Erişilebilirlik

Suriye’de Arap ayaklanması ve Irak’ta yıllara yayılan kaos dönemi 2018 yılı itibariyle yeni bir mücadele döneminin şartlarını yarattı. Yeni şartların ilk sinyalleri, bölgedeki dengeleri ve ittifakları derinden sarsan veya yeni dengeler oluşturmaya zorlayan IŞİD’le askeri düzeydeki mücadele sona yaklaşırken gelmeye başladı.

Gelişmeler ABD ve Rusya’nın yanısıra İran, Suudi Arabistan ve yerel aktörlerin de hamleleriyle sürerken Türkiye’nin ABD ve Rusya’yla zaman zaman çakışan politikaları bu ülkelerle ilişkilerin gerginleşmesine de yol açabiliyor.

Türkiye’nin Washington eski Büyükelçisi Faruk Loğoğlu ve Moskova eski Büyükelçisi Aydın Adnan Sezgin, bölgedeki son gelişmeleri ve Türkiye’nin politikalarına ilişkin gündemdeki soruları Amerika’nın Sesi’ne değerlendirdi.

CHP çatısı altında uzun süre aktif siyaset hayatında da yer alan Loğoğlu, “ABD müttefikimiz, İran komşumuz ve Rusya da çok yönlü bağlarımız olan bir ülkedir” hatırlatması yaptı.

Loğoğlu, “Türkiye’nin Irak ve Suriye’yle komşu olması ve köklü ilişkileri sebebiyle bu bölgelerde nüfuzu olduğunu” belirterek şunları söyledi:

“Türkiye’nin çıkarları Suriye’nin toprak bütünlüğünün korunması, sınırlarının güvenliği, terörle mücadele ve Suriye’nin yeniden inşasında öncü bir rol almaktır. Türkiye’nin çıkarları ABD, Rusya ve İran’ın hedefleriyle birebir örtüşmemekle beraber, her biriyle örtüşen unsurları da vardır. ABD müttefikimiz, İran komşumuz, Rusya çok yönlü bağlarımız olan bir ülkedir. Hangi konuda hangisi çıkarlarına uygun davranıyorsa, Türkiye o ülkeyle işbirliği yapar.”

Türkiye’nin Suriye’de çözümün sağlanması için yürütülen Astana, Soçi ve Cenevre süreçlerini desteklediğini hatırlatan Loğoğlu’na göre, “Türkiye’nin terörle mücadele ve Suriye’nin parçalanmasını önleme hedeflerine yönelik askeri operasyonlarının zamanlıca sona erdirilmesi ve ağırlığın Cenevre sürecine kaydırılması yerinde olacak.”

Sezgin:’Türkiye bölgedeki denklemler içinde kalmalı’

Türkiye’nin Moskova eski Büyükelçisi ve yeni kurulan İYİ Parti bünyesinde çalışmalarını sürdüren Aydın Adnan Sezgin, “mevcut iktidarın Arap Baharı’nın ilk döneminden itibaren yanlış politikalar izlediğini ve hatalı politikalarının sonuçlarını telafi etmesi gerektiğini” söyledi.

Sezgin, “Bu yanlışlar arasında başka ülkelerin bu sorunlarla ilgili olarak takip edecekleri politikaların öngörülememiş olması da var. Türkiye geçmişteki hatalarını onarma ve kendini savunma konumunda. Türkiye için Suriye ve Irak’tan kaynaklanan ciddi güvenlik sorunları mevcut. Dolayısıyla, Türkiye’nin (bölgedeki) muhtelif denklemlerin içinde yer alması, müdahil pozisyonda olması zorunluluktur” dedi.

Türkiye’nin Irak ve Suriye dahil bölgeye yakınlığı nedeniyle gelişmelerden ABD, Rusya ve İran’a göre daha fazla etkilendiğini savunan Sezgin’e göre, “Suriye ve Irak’taki gelişmeler bu ülkelerin hiç birinin milli çıkarlarını ve güvenliğini doğrudan tehdit etmiyor ve bu ülkeler bölgeye belirli arayışlar ve tali sayılabilecek tehditler nedeniyle müdahil oldular.”

Sezgin, “yürütülen yanlış politikalar nedeniyle Türkiye’nin pozisyonunun da değiştiğini” belirterek, “Esasında kendi aralarında kısa veya uzun süreli husumet ve rekabet içinde bulunan bu ülkelerin Türkiye’ye göre pozisyon almaları gerekirdi. Sahadaki gerçeklik farklı ve bu üç ülkeyle Türkiye kendini savunma hedefi içinde müzakere etmek, bazı konularda ve hamlelerde ortak anlayış içinde hareket etmek durumundadır” dedi.

Türkiye’nin Suriye’deki operasyonları

Türkiye’nin Afrin’e yönelik devam eden askeri operasyonuna ilişkin İran ve Şam’a yakın çevreler, Türkiye’yi “Suriye’de nüfuz alanı oluşturmaya ve desteklediği gruplar üzerinden kalıcı yapılar kurmaya çalışmakla” suçluyor.

Loğoğlu ve Sezgin “Türkiye’nin Fırat Kalkanı ve Afrin operasyonlarını Türkiye’nin sınır güvenliğinin korunmasına yönelik olduğu” değerlendirmesinde birleşiyor.

