Erişilebilirlik

Türkiye IMF’ye Borçlanma Yolunda mı?


Türkiye ekonomisindeki son tabloyu yorumlayan uzmanlar Korkut Boratav, Aziz Konukman Mustafa Sönmez ve Selin Sayek Böke, “ülkelere kriz durumlarında şartlı kredilerle para aktarma işlevine sahip IMF’ye başvuru öncesindeki kritik eşik” uyarısı yaptı.

Ekonomi alanında “Hocaların Hocası” olarak anılan Prof.Dr. Korkut Boratav moderatörlüğünde, Prof.Dr. Aziz Konukman, CHP İzmir Milletvekilleri Doç.Dr. Selin Sayek Böke ile Mustafa Sönmez, “Türkiye Ekonomisi Nereye?” başlıklı panelde değerlendirmelerde bulundu. TMMOB Mimarlar Odası Ankara Şubesi’nin düzenlendiği panelde, döviz kuru dalgalanmaları, gıda sektöründeki fiyat artışları ve dış borç gibi faktörler çerçevesinde Türk ekonomisindeki sıkıntı konuşuldu.

Prof.Dr. Boratav, AKP adayı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın sıklıkla faiz oranı yüksekliğini eleştirmesini ekonomik gerçekleri aykırı bulduğunu belirterek, faizi yüzde 1’e indirme iddiasıyla Merkez Bankası’na müdahale etme isteğine tepki gösterdi. Faizi düşürmek için yabancı sermaye girişine yasak getirmek veya izne bağlamak gerektiğini kaydeden Boratav, ancak sermaye hareketleri kontrolüyle faiz oranının kontrol edilebileceğini söyledi. Ekonomide son olarak yüzde 7,14 oranında büyüme kaydedilmesinde kısmen hesap hatası olmakla birlikte gerçekten büyüme yaşandığını da belirten Boratav, “Ancak buradaki ekonomik büyüme iç ve dış bağımlılıklara sahip. Ancak dışarıdan bol kepçe para gelirse büyüyor. O kepçe para da burada karşılığını görmek istiyor. Karşılığını görmesi için faizi yüzde 1’e indireceğim diyemeyeceksin” dedi.

Ekonomideki gidişatta IMF yani Uluslararası Para Fonu’na başvurma noktasına gelinebileceğini ve benzeri durumu Arjantin’de gözlemlediklerini de anlatan Boratav, ekonomide sert iniş yaşanması öncesinde halkın şimdiki mevcut durumdaki yapaylığı görmesi gerektiğini belirtti. Boratav, “Erken seçim öyle bir konektörde geldi ki 2001’de olduğu gibi hatta 2008’de olduğu gibi kriz ortamının sonuçları henüz algılanmadı. Krizin geleceği ortada. Bu yılın son çeyreğinde küçülme başlayacak ve öbür yıla da taşınacak. Eğer iktidar değişirse zatı muhterem (Erdoğan’ı kast ediyor) ve taraftarları yüzde 7,14 ile devrettik size buyur ne hale getirdiniz. Bunun faturasının bu zatı şeriflere ait olduğunu açık ve seçik vurgulamak zorundayız” diye konuştu.

IMF ile veya IMF’siz kemer sıkmak mı gerekecek?

Eski adıyla Gazi Üniversitesi yeni adıyla Hacı Bayram Veli Üniversitesi öğretim üyesi Prof.Dr. Aziz Konukman da, son çeyrekte ekonomik büyüme gözükmekle birlikte sağlıksız milli gelir verileriyle revize edilmiş ve edilecek büyüme rakamları olduğunu söyledi. Türkiye’nin ekonomik büyüme gerekçeli projelerle dış borçlanma yükü altına girdiğini vurgulayan Konukman, “Ekonomide riskin doğması halinde bu koşullu ödemeleri karşılamak oldukça güç.. Hazine yani vergi mükellefleri olarak biz müthiş borç altına giriyoruz” anımsatması yaptı.

Türkiye’nin bu yıl sonu itibariyle ödemesi gerekli 470 milyar dolarlık borcu ve bunun yüzde 30’unun devlete ait olduğunu söyleyen Konukman, seçim sonrasındaki olası kriz durumunda, merhum Bülent Ecevit’in 2001’de yaptığı gibi bankacılık kesimlerine ait borçlara Hazine teminatı vermemek gerektiğini kaydetti. Kamu borçlarını yeniden yapılandırılarak dış borcun yüzde 30’unun ödenebileceğini anlatan Konukman, ancak özel sektöre ait borcun Hazine güvencesine sahip olmaması gerektiğini ifade etti. Konukman, “Kapitalizm nedir risk almak değil midir? Kredi vermiş, riskini almış. O zaman gerekeni yapacak. Devlet bunu ödemek zorunda değil. Biz tüketici kredisinde ödeyemediğimizde bizi hemen icraya veriyorlar. Bu özel şirketler kendi borçlarını kendi ödeyecekler, ödeyemezlerse bizim sorunumuz olmamalı” görüşlerini dile getirdi.

