Erişilebilirlik

Türkiye Tutuklu ve Hükümlü Sayısında Avrupa Birincisi


Avrupa Konseyi’nin gözaltı merkezleri ve cezaevleri koşullarına ilişkin yeni açıkladığı 2016 yılı dönemini kapsayan raporu, muhalefet partileri CHP ile HDP’ye göre Türkiye gerçeğini ifade etmekte yetersiz kaldı.

Avrupa Konseyi bünyesinde Avrupa İşkence ve İnsanlığa Aykırı Kötü Muameleyi Önleme Komitesi (CPT) tarafından Konsey üyesi ülkeler hakkında gözaltı, her yıl tutukluluk ve hükümlülük koşullarıyla ilgili raporlar hazırlanıyor. CPT, önceki yıla ilişkin verileri derleyen yıllık raporunu üye ülkelerdeki ilgili resmi kurumlara sunduktan sonra birkaç ay içerisinde açıklıyor. Üye ülkelerce rapora itirazlar olduğunda raporun yayınlanması gecikebiliyor.

CPT - 2016 Yılı Raporu Konsey ile Türkiye arasında krize yol açmış ve CPT Başkanı Mykola Gnatovskyy de geçen yıl Nisan ayında Ankara’nın şerhi bulunduğu sürece raporu açıklayamayacaklarını duyurmuştu. Sözkonusu rapor, Türkiye’nin engelleme kararından vazgeçmesi üzerine önceki gün kamuoyuyla paylaşıldı.

CPT – 2016 Yılı Raporu’nda, 2006-2016 döneminde Türkiye’de tutuklu ve hükümlü sayısında yüzde 161’lik artışa dikkat çekilerek, 2016 sonu itibariyle cezaevlerinde 192 bin 627 tutuklu ve hükümlü bulunduğu açıklandı. Bu sayıyla Türkiye, Konsey üyesi 47 ülke içinde birinci oldu. Rapor, Türkiye’de yaygın şekilde “tutuklu yargılama” yapıldığını da ortaya koydu ve cezaevlerinde hakkında yargı hükmü verilmemiş tutuklu yargılananların oranını yüzde 37,1 olarak açıkladı.

CPT, ayrıca 28-29 Nisan 2016 tarihlerinde terör örgütü PKK’nın kurucusu Abdullah Öcalan’ın bulunduğu İmralı Cezaevi’ne dair raporunu da açıkladı. İmralı’ya ilişkin kısa raporda, Öcalan ile birlikte diğer üç mahkumun Nisan 2016 itibariyle yaklaşık 5 yıldır avukatları ve 18 aydır da aileleriyle görüştürülmemesi eleştirildi. İmralı mahkumlarına ayda en az iki kez telefon görüşmesi hakkı tanınması gerektiği de ifade edildi.

CHP’li Tanrıkulu: “İşkence sistematik olarak gittikçe artıyor”

CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, Diyarbakır Barosu eski Başkanı olarak da cezaevlerindeki gelişmeleri yakından izleyen isimlerden birisi. Amerika’nın Sesi’nin sorularını yanıtlayan Tanrıkulu, öncelikle CPT’nin 2016 yılı sonunda hazırladığı raporunu AKP hükümetinin Avrupa Konseyi’nin ilgili sözleşmesindeki engelleme hakkını kullanarak 1 yıl gecikmeli yayınlanmasına neden olduğunu ifade etti. Tanrıkulu, “AKP hükümetinin aradan zaman geçmesi üzerine rapora onay verdiği anlaşılıyor. Rapor kapsadığı 2016 yılına ilişkin darbe girişimi sonrasındaki kısa zamandaki gelişmeleri ve bazı gerçekleri ifade etse de Türkiye’deki son durumu anlatmıyor. CPT’nin kaleme aldığı dönem üzerinden geçen zamanda Türkiye’de gözaltı, tutukluluk süreçlerinde ve cezaevlerinde işkence vakalarında sistematik artış olduğunu gözlemliyoruz” dedi.

