Erişilebilirlik

Türkiye-İran İlişkilerinin Geleceği Tehlikede mi?


Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın İran’a yönelik sert eleştirileri ve Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun Münih Güvenlik Konferansı’nda İran’la ilgili açıklamalar yapması ve İranlı yetkililerin de bu eleştirilere aynı sertlikte karşılık vermesi, Türkiye-İran ilişkilerinde gerginliğin tırmanmasına neden oldu.

Peki Türkiye ile İran arasındaki ilişkilerin son günlerde sıkıntılı seyretmesinin temelinde hangi nedenler yatıyor? İki ülke arasındaki gerilim uzun vadede devam eder mi, sorunlar kısa sürede çözüme kavuşur mu?

Marmara Üniversitesi Ortadoğu ve İslam Ülkeleri Araştırmaları Enstitüsü Öğretim Üyesi Dr. Bilgehan Alagöz, Amerika’nın Sesi’ne Türkiye-İran ilişkilerini değerlendirdi.

Bölgede çok önemli gelişmeler olduğunu, özellikle Suriye’yle ilgili konuların ön plana çıktığını ve Türkiye’nin Fırat Kalkanı Operasyonu’nun bölgedeki dengeleri değiştirdiğini belirten Dr. Bilgehan Alagöz, Türkiye’nin Rusya’yla ilişkilerinin önemli olduğuna dikkat çekerek Suriye konusunda Türkiye’nin sürece dahil olmasının ve Rusya ile yakınlaşmasının, İran tarafından çok da hoş karşılanmadığını söyledi.

Alagöz, Türkiye’nin Suriye konusunda kararlı bir politika gütmesi ve Fırat Kalkanı Operasyonu’nu başlatmasıyla birlikte Türkiye-Rusya ilişkilerinin gündeme geldiğini ve bir uzlaşma sağlandığını söyleyerek Astana sürecinin bu şekilde başladığını ve İran’ın bu sürece kerhen dahil olduğunu hatırlattı:

“Uzun bir süre Rusya ve İran, Suriye politikasını bir arada yürütüyordu. Bu noktada Türkiye’nin sürece dahil olması, İran tarafından çok da arzu edilen bir durum değildi ama denklemin dışında kalmak istememesi yüzünden bu sürecin parçası haline geldi. Son günlerde iki ülke arasında ortaya çıkan söylemleri de bu bağlamda değerlendirmek gerekir çünkü uzun bir süreden beri Suriye konusunda Türkiye ve İran arasında net bir görüş farklılığı var. Astana süreci ve şimdi yeni başlayan Cenevre sürecinde, iki ülke aynı masaya oturmuş olsa da farklı bakış açısı hala devam ediyor.”

Orta Doğu ve İslam Ülkeleri Araştırmaları Enstitüsü Öğretim Üyesi Dr. Bilgehan Alagöz’e göre, Türkiye-İran ilişkilerini etkileyen diğer bir unsur da, Amerika’daki yönetim değişikliğiyle birlikte Türk-Amerikan ilişkilerinin yeniden gözden geçirilebilir hale gelmesi olabilir.

“Suriye konusunda Türkiye, kırmızı çizgilerini çok net bir şekilde ifade ediyor” diyen Alagöz, Türk-İran ilişkilerinin gidişatını İran’ın Suriye politikasının belirleyeceği öngörüsünde bulundu:

”Türkiye, Suriye’nin kuzeyinde bir Kürt devleti ya da IŞİD kaynaklı bir oluşumu asla istemiyor ve mevcut operasyonunu bu noktada yürütüyor. İran’ın bu noktada tam olarak stratejisi ne bilemiyoruz. İran da, Türkiye kadar Suriye’nin kuzeyinde bağımsız bir devlet kurulup kurulmaması konusunda net mi? Bu konuda tavrı Türkiye’ye yakın mı yoksa Türkiye’den farklı mı? İran da, bu noktada daha net bir pozisyon alırsa Türkiye ile uzlaşması çok daha kolay olacak.”

2015 yılında Birleşmiş Milletler ve Obama yönetimi öncülüğünde İran'la yapılan nükleer anlaşmanın özellikle Basra Körfezi bölgesinde ciddi bir krizi ortaya çıkardığını belirten Dr. Bilgehan Alagöz, Amerika’nın en büyük müttefiki olan İsrail tarafından da bu durumun hoş karşılanmadığını kaydetti. Uzman, bu sebeple yeni Amerikan yönetiminin bu anlaşmaya çok daha muhalif olduğunu ve yeni yönetimin söylemlerinden anlaşmanın tekrar gündeme geleceğini anladıklarını söyledi.

İran’ın kendi çıkarları için bir takım siyasi hamleler yapabileceğine dikkat çeken Alagöz’e göre, tekrar ekonomik yaptırımların gündeme gelmesi halinde İran, kötüye giden ekonomisini kuvvetlendirmek adına komşularıyla ilişkilerini ön plana çıkarak. 2006-2010 arası en sert yaptırımların uygulandığı dönemde İran için en iyi çıkış kapısının Türkiye olduğuna dikkat çeken Marmara Üniversitesi Orta Doğu ve İslam Ülkeleri Araştırmaları Enstitüsü Öğretim Üyesi Dr. Bilgehan Alagöz, Türkiye’nin her zaman için İran’ın vazgeçemeyeceği bir ortak olduğunun altını çizdi.

Türkiye’nin Suriye politikasında ulusal çıkarlarını ön planda tuttuğunu belirten Alagöz, bu noktada Türkiye’nin denge politikası izlediğini belirtti:

“Türkiye’ Suriye politikasını devam ettirirken en önemli müttefiki olan Amerika Birleşik Devletleri’nin de, bir NATO üyesi olarak desteğini almak isteyecektir. Öte yandan Türkiye’nin, küresel bir güç olan Rusya’yı da kendi çıkarlarına yanaştırma gibi bir stratejisi var. Dolayısıyla Türkiye, tamamen bir denge siyaseti güdüyor ve İran’a bakış açısı da her zaman için kendi ulusal güvenlik tanımı üzerinden olmuştur. İran, Türkiye’nin vazgeçemeyeceği bir komşusu ve Türkiye İran ilişkileri, diğer küresel siyasetten bağımsız bir zeminde gerçekleşiyor.”

XS
SM
MD
LG