Erişilebilirlik

Türkiye’de “Çıplak Arama” Tartışması Sürüyor 


Türkiye’de “Çıplak Arama” Tartışması Sürüyor
lütfen bekleyin

No media source currently available

0:00 0:10:52 0:00

Türkiye’de “Çıplak Arama” Tartışması Sürüyor

İnsan bedenine yönelik onur kırıcı ve işkence niteliğinde yorumlanan “çıplak aramayla” ilgili tartışma süreci, Aralık ayında HDP’li Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun Uşak Emniyet Müdürlüğü’nde daha önce gözaltına alınmış kadınlara çıplak arama uygulaması yapıldığı iddiasını gündeme taşımasıyla başladı. Gergerlioğlu’nun “FETÖ soruşturması kapsamında gözaltına alınmış kadınlarla” ilgili iddiası üzerine AKP sözcüleri, İçişleri Bakanlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğü konuyu “FETÖ’nün algı operasyonu” suçlamasıyla reddetti.

Uşak özelinde AKP tarafı, “çıplak arama” uygulandığını reddetse de Türkiye’nin farklı yerlerinde ve farklı zamanlarda buna maruz kaldığına dair mağdurlarca pek çok açıklama gündeme taşındı. Bu uygulamadan sadece kadınların değil erkeklerin de mağdur olduğu vurgulandı. Özellikle ODTÜ mezunu mimar Onur Yaser Can’ın 2010 yılı Haziran ayında İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nün operasyonunda gözaltına alındığında çıplak aramaya maruz kalması nedeniyle intihar etmesi ve ardından oğluyla ilgili yaşananlara dayanamadığı için annesi Hatice Can’ın da 2014’te intihar etmesi yeniden gündemde. Baba Mevlüt Can’ın da oğluyla ilgili polisler aleyhine yürütülen yargılamada sonuç alınamamışken Ekim 2019’da ölmesi sonrasında kızkardeş Ezgi Sevgi Can da, ailece yaşadıklarına isyanını yeniden paylaştı.

Cezaevleriyle ilgili yönetmelikte “çıplak arama” düzenlemesi var

Türkiye’de “çıplak arama” uygulamasıyla ilgili hukuki mevzuat bakımından “Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetı̇mı̇ ı̇le Ceza ve Güvenlı̇k Tedbı̇rlerı̇nı̇n İnfazı Hakkında Yönetmelı̇k” adres gösteriliyor. Yönetmelikteki 34’ncü madde, cezaevlerinde hangi koşullarda “çıplak arama” yapılabileceğini düzenliyor.

Yönetmelikte cezaevlerinde “çıplak aramanın” ancak hükümlü kişinin “yasak madde ve eşya bulundurduğuna dair makul ve ciddi emarelerin varlığı ve kurum amirince gerekli görülmesi” halinde yapılabileceği şartı var. Çıplak arama sırasında “utanma duygusunu ihlal etmemek” ve “kimse görmemeli” şartları da yönetmelikte yazılı. “Bedene dokunulmaması” gerektiği belirtilerek, en kısa sürede bitirilmesi gerektiği vurgulanan çıplak arama uygulaması için “beden çukurlarındaki arama cezaevi tabibi tarafından yerine getirilir” şartı işaret ediliyor.

Ancak Türkiye’de Onur Yaser Can örneği başta olmak üzere gözaltına alınanlara da kolluk güçlerince çıplak arama yapılması da tartışılıyor. Cezaevlerinde de yönetmelik hükümlerine uygun olmayan şekilde cezaevi tabibi olmaksızın diğer personelce, gardiyanlarca çıplak arama uygulandığına ilişkin tanıklıklar paylaşılıyor.

AKP’li Zengin’in “onurlu, ahlaklı kadın” sözleri tartışmayı derinleştirdi

AKP Grup Başkanvekili Özlem Zengin’in, Uşak’taki iddiaları reddetmek amacıyla çıplak arama uygulamasıyla ilgili TBMM’de kadınlar hakkında kullandığı genelleme ise tartışmayı büyüttü. Zengin, Uşak’ta çıplak aramaya maruz kaldığı iddiasındaki kadınlar ile ilgili TBMM Genel Kurulu’nda “Suç duyurusu olaydan hemen sonra olur, bir kadını çıplak arayacaksın, bu kadın buna eğer maruz kalıyorsa dakikasında bundan rahatsızlığını beyan eder, bir sene beklemez. Onurlu kadın, ahlaklı kadın bir sene beklemez. Bu, kurgusal bir harekettir ve biliyoruz ki size bir ‘Aferin’ geldi. Hapisteki bu çıplaklıkla alakalı mevzuyu başlatan FETÖ'cü kadınlara bekledikleri yerden bir takdirname geldi” ifadesini kullardı.

