Erişilebilirlik

Türkiye’de Sağlık Çalışanları "Kutlama Yerine Hak" İstiyor


Türkiye’de Corona virüsü salgınıyla mücadelede en ön cephede olmalarına karşın özlük haklarıyla ilgili sıkıntılarına çözüm bulunamamasından şikayet eden sağlık meslek örgütleri, bu konudaki kaygı ve taleplerine kulak verilmesini istiyor.

Türk Tabipleri Birliği (TTB) ile KESK’e bağlı Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES), 14 Mart Tıp Bayramı dolayısıyla bugün Bakan Fahrettin Koca’dan randevu almadıkları gerekçesiyle Sağlık Bakanlığı önünde basın açıklaması yaptı. Bu çerçevede, Sağlık Bakanı Koca’nın, Prof. Dr. Sinan Adıyaman başkanlığındaki dönem sona erdikten sonra TTB Merkez Konseyi Başkanlığı’nı Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı’nın üstlenmesi sonrası TTB’ye randevu vermediği ortaya çıktı. Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, TTB'deki yönetim değişikliği sonrasında Fincancı için 20 Ekim 2020’deki parti grubu konuşmasında, “TTB başta olmak üzere, terör örgütünden birisini getirip başına koyuyorlar. Ne zamandan beri terörle iç içe olanlar TTB gibi önemli bir kuruluşun başına geçebiliyor. Bunun adı demokratik bir yaklaşım değildir. Bunun adı terör örgütlerinin STK’lara el koymasıdır” demişti. Erdoğan’ın “terörist” suçlaması yönelttiği Fincancı ile Sağlık Bakanlığı’nın bir araya gelmekten kaçındığı 14 Mart nedeniyle bugün gündeme taşındı.

Türkiye’de Sağlık Çalışanları "Kutlama Yerine Hak" İstiyor
lütfen bekleyin

No media source currently available

0:00 0:05:47 0:00

Basın açıklamasında ise TTB Merkez Konseyi Başkanı Prof. Dr. Fincancı, sağlık meslek örgütleri olarak sağlık çalışanları adına 14 Mart Tıp Bayramı’nda kutlama mesajları yerine özlük haklarıyla ilgili iyileştirme beklentilerini dile getirdi.

Türkiye’nin AKP iktidarında “sağlıkta dönüşüm programı” uygulamasıyla koruyucu sağlık hizmetlerinden vazgeçme eğilimi gösterdiğine işaret eden Fincancı, oysa Corona virüsü salgınıyla bir kez daha tedavi hizmetleri yerine koruyucu hizmetlere yatırım yapılmasına ihtiyaç olduğunun ortaya çıktığı değerlendirmesinde bulundu.

Sağlık çalışanları açısından salgın süreciyle birlikte yaşanan sorunlarda artış olduğunu vurgulayan Fincancı, “Pandemi yönetimi nedeniyle 14 Mart 2021 itibarıyle fiilen çalışma yaşamında olan 387 sağlık ve sosyal hizmet emekçisi yaşamını kaybetmiş ve yüz binlercesi de hastalanmıştır. Bir bütün olarak Türkiye’de yaşayan yurttaşlar sağlıkta dönüşüm programının olumsuzluklarını katkı-katılım payları, ilave ücretler ve her gün cepten yaptıkları harcamalarla yaşamaya devam ediyorlar. Pandemi sürecinde; koruyucu sağlık hizmetlerine yönelik yatırımların ne kadar hayati önemde olduğu görülmeye başlandı” dedi.

“Corona virüsü rahatsızlığı meslek hastalığı kabul edilmeli”

Fincancı’nın okuduğu basın açıklamasında sağlık çalışanları adına Sağlık Bakanlığı’ndan 14 Mart 2021 itibariyle acil talepler arasında öncelikle Corona virüsü rahatsızlığının iltisak bağı gibi koşullar olmaksızın meslek hastalığı kabul edilmesi talep edildi. Bu yönde sağlık meslek örgütlerince önerilmiş yasal düzenlemeyi hayata geçirme çağrısının yapıldığı açıklamada, diğer acil talepler şöyle sıralandı:

