Erişilebilirlik

Türkiye Suriye Taleplerine ABD’den Olumlu Yanıt Alabilecek mi?


Suriye'de güvenli bölge kurulmasıyla ilgili ABD ile Türkiye arasındaki görüş ayrılıkları, Washington’da ikili müzakerelerin gündeminde. Türkiye adına Dışişleri Bakan Yardımcısı Büyükelçi Sedat Önal ile ABD adına Dışişleri Bakanlığı Siyasi İşlet Müsteşarı David Hale başkanlığındaki heyetler görüşmelerde bulunuyor. Görüşmelerde, Türkiye’nin öncelikle Haziran 2018’de ABD’yle uzlaşılmış Menbiç Yol Haritası’nda yaşanan gecikmeden duyduğu rahatsızlığı ve sonrasında da Menbiç başta olmak üzere PYD-YPG’nin kontrolündeki Suriye’nin kuzeyindeki bölgelerden çekilmesi gerektiği taleplerini anımsatması öngörülüyor.

Washington’da ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo’nun ev sahipliğinde 79 ülkeden dışişleri bakanları, Çarşamba günü de Suriye ve Irak’ta terör örgütü IŞİD’le mücadeledeki son durumu ele alacaklar. Toplantıda Türkiye’yi Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu temsil edecek. Çavuşoğlu’nun Suriye’de IŞİD’le mücadeleyi de üstlenme talebini ve bunun PYD-YPG yapılanmasına bırakılmaması gerektiği yönündeki Türkiye’nin görüşlerini dile getirmesi bekleniyor. Çavuşoğlu’nun, Suriyeli sığınmacılara ülkelerine geri dönüş şansı da yaratmak amacıyla Türkiye’nin mevcut durumda kontrol ettiği El-Bab, Cerablus ve Azez’deki koşulları Suriye’nin kuzeyinde de oluşturabileceği tezini savunması planlanıyor.

VOA Türkçe’ye konuşan uzmanlar, Türkiye’nin uzun süredir Suriye’nin kuzeyine ilişkin taleplerini açıkça dillendirdiğini vurguluyor. Ancak Ankara’nın Suriye’ye ilişkin taleplerine Washington’da ne ölçüde olumlu yanıt alabileceği tartışmalı görünüyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bölgede kontrol kendilerine bırakılmazsa “Kendi göbeğimizi kendimiz keseceğiz” sözleriyle yinelediği Türkiye’nin Menbiç’i hedef alacak bir askeri operasyon gerçekleştirme olasılığına ilişkin görüşlerse farklı.

Sabancı Üniversitesi öğretim üyesi Prof Dr. Ersin Kalaycıoğlu, VOA Türkçe’ye yaptığı değerlendirmede, Türkiye’nin taleplerine nasıl yanıt verileceğini tahmin edemeyeceklerini çünkü ABD Başkanı Trump ve yönetimince çok kısa süreler içerisinde çok farklı kararlar alınabildiğini söyledi. Kalaycıoğlu, “ABD Menbiç’ten çekilmeden Türkiye’nin o bölgeye askeri müdahalede bulunması fevkalade riskli. Ben bunun kabul edileceğini zannetmiyorum” görüşünde.

Kıbrıs Bahçeşehir Üniversitesi Sosyal Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nurşin Güney ise, VOA Türkçe’ye yaptığı açıklamada, Türkiye’nin artık ABD’ye özellikle de Menbiç konusunda bekleme zamanının dolduğunu söyleyeceğini kaydetti. Güney, Türkiye’nin sıklıkla dile getirdiği, eğer diplomatik çözüm olmazsa askeri seçeneğe başvurulması konusunda kararlı olduğunu belirterek, bu nedenle ABD’den bir uzlaşma adımı gelebileceği düşüncesinde.

