Erişilebilirlik

ABD Başkanı Donald Trump ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, Çarşamba günkü telefon görüşmesiyle birlikte Washington – Ankara diyaloğunda “yumuşama” yaşanabileceği beklentisi vardı. Ancak Beyaz Saray’ın görüşmede Trump’ın askeri operasyonlar, Kürtler, OHAL ve ABD misyonlarında görevli Türk personel konularında Türkiye’ye uyarıda bulunduğunu açıklaması Ankara’da tepkiyle karşılandı. Trump–Erdoğan ikilisi arasında görüşmeye ilişkin Beyaz Saray’dan yapılan açıklama, Cumhurbaşkanlığı kaynaklarınca önemli ölçüde yalanlandı.

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu da, bugün Avusturya Dışişleri Bakanı Karin Kneissl ile ortak basın toplantısında, ABD ile ilişkiler konusunda değerlendirmelerde bulundu. Çavuşoğlu, Trump – Erdoğan görüşmesine ilişkin neden Beyaz Saray açıklaması ile Ankara’nın açıklamasında farklılıklar bulunduğu konusunda, ABD tarafını işaret etti. Çavuşoğlu, “Sanırım açıklama görüşme yapılmadan önce ABD tarafından hazırlanmış. Dolayısıyla tam gerçekleri yansıtmayan bir açıklama oldu. Bu konuda değişik mazeretleri olabilir. Sayın Trump, Davos Zirvesi'ne katılmak için İsviçre'de. Dolayısıyla zaten görüşmeden kısa bir süre sonra bu açıklamayı yaptılar. Ama önceden hazırlandığı ve görüşülmeyen konuları bile görüşülmüş gibi veya o tonda konuşulmayan şeyleri konuşulmuş gibi hazırlanmış bir açıklama oldu. Gerçeği yansıtmıyor” dedi.

Çavuşoğlu, Washington – Ankara arasındaki açıklama farklılığı konusunda ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı H.R. McMaster’ın Ankara’yı telefonla arayarak, Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın ile görüşeceğini de söyledi.

Bu arada Cumhurbaşkanlığı kaynakları ise, Çavuşoğlu’nun işaret ettiği McMaster – Kalın görüşmesinin 26 Ocak günü yapılacağı bilgisini paylaştı.

“ABD neden kendilerine güven duymadığımızı biliyor”

Çavuşoğlu, ABD Dışişleri Bakanı Rex Tillerson’ın teklif ettiğini söylediği Türkiye-Suriye sınırında 30 kilometrelik güvenli hat oluşturma önerisi hakkında ise, “Zeytin Dalı Operasyonu'nu Afrin'de başlattıktan sonra Rex Tillerson’dan bir açıklama gelmişti 'güvenli bölge konusunda Türkiye ile beraber çalışabiliriz' diye. Biz de zaten operasyonu başlatırken buraların Afrin bölgesindeki Suriye halkı için hiç ayrım yapmaksızın, Araplar, Türkmenler, Kürtler için ve evlerini terk eden göçmenler ve yerinden edilmiş insanlar için adeta güvenli bölgeler olacak demiştik. Sonra böyle bir açıklama geldi” görüşünü aktardı. Paris’teki ikili görüşmede Tillerson’a ne demek istediğini sorduğunu söyleyen Çavuşoğlu, “Kendisi, tüm Türkiye–Suriye sınırında baştan sona, 911 kilometrede bir 10 kilometrelik güvenli bölge düşündüklerini, ama 30 kilometre öteden de Türkiye'ye roketler geldiği için 30 km olabileceğini, dolayısıyla böyle bir tampon bölge oluşturmayı kastettiğini söyledi” diye açıkladı.

Ancak ABD’nin güvenli bölge önerisine Türkiye’nin yanıtı konusunda ise, Çavuşoğlu’nun, Washington’a “güven” anımsatması yaptığı görüldü. Çavuşoğlu, Türkiye olarak neden ABD’nin önerisine karşı Ankara’da güven duyulmadığını şöyle ifade etti: “Bizim anladığımız şey farklı, onlarınki farklı olabilir. Ama her şeyden önce bizim ABD ile güvenli bölge veya başka bir konuyu, yani ciddi bir konuyu samimi bir şekilde bırakın kabul etmeyi, görüşebilmemiz için önce güveni yeniden tesis etmemiz lazım. Daha önce neden güvenemeyeceğimize dair açıklamalarda bulundum, sebeplerini de açıkladım. ABD’nin YPG’ye verdiği silah, Münbiç’ten bu yana ABD’nin bize verdiği hiçbir sözü tutmaması, en son Sayın Trump’ın ‘YPG'ye bundan sonra silah vermeyeceğiz’ demesi, hatta dün akşamki telefon görüşmesinde 'artık vermiyoruz’ demesi. Bunları uygulamada da görmemiz lazım. Dolayısıyla FETÖ’nün ABD’de yaşaması vesaire, bir güven bunalımı oldu. Önce herhangi bir şeyi bizim sizinle görüşebilmemiz için bu güveni tesis etmemiz lazım dedim. Güveni tesis edebilmek için de ABD’den somut adımlar görmemiz gerektiğini söyledik. Dolayısıyla, sadece bununla sınırlı. 'Teklif geldi, hemen kabul et' olmaz. Bunlar ciddi işler. Detayını da görüşebilmek için önce o güven yeniden tesis edilmeli ki, bizim neden güven duymadığımızı kendileri de biliyor, halkımız da biliyor.”

