Erişilebilirlik

Türkiye ile İran arasında özellikle Suriye konusundaki görüş ayrılığından kaynaklanan gerilim son günlerde tırmanmaya başladı. Uzmanlara göre Ortadoğu’daki sorunlar çözülmedikçe olumlu gelişme beklenmemeli.

Önce Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, İran’ı, Suriye ve Irak’ı Şii devletine dönüştürmeye çalışmakla suçladı. Ardından İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Behram Kasımi, önceki günkü açıklamasında, Türkiye’ye sert çıktı ve “İşgüzar, yasadışı ve gayrimeşru yollara başvurarak terörist gruplara destek verip kan dökülmesine, bölgede istikrarsızlığın ve tansiyonların artmasına neden olanlar, yaptıklarının sorumluluğundan suçlama oyunlarıyla kurtulamazlar” dedi. Bunun üzerine Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Hüseyin Müftüoğlu, dünkü açıklamasında, İran’a “Bölgedeki krizler nedeniyle ülkesine mülteci olarak sığınan insanları dahi savaş alanına sürmekten çekinmeyen ülke” suçlaması getirdi. Bu sözlere karşılık İran ise, sıcağı sıcağına Türkiye’nin Tahran Büyükelçisi Rıza Hakan Tekin’i bakanlığa çağırarak uyarıda bulundu.

Ankara Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Yard.Doç.Dr. Atay Akdevelioğlu, geçmişte Türkiye-İran ilişkilerinde Atatürk-Rıza Şah döneminde “altınçağ” yaşandığını; 2000’li yıllarda da Arap Baharı’na kadar ikinci bir “altınçağ” süreci gözlendiğini, ancak Arap Baharı ile birlikte iki ülke ilişkilerinin bölgesel gelişmeler nedeniyle olumsuzluk bir sürece girdiğini söyledi. Amerika’nın Sesi’nin sorularını yanıtlayan Akdevelioğlu, “Arap Baharı’ndan hemen öncesinde olumlu ortam vardı. Mesela PKK’ya karşı birlikte hareket edilmesi, mesela İran’ın nükleer programına karşı en anlayışlı NATO üyesi ülke olmasından bahsediyorum. Ortadoğu’da dostane rekabet içerisinde olan bir ülkeden bahsediyorum. Böyle bir noktadan Ortadoğu’da her alanda -- Irak, Yemen, Kafkaslar, Bahreyn, Lübnan’da çatışan ülkeler haline gelmeleri çok şaşırtıcı,” dedi.

ABD’nin etkisi oldu mu?

İlişkilerdeki en sıcak çatışma konusunun Suriye olduğunu belirten Akdevelioğlu, bunu Irak’la ilgili görüş ayrılıklarının izlediğini kaydetti. “Arap Baharı başlamadan önce Şam rejimiyle ilişkiler İran ve Türkiye’nin ortak noktasıydı” diyen Akdevelioğlu, “ABD’nin çok önemli rol oynadığı Arap Baharı başladığında değişim yaşandı” görüşünü dile getirdi:

“Obama yönetimi, Suriye konusunda çok eleştiri aldı ve kendisini savunarak başarılı olduğunu iddia etti. Bu tartışılır. Ama Türkiye’nin, Suriye’deki angajmanını ABD’nin Arap Baharı projesi başlatmıştı. İran ise Şam rejimini müttefiği olarak gördüğü için doğrudan Suriye’deki iç savaşta yer aldı. İran kuvvetleri doğrudan Suriye’de savaşıyorlar. O nedenle de iki ülke Suriye’de karşı karşıya geldi. Şunu söylemek istemiyorum: ‘ABD, İran-Türkiye ilişkilerini bozmak istedi’. Hayır. Hedeflenen bu değildi. İran, Şam rejiminin yanında yer aldıktan sonra ilişkilerde bu noktaya gelinmesi şaşırtıcı değil. Ben her geçen gün kötüleşmesini bekliyorum. Çünkü Astana süreciyle Rusya’nın yanında her iki ülkenin yer alması zorunluluktan kaynaklanıyor. Türk-İran ilişkileri kötüleşmesi bir süre daha devam edecek gibi görünüyor.”

İran’ın tavrı ekonomik mi?

Uluslararası ilişkiler alanında uzman Prof. Dr. Celalettin Yavuz ise ikili ilişkiler hakkında “İyi gitmiyor ama bozulmuyor” yorumunu yaptı. Yavuz, İran’ın uluslararası hamlelerinin “ekonomik” amaçlı olduğunu söyledi.

Yavuz, “İran’ın geniş bir coğrafyada siyasi etkinliğini arttırmak istediğini görüyoruz. Bunun bir getirisi olması gerekir. En büyük getirisi ise ekonomik açıdan görünmektedir. Dolayısıyla Doğu Akdeniz’de daha rahat ekonomik ilişkiler kurabilmek, enerji kaynaklarını daha iyi şartlarda satabilmek için şartları zorlayabilecektir. Humeyni’nin ilk geldiği dönemki rejim ihracatı anlayışının çok ötesinde ve ekonomik çıkarlarının öne çıktığı bir İran görüyoruz,” dedi.

Çözüm nasıl olacak?

Yavuz, bölgedeki ilişkilerde olumlu gelişmeler yaşanması açısından ABD’deki yeni yönetimi adres gösterdi.

Akdevelioğlu’na göre ise, Türk-İran ilişkilerinde olası iyileşmenin anahtarı Ortadoğu sorunlarında. İlişkileri etkileyen üçüncü alanlardaki sorunlar ortadan kalkarsa hızlıca düzelme olacağını kaydeden Akdevelioğlu, Suriye’de bir ateşkesle bunun sağlanamayacağını ve bu nedenle de iyimser olamadığını dile getirdi. Suriye ve hatta Libya’da iç savaşlarda sona gelinmesi gibi gelişmeler olmadıkça Türkiye-İran ilişkilerini sıkıntılı gördüğünü belirten Akdevelioğlu, “En azından şu dönemde üst düzey yöneticiler arasında ilişkiler kopmuş değil. İki ülke de kendi kamuoylarına sert mesajlar verse de aralarındaki diyaloğu sürdürüyorlar. Bu en azından önemli. Bugünden yarına sonuç vermez ama başlangıç olabilir” diye konuştu.

XS
SM
MD
LG