Erişilebilirlik

Demokrasi, siyasi özgürlükler ve insan hakları alanında faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşu Freedom House (Özgürlük Evi), internet özgürlüğü konusundaki son raporunda Türkiye’yi önceki yıllarda olduğu gibi “kısmen özgür” ülkeler arasında listeliyor.

60 ülkede inceleme yapan örgüt, hala yaklaşık Türkiye’de 30 bine yakın web sitesinin erişime kapalı olduğunu bildiriyor. Rapor, buna kaynak olarak erişime engellenen siteleri listeleyen Engelliweb.com’u gösteriyor. Türkiye’de erişime kısıtlı siteler arasında Last.fm ve Metacafe örnek gösteriliyor, YouTube’a erişim yasağının yakın bir zaman önce kalktığı hatırlatılıyor.

Web sayfası inşasında kullanılan Google Sites sitesinin de Türkiye’de erişime kapalı olduğunu yazan Özgürlük Evi, bu yüzden Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin Türkiye’yi Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 10’uncu maddesini ihlalden suçlu bulduğunu, ama sitenin hala erişime kapalı olduğunu bildiriyor.

Ayrıca sosyal medya üzerindeki paylaşımından dolayı piyanist Fazıl Say’a ve dilbilimci Sevan Nişanyan’a ‘dine hakaret’ suçlamasıyla verilen 10 ve 13 aylık hapis cezaları da, Türkiye’de 1 Mayıs 2012 ve 30 Nisan 2013 tarihleri arasında internet özgürlüğü alanında yaşanan gelişmeler arasında yer alıyor. Raporda bu tarih aralığından sonra meydana gelen Gezi Parkı protestoları, bunun ardından internete getirilen yeni denetimler ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın sosyal medyayı ‘toplumların başbelası’ diye tanımlamasına da dikkat çekiliyor.

Türkiye’de internet ve cep telefonu iletişiminin oldukça yaygın olduğunun altını çizen Özgürlük Evi, buna rağmen erişim önünde engeller bulunduğunu belirtiyor. Raporda, “Türk kullanıcılar, birincil haber kaynağı olarak internet yayınlarına gittikçe daha bağımlı hale geliyor; ülkede kısıtlayıcı yasal ortamın genişlemesine rağmen Türk blog siteleri şaşırtıcı bir şekilde canlılık ve çeşitlilik içeriyor” deniyor.

2011 yılında faaliyete geçirilen Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) aracılığıyla internete sansür getirildiği kaydedilen raporda, hükümetin bunu “toplumu zararlı içeriklerden koruma” amacıyla yaptığı yazıyor, ancak ‘zararlı’ diye tanımlanan içeriğin cinsel ve terör propagandasından öteye gittiği vurgulanıyor. Ayrıca BTK ve yine denetim görevi üstlenen Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı’nın (TİB) devlet kurumları olmasının, bu idarelerin ve karar mekanizmaları sürecinin bağımsızlığı açısından potansiyel bir tehdit oluşturduğu belirtiliyor.

Anayasa’nın 26’ıncı maddesinde herkese konuşma, yazma, çizme ve diğer araçlarla kişisel ve toplumsal düzeyde düşünce ifade ve yayma özgürlüğü sağladığını hatırlatan Özgürlük Evi’nin 2013 İnternet Özgürlüğü raporu, internette ifadeyle bağlantılı faaliyetlerin cezalandırılması için Terörle Mücadele Yasası ve diğer ceza yasalarının kullanıldığına dikkati çekiyor. Raporda verilen bir örnekse, Ankara Belediye Başkanı Melih Gökçek’i kürtaj konusundaki görüşlerinden dolayı Twitter’da eleştirdiği için, gözaltına alınan 17 yaşındaki İrem Aksoy’un durumu.

Ayrıca anayasanın, iletişim özgürlüğüne ve kişisel haklara müdahalenin ancak yargı kararıyla gerçekleşebileceği yönündeki güvencesine rağmen Türkiye’de iletişim araçlarının büyük çoğunluğunun hala izlemeye alındığı ve engellendiği de raporda yer alan unsurlar arasında.

ABD’de de gerileme var

İnternet özgürlüğünün gerilediği ülkeler arasında ABD ve Türkiye de var

İnternete erişim özgürlüğü konusunda yayınlanan rapor, tüm dünyada bu özgürlüğün kısıtlandığını, ama öte yandan eylemcilerin bu kısıtlamaları aşmak için yeni yollar keşfettiğini ortaya koyuyor.

Özgürlük Evi tarafından hazırlanan rapor, İnternet erişimini denetleyen yeni yasalara, sosyal medyadaki yorumlarından dolayı tutuklamaların arttığına dikkati çekiyor.

Amerika merkezli Özgürlük Evi, 60 ülkede internet erişimini, erişime ve içeriğe yönelik kısıtlamaları ve kullanıcı haklarının ihlallerini mercek altına alıyor. Özgürlük Evi’nin proje direktörlerinden Sanja Kelly, devletlerin internet içerikleri konusunda gittikçe daha fazla söz sahibi olduğunu ve gerektiğinde cezalandırmak için yeni yollar bulduğunu söylüyor.

Özellikle de internet üzerindeki denetim oldukça yoğunlaşmış durumda. Araştırma kapsamındaki ülkelerin yarıdan fazlası, internet üzerindeki teknik ve yasal denetimleri genişletti. Birçok devlet, özellikle sosyal medyayı daha fazla kontrol altına almak amacıyla internette ifade özgürlüğüne kısıtlamalar getirdi.

Özgürlük Evi’nin bu yılki İnternet Özgürlüğü Raporu, 34 ülkenin bu alanda gerilediğinin altını çiziyor. Bunlar arasında Vietnam, Etiyopya, Hindistan ve Brezilya’nın yanı sıra Amerika ve Türkiye de bulunuyor.

Listede Amerika’nın gerilemesine yol açan en önemli unsur, eski Ulusal Güvenlik Dairesi çalışanı Edward Snowden’ın bu istihbarat dairesinin internet iletişimlerini geniş bir denetim ağına aldığını açığa çıkarması. Ancak Amerika hala internet özgürlüğü alanında ilk beş ülke arasındaki yerini koruyor.

Raporda internet üzerinde uygulanan denetim yöntemlerine de değiniliyor. Bazı siteler erişime kapatılırken, bazıları filtreleniyor. Kimi zamansa insanlar fiziksel şiddete maruz kalıyor. Özgürlük Evi, 26 ülkede insan hakları ihlallerini açığa çıkaran birçok kişinin dayak, saldırı, işkence gibi fiziksel şiddete maruz kaldığının altını çiziyor.

Bazı ülkelerdeyse, devlet adına yorumlar yapmak, tartışmaları yönlendirmek, muhalifleri kötülemek, propaganda yaymak ya da devlet politikalarını savunmakla görevlendirilen, ancak devlet adına çalıştıklarını gizleyen kişiler bulunduğuna dikkat çekiliyor.

Suriye gibi iç savaş yaşanan bazı ülkelerde insanların karşılıklı iletişimini önlemek amacıyla telekomünikasyon altyapısı kapatılırken, Çin, Venezüella ve Hindistan’da bazı bölgelerde toplumsal ayaklanmaların önüne geçmek amacıyla bazı hizmetlere erişim sağlanmıyor.

Özgürlük Evi'nin 2013 yılı İnternet Özgürlüğü Raporu'nun tamamına buradan ulaşabilirsiniz.
XS
SM
MD
LG