“En fazla ortak devriye çalışmalarını geliştirme kararı çıkar. Güvenli bölge uzlaşması zor”

Prof. Dr. Kalaycıoğlu, müzakerelerden en fazla ABD’yle Türkiye’nin ortak devriye çalışmalarını geliştirmesi yönünde bir karar çıkabileceğini söyledi. Kalaycıoğlu, “Bunun ötesinde bir karar çıkması şaşırtıcı olacaktır. Mevcutta ortak devriye var ama bunun daha geliştirilmesi söz konusu olabilir. Örneğin İdlib’de ön karakol noktaları var biliyorsunuz. Menbiç’te de Amerikan askerleriyle birlikte ön karakol gibi birtakım düzenlemeler düşünülebilir. Ama onun ötesinde bir şey olacakmış gibi gözükmüyor. Unutmayınız ki Menbiç’te Rusya’nın da çekinceleri var. Dolayısıyla ne ABD ne de Rusya, Türkiye’nin askeri girişimine yeşil ışık yakmıyor. Başka bir gelişme olması, şu aşamadaki kamuoyuna yansımış bilgiler ve açıklamalar çerçevesinde mümkün gözükmüyor” dedi.

ABD’yle Türkiye’nin şu aşamada “güvenli bölge” konusunda da anlaşmaya varabileceğini düşünmediğini belirten Kalaycıoğlu, nasıl bir bölge olacağı konusunda taraflar arasında uzlaşma olmadığını işaret etti. Kalaycıoğlu, “Kim güvenliğini sağlayacak, nasıl sağlayacak. Bu konuda doğru dürüst bir açıklama yapılmadı. Bu bölge konusunda Rusya ile ABD’nin uzlaşması olacak mı? Suriye bunu kabul edecek mi? Bunlar da belli değil. Dolayısıyla pek çok muğlak nokta var. Bunlar dururken Washington’daki müzakerelerden ileri bir adım çıkması pek beklenebilecek bir şey değil. Güvenli bölge olsa da hava kontrolü ABD’de de olacaktır. Dolayısıyla oradaki Türk askerlerince ABD’yle ortak şekilde devriye çalışması olacaktır. Bu da verimli olur mu? Zannetmiyorum” diye konuştu.

“Türkiye diplomasi masasında sonuç almazsa askeri boyuta yönelebileceğini söylüyor”

Prof. Dr. Güney ise, Menbiç Yol Haritası çerçevesinde ABD’nin ortak devriye yürütülmesi dışında Menbiç’ten PYD’yi çıkarmak ve kontrolünü Türkiye’ye bırakmak konusundaki sözlerini yerine getirmediğini söyledi. Güney, “Bugün ve yarınki müzakereler ile Türkiye, artık öncelikle Menbiç konusundaki mutabakatı uygulama zamanının geldiğini ABD’ye ve ilgili taraflara iletecektir. Türkiye açısından tek konu Menbiç’te değil Fırat’ın doğusu meselesi de ortada duruyor. Ama önce Menbiç konusunda ben taraflarca bir çözüm bulunabileceğini ve bir yöntem geliştirilebileceğini düşünüyorum. Aksi takdirde Cumhurbaşkanımız da bugün ifade etti ki Türkiye’nin Suriyeli sığınmacıları ülkelerine geri döndürmek için PYD’den boşalacak bölgede yeni yaşam alanı oluşturacaktı ve bu konuda Türkiye’nin bekleme süresi doldu. Anladığımız kadarıyla Türkiye, konuya ciddiyetle yaklaştığını hem diplomasi masasında hem de diplomasiden sonuç alınmazsa askeri boyuta yönelebileceğini söylüyor” dedi. Güney, PYD’nin bölgeden nasıl çıkarılacağı konusu henüz belirsiz olsa da ABD’nin yine bu yönde adımlar atacağını Türkiye’ye göstermesini beklediğini ifade etti.

Güney ayrıca, “ABD içerisinde de hem güvenli bölge hem de Fırat’ın doğusu konusunda kafa karışıklığı yaşanıyor. ABD henüz nasıl hareket edeceğini netleştirmedi. ABD Başkanı Trump’ın Suriye’den hızlıca çekilme kararına rağmen süreç uzatıldı” görüşünü paylaştı.

