Erişilebilirlik

Türkiye ABD’ye Yeniden Güven Duyabilecek mi?


ABD Savunma Bakanı Jim Mattis’in geçen haftaki Türkiye ziyareti “gönül alma” olarak yorumlanmıştı

ABD’nin Rakka operasyonunu da PYD-YPG ile güçleriyle gerçekleştirmeyi tercih etmesiyle birlikte Türkiye’nin Suriye konusunda Rusya ve İran ile yakınlaştığı gözlemleniyor. Bunun işareti olarak İran Genelkurmay Başkanı ve Rusya Genelkurmay Başkanı’nın Ankara ziyaretleri gösteriliyor. Bu süreçte, ABD Savunma Bakanı Jim Mattis’in geçen haftaki Türkiye ziyareti ise “gönül alma” olarak yorumlanmıştı.

ABD, Ankara’yı müttefiklik ilişkisi konusunda Mattis’in ziyaretiyle birlikte ikna edebildi mi ve önümüzdeki günlerde süreç nasıl gelişecek? Bu soruları yönelttiğimiz uzmanlar Prof. Dr. Nurşin Ateşoğlu Güney ve Metin Gürcan ise, Türkiye’nin Washington yönetimine eğer sahada beklentileri karşılayacak adım göremezse yeniden güven duyamayacağı görüşünde.

Güney: Türkiye somut adım görmek istiyor

Kıbrıs Bahçeşehir Üniversitesi İktisadi, İdari ve Sosyal Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nurşin Ateşoğlu Güney, Ankara ve Washington arasındaki fikir ayrıklıklarına ABD’nin Ortadoğu’ya yönelik planlarının neden olduğunu düşünüyor. Amerika’nın Sesi’nin sorularını yanıtlayan Güney, Suriye’de Rakka ve Irak’ta Musul operasyonları için bölgeye özel askeri kuvvetlerini göndererek, ABD’nin bölgesel planlarına hız verdiğini kaydetti. Güney, “O noktadan itibaren ABD, sahada Türkiye’nin çekinceleriyle çelişen politikalar izliyor. Irak’taki bağımsızlık referandumu için ABD erteleme dedi ama Türkiye ise başka bir konumda duruyor. Türkiye açısından Suriye başta olmak üzere PKK ile ilgili durum beka sorunu” dedi.

ABD Savunma Bakanı Mattis’in Ankara ziyaretinde kendisine Türkiye’nin tüm rahatsızlıklarını yeniden anlattığını kaydeden Güney, “Türkiye, Mattis’e askeri tedbirler de dahil olmak üzere bölgede PKK ile ilgili gelişmelere yanıt vermeye hazır olduğunu ifade etti. Benim kanımca ABD’den yapılan üst düzey ziyaretler, Türkiye’nin ikna edilmesi yönündeydi. Yani Türkiye’nin sorunlarını, Washington’un anladığı ve PYD’ye şu anki DEAŞ ile mücadele kapsamında destek verildiği söylendi. Ancak Türkiye, bugüne değin PYD konusunda Washington’un hep sözler verdiğini ama yerine getirmemesi nedeniyle bir güven bunalımı yaşıyor. Çok ciddi bir güven bunalımı. Bu noktada, ABD ile müttefiklik ilişkisinin altını dolduracak şekilde somut, elle tutulur adımlar görmek istiyor” diye konuştu.

ABD ile Türkiye arasında güven bunalımı ortadan kaldıracak tarafın Washington olduğunu belirten Güney, Türkiye’nin kendisini çok boyutlu tehditler altında hissettiğini ve bunun içerisinde PKK yanı sıra DEAŞ’ın da bulunduğunu kaydetti. DEAŞ’a karşı mücadelede Türkiye’nin uluslararası koalisyon ile birlikte hareket ettiğini anımsatan Güney, PKK bağlantılı PYD meselesini ise Türkiye’nin çok ciddi bir güvenlik sorunu olarak gördüğünü belirterek, bundan sonra ABD’den somut adımlar, tavır beklediğini ifade etti.

