Erişilebilirlik

Türkiye Gülen Okullarının Kapatılmasını İstiyor


Türkiye’nin, bir zamanlar Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yakın müttefiki olan ama şimdi en büyük düşmanı haline gelen Fethullah Gülen’le bağlantılı okulların kapatılması ya da devredilmesi için dünya genelinde ülkelere baskı uyguladığı bildiriliyor.

Fethullah Gülen, Erdoğan hükümetine karşı 2013 yılındaki yolsuzluk soruşturmasının arkasında olmakla ve ayrıca Temmuz 2016’da 250 kişinin ölümüne, 2 bin 200’ünün yaralanmasına neden olan başarısız darbe girişimini düzenlemekle suçlanıyor.

Amerika’da toplumdan uzak bir hayat süren 76 yaşındaki din adamı bu suçlamaları reddediyor. Bir yandan siyasi nüfuz oluşturma amacı güderken, İslam’ın ılımlı bir şeklini savunduğunu söyleyen Gülen, Türkiye’de bankalar, medya, inşaat şirketleri ve okulları içeren bir mali imparatorluk kurdu. Gülen’in, üst düzey hükümet ve askeri yetkililer dahil olmak üzere Türkiye’de 3 ila 6 milyon takipçisi olduğu tahmin ediliyor.

Okullar 1993 yılında uluslararası çapta genişlemeye başladı ve bir dönem 100’ün üzerinde ülkede Gülen bağlantılı okullar, kültür merkezleri ya da dil eğitimi programları olan bir noktaya ulaştı. Amerika’da da “charter okulları” olarak bilinen, vergi yardımları alan okullar arasındaki en büyük grup konumunda. 28 eyalette 140 civarında okulu var ve Amerikalı vergi mükelleflerinin ödediği vergilerden 2,1 milyar doların üzerinde bir miktar bu okullara akıyor.

Bazı okullar müfredata İslam dinini öğretmeyi de dahil ederken, bazılarınınsa dini içeriğe yer vermediği belirtiliyor. Genellikle matematik ve bilime odaklanan okullar, kimi yoksul ülkelerde standartların üstü kalitede eğitim verdiği gerekçesiyle bazı velilerden övgü topluyor.

​Gizli gündeme sahip olmakla suçlanıyor

Örneğin Pakistan’da aşırıcılığı beslemekle suçlanan medreselere alternatif sunuyorlar. Okullar Afrika’nın orta sınıfı arasında da popüler.

Ancak bu okullar gizli bir gündeme sahip olmakla da suçlanıyor: Türkiye’den başlayarak hükümetlere sızmayı öngören uzun vadeli bir strateji kapsamında, sosyal açıdan muhafazakarlığı yaymak için öğrenciler arasında derin bir sadakat hissiyatı oluşturmak. Okullar, öğretmen kadrosu hatta okul yönetimlerine yerleştirmek üzere hemen hemen tamamı erkek olan Türk vatandaşları için vize alıyor.

Gülen’i eleştiren çevreler, 1999’da ortaya çıkan ve kendi yaptığı bir konuşmadan alındığı öne sürülen bir videoya işaret ediyor. Videoya göre Gülen takipçilerine,”tüm güç merkezlerine erişinceye kadar, varlığınızı kimseye farkettirmeden sistemin kılcal damarlarına girin” çağrısı yapıyor.

Gülen ise videonun üzerinde oynandığını ve okulların tek maksadının eğitim olduğunu savunuyor.

ABD’de bazı Gülen okullarının usülüne uygun olmayan sözleşmelere dahil olduğu ve öğretmenlerden maaşlarının bir bölümünü Gülen hareketine vermelerini istediği yönünde iddialar var. Her ne kadar Federal Soruşturma Bürosu FBI, okulları soruşturduğuna dair bir açıklama yapmasa da, ABD medyasında 2011 yılına kadar geriye uzanan soruşturmalar bulunduğuna dair haberler çıkmıştı.

“Hizmet” hareketi olarak da bilinen Gülen hareketi bu suçlamaları reddediyor.

Hizmet’le bağlantılı kültürel örgütlerin sesi olma niteliğindeki Alliance for Shared Values adlı kar amacı gütmeyen kuruluşun direktörü Alp Aslandoğan, “Erdoğan rejiminin, iktidarını pekiştirme ve Sayın Gülen’e iftira atma arayışı kapsamında, birçoğu güvenli bir ortamda kaliteli eğitim alma şansına sahip olmayan, dünya genelindeki on binlerce öğrenciye eğitim, fırsat ve umut sağlayan K-12 okullarını hedef almasından çok büyük hayalkırıklığı duyuyoruz” dedi.

Aslandoğan, “Özellikle şiddet yanlısı radikal grupların kız öğrencileri tehdit ettiği Nijerya, Pakistan ve Afganistan gibi ülkelerde bu okullar kız ve erkek öğrencilere hayat değiştirici fırsatlar sunuyor. Bu okullar, kendisinin de birçok kez belirttiği gibi Sayın Gülen’den tamamen bağımsız işliyor. Erdoğan bu okulları hedef alarak, kendi zalim baskısını daha da yoğunlaştırıyor ve genç kızlarla erkeklerin daha iyi bir hayata sahip olma şansını ellerinden alıyor” diye konuştu.