“Toplumsal sağlık için güçlü ve etkin birinci basamak sağlık örgütlenmesi sağlanmalı. Şiddetsiz bir sağlık ortamında çalışabilmek için yeni ve etkili “Sağlıkta Şiddet Yasası” çıkarılsın, mobbing ve baskılar son bulmalı. Emekliliğimize de yansıyacak temel ücret ile ekonomik ve özlük haklarımız iyileştirilmeli, performans, ek ödeme değil, yoksulluk sınırı üzerinde, emekliliğe yansıyan temel ücret verilmeli. 3600/7200 ek göstergeler sağlanmalı. Özgür ve bilimsel çalışma ortamı için meslek örgütleri üzerindeki baskılara son verilmeli. Liyakatsiz atamalara ve pek çok sayıda yeni eğitim kuruluşu açılmalarına son verilmeli. Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü (OECD) ortalamasında kadrolu güvenceli personel istihdamı yapılsın. Haklarında kesinleşmiş yargı karar bulunmayan ihraç sağlık ve sosyal hizmet emekçileri derhal göreve başlatılmalı. Sağlık hizmeti için ödediğimiz vergiler, katkı katılım payları ve ilave ücretler kaldırılmalı. Özel hastanelere verilen her türlü teşvik kaldırılmalı. Özel hastaneler ile SGK anlaşma yapmamalı. Özel hastanelere aktarılan teşvik ve bütçen kamu sağlık kurumlarına aktarılmalı. Kamu sağlık kurumları daha demokratik bir yapıya kavuşturulmalı. Sağlık hizmetleri ağır ve tehlikeli işler kapsamında olduğundan, fiili hizmet süresi (yıpranma payı) yıllık 90 gün üzerinden tam olarak ödenmeli ve sağlık hizmetlerinde çalışan tüm emekçilere ayrımsız olarak uygulanmalı. Fiili hizmet zammı sağlanmalı.”

SES Genel Başkanı Hüsnü Yıldırım da, Sağlık Bakanı Koca ile yüz yüze görüşmeyi istediklerini ancak yanıt alamadıklarını belirterek, “Ne yazık ki sağlık çalışanları mobbing ve fazla çalışmadan kaynaklı ölümler yaşamıştır. Ancak Sağlık Bakanı bizi kabul etmediler. Biz SES olarak tekrar tekrar toplumla paylaşmaya devam edeceğiz” diye konuştu.

“Sağlık çalışanları kaygı ve korku hissediyor”

Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu’na bağlı Genel Sağlık İş Sendikası da, 14 Mart dolayısıyla Türkiye’nin Corona virüsü salgınında bir yıllık sürecine ilişkin araştırma sonuçlarını kamuoyuyla paylaştı. Araştırmaya göre, salgın nedeniyle sağlık çalışanlarından yüzde 49’u kaygı ve korku hissettiğini belirtirken, pek çoğu da maddi sıkıntı içerisinde olduklarını ifade etti.

Genel Sağlık İş Sendikası’nın araştırması itibariyle Corona virüsü salgınında sağlık çalışanı katılımcılardan yüzde 43,3’ü sağlık kuruluşu yönetimi tarafından yeterli ve güçlü destek sunulmadığı görüşünde. Yüzde 18,2’si kendilerini yalnız hissettiğini belirtirken, yüzde 7,2’lik bir kesim destek olmadığı gibi tam tersine sağlık kuruluşu yönetimi tarafından kendilerine mobbing uygulandığını dile getirdi.

Yüzde 39,1’i pandemi sürecinde fazla mesaiye kaldığını açıkladı. Bu sağlık çalışanlarından yüzde 64,3’ü fazla mesai ücretini alırken, yüzde 27,7’si fazla mesai ödemesi alamadığını aktardı. Yüzde 8’lik bir kesim fazla mesai için ek ödeme yerine ücretli izin verildiğini ifade etti. Bu durum araştırmada, “Sonuçlar, fazla mesai konusunda pratikte bir kuralsızlığın olduğunu ortaya koymaktadır. Yine yüzde 45’inin nöbette geçirdikleri sürelerde yasalarla düzenlenen sınırlar dışında fazla mesai yaptırıldığı sonucuna ulaşılmıştır. Bunun yanında sağlık çalışanlarından yüzde 58,2’si nöbette geçirdikleri süre boyunca sağlanan fiziki imkanların yetersiz olduğunu belirtmiştir” diye değerlendirildi.

