Erişilebilirlik

Kadir Has Üniversitesi Türkiye Araştırmalar Merkezi, 2011 yılından beri düzenli olarak yaptığı Türkiye Sosyal ve Siyasal Eğilimler Araştırması’nın 2016 sonuçlarını da yayınladı.

Türkiye’nin seçmen profilini yansıtan bir örneklemle seçilen 1000 kişiyle 18 ilde yapılan araştırmada, “siyasi ve etnik yapı”, “Türkiye sorunları”, “siyaset”, “ekonomi”, “dış politika”, “15 Temmuz Darbe Girişimi”, “kimlik”, “Kürt sorunu”, “terör” gibi başlıklarda halkın eğilimi ölçülmeye çalışıldı.

Araştırmada ekonomi ile ilgili yanıtlar oldukça dikkat çekici. Araştırmaya katılanların %38.7’si hükümetin ekonomi politikalarını başarılı bulurken başarısız bulanların oranı %35.3.

İlginç olan şu, 2014’te Türk ekonomisi 2.9 büyürken katılımcıların %48.1’i ekonominin %4 büyüdüğü 2015’te katılımcıların %43.7’si hükümetin ekonomi politikalarını başarısız bulmuştu. Bu yıl üçüncü çeyrekte %1.8 küçülen Türk ekonomisinin yılı %2.5 büyüme ile kapaması bekleniyor.

Ayrıca yine araştırmaya göre %55.7 bir önceki yıla göre kendisini ekonomik olarak kötü nitelendirirken %6 kendisini/ailesini geçindiremediğini bildirdi.

Üstelik çelişkili durum bununla da sınırlı değil zira araştırmaya katılanların %71.2’si Türkiye’de ekonomik kriz olduğu görüşünde. “Hayır kriz yoktur” diyenler ise %22.1.

Türkiye’nin %44,7’si kendisini dindar veya muhafazakar olarak tanımlıyor

Birçok çarpıcı bulgunun ortaya çıktığı Türkiye Sosyal ve Siyasal Eğilimler Araştırması’nda beş yıldır “Türkiye halkının siyasal yelpazedeki yeri” de araştırılıyor.

2016 yılında kendini dindar veya muhafazakar olarak tanımlayanların oranı %44.7. Bu rakam 2015’te %35.4’tü. Aslında muhafazakarlık 2011’den beri ölçülüyor. O yıl %33.2 çıkan sonuç, 2012’de %37.3 ve 2013’te 39.2’ye yükseldikten sonra %37.’1’e düşmüştü.

“Dindarım” kategorisinin ilk kez konduğu 2015 yılında araştırmaya katılanların %14.7’sini kendisini böyle tanımlarken 2016’da bu rakam %22.1’ye yükseldi. Kendisini “muhafazakar” olarak tanımlayanlar da “dindar” kategorisinin konmasıyla 2015’te %20.7’ye düştükten sonra 2016’da %22.6’ya çıktı.

Cumhuriyetçiler ve sosyalistler azalıyor sosyal demokratlar artıyor

Kendisini “milliyetçi” olarak tanımlayanlar ise %16.3’ten %15.2’ye düştü.

Bir başka düşüş, üstelik de büyük düşüş ise cumhuriyetçi/kemalist kesimde belirgin. 2015’te araştırmaya katılanların %25.3’ünü kendisini cumhuriyetçi/Kemalist olarak ifade ederken bir yıl sonra bu oran %15.7’ye gerilemiş görünüyor.

Buna karşın kendisini sosyal demokrat olarak tanımlayanlar %9.4’ten %12.6’ya ulusalcılar ise %2.9’dan %3.1’e yükselmiş. Kendisine “Sosyalist” diyenler ise %7.3’ten %4.9’a gerilemiş.

Türküm diyen %83.4 Kürdüm diyen %11.1

Kendisini Türk olarak tanımlayanların yıllar içindeki değişimi de ilginç. 2011’de kendisini Türk olarak tanımlayanların sayısı %67.7 iken çözüm sürecinin hazırlandığı ve uygulamaya konduğu 2012 ve 2013 yıllarında önce %54.8 ardından %51.3’e geriledikten sonra 2014’le birlikte atağa kalkmış.

