Erişilebilirlik

Türkiye: ‘Almanya Çarpık ve Tek Taraflı Tutum Sergiliyor’


Almanya Dışişleri Bakanı Sigmar Gabriel’in Türkiye’ye yönelik suçlamalarına Ankara’dan sert yanıt geldi ve Berlin tarafı “çift standartlı, çarpık ve tek taraflı bir tutum sergilemekle” suçlandı.

Türkiye ile Almanya ilişkilerinde gerilim, Ankara’nın İncirlik Üssü’nün ardından Konya Üssü’nü de Alman parlamenterlerce yapılacak ziyarete açmama kararıyla tırmandı. Ankara, Alman parlamenterlerce Konya Üssü’ndeki NATO kapsamında görev alan Alman askeri unsurlarına yapılacak ziyareti kabul etmedi. Oysa Gabriel’in 5 Haziran’daki ziyaretinde, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Konya Üssü’nü ziyarete açacaklarını söylemişti. Ancak Berlin’in, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 7-8 Haziran’daki G-20 Zirvesi çerçevesinde Almanya’daki Türk vatandaşlarıyla buluşma toplantılarını engelleme kararı üzerine Ankara fikir değiştirdi. Bir anlamda Ankara – Berlin hattında, İncirlik Üssü’nün ziyarete açılmaması ve bu nedenle Almanya’nın İncirlik’ten askerlerini çekme kararı almasıyla su yüzüne çıkmış olan gerilim, karşılık restlerle derinleşti. Son olarak Büyükada’da toplantı yaptıkları sırada terör örgütü üyeliği gerekçesiyle gözaltına alınan insan hakları savunucuları hakkında tutuklama kararı verilmesine Almanya’nın tepkisi sert oldu. Bugün Gabriel’in, Türkiye’nin en önemli turizm gelir kaynağı Almanya olarak ekonomik tedbirler alacaklarını gündeme getirmesiyle Ankara-Berlin hattında ipler iyice gerildi.

Kalın’dan “illegal faaliyet” suçlaması

Gabriel’in açıklamalarıyla ilgili Ankara’da ilk değerlendirme Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın tarafından yapıldı. Kalın, "Bu talihsiz açıklamaların yaklaşan seçimlere yönelik iç siyaset yatırımı olduğunu düşünüyoruz. Almanya'da bu moda haline geldi. Türkiye karşıtlığının Alman siyasetinde prim yaptığını görenler puan toplamaya çalışıyorlar. Akıl tutulmasından kurtulup rasyonel şekilde düşünmeleri gerekiyor. FETÖ’cülerin en çok gittiği yer neden Almanya oluyor. Bununla ilgili dosyaları önlerine koyduğumuzda ‘Yargı bağımsız’ diyorlar. Onlar da buradaki yargıya karşı saygılı olmalılar” dedi.

Kalın, Gabriel’in turizmi etkileyecek sözlerine karşın hem Alman vatandaşları hem de Alman yatırımcı şirketleri açısından herhangi bir güvenlik endişesi olmadığını da söyledi.

Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek’in konuya ilişkin görüşmeler yaptığını da açıklayan Kalın, “Alman turistleri daha fazla görmek istiyoruz. Burada soruşturma konusu olan kişiler kimlerdir? Polisin ve yargının tespit ettiği kadarıyla illegal faaliyet içerisinde olan kişilerdir. Bunlarla Alman vatandaşlarını aynı keseye koymak siyasi sorumsuzluktur. Biz Almanya ile ilişkilerimizin iyi olmasını istiyoruz. Ama kimse parmak sallayarak Türkiye'yi hizaya getirmeye çalışmasın” diye konuştu.

Bu sözleriyle Kalın’ın, Büyükada’daki toplantıda terör örgütü üyeliği iddiasıyla tutuklanan insan hakları savunucularına yönelik “illegal faaliyet” suçlaması yaptığı görüldü.

Çavuşoğlu: “Türk yargısını hiçe sayıyor”

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ise, Gabriel’in sözlerini Kıbrıs’ta değerlendirdi ve “Casuslukla tutuklanan Alman vatandaşlarının bir an önce serbest bırakılmasını talep ediyor. Türk yargısını hiçe sayan bir tavır sergiliyor. Hala yargı süreci devam ediyor. Biz söyleyince ‘Yargı tarafsız’ diyor. Şimdi bize derhal çıkartın diyor. Bunu kabul etmiyoruz” dedi.