AKP’nin, “IMF ile işimiz bitti” dedikten sonra da IMF ile birlikte oluşturulmuş ekonomik programı uygulamaya devam ettiğini söyleyen Konukman, özellikle de halkın kemer sıktığı programa bugün de AKP’nin seçim bildirgesinde yer verildiğini anlattı. Kriz kapıyı çaldığında da kemer sıkılacağını ancak şimdiki durumu da iyiymiş gibi görmemek gerektiğini ifade eden Konukman, “IMF ile gitmek IMF’siz yola gitmekten daha avantajlı. Çünkü aynı şeyleri yapmak zorunda kalacaksınız. IMF ile yola gittiğinizde stand-by’larda kredi dilimleri var. IMF’ye borcunuzu ödediğinizde başka kredi olanakları da açılıyor. Kredi faizi de ucuz” diye konuştu. Ancak ekonomideki çarklar IMF ile döndürülmeye başlandığında ise örneğin asgari ücret artışı gibi halkın lehine gelişmeler olamayacağını söyleyen Konukman, ancak özel sektör ve finans çevreleri yararına gelişmeler gözlendiğini dile getirdi. Dünyada sosyal devlet gereği sosyal harcamalardan vazgeçilmeden de ekonomik krizden çıkılabileceğini belirten Konukman, IMF ile bile halkın yararına şartlı anlaşma yapılabileceğini söyledi.

“IMF ya da köprüden önce son çıkıştayız”

Ekonomist Mustafa Sönmez de, AKP’nin 2002 yılında ekonomide IMF reçeteli durumu teslim aldığını belirterek, ardından en az 70 milyar dolarlık özelleştirme gelirine rağmen Türkiye’yi ciddi borçlu hale getirdiğini kaydetti. Çoğunlukla inşaat sektörü için dış kaynak yani kredi kullanımıyla iç piyasada hareketlilik yaratıldığını ancak bunun üretici ekonomi olmadığını anlatan Sönmez, iç pazarda ise kredi kartları veya tüketici kredisi kampanyalarıyla halkın da borçlandırıldığını ifade etti.

Son döneme değin AKP’nin borçlu ekonomik yapıyı dışarıdan para akışıyla çevrilebildiğini kaydeden Sönmez, ancak şimdi ekonomik iklim değişikliğiyle Türkiye’ye para verilmesi durumu olmadığını söyledi. Sönmez, “Türkiye’nin durumu benzer ülkeler Güney Afrika, Rusya ve Hindistan gibi değil.. Ağzımızdan yel alsın ki bu gidiş IMF gidişidir. Bu hükümet güven krizi kıskacına yakalanmış durumda. Hem içeriden güven bulamıyorlar en sıradan aktörler bile içeride döviz alıyorlar ve bankada da tutmuyorlar. Ciddi yastık altı birikim var. Dövize yöneliş olduğunu görüyoruz ancak bankalardaki döviz mevduat hesaplarında artış da olmuyor. Balkan ülkelerinde AB yurttaşlığı ihtimali nedeniyle de yoğun emlak alışverişi başlamış durumda. Bir de dışarıda iş kurulması gerekçesiyle para yurtdışına çıkarılıyor. Kredi derecelendirme kuruluşları diyorlar ki bu ülkeye yatırım yapmayın dedikleri için oradan da para gelmiyor. Borçlarınızı ödeyemediğinizde tıpış tıpış gidilecek yer IMF’dir. Arjantin’in başına gelenler Türkiye’nin de başına da gelebilir. Umut edelim ki yeni iktidar oluşumu söz konusu olsun hem içeriye hem de dışarıya güven versin.. IMF’e giden yol ertelenmiş ya da belki köprüden önceki son çıkış olabilir” dedi.

AKP Hükümeti’nin mevcut durumu toparlayacak şekilde ciddi paradigma değişikliğine sahip olmadığını da söyleyen Sönmez, yaklaşık 450 milyar dolarlık dış borç yüküne çözüm gerektiğini işaret etti.

“IMF’e gidilecek mi sorusunun yanıtı sandıkta”

Ekonomist ve CHP’li Selin Sayek Böke ise, 24 Haziran sonrasında IMF olmaksızın Türkiye ekonomisini düzeltmek üzere gerekli reçeteye sahip olduklarını söyledi. “Sandık ekonomi yüzünden de çok önemli” görüşünü aktaran Böke, karamsar olabilecek ağır bir tablo olduğunu ancak seçim sürecinde ciddi umut kırıntılarını da bulunduğunu kaydetti. Türkiye’nin mali disiplinini sağlayacağı, Merkez Bankası’nın tam anlamıyla özerk olacağı, dış borçlanmaya dayalı projelerindeki anlaşmaları sil baştan ele alacağı politikalara ihtiyaç olduğunu anlatan Böke, CHP olarak ekonomik reçete sunduklarını ifade etti. Böke, bu reçeteye göre, TBMM Kesin Hesap Komisyonu kurulması, Türkiye Varlık Fonu uygulamasına hemen son verilmesi ve bugüne değin ortalama ayda 1 kez Kamu İhale Kanunu’nu esas amacına uygun hale getirmek gerektiğini de söyledi.

Sosyal devlet anlayışına sahip hak temelli bir ekonomik yapı kurulabileceğine inandığını belirten Böke, 24 Haziran öncesinde bugün toplumda bunun talep edildiğini ifade etti. Böke, “Türkiye IMF’e gidecek mi, gitmeyecek mi sorunun yanıtı bende değil sandıkta yatıyor. Benim tercihim açık. Ben Türkiye’nin IMF’e gitmediği, gitmek zorunda kalmadığı, krize sürüklenmediği dolayısıyla kendi imkanlarıyla yeni bir hikaye yazmaya başlayabileceği bir geleceğin mümkün olduğunu yüzde 100 biliyorum. Düşünüyorum demiyorum biliyorum. Ama bunun olabilmesi için iktidarın değişmesi gerekiyor. Halkçı kalkınma programını uygulayabilecek siyasetin iktidar olması gerekiyor. Bunun için belki bu sandıkta sorulacak sorulardan birisi de ‘IMF’e gidilecek mi, gidilmeyecek mi?’ sorusudur” dedi.

XS
SM
MD
LG