Loğoğlu, Afrin ve Fırat Kalkanı operasyonlarının “terör saldırılarına karşı Türkiye’nin sınır güvenliğini sağlamaya yönelik oldukları” görüşünde. Yine bu operasyonların “Suriye’nin etnik temelde parçalanması riskini önlemeyi amaçladığını” savunan Loğoğlu, “Bu operasyonun zamanlıca tamamlanması önem taşıyor. Ulusal çıkarları bakımında en kalıcı teminat barış ve istikrara kavuşmuş bir Suriye olacağı cihetle Türkiye ağırlığı bir an önce Cenevre sürecinden yana koymalıdır” dedi.

Sezgin:’Hatalı politikalar operasyonları zorunlu kıldı’

“Türkiye’nin nüfuz alanı oluşturmaya çalışmaktan çok güvenlik kaygısıyla hareket ettiğini” savunan Sezgin’e göre, “Fırat kalkanı Harekatı IŞİD’e karşı elzem bir harekattı ve Türkiye’nin o sahada kalması gerekiyor. Önceki hataların onarılmasına yönelik Afrin Harekatı da gecikmiş bir operasyon.”

“Suriye’ye ilişkin hatalı politikaların askeri harekatları zorunlu kıldığını” vurgulayan Sezgin, “Suriye krizinin başından beri hatalar yapılmasaydı bugün Türkiye’ye zarar veren, tehdit üreten ve üretecek bu olumsuz gelişmeler olmazdı. Karşı karşıya kaldığımız vahim sonuçlar harekatı zorunlu kıldı” dedi.

ABD’nin PYD ve YPG’yle ilişkilerini eleştiren Sezgin, “PYD-YPG terörist bir yapılanma, PKK’nın uzantısı olduğu malum; bu yapılanma Suriye topraklarında ve Türkiye için olduğu gibi Suriye açısından da tehdit. Bu meyanda, ABD’nin örgütle bu denli yoğun bir işbirliğine girmesi ABD’nin hedeflerine ve itibarına aykırı sonuçlar yaratması büyük olasılıktır” diye konuştu.

Sezgin, Münbiç ve Fırat’ın doğusunda kalan bölge içinse diplomatik kanalların kullanılması ve siyasi bir çözüm bulunması gerektiğini söyledi.

Loğoğlu: ‘Türkiye ve ABD birbirlerine ihtiyacı olan müttefikler’

Türkiye ve ABD ilişkilerinin Suriye dosyası başta olmak üzere giderek gerginleştiği biliniyor. Türkiye’nin Washington Büyükelçisi olarak görev yapmış olan Loğoğlu, “iki ülkenin birbirlerine ihtiyacı olan müttefik ülkeler olduklarına” vurgu yaparak şunları söyledi:

“Son yüksek düzeyli temaslardan sonra Türkiye ve ABD sonuç alıcı ikili mekanizmalar oluşturulması konusunda mutabık kaldılar. Mart ayı ortalarına doğru tarafların bu çerçevede bir araya gelebilecekleri anlaşılıyor. Anahtar konu Suriye- Münbic meselesi. Bu noktada bir anlaşma sağlanabilirse, Türk-Amerikan ilişkileri rahat bir nefes alacak ve gündemdeki ikili ve bölgesel diğer sorunların üstüne gidilmesi fırsatı doğacaktır. Türkiye ve ABD birbirlerine ihtiyacı olan iki müttefik ülkedir.”

Sezgin: ’Türkiye yeni bir konum ve yol belirlemeli’

Türkiye’nin Moskova eski Büyükelçisi Sezgin, “ABD, Rusya ve İran’ın Suriye gerçeğinin unsurları olduklarına vurgu yaparak” şunları söyledi:

“Bu ülkelerin Suriye’deki mevcudiyetleri, meşruiyetleri ve geleceğe dönük hedefleri tartışılabilir ve de tartışılmalıdır. Ancak Türkiye açısından acil olan kendisine yönelik bugünkü ve geleceğe dönük risk ve tehditlerin bertaraf edilmesi ve genel anlamda çıkarımlarının korunmasıdır. Bunun için Türkiye’nin mevcut realitesinin her bir oyuncusuyla bütünü gözeten bir ilişki dengesi oluşturabilmesi gerekir.”

Türkiye’nin “ABD ve Rusya’yı bir araya getirecek bir rol geliştirebileceğini” söyleyen Sezgin, “böylesi bir dengenin kurulmasının birbirlerinden çok farklı çıkarların çatışma halinde olması nedeniyle çok zor olduğunu” söyledi.

Sezgin, “Madem ki, Türkiye, Suriye krizinden, olup bitenden birinci derece etkilenen ülkedir, o takdirde kendine yönelik tehditleri ve bu farklı çıkarları bağdaştırabilecek, dengeyi tutturabilecek yeni bir konum ve rol belirleyebilmesi gerekir. Bu zor bir görev ama Türkiye’nin diplomasi birikimi ve sahadaki mevcut durum buna imkan veriyor. Bunu başarabilmek için iktidarın bazı sabit fikirlerden, hezeyanlardan ve iç siyaset hesaplarından tamamen arınması gerekir. Türkiye’nin bu saydığımız ülkelerle ilişkilerini zedelememesi veya daha da aşındırmaması da önceliği olmalıdır” dedi.

XS
SM
MD
LG