ABD’nin içerisinde bulunduğu tabloda Türkiye’nin talebine nasıl yanıt vereceğini sorduğumuz Prof. Dr. Güney, geçen ay bizzat ABD’de bulunduğunu ve ABD’nin ciddi politik tartışmalardan geçtiğini, Donald Trump yönetiminde de peş peşe istifalar yaşandığını dile getirdi. Ancak ABD’nin Ortadoğu ve Türkiye politikasında Başkan’ın etkisini sadece “nüans” olarak yorumlayan Güney, ABD’nin temel dış politikasındaki hedeflerin örneğin Trump’ın kararıyla değişmeyeceği düşüncesinde. Güney, “Mesela Suriye politikasında Obama sonrasında Trump yönetiminde devamlılık görüyoruz. Ama Türkiye’nin bölgedeki önemi de göz ardı edilemeyecek değerde. Dolayısıyla umalım ki Mattis’in ziyareti sonrasında bugünlerde ABD tarafında Türkiye konusunda gerçek bir değerlendirme yapılabilsin” dedi.

Gürcan: ABD sahada PYD’ye desteğini geri çekmez

Türk Silahlı Kuvvetleri’nden emekli binbaşı ve savunma stratejisi alanında akademisyen Metin Gürcan da, Prof. Dr. Güney gibi ABD Savunma Bakanı Mattis’in ziyaretini Türkiye’yi ikna amaçlı görüyor. Gürcan, Mattis’in Ankara’daki temasları sırasında yanında ABD’nin IŞİD ile Mücadele Özel Temsilcisi Brett McGurk’un bulunmamasına dikkat çekiyor.

Gürcan, “Mattis’in ziyaretine baktığımızda, Ürdün, Bağdat ve Erbil ayaklarında Breet McGurk yanındaydı ama Ankara’da yoktu. Dolayısıyla Mattis, Türkiye’nin tepkisi ve hassasiyetini gözeten yapıcı bir yaklaşım içerisindeydi. Zamanlama açısından ise İran ve Rus yetkilileri sonrasında gelmesi dolayısıyla yeni ittifaklar doğuşuna denk geldi. Türkiye denilince bölgedeki gelişmeler bakımından ‘sürpriz ve öngörülemezlik’ faktörü söz konusu. Bu nedenle Mattis’in gelişi ise rahatlatma ziyareti amacındaydı. ABD basını da ‘pışpışlama ziyareti’ gibi yorumladı. Ancak Türkiye’nin asıl beklentileri ile ilgili sahadaki durumu konuşacak askeri yetkililer yanında yoktu. McGurk’un bulunmayışı da aslında eksiklikti. Zaten Cumhurbaşkanlığı’ndaki görüşmeye ilişkin fotoğraflara bakıldığında da yüzler gergin görünüyordu” diye konuştu.

Gürcan, Mattis’in ziyaretiyle Türkiye’nin sadece rahatsızlıklarını iletebildiği bir görüşme gerçekleştiğini ancak bundan sonrasına ilişkin beklentilerine yanıt verilemeyeceği düşüncesinde. Türkiye’nin beklentisi olarak ABD’nin PYD-YPG’ye desteğini geri çekme ihtimalini sorduğumuz Gürcan, “Hayır mümkün değil. Sahada askeri operasyon devam ediyor. Operasyonel Tempo dediğimiz bir kavram var ve bunun neticesinde ABD’nin sahada YPG ile iş tutması söz konusu. Şu aşamadan sonra Ankara istiyor diye bunun durdurulması mümkün olamaz. Operasyonel gerçekliğe aykırı olur. Ancak yine de ABD’nin operasyon sonrasına ilişkin örneği YPG’ye verilen silahlar ne olacak gibi konularda Ankara’yı rahatlatma çabaları olduğunu görüyoruz” dedi.

Suriye’deki bütün aktörleri IŞİD sonrasındaki dönem için pozisyon alma çabasında gördüğünü kaydeden Gürcan’a göre; IŞİD ile mücadele Fırat’ın doğusu ve Fırat’ın batısında ise en kritik bölge İdlib’in yanı sıra kuzeyde Afrin ve PYD-YPG’nin kontrolündeki saha ekseninde neler olacağına ilişkin pozisyon alma çabası var.

“Barzani elindeki son kozu oynuyor”

Ankara’nın da, Washington’a karşı Rusya ve İran ile ilişkilerini geliştirerek kendi pozisyonunu güçlendirme çabasında olduğunu söyleyen Gürcan, Irak’taki referandumdan duyulan rahatsızlığın da ABD tarafına iletildiğini kaydetti.

Bu noktada ABD’nin zamanlama itirazı varken Türkiye’nin referanduma tümüyle karşı olduğunu da anımsatan Gürcan, Irak Bölgesel Kürt Yönetimi tarafından 2005 yılından beri bağımsızlık referandumunu gündemde tuttuğunu hatırlattı.

IBKY Başkanı Mesud Barzani’nin liderliği elinde tutmak amacıyla