Gabriel’in, Alman vatandaşlarına seyahat uyarısı yapılacağını söylemesine de tepki gösteren Çavuşoğlu, Mart ayında Gabriel’in kendisine ekonomik tehditler olmayacağı sözü verdiğini de savundu. Çavuşoğlu, “Türkiye’ye yönelik bu tür tehditleri olgun bir devlete yakıştıramıyoruz. Esasen Türkiye’nin hiçbir şantaja boyun eğmediğini en iyi Almanya bilir. Sorun varsa konuşuruz bazen anlaşırız, bazen anlaşamayız. Yargımızın gereğini yapacağı konusunda kimseye söz söyletmeyiz. Bunun karşılığını biliriz. Bakan Gabriel'in yaptığı hırçın açıklamalar iki ülkenin dostluğuna sığmaz. Ulusal güvenliğimizi ve geleceğimizi kısa vadeli çıkar ve politikalara feda etmeyiz” diye konuştu.

Türk Dışişleri: "Ciddi bir güven bunalımı yaşanıyor"

Türk Dışişleri Bakanlığı ise, Gabriel’in sözleriyle ilgili yazılı bir açıklama yaptı. Açıklamada, “Almanya, tarihi bağlarımız bulunan dost ve müttefik bir ülke olmakla beraber, son dönemde ilişkilerimizde ciddi bir güven bunalımı yaşanmaktadır. Sözkonusu bunalımın ana sebebi Almanya’nın ülkemize yönelik çifte standartlara dayalı tutumudur. Almanya, bir yandan devletimizin bekasını hedef alan PKK ve FETÖ terör örgütleri üyelerinin kendi topraklarında rahatça dolaşmasına göz yummakta, diğer yandan da ülkemizde terör suçundan gözaltına alınan veya tutuklanan şahısların da yargıdan muaf tutularak serbest bırakılması gibi kabul edilemez taleplerde bulunmaktadır” denildi.

Almanya’nın milletvekili ve bakanlarca yapılacak Türk vatandaşlarıyla buluşma toplantılarını engellediğini anımsatan Türk Dışişleri, benzer şekilde Türkiye’nin de egemenlik hakkı çerçevesinde terör örgütüyle ilişkili Alman parlamenterlerce askeri üslere yapılacak ziyareti kabul etmeme hakkı olduğunu ifade etti. Bu noktada, Türk Dışişleri’nin, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Almanya’daki toplantılarına engelleme yapıldığını dile getirmediği görüldü.

Türk Dışişleri, Gabriel’in sözlerini detaylı yorumlayarak şunları savundu:

“Gabriel’in bugünkü ifadeleri de sözkonusu tek taraflı çarpık yaklaşımın son ve kabul edilemez örneğidir. Bakan Gabriel’in bu açıklamayla aramızdaki sorunları daha geniş platformlara taşıyarak, cepheyi genişletme gayreti de dikkat çekmektedir. Bunu Almanya’nın gerçek niyetinin tezahürü olarak görüyoruz. Bakan Gabriel, Türk yargısına müdahaleye izin vermediğimiz için Türkiye’ye yönelik seyahat uyarısını sertleştirmek, Gümrük Birliği güncellemesine karşı çıkmak, yatırımları teşvik etmemek, AB’nin Türkiye’ye katılım fonlarını gözden geçirmek gibi tehditkâr ifadeler kullanmaktadır. Gümrük Birliği güncellemesi AB’nin kendi çıkarlarını da gözeterek getirdiği bir öneridir. AB, 18 Mart Mutabakatı kapsamındaki taahhütlerini dahi bugüne kadar tam olarak karşılamamışken, AB fonlarından bahsedilmesi tutarsız bir yaklaşımdır. Seyahat uyarısı ise, hedefi kasıtlı olarak saptırılmış bir düzenlemedir. Hakkında suç isnat edilen ve bu yüzden yargı önüne çıkan şahıslar ile ülkemize turist olarak gelen Alman misafirlerimizin aynı kefede olmadığı aşikârdır. Ülkemiz, yargı bağımsızlığından, terörle ve teröristle mücadelesinden kredi, fon tahsisi, Gümrük Birliği gibi maddi konular için taviz vermeyecek ve hayati çıkarlarına yönelik tehditlerle mücadeleyi maddi çıkarlarla karıştırmayacak kadar ciddi bir devlet anlayışına sahiptir.”