O yıl “Türküm” seçeneğini işaretleyenler %59.7 yükselmiş, 2015’te %65.7 olduktan sonra 2016’da %83.4’e ulaşmış durumda. Kendisine “Kürdüm” diyenler ise 2015’te olduğu gibi bu yıl da %11.1.

“Türkiye’nin en büyük sorunu terör ve FETÖ”

Araştırmaya katılanlara göre, Türkiye’nin en büyük sorunu terör ve FETÖ. 2014’e kadar Türkiye’nin büyük sorunu olarak görülen işsizlik ise %11.8 ile son yedi yılın en yüksek rakamına ulaşmış olsa da üçüncü sıraya düşmüş görünüyor.

Çözüm sürecinin yürürlükte olduğu 2013 yılında %4.7’ye gerileyen terör, 2014’te %13.9 olduktan sonra bu yıl %35 olarak gerçekleşti. FETÖ ise araştırmaya katılanların %25.2’si tarafından Türkiye’nin en büyük sorunu olarak görülüyor. İşsizliği Türkiye’nin en büyük sorunu görenler %10.5, pahalılığı görenler ise %9.8

Araştırmaya katılanların %9.8’i hak ve özgürlüklerin sınırlanmasını Türkiye’nin büyük sorunu olarak işaretlemiş. Kürt sorunu %3.5 ile en son sırada kendisine yer bulmuş.

En güvenilen kurum Cumhurbaşkanlığı en fazla itibar kaybedenler ise Ordu ve Üniversiteler

Araştırmaya göre, Türkiye’de en güvenilen kurum 15 Temmuz Darbe Girişimi sonrası güven erozyonuna uğrayan “Ordu”yu geride bırakan Cumhurbaşkanlığı olmuş. (Keza geçen yıl %43.6 olan Erdoğan başarılı diyenler bu yıl 48,5’e yükselmişken başarısız diyenler %40.7’den %28.1’e gerilemiş görülüyor.)

Cumhurbaşkanlığına güven %49.4 olarak gerçekleşirken geçen yıl %67.4 olan “Ordu’ya güven” bu yıl %47.5’e gerilemiş. Orduyu, %47.4 ile polis, %47 ile TBMM, %45.6 ile hükümet takip ediyor. Yargı ise %35.5 ile %49.8’den %24.7’ye gerileyerek büyük bir güven kaybına uğrayan üniversitelerin önünde yer almış.

İdama destek %44.5, yargı siyasallaşıyor diyen %50

Araştırmada “idam cezasının geri getirilmesi” de sorulmuş. Katılımcıların %44.5’i idam cezasını desteklerken %30.2 ise karşı çıkıyor.

2011 yılından beri kademeli olarak artarak %49.6’dan %65’e yükselen “yargı siyasallaşıyor” diyenlerin oranı ise 2016’da ilk kez düşerek %50’ye gerilemiş görünüyor.

AB ve NATO’ya destek azalıyor

Hükümetin dış politikasına destek de aslında ekonomik politikalarına destek rakamlarıyla benzeşiyor.

Araştırmaya katılanların %35’i hükümetin ekonomik karnesini başarılı bulurken %33 başarısız olduğu kanısında.

Ancak burada AB ve NATO’ya yönelik destekler de ciddi düşüş görülüyor. AB üyeliğine destek %45’e düşerken 2011’den bu yana en düşük seviyesine gerilemiş görülüyor. 2014’te %76.2 olan “Türkiye NATO üyesi kalsın” yaklaşımı da 2016 araştırmasında %14 azalarak %58’e gerilemiş.

Rusya’yı tehdit olarak algılayan azalırken İsrail ve ABD’yi tehdit olarak görenler artıyor

Araştırmaya katılanlar Türkiye için tehdit oluşturan ilk üç olarak; İsrail, Amerika Birleşik Devletleri ve Suriye’yi görüyor. Araştırmaya katılanların %73.3’ü İsrail’i tehdit olarak görürken %64.4’ü ABD’yi %59.3’ü de Suriye’nin tehdit olduğu görüşünde.

2015’te ABD’yi tehdit olarak görenler %39.3 iken aynı yıl %64.7 olan Rusya Federasyonu’nu tehdit olarak görenlerin oranı belki de darbe girişimi iyileşen ilişkilerle bu yıl %49.4’e gerilemiş.

XS
SM
MD
LG