Erişilebilirlik

Türkiye'de İstihbarat Erdoğan’a Bağlandı


Türkiye’de olağanüstü hal kapsamında yayımlanan kanun hükmünde kararname (KHK) ile Milli İstihbarat Teşkilatı’nın Cumhurbaşkanı’na bağlanması Başkanlık Sistemi’ne geçiş adımlarından birisi olarak yorumlandı. Bu adıma CHP ve HDP sert tepki gösterdi.

Darbe girişimi gerekçesiyle yaklaşık 13 aydır yürürlükte olan OHAL dayanak gösterilerek, yasama organı Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin (TBMM) devre dışı bırakıldığı torba yasa niteliğinde yeni KHK yürürlüğe girdi. Resmi Gazete’de bugün yayımlanan 694 sayılı KHK ile pek çok yasada değişiklikler yapıldı. Ulusal istihbarat, Türk Silahlı Kuvvetleri ile Emniyet teşkilatları yapısı, uyuşturucu madde kullanımı, kayyum atanan şirketler, yükseköğretim gibi alanlarda değişiklikler ve yeni düzenlemeler hayata geçirildi.

Söz konusu kararnamedeki en önemli değişiklik ise, Türkiye’nin iç ve dış politikasında yabancı ülkelerle ilişkiler, terörle mücadele gibi başlıklarda etkisi hissedilebilecek istihbarat faaliyetleriyle ilgili oldu. Ankara kulislerinde uzun süredir gündemde olduğu üzere Hakan Fidan’ın başında bulunduğu Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) doğrudan Cumhurbaşkanı’na bağlandı.

Kararnameyle 2937 sayılı “Devlet İstihbarat Hizmetleri ve MİT Kanunu” değiştirildi. Böylece MİT Müsteşarı’nın bağlı olduğu makam Başbakan yerine Cumhurbaşkanı olarak belirlendi. Bu çerçevede, MİT Müsteşarı hakkında soruşturma yapılması için de Cumhurbaşkanı’nın izni gerekecek. MİT personeli hakkında ise soruşturma yapılmasıyla ilgili kararı MİT Müsteşarı vermeye devam edecek. Soruşturma izni verilmesi veya verilmemesi kararlarına karşı 10 gün içinde Danıştay Birinci Dairesi'ne itiraz edilebilecek. İtirazlar en geç 3 ay içinde karara bağlanacak ve verilen kararlar kesin olacak. İzin verilmesi üzerine soruşturma Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı tarafından yapılacak.

Sadece MİT Müsteşarlığı’nın Başbakan yerine Cumhurbaşkanı’na bağlanmasıyla sınırlı kalınmadı ve ayrıca MİT’i de kapsayacak şekilde Mili İstihbarat Koordinasyon Kurulu (MİKK) kuruldu. MİKK’in bakanlıklar başta olmak üzere tüm kamu kurum ve kuruluşları arasında istihbarat koordinasyonunu sağlaması hedefleniyor.

Cumhurbaşkanı’na bağlı görev yapacak MİKK’in nasıl bir kurul yapısına sahip olacağı, hangi yetkilerle donatılacağı ve dolayısıyla Türkiye açısından ne etkileri olacağı ise ortaya çıkmadı. Çünkü kararnamede, MİKK’in üyeleri, görev ve yetkileriyle ilgili yönetmelik çıkarılacağı belirtildi. Bu noktada, MİKK hakkında yönetmelik için önümüzdeki dönemde ayrı bir KHK yayımlanması bekleniyor.

MİT’in denetlenmesi konusunda ise, artık Başbakanlık’a bağlı teftiş mekanizması değil Cumhurbaşkanlığı’na bağlı Devlet Denetleme Kurulu yetkili olacak.

Olağanüstü haller, seferberlik ve savaş halinde MİT’in bakanlıklar, kamu ve Türk Silahlı Kuvvetleri ile nasıl çalışacağı hakkında Bakanlar Kurulu’nun yönetmelik yayımlama yetkisi de elinden alındı. MİT, örneğin Türkiye’nin şimdiki gibi OHAL veya gelecekte savaş durumunda olması halinde Cumhurbaşkanı’nın onaylanacağı yönetmelikle TSK üstünde dahi yetkili olabilecek.

TSK bünyesindeki askerlerden MİT’e bağlı çalışacaklarla ilgili tek yetkili ise, MİT Müsteşarı oldu. MİT Müsteşarlığı’nın görevlendirdiği askeri personel konusunda örneğin Genelkurmay Başkanlığı’nın herhangi bir söz hakkı olmayacak.

Vekillere soruşturma açılması

Kararnamedeki milletvekilleri açısından da dikkat çekici bir düzenleme yapıldı. Kararnameyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (CMK) 161’inci maddesi değiştirildi. Böylece milletvekillerine seçimler öncesinde ya da sonrasında işlediği suçlardan dolayı Ankara Cumhuriyet Savcılığı’nın soruşturma açılabilmesinin önü açıldı.