​İade talebi

Türk hükümeti, 1999 yılından bu yana Amerika’daki Pennsylvania eyaletinde korunaklı bir yerleşkede yaşayan Gülen’i “FETÖ terör örgütünün başı” olarak niteliyor ve ABD’den iadesini istiyor.

Ankara, darbe girişiminden bu yana Gülen’le bağlantılı binlerce okul, vakıf ve kuruluşu kapattı. Türk yetkililer, Gülen’le bağlantıları bulunduğu iddia edilen 100 binin üzerinde devlet çalışanının işlerine son verdi ve 50 bin civarında kişiyi de hapse attı. Üst kıdemli ordu generalleri dahil 500 kişi de Gülen bağlantıları suçlamasıyla mahkemede. Gülen ise gıyaben yargılanıyor.

Gülen’in kuruluşlarına karşı girişilen kampanya ülkenin dışına da taşındı. Erdoğan’ın hemen hemen her yabancı ülkeyi ziyaretinde, Gülen okullarının kapatılması ya da bir Türk vakfına verilmesi için baskı yaptığı yönünde haberler çıkıyor.

Türkiye’nin Washington Büyükelçiliği’nden bir yetkili Amerika’nın Sesi’ne yaptığı açıklamada, “Bu okullar FETÖ’nün operasyonlarına finans bulmak için kullandığı yollardan biri. Bunlar para kaynağı. Aynı zamanda, bünyesine yeni takipçiler katmak için de kullanılabiliyorlar” dedi.

Türkiye’nin çabaları, bir düzine ülkede okulların kapatılmasına neden oldu.

Türkiye, Gülen hareketiyle bağlantılı okullarda öğrenim gören Kırgızistan vatandaşlarına vize vermemeye başladı. Aynı şekilde bu kişilerin ailelerinin de vize başvuruları reddediliyor.

Kırgızistan Eğitim ve Bilim Bakanlığı, buna yanıt olarak, sözkonusu kısıtlamayı, Sapat olarak bilinen eğitim kurumlarını itibarsızlaştırma gayreti olarak niteledi.

Bakanlık, “Sapat okullarını terör örgütleriyle aynı zemine oturtmak ve sadece Sapat’ta okudukları gerekçesiyle öğrencilere ve aile üyelerine belirli yaptırımlar getirmek kabul edilemez ve Türk yetkililerin açıklamaları sorumsuzca” açıklamasında bulundu.

Suudi Arabistan ve Malezya’da da Türk öğretmenler ve personel, muhtemelen tutuklanacakları Türkiye’ye gönderildi.

Şubat ayında Türkmenistan’da bir mahkeme, genelde sosyal, etnik ya da dini nefreti kışkırtmak ve bir suç örgütüne üye olmakla bağlantılı suçlamalarla tümü erkek 18 kişiyi 25 yıla kadar süreyle hapis cezasına çarptırdı ve mallarına el koydu. Bu kişilerin çoğu Gülen okullarıyla bağlantılı.

İnsan hakları grupları Türkmen hükümetini bu kişileri serbest bırakmaya ve cezalarını bozmaya çağırdı.

İnsan Hakları İzleme Örgütü’nde Avrupa ve Orta Asya Direktör Yardımcısı Rachel Denber, “Türkmenistan mahkemelerinin bu kişileri kovuşturma ve yargılama şekli, adaletle hiçbir benzerlik göstermiyor” dedi.

Türkiye baskısını artırıyor

Erdoğan 2015’te Arnavutluk’u ziyareti sırasında yetkililerden, ülkedeki en büyük özel eğitim kurumu ağı olan Türk okullarını kapatmalarını istedi. Başarısız darbe girişiminden sonra Ankara’nın baskısının daha da arttığı yolunda haberler çıkıyor.

Angola ve Özbekistan dahil çok sayıda ülke, Gülen okullarını kapatıp Türk personel ve ailelerini sınırdışı ederken, ne olduğunu tanımlamadığı “ulusal güvenlik nedenlerini” gerekçe gösterdi.

Rwanda Eğitim Bakanlığı, Gülen bağlantılı Hope Akademisi’ni, açılmasına izin verildikten sadece 2 ay sonra kapattı. Bakanlık, Türkiye’nin, okulun bir Türk vakfına devredilmesini istediğini bildirdi.

Bazı ülkelerse Türkiye’nin baskısına direndi. Gürcistan’da bir okulun akreditasyonu kesilmiş olsa da, en az altısı hala faaliyet gösteriyor. Bazı eğitim uzmanları, okulların iyi bir itibara sahip olduğu görüşünü dile getirerek ülkeyi ulusal çıkarlarını savunmaya çağırıyor. Ancak kaynakların Amerika’nın Sesi’ne verdiği bilgiye göre, çok sayıda okul büyük olasılıkla Türk hükümetinin kurduğu Maarif Vakfı’na devredilecek.

Bosna-Hersek’te de bazı Gülen okulları, 500 civarında Türk çalıştıran Bosna Sema eğitim kurumlarıyla çalışıyor. Türkiye Büyükelçisi Cihad Erginay, Gülen hareketini terör örgütü olarak tanımlayarak hükümeti bu okulları kapatmaya çağırdı.

UKRAYNA KRİZİ ÖZEL SAYFASI

STÜDYO VOA

Trump’ın Florida’daki Evine FBI Baskını - 9 Ağustos
lütfen bekleyin

No media source currently available

0:00 0:28:40 0:00
XS
SM
MD
LG