AKP’li Zengin’in “Onurlu kadın, ahlaklı kadın bir sene beklemez” ifadesi ise, çıplak aramaya maruz kalmış ancak yaşadıklarını açıklamaktan çekinmiş kadınlar ve tanıklar tarafından sosyal medyada çığ gibi büyüyen tepkilere yol açtı.

Türkiye’de cezaevlerinde ve bazen de gözaltına alındıkları sırada çıplak arama uygulanmasına maruz bırakıldığını açıklayan mağdurlar, adeta ABD’deki “Me Too” hareketi etkisi yarattı. Bu kapsamda sanatçı Selda Bağcan da, cezaevi süreçlerinde üç kez çıplak aramaya maruz kaldığını duyurdu.

Eşitlik için Kadın Platformu (EŞİK) gibi pek çok kadın hakları örgütü de Türkiye’nin artık çıplak arama uygulamasına son vermesi çağrısıyla tartışmaya tepki gösterdi. EŞİK, “Çıplak arama işkencesine maruz bırakılan kadınları geç şikayetçi oldular diye sorgulamak, aynı işkenceyi psikolojik olarak sürdürmektir. İşkence insanlığa karşı suçtur zamanaşımı yoktur, bir an önce etkin soruşturma başlatılmalıdır! Kadınların maruz kaldığı şiddete dair beyanı masumiyet karinesini ihlal etmez, kovuşturmanın başlatılmasına zemin oluşturur. Devletin görevi çıplak aramaya maruz bırakılan mağdurların beyanını sorgulamak değil, failler hakkında derhal etkin kovuşturma başlatmaktır” açıklaması yaptı.

Akşener kadınlara dayanışma mesajı verdi Zengin’i suçladı

İyi Parti Genel Başkanı Meral Akşener de, bugünkü grup konuşmasında, hangi koşulda olursa olsun kadınlara kulak verilmesi gerektiğini işaret ederek, AKP’li Zengin’i eleştirdi.

Akşener, AKP’li Özlem Zengin’in sözleriyle ilgili “Bir AK Parti milletvekili, üstelik de, kadın bir milletvekili, çıktı, AK Parti’ye göre onurlu kadının tarifini yaptı. Tacize, tecavüze, utanmazlığa maruz kalan kadınlar için, utanmadan ‘Onurlu kadın bir sene beklemez, ertesi gün şikayet eder’ dedi. Bu arkadaş diyor ki; ‘Tacize, tecavüze uğrayan kadın susuyorsa, susmak zorunda kalıyorsa, onursuzdur. Aradan zaman geçtikten sonra konuşuyorsa, yine onursuzdur.’Milletin vekili olduğunu iddia eden bir insanın sözlerine bakar mısınız?Bir iktidarın milletinden nasıl uzaklaştığına bakar mısınız? Şu utanmazlığa bakar mısınız? Gerçekten ibretlik” tepkisini gösterdi.

Bilimsel tespitler itibariyle kadınların yaşadığı travma ne kadar ağırsa ortaya çıkmasının da o kadar zor olacağını vurgulayan Akşener, “Toplum baskısı ne kadar ağırsa, bu konuları konuşmak da o kadar zordur. Bütün dünyada, kadınlara cesaret aşılayan bir ‘Me Too’ hareketi var. ‘Me Too’ hareketi, toplumun baskısından korkan, binlerce taciz mağduru kadına cesaret verdi. 10 yıldır, 20 yıldır saklanan taciz olaylarının ortaya çıkmasına vesile oldu. Ama tüm bunlar, torunu yaşındaki bir kadın siyasetçiye, sırf kendinden değil diye, ‘vitrin süsü’ diyebilen bir genel başkan, ve onun meclis grup başkanvekilinin umurunda bile değil. Ne kadar acı. Oysa bizlerin görevi, kadınları, uğradıkları felaketlere karşı cesaretlendirmektir. Haklarını aramaları için cesaretlendirmektir. Şikayet edeni onursuz ilan ederek, bir travma daha yaşatmak değildir. Vicdan bunu gerektirir. Ahlak bunu gerektirir. Ve aynı zamanda ‘Onurlu Siyaset’ bunu gerektirir. Cinsel tacize, tecavüze uğrayan kadınlar için, başvuru süresi mi var? Üç iş günü içinde şikayetçi olmayana, namussuz mu diyeceksiniz? Kadın haklarını içine sindiremeyen erkekler yetmedi, bir de seninle mi uğraşacağız? Zihniyetiniz batsın” dedi.

Özlem Zengin’den açıklama

AKP’li Zengin, Akşener’in tepkisi üzerine TBMM’de basın toplantısı düzenleyerek, sadece Uşak örneği üzerine konuştuğunu ve bunun tümüyle “FETÖ operasyonu” olduğunu iddiasını yineledi.

