tasfiyelerin bir çeşit “Kaos reçetesi” olduğu kanısında.

Amerikanın Sesi’nin sorularını yanıtlayan Stein, “Teröristlerin son noktada avantajları oldukça fazla çünkü yumuşak hedeflerin sayısı son derece büyük. Ayrıca hükümet her şeyle aynı anda mücadele edemeyeceğinin farkında” dedi.

“Tasfiyeler terörle mücadeleyi etkiliyor”

Stein ayrıca “Çözülebilir konularda siyasi bir çözüme ulaşmadığınız sürece şiddet devam edecektir” diye konuştu.

Uzmanlara göre mesele sadece tehditlerle mücadele değil ülkede güvenlik güçlerinin yapısındaki değişiklikler ve istihbarat paylaşımının tam olarak sağlanmaması.

Wadlman özellikle 15 Temmuz 2016 darbe girişiminden sonra ülkenin güvenlik aygıtının polis, asker ve istihbarat içinde hızlanan tasfiyelerle büyük bir yük altına girdiğini söylüyor.

Waldman “Gülen hareketine mensup isimleri atmak için bazıları darbe girişiminden önce başlayan bu tasfiyeler güvenlik servislerini IŞİD ya da PKK’yla mücadele etmek için gerekli deneyim ve kapasiteden mahrum bıraktı. Ayrıca güvenlik güçleri her şeye yetişemiyor. Etkin terörle mücadele için gerekli ajanslar arasındaki işbirliği de zarar gördü” dedi.

Stein ise Türkiye’nin altında bulunduğu tehdit ortamının çok büyük olduğunu ve herhangi bir ülke güvenlik yapısının bunda zorlanacağını söyledi.

Tasfiyelerin de bu ortamı daha olumsuz etkilediğini söyleyen Stein “Ne yazık ki hükümet büyük bir karmaşanın içinde. Ve ciddi ödünler verilmediği sürece bu karmaşa sürecek. Ancak bu yönde herhangi bir sinyal de göremiyoruz. Taraflardan hiç biri vazgeçmeye niyetli görünmüyor” diye görüş bildirdi.

Stein ayrıca Türkiye’nin Suriye’deki askeri operasyonlarının durumu kolaylaştırmadığını söylüyor.

Hiçbir ülkenin IŞİD gibi kararlı bir örgütü bütünüyle durdurma kapasitesine sahip olamayacağını söyleyen Stein, “Reina saldırısı IŞİD’in bombalı düzeneklerle değil sadece silahla düzenlediği bir eylemdi. Onlar için oldukça kolay bir saldırı” dedi.

“Öngörülebilir gelecekte Türk askeri Suriye’de”

Suriye’de kapsamlı bir siyasi çözüme ulaşılmadan Suriye içindeki askeri operasyonların sonuç getirmesinin de gerçekçi olmadığını düşünüyor Stein.

“El Bab’ın en az bir ay daha düşmesini beklemiyorum. Türkiye orada isyancıları bırakamaz çünkü oldukça zayıflar. Yani öngörülebilir gelecekte Türk askerinin Suriye’nin bir şeridini işgal altında tutması büyük olasılık” dedi.

Uzmanlar kısa vadede Türkiye’nin iç siyaset dinamikleri nedeniyle terör saldırılarını durdurmasını beklemiyor.

Waldman “Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ülkenin anayasasını değiştirmek ve kendisine daha geniş yetkiler veren başkanlık sistemini getirmek istiyor. Bunu yapmak için hem halkın hem de MHP’nin desteğine ihtiyacı var. PKK ile herhangi bir ateşkes MHP’nin anayasal değişiklik önerilerinden desteğini çekmesine neden olur. Erdoğan bunu riske atmak istemeyecektir” diyor.

XS
SM
MD
LG