Ayrıca yaşam koşulları bakımından araştırmaya göre, her dört sağlık çalışanından neredeyse üçü (yüzde 72,8) gündelik yaşamlarını sürdürmek için borçlanmak zorunda kaldığını aktardı. Pek çoğu banka kredisi gibi yöntemlerle geçim sıkıntısına çözüm aradığını belirtti.

Örgün eğitim çağında çocuğu olan sağlık çalışanları ise, salgın koşullarında çocuklarına uzaktan eğitim almalarında yardımcı olamadığı düşüncesinde. Araştırmaya göre, yüzde 67,6’sı pandemi sürecinde çocuğunun uzaktan eğitim ihtiyacını gidermekte zorlandığını söyledi. Kreş çağında çocuğu olanlardan yüzde 41,1’i pandemi sürecinde bu ihtiyacı gidermekte zorlandığını belirtirken, yüzde 30,1’i çocuklarının bakımını aile büyüklerinin üstlendiğini, yüzde 9,6’sıysa bakıcı tutmak zorunda kaldıklarını açıkladı.

“Kadın sağlık çalışanları eviyle işi arasında kaldı”

Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu (UNFPA Türkiye) ve Hacettepe Üniversitesi Kadın Sorunları Uygulama ve Araştırma Merkezi (HÜKSAM) da, Corona virüsü salgınıyla mücadeledeki sağlık çalışanlarından yüzde 56’sını oluşturan kadın sağlık çalışanlarıyla ilgili araştırma sonuçlarını açıkladı. Bu araştırma sonuçları da, meslek örgütlerince bugün kamuoyuna açıklanan talepler ve sıkıntılarla örtüşüyor.

Araştırmaya ilişkin özet bilgi notuna göre; kadın sağlık çalışanlarının neredeyse tamamı (yüzde 94), Corona virüsü salgını sebebiyle kendisini kaygılı hissediyor. Yaşadıkları kaygıyı azaltabilmek için en çok ekonomik desteğe (yüzde 63) ve psikososyal desteğe (yüzde 62) ihtiyaç duyduklarını ifade ediyor. Yoğun çalışma temposuna bağlı olarak, her 10 kadın sağlık çalışanından 7’si (yüzde 69) ev işleri/özel yaşam ile çalışma hayatı arasında kaldığını ve desteğe ihtiyaç duyduğunu belirtiyor. Yüzde 92’si pandemi sürecinde önemli gereksinimlerinin karşılanamadığını belirtiyor. Yarısı (yüzde 49) kendi bireysel sağlık kontrollerinin yapılamıyor olması, yüzde 43’ü kişisel koruyucu donanım malzemelerinin yetersizliği ve yüzde 40’ı psikososyal destek/öz bakım ihtiyaçlarına yanıt verilmemesinden yakınıyor. Yüzde 75’i ücretlerin iyileştirilmesinin, yüzde 71’i çalışma saatlerinin azaltılmasının, yüzde 53’ü meslek örgütlerinin daha etkin olmasının kadın sağlık çalışanlarının yaşadığı sıkıntıların çözümünde önemli rol oynayacağını düşünüyor. Corona virüsü rahatsızlığıyla ilgili birimlerde görevli kadın sağlık çalışanlarının yüzde 62’si çocuk sahibi, yüzde 54’ünün bakmakla yükümlü olduğu biri var ve yüzde 39’unun evindeyse riskli grupta olan en az bir kişi yaşıyor.

  • 16x9 Image

    Yıldız Yazıcıoğlu

    Yıldız Yazıcıoğlu, 1994-1998 döneminde Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü’nde lisans eğitimini tamamladı. Mesleğe 1997 yılında Cumhuriyet’te stajyer olarak başladı. 1998-2000 döneminde yüksek lisans eğitimine devam etti. 2000 – Mayıs 2009 döneminde Milliyet’te mesleki kariyerini cumhurbaşkanlığı ve parlamento muhabirliği noktasına taşıdı. 2009 - 2011 yıllarında ABD’nin başkenti Washington DC’de kariyerini sürdürdü ve farklı medya kuruluşları için temsilcilik – yorumculuk görevlerini yürüttü. Bu dönemde VOA Türkçe’de eğitim aldı ve görev yaptı. Ardından Ankara’ya dönüşünde Habertürk TV’de, ArtıBir TV’de görevler üstlendi. Şu anda VOA Türkçe ekibinde görev almayı sürdürüyor.

XS
SM
MD
LG