Demirtaş: “Türkiye ve Almanya ‘güvenlik’ kavramının farklı yorumundan kaynaklanan bir sorun yaşıyor”

Karşılıklı açıklamalarla iki ülke arasında giderek artan tansiyonu Amerika’nın Sesi’ne değerlendiren TOBB-ETÜ öğretim üyesi Prof. Dr. Birgül Demirtaş’a göre, Türkiye ve Almanya’nın ‘güvenlik’ kavramını farklı yorumlamasından kaynaklanan bir sorun yaşanıyor. Uluslararası ilişkiler alanında uzman olan Demirtaş, Ankara – Berlin hattındaki sorunun “terörle mücadele” ve “ulusal güvenlik” eksenli değerlendirilmesi gerektiği görüşünde.

Almanya ve Türkiye’nin, son dönemde içte ve dışta farklı sorunlarla karşılaşması nedeniyle farklı dış politika öncelikleri geliştirdiğini de belirten Demirtaş, bir anlamda Almanya’nın Avrupa Birliği’nden İngiltere’nin ayrılışı, Suriyeli mülteciler gibi sorunlarını işaret ederken; Türkiye’nin de darbe girişimi ve iç siyasetteki tartışmalarına göndermede bulundu. Demirtaş, “Son dönemlerde Almanya ve Türkiye’nin seçim atmosferinde olması, dış politikanın aynı zamanda iç politika konusu olmasına da neden oldu” görüşünü aktardı.

Peki, Türkiye – Almanya ilişkilerinde mevcut durum aşılabilir mi? Bu soru üzerine Demirtaş, iki ülke arasındaki ilişkilerdeki başat unsurları anımsatıyor. Demirtaş, “Ankara ve Berlin arasında güvenliğin tanımı ve temel aktörünün kim olması gerektiği konusunda farklı yaklaşımın kısa vadede sürmesi beklenebilir. Ancak ortak ekonomik çıkarların, yoğun insani bağların ve ortaklaşa çözülmesi gereken mülteci krizinin her halükarda ilişkilerin orta vadede normalleşmesini sağlaması beklenebilir” dedi.

Ankara, “Almanya'yı müttefik ve dost bir ülke olarak görmeye devam etmek istiyoruz. İlişkilerimiz şantaj ve tehditle değil, uluslararası kabul görmüş norm ve ilkeler temelinde yürütülmelidir. Aynı anlayış, insan hakları, terörle mücadele ve güvenlik alanlarındaki hassasiyetlerde de karşılıklı olarak sergilenmelidir” çağrısı da yaptı.

Büyükada meselesi nedir?

Bu arada iki ülke ilişkilerindeki gerilimi tırmandıran olayı da anımsatalım. İstanbul-Büyükada’da 6 Temmuz günü toplantı yaptıkları sırada insan haklarıyla ilgili sivil toplum örgütleri temsilcisi 10 kişi gözaltına alınmıştı. Sonrasında aralarında Alman vatandaşı Peter Steudtner’in de bulunduğu 6 kişi hakkında 18 Temmuz günü tutuklama kararı verildi.

Uluslararası Af Örgütü’nün yaptığı açıklama itibariyle Alman vatandaşı Peter Steudtner, şiddetsizlik eğitimcisi olarak söz konusu Büyükada’daki toplantıdaydı. Bu ismin yanı sıra İdil Eser (Uluslararası Af Örgütü), Günal Kurşun (İnsan Hakları Gündemi Derneği), Özlem Dalkıran (Yurttaşlık Derneği), Veli Acu (İnsan Hakları Gündemi Derneği) ve Ali Gharavi (IT stratejisi danışmanı) tutuklu bulunuyor.

İlknur Üstün (Kadın Koalisyonu), Nalan Erken (Yurttaşlık Derneği), Nejat Taştan (Eşit Haklar için İzleme Derneği) ve Şeyhmus Özbekli (Hak İnisiyatifi) ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu Savcısı Can Tuncay’ın, “silahlı terör örgütüne yardım etme” suçlamasıyla İstanbul 10. Sulh Ceza Mahkemesi’nce tutuklama yapıldı.

Facebook Forum

XS
SM
MD
LG