Rusya’nın Türkiye’nin taleplerine yaklaşımı nasıl şekillenecek?

Prof. Dr. Ersin Kalaycıoğlu, Rusya’nın rolünü değerlendirirken Türkiye’nin Menbiç’e askeri operasyon seçeneğini dillendirmesi üzerine Moskova’nın İdlib kartını ileri sürdüğünü anımsattı. Rusya’nın çekincelerini açıkça ifade ettiğini kaydeden Kalaycıoğlu, Türkiye’nin Menbiç girişimleri üzerine “Rusya İdlib’deki sorunlara henüz Ankara’nın çözüm getirmediğini açıkladı. Hatta Suriye birlikleri ile Rus hava kuvvetleri vasıtasıyla İdlib’de birtakım operasyonlar olabileceği sinyalini verdi. Bunlar da söz konusuyken bizim Menbiç’te harekat alanımız öylesine geniş değilmiş gibi gözüküyor” diye konuştu.

Kalaycıoğlu, Rusya’nın Türkiye’ye Adana Mutabakatı’nı öne sürmesiyle aslında Ankara’nın oldukça mütevazı adımlar atabileceğini işaret ettiğini de söyledi. Kalaycıoğlu, Moskova’nın yaklaşımı çerçevesinde Türkiye’nin Şam ile temasları içinse, “Türkiye’nin Suriye topraklarından kendisine yönelecek terör tehditlerine karşı Suriye toprakları hükümranlığına sahip Suriye hükümetinden herhangi bir terörist eylemin Suriye’den Türkiye’ye yapılmamasını garanti talep etmemiz söz konusu. Bunun da mütekabiliyet esasına oturduğunu görüyoruz. O zaman da Suriye hükümeti, bizden oradaki Özgür Suriye Ordusu ÖSO birliklerini çekmemizi isteyecektir. Bunu Türkiye nasıl yapacak? Bu şartlar altında Şam rejimiyle nasıl ilerleme sağlanacaktır. Kamuoyuna açıklandığı üzere düşük düzeyde görüşmeler yapılıyor olabilir ama ne çıkacak göreceğiz” yorumunu paylaştı.

Prof. Dr. Nurşin Güney de, Moskova’nın kendi pozisyonunu Washington’un atacağı adımlara göre şekillendireceği görüşünde. Güney, “Rusya, PYD üzerinde etki sahibi olmayı hedefleyecektir. Jeopolitik çıkarları itibariyle Rusya ve ABD’nin zaten hali hazırda Suriye üzerinden sürdürdüğü örtülü bir mücadelede var. Rusya da, PYD’yi ABD’nin elinden alarak ileride bu yapıyı kullanmak üzere kendi hanesine yazmak isteyebilir. Moskova’nın esas arzusu Fırat’ın doğusunda ABD’nin çekilmesi söz konusu olacaksa buradaki kontrolün Şam rejimine devredilmesi. Çünkü Rusya’nın Suriye üzerindeki nüfus alanı rejim üzerinden sağlanıyor” dedi.

Rusya, Adana Mutabakatı anımsatması çerçevesinde Şam ile temasları sorduğumuz Güney, “Rusya, Türkiye’nin Şam rejimiyle istişarede bulunması ve anlaşmaya varmasını ima etti. Şu andaki açıklamalara bakıldığında Türkiye’nin rejim ile dolaylı bir irtibat kurduğunu görüyoruz ama henüz Şam rejimiyle anlaşılması gibi bir noktaya gelinemeyeceği vurgulanıyor” ifadesini kullandı.

Bu noktada Türkiye’nin hem ABD hem de Rusya’yla pazarlıklar yürüttüğünü kaydeden Güney, Ankara’nın taraflarla koordineli bir şekilde kendi istediği planı devreye sokmak için çalıştığını dile getirdi.

XS
SM
MD
LG