Zengin, Onur Yaser Can ve ailesince yaşananlar ile Selda Bağcan gibi örnekleri sorduğumuzda ise, şimdiki tartışma zeminini uygun görmediğini ve ancak “temiz zemin olduğunda çıplak arama mevzusu” üzerine tepki gösterebileceğini anlattı. Zengin, “Amerika’da başlayan ‘Me Too’ hareketi var. KADEM’in kurucusuyum. Önce alanı bir temizlememiz lazım, ondan sonra herşeyi konuşalım. Hukuk kaideleri uygulanmasında bazen hata bazen da kasıt söz konusu olur. Adalet mücadelesi benim hayatım. Selda Bağcan olmuştur evet, ama bana saldırıyor” diyerek, FETÖ’nün kendisine saldırısına alet olunduğu görüşünü dile getirdi.

AKP’li Özlem Zengin, “Son 2 aydır şahsım üzerinden AK Partili kadınlara yönelik profesyonel bir saldırı ile karşı karşıya kaldım. Şahsıma karşı profesyonel bir saldırıyla karşı karşıyayız. Ben Uşak için, münhasır bir isim için konuştum. Ben dedim ki ‘Uşak’ta böyle bir olay yaşanmamıştır.’ Onlar da biliyorlar böyle bir olay yaşanmadığını. Fakat onlar bilerek ve isteyerek, AK Parti aleyhine kampanya başlattılar. Ben arama mevzuatımızı gayet iyi biliyorum. Bugüne kadar benim bütün hayatım, benimle aynı fikirde olsun ya da olmasın kadınların haklarını savunarak geçti. Benim Uşak'la alakalı söylediğim itirazlar üzerine, küresel anlamda ne kadar yanlış varsa bana yüklemeye çalışanlara şunu söylüyorum, lütfen terörün bir parçası olmayın. Bu olay FETÖ’nün çok iyi planladığı ve uygulayıcılarına teşekkür ettiği planlı bir saldırıdır. Bu saldırının hedefi benim, ben. Benim üzerimden saldırarak bunu yapmaya çalıştılar. Ben niye hedefim? AK Partili Grup Başkanvekiliyim ve bu iddiayı ortaya koyan kadınlar da başörtülü. Böyle bir çatışma yaratmak için beni hedef seçtikleri kanaatindeyim” dedi.

Hükümetin yorumu

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı ise, HDP’li Gergerlioğlu başta olmak üzere Uşak özelinde başlayan ancak farklı yerlerdeki örneklere rağmen Türkiye’deki tartışmayı “FETÖ lehine kasıtlı paylaşım” suçlamasıyla soruşturma konusuna dönüştürdü. Başsavcılıktan 22 Şubat’ta yapılan açıklamada, “Bazı basın yayın kuruluşlarında ve sosyal medyada polis merkezleri ve cezaevlerinde çıplak olarak arama yapıldığını iddia eden kişilerin, FETÖ silahlı terör örgütünün Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve Anayasal düzenine yönelik hedeflerini meşru göstermek ve bu hedef lehine kamuoyu oluşturmak amacıyla kasıtlı olarak paylaşımlarda bulunduğu şüphesini destekleyen emarelerin tespit edilmesi üzerine Ankara Cumhuriyet Başsavcılığımızca re’sen soruşturma başlatılmıştır” denildi.

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu da, “Türk Polis Teşkilatı’na bu iftirayı atan ispatlamazsa namussuzdur, şerefsizdir, haysiyetsizdir, alçaktır. Bunu Meclis kürsüsüne taşımak da kelimenin tam anlamıyla acizliktir. Kimin peşine takılıyorsunuz? Bir terör örgütünün siyasi kanadında, FETÖ’cü terörist olduğu herkes tarafından bilinen, sözde bir milletvekilinin sözlerinin peşine takılıyorsunuz. (Ömer Faruk) Gergerlioğlu denilen fersude, FETÖ’cü bir teröristtir. Üzerinde sadece milletvekilliği zırhı var. Müptezel. FETÖ’nün kurgusuyla sözlerini ifade etmektedir” açıklaması yapmıştı.

  • 16x9 Image

    Yıldız Yazıcıoğlu

    Yıldız Yazıcıoğlu, 1994-1998 döneminde Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü’nde lisans eğitimini tamamladı. Mesleğe 1997 yılında Cumhuriyet’te stajyer olarak başladı. 1998-2000 döneminde yüksek lisans eğitimine devam etti. 2000 – Mayıs 2009 döneminde Milliyet’te mesleki kariyerini cumhurbaşkanlığı ve parlamento muhabirliği noktasına taşıdı. 2009 - 2011 yıllarında ABD’nin başkenti Washington DC’de kariyerini sürdürdü ve farklı medya kuruluşları için temsilcilik – yorumculuk görevlerini yürüttü. Bu dönemde VOA Türkçe’de eğitim aldı ve görev yaptı. Ardından Ankara’ya dönüşünde Habertürk TV’de, ArtıBir TV’de görevler üstlendi. Şu anda VOA Türkçe ekibinde görev almayı sürdürüyor.

XS
SM
MD
LG