Cumhurbaşkanlığı kaynakları ne dedi?

Çavuşoğlu’nun açıklaması öncesinde Beyaz Saray’ın Trump–Erdoğan görüşmesine ilişkin açıklaması, Cumhurbaşkanlığı kaynaklarınca değerlendirildi. Kaynaklar, öncelikle “ABD tarafınca yapılan yazılı açıklama görüşmenin içeriğini tam olarak yansıtmıyor” açıklaması yaptı.

Beyaz Saray, Türkiye’nin Afrin’e yönelik Zeytan Dalı Operasyonu’na yönelik Trump’ın eleştirilerini aktarmıştı. Ancak Cumhurbaşkanlığı kaynakları ise, Beyaz Saray’ın aksine Trump’ın ABD tarafından PYD-YPG’ye silah desteğine son verildiğini dile getirerek, ikili görüşmeye ilişkin şunları açıkladı: “Trump, Afrin operasyonuyla ilgili ‘tırmanan şiddetten kaygı’ diye bir şeyden söz etmedi. Operasyonla ilgili görüş teatisinden öte bir şey konuşulmadı. ABD tarafı, operasyonun belirli bir zaman dilimiyle sınırlı tutulması; Münbiç’te az da olsa ABD askerinin mevcudiyetinden bahisle oralarda bir sıcak çatışma ihtimaline mahal verilmemesi gerektiğine değindi. Türk tarafı da PYD/YPG unsurlarının daha önce söz verildiği üzere Fırat’ın doğusuna çekilmeleri gerektiğini; çekilme gerçekleştiğinde Münbiç’in olası DEAŞ tehdidine karşı Türk askeri desteğindeki ÖSO tarafından korunabileceğini belirtti. Erdoğan’ın terörle mücadele çerçevesinde PYD/YPG’ye ABD’nin silah desteğine son vermesi gerektiğine dikkati çekmesine karşılık olarak Trump ise, PYD/YPG’ye artık silah vermediklerini, vermeyeceklerini söylemiştir.”

Trump’ın konuşmasında, ABD’nin açıkça eleştirilmesinden rahatsızlık duyulduğuna değindiği ancak “Türkiye’den gelen yıkıcı ve yanlış söylemler” ifadesini kullanmadığı savunuldu.

İkili arasında görüşme için “Türkiye’deki OHAL’e hiç değinilmedi” de denildi. Ancak Trump’ın Türkiye’de tutuklu olan bazı ABD vatandaşları ve yerel konsolosluk personelinin serbest bırakılmasını istediği ise teyit edildi. Trump’ın bu isteğine karşılık Erdoğan’ın ise, Türkiye’nin bir hukuk devleti olduğu ve bu konularda yargı tarafından karar verileceğini anımsattığı açıklandı.

“ABD’ninki akla ziyan iştir”

Başbakan Binali Yıldırım da tepki gösterdi. Yıldırım, bugünkü konuşmasında “Üzücü olan 'müttefik' dediğimiz NATO'da, bölgede yıllarca beraber çalıştığımız bir ülke, artık terör örgütlerine sarılmış vaziyette. Çok acı ve vahim bir durumdur. Amerika gibi bir ülkenin terör örgütleriyle iş tutması, bölgede planladığı çalışmaları terör örgütüyle yapması hakikaten Amerika adına çok küçük düşürücü bir iştir. Bizim bakımımızdan da böyle bir ülkenin yıllarca Türkiye ile birlikte çalışmış, NATO'da birlikte olduğumuz bir ülkenin NATO sınırlarını korumak gerekirken, NATO sınırlarını hedef alan silahlı oluşumlara örtülü, açık destek vermesi hakikaten akla ziyan bir iştir. Asla kabul edilemez.” dedi.

Ayrıca Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bekir Bozdağ da, bugün A Haber’deki açıklamasında, ilişkilerde “güven” meselesine değindi. Bozdağ, “Güvenli bölge ayrıca konuşulacak bir konudur. Zeytin Dalı Harekatı'nın durdurulması veya noktalanması için konuşulacak bir konu değildir. Türkiye, Zeytin Dalı Harekatı'nı planladığı gibi hedeflerine ulaştırana kadar sürdürecektir. Artık sözle vakit geçirme dönemi bitmiştir, icraatın zamanıdır. Eğer, bizimle bir dayanışma içine ABD girmek istiyorsa, bunun yolu basit. Silah vermeyi durduracak, verdiği silahları toplayacak ve PYD/YPG teröristlerine 'Türkiye'ye karşı mücadele etmeyin, bu işi bırakın ve siz Fırat'ın doğusuna çekilin' diyecek” ifadelerini kullandı.

XS
SM
MD
LG