Ankara Cumhuriyet Savcılığı makamına adeta istediği milletvekili hakkında istediği suçlamayla soruşturma açma yetkisi vermek üzere kararnameyle CMK’ya şu hüküm eklendi:

“Seçimden önce veya sonra bir suç işlediği ileri sürülen milletvekili hakkında soruşturma ve kovuşturma yapma yetkisi, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı ve bu yer ağır ceza mahkemesine aittir. Soruşturmayı Cumhuriyet Başsavcısı veya görevlendireceği vekili bizzat yapar. Başsavcı veya vekili, suçun işlendiği yer Cumhuriyet savcısından soruşturmanın kısmen veya tamamen yapılmasını isteyebilir. Gecikmesinde sakınca bulunan hallerde suçun işlendiği yer Cumhuriyet savcısı zorunlu olan delilleri toplar ve gerekmesi halinde alınacak kararlar bakımından bulunduğu yer sulh ceza hakimliğinden talepte bulunur.”

Kararnamede ayrıca TSK’nin yapısıyla ilgili değişikliklerle albay ve generaller hakkında rütbe süreleri dolmadan terfi alabilmeleri de yeniden düzenlendi.

CHP: Türkiye’nin gidişatı vahim

CHP Grup Başkanvekili Levent Gök, MİT’in Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a bağlandığını belirterek, “Anlaşılıyor ki Recep Tayyip Erdoğan büyük bir korku içerisinde. Kendi Başbakanından korkuyor, kendi parti teşkilatlarından korkuyor, herkesten korkuyor. Korku duvarları sarmış durumda. Bunun başka bir açıklaması yoktur. Böyle bir tablo Abdülhamit'in istibdat yönetimini dahi bizlere aratır” dedi.

Gök, TBMM’deki basın toplantısında, Başbakanlık makamı için “Boşbakanlık” ifadesini kullandı ve “Bu Başbakanlıkta siz artık ne emniyet kuvvetlerine ne İçişleri Bakanlığı ile ne Türkiye'nin bütün güvenlik kuvvetleriyle herhangi bir işbirliği yapamayacak bir başbakan olursunuz. Olaylara vakıf olamaz, yorumlayamazsınız ve olaylar üzerine doğru teşhisler koyarak müdahalede bulunamazsınız” diye konuştu.

Türkiye’de “hafiye devleti” kurulacağını kaydeden Gök, “MİT artık milli olmaktan çıktı. Burada Recep Tayyip Erdoğan kendi derin devletini kuruyor. Hem kendi partisinin hem de Türkiye’yle ilgili istihbaratı bir hafiye devleti adı altında tanzim eden bir anlayıştır bu. Bu arada MİT Müsteşarının başkanlığında kurulan Milli İstihbarat Koordinasyon Kurulu da Cumhurbaşkanı'na bağlanmıştır. Cumhurbaşkanı öncelikle Başbakan'a güvenmiyor, Başbakan MİT'e güvenmiyor, Recep Tayyip Erdoğan hiçbirine güvenmiyor ve illa 'suyun başında ben olacağım' diyor. Bu Erdoğan'ın Başbakana olan güvensizliğidir, MİT'e olan güvensizliğidir. Böyle bir tablo bir derin devlet anlayışıyla açıklanır. Vahim bir tablodur” açıklaması yaptı.

CHP’li Gök, milletvekilleriyle ilgili düzenlemeye de tepki gösterdi ve “Milletvekili üzerinde hükümetin tayin edeceği savcı ve hakimlerle Demokles'in kılıcı gibi sallandırılacak savcılık ve mahkeme tayin ediliyor. Türkiye demokrasiyi ve hukukun üstünlüğünü kuracağına tam tersine bundan uzaklaşıyor ve bu da çok vahim bir tablodur. Bu durum ceza hukukunun temel prensiplerine ve hükümetin kendi iddialarına da aykırıdır. Hani demokrasi, hani hukukun üstünlüğü? Burada yapılmak istenen iktidarın vesayetinde bir mahkeme kurulmak isteniyor. Gidişat vahimdir” dedi.

HDP: Anayasaya aykırı, parti devleti inşa ediliyor

HDP Parti Sözcüsü Osman Baydemir de, Meclis’teki basın toplantısında, MİT ve milletvekilleriyle ilgili düzenlemelere tepki gösterdi.

Baydemir, “21’nci yüzyılda bu ülkenin KHK’lerle yönetilmeye çalışılması en büyük yönetememe krizidir. 16 Nisan referandumundan sonra Meclis işlevsizleştirildi. Bu son KHK, Meclisi tümden devre dışı bırakma KHK’sidir. Örneğin, milletvekillerinin Anayasa’nın 83’ncü maddedeki dokunulmazlıklarına ilişkin hüküm ortadan kaldırılıyor. Savcıya, dilediği zaman milletvekilini soruşturma ve onu yargılama kapısı açıyor. Artık Meclisteki prosedürün işletilmesine gerek bırakmayacak yasa dışı bir madde. KHK Anayasa maddesini ortadan kaldırabilir mi?” diye sordu.

MİT’in yapısıyla ilgili değişikliği de yorumlayan Baydemir, “Bu kararname milletin iradesine bir savaş ilanıdır. Kurulmak istenen AKP-MHP rejiminin en belirgin hukuk ve yasa dışı kararnamesidir. Ayrıca 4 bin yeni hakim ve savcının alımının kapısı aralanıyor. Bir parti yargısı inşa ediliyor. Parti polis teşkilatı inşa ediliyor. Parti devleti inşa ediliyor. Kabul edilemez. Yasaya aykırıdır. Anayasa’ya aykırıdır, ahlaka aykırıdır” dedi.

Facebook Forum

XS
SM
MD
LG