CPT’nin 2016 yılındaki raporunda kaydettiği sayıya ilaveten 2017 yılında ve hali hazırda binlerce tutuklama yapıldığını söyleyen Tanrıkulu, “Adalet Bakanlığı’nın yeni cezaevleri inşa etmeye çalıştığı görülüyor. Çünkü bütün cezaevleri artık fiziki kapasitelerinin üzerinde tutuklu ve hükümlü barındırıyor. Bu nedenle cezaevlerinden çok sayıda şikayet de biz milletvekillerine ulaşıyor. Sayısal artış yanı sıra kötü muameleler de artış söz konusu. İnsan hakları örgütleri verilerine göre; 2017 yılında en az 1929 kişi işkenceye maruz kaldığını ifade ederken; Adalet Bakanlığı’nın bunları soruşturmadığı görülüyor. Son olarak Bolu’da gözaltına alınan avukat meslektaşlarımıza da kötü muamele yapıldığı basına da yansıdı” ifadelerini kullandı.

Tanrıkulu, darbe girişimi sonrasında gözaltında kötü muamele nedeniyle kalp krizi geçirdiği belirtilen 42 yaşındaki öğretmen Gökhan Açıkkolu örneğine de dikkat çekti.

Öğretmen Açıkkolu, 2016 yılında darbe girişimi sonrasında hakkındaki ihbar sonrasında alındığı gözaltı sürecinde kalp krizi geçirerek yaşamını yitirmişti. Arıdan1,5 yılı aşkın zaman geçtikten sonra Açıkkolu’nun ailesine, Milli Eğitim Bakanlığı tarafından 7 Şubat 2018’de gönderilen yazıyla “suçsuz” olması nedeniyle görevine iadesinin kararlaştırıldığı bildirilmişti.

HDP’li Beştaş: “Avrupa Konseyi de işkence artışından sorumlu”

HDP Milletvekili Meral Danış Beştaş da, Amerika’nın Sesi’ne yaptığı açıklamada, öncelikle CPT’nin neredeyse 2 yıl gecikmeyle Türkiye’nin durumu ortaya koymasını “çok geç kalmış ve vahim” olarak gördüğünü ifade etti. Beştaş, “Adı OHAL de olsa sıkıyönetim koşullarını aşan uygulamalar yaşanıyor. Darbeyi püskürttüğünü söyleyen iktidar partisi Türkiye’yi darbe koşullarında yönetiyor. Bunun en önemli göstergesi de gözaltı merkezleri ve cezaevlerinde yaşananlar. Keza raporun yayımlanmasını geciktirmek de bunun üzerini kapatma çabası diyebiliriz. Öte yandan cezaevlerinde ciddi şekilde işkence vakalarında artış yaşanıyor. 2016 yılına kıyasla sadece gözaltında değil cezaevlerinde işkence uygulamaları var. En son Karaman Cezaevi’nden işkence şikayetleri ulaştı. Konsey ve CPT’nin kendisi de bu işin sorumlusu. Avrupa Konseyi’nin de önleyici mekanizmaları ortaya koyması gerekir” dedi.

Beştaş, Öcalan’ın hükümlü olarak bulunduğu İmralı hakkındaki CPT raporu konusunda ise, “İmralı’da ağır bir tecrit var. CPT’nin bu konudaki raporunu da yetersiz görüyoruz. CPT’ye Asrın Hukuk Bürosu ve aileler de defalarca başvuruda bulundu. Ancak CPT, ne 2017 ne de 2018 yılında İmralı’ya gitmiş değil ve dolayısıyla eski durumu anlatan bir rapor yayınlamış oldular. Çözüm Süreci’nde yaratılmış olumlu iklim de dikkate alınırsa İmralı’daki tecrit kamuoyunda çok olumsuz etki yaratıyor. Herhalde Avrupa’da böylesi uzun süre avukatları ve ailesiyle görüşemeyen başka mahkumlar yoktur” diye konuştu.

XS
SM
MD
LG