Erişilebilirlik

Amerika Dışişleri Bakanı Hillary Clinton, çalışma ziyareti için geldiği İstanbul’da geçirdiği 15 saatte yalnız Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’yla değil Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’le de görüştü. Clinton, Suriyeli sığınmacılardan bazılarıyla da bir araya geldi.

Clinton’ın İstanbul temaslarında gündemdeki konu beklendiği gibi Suriye oldu. Türk yetkililer, Amerika Dışişleri Bakanı’na Suriye’nin toprak bütünlüğü konusundaki hassasiyeti ilettiler. Özellikle PKK’nın Suriye kolu olarak görülen PYD’nin Suriye Kürdistan’ındaki hakim pozisyonunun doğurabileceği olası sıkıntılar aktarıldı.

Clinton ise “Türkiye'nin, Suriye'nin ne bugün, ne de Esad rejiminden sonra PKK için bir yaşam alanı haline gelmemesi konusundaki kararlılığını paylaşıyoruz'' diyerek muhataplarını tatmin edici bir tavır sergiledi.

Ancak Türk basınında günlerdir yer alan Suriye’de tampon bölge oluşturulması ya da belli bir hava sahasının uçuşa kapanması konusunda Clinton’dan net açıklamalar gelmedi.

Gül: ‘Suriye’nin bütünlüğü korunmalı’

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton’ı yaz döneminde çalışmalarını yürüttüğü Tarabya Köşkü’nde kabul etti. Dışişleri Bakanı Abdullah Gül’ün de katıldığı toplantı iki saat sürdü.

Cumhurbaşkanı Gül konuk dışişleri bakanına Suriye’nin kargaşaya sürüklenmesinden duyduğu kaygıyı dile getirdi. Cumhurbaşkanlığı kaynaklarının verdiği bilgiye göre, Gül ülkenin bütünlüğünün korunmasına özen gösterilmesi gerektiğini ve Esad rejiminin devrilmesinden sonra yeni kurulacak dönemde her kesimin temsil edilmesi gerektiğini vurguladı.

Erdoğan’dan Clinton’a İngilizce ‘İyiyim’

Clinton-Erdoğan görüşmesi ise 1,5 saat sürdü. Basına kapalı görüşme öncesi kameralara poz veren Türkiye Başbakanı ve Amerikan Dışişleri Bakanı gayet samimi görünüyordu. Clinton’ın nasılsınız sorusuna İngilizce “Fine, fine and you? (İyiyim, iyiyim, ya siz?)” yanıtı vermesi Türk basınında geniş yankı buldu. Ancak sohbetin geri kalanı tercüman aracılığıyla devam etti.

Görüşmenin kameraya yansıyan kısmında Clinton’ın ''Çok kısa bir zamanda dünyayı gezdim diyebilirim. Ama hakikaten de geldiğim en keyifli noktalardan biri bu ülke. 'En iyisini en sona bırak' diye bir söylem vardır'' dediği duyuldu.

Görüşme sonrası iki lider de basına herhangi bir açıklama yapmadı.

Clinton: Türkiye’yi PKK terörüne karşı destekliyoruz

Clinton’ın Türkiye ziyaretine ilişkin en kapsamlı açıklama, iki dışişleri bakanının iki buçuk saat süren görüşmesinden sonra yapıldı.

Basın toplantısında en net mesaj PKK’yla ilgili verildi.

Konuşmasına Foça ve Şemdinli saldırılarını kast ederek “PKK saldırılarında yaşamını kaybedenlere başsağlığı diliyorum” diye başlayan Clinton ''El Kaide ve PKK gibi terörist örgütlerin Suriye halkının meşru özgürlük mücadelesinden yararlanarak kendi gündemlerini hayata geçirmelerinden ve başkalarına karşı saldırılarında kullanmak üzere mevzi kazanmalarından endişe ediyoruz. Türkiye'yi PKK terörüne karşı mücadelesinde mutlak bir şekilde destekliyoruz'' sözleriyle Ankara’nın yüreğine su serpti.

Suriye’de güç boşluğuna izin yok

İki dışişleri bakanı Suriye’de geçiş sürecinin en kısa zamanda tamamlanması ve bu geçiş sürecinde – özellikle kuzey Suriye’de- herhangi bir güç boşluğu oluşmamasında mutabık kaldı. Davutoğlu, “Bir güç boşluğundan istifade etmek isteyen başta PKK olmak üzere terör gruplarına karşı her türlü tedbiri almamız gerektiği konusunda da ortak bir perspektife sahibiz'' dedi.

Türkiye ve ABD arasında çalışma grubu kuruluyor

İki ülke Suriye konusunda ortak çalışma yapmak konusunda anlaştı. Çalışmalar, iki ana konuda yoğunlaşacak. İlki Suriye’deki olası olumsuz senaryolara karşı ortak bir tutum belirlemek. Bu olumsuz senaryolardan ilkini Davutoğlu şöyle telaffuz etti, ''Büyük bir mülteci akını olduğunda, bu mültecilerin Suriye içinde korunması bir insani korunma misyonunu beraberinde getirebilir''.

Bu aslında bir nevi Türkiye’nin bir süredir dile getirdiği “tampon bölge”ye tekabül ediyor. Ancak Amerikan tarafı bu konuya mesafeli yaklaşıyor.

Baas rejiminin muhaliflere karşı kimyasal silah kullanma ve baş gösteren düzensizliğin bazı gruplara kendi egemenlik alanı kurma ihtimalleri de bu ilk başlıkta değerlendirilecek.

Clinton, “Kimyasal silah kullanmak uluslararası toplumun kırmızı çizgisidir. Bu silahların yanlış ellere geçme ihtimali karşısında da neler yapacağımızı ele alacağız” dedi.

‘Sürprizle karşı karşıya kalmak istemiyoruz’

İkinci konu ise Suriye'de geçiş döneminden sonra ortaya çıkacak yeni kamu düzeninin sağlanması.

İki taraf da yeni Suriye'de herhangi bir şekilde etnik ve mezhepsel çatışmanın olmaması ve düzenli bir geçişin temin edilmesi için yine birlikte ve uluslararası toplumla beraber hareket edilmesini savunuyor.

Davutoğlu, “Gerek olumsuz senaryolar, gerekse Suriye'de olabilecek muhtemel gelişmeler konusunda bir sürprizle karşı karşıya kalmak istemiyoruz” dedi.


‘Atacağımız adımlar daha korkunç saldırılara neden olmamalı’

Peki bundan sonra ne yapılacak? Bir silahlı müdahale kapıda mı?

Clinton’ın serinkanlı açıklamalarına bakılırsa bu seçenek şimdilik pek yakın gözükmüyor. Zira Amerikan dışişleri bakanı, Suriye rejiminin daha da zalimleşmesinden endişe ediyor.

''Muhalefet güç kazandıkça, rejim de vahşet boyutlarında şiddetle karşılık veriyor. Suriye halkının Esad rejimine duyduğu infiali ve öfkeyi paylaşıyoruz. Ancak bu rejimin vahşetinin sınır tanımadığını da biliyoruz. Sayın Davutoğlu da ben de biliyoruz ki atacağımız adımlar, daha büyük ve korkunç saldırılara neden olmamalı, dökülen kanı azaltmalıdır.''

“Esad’sız özgür ve demokratik bir Suriye” kurulması için Suriye muhalefetine silah dışında başta finansal destek olmak üzere birçok kalemde destek verdiklerini söyleyen Clinton, “'Dün Washington'da İran, Hizbullah ve Suriye arasındaki Esad rejiminin ömrünü uzatan bağlantıları ifşa etmeye ve kesmeye dönük olarak tasarlanmış yaptırımları ilan ettik. Başka hükümetleri de bu yaptırımları desteklemeleri için teşvik ediyoruz'' dedi.

‘Suriye’de geçiş sürecinin başını Suriyeliler çekmeli’

Clinton da Davutoğlu gibi Esad’ın er ya da geç Suriye’nin başından uzaklaşacağından emin. Bu nedenle de Esad sonrası yapılması gerekenler konusunda Suriye muhalefetine mesaj gönderdi:

“Suriye'deki geçiş sürecinin başını Suriyeliler çekmeli. Ülkenin siyasi kurumlarının bütünlüğü korunmalı. Ekonomiyi istikrara kavuşturmalı, yeniden inşa etmeliler. Güvenliği sağlamalı ve ülkenin son derece tehlikeli silahlarını, özellikle de kimyasal silahlarını yok etmeliler.''

Sol kesimden Clinton’a Suriye protestosu

Clinton, Türkiye programında başta CHP olmak üzere birçok sol sosyalist parti ve kuruluş tarafından protesto edildi.

Clinton'ın Başbakanlık İstanbul Ofisi'nden çıkışı sırasında, gazeteciler arasında bulunan eski savaş muhabiri Abdurrahman Keskin, konvoyun önüne atlayarak, ''Müslümanları öldürme, milletimi tehdit etme'' diye bağırdı. Keskin, gözaltına alındı.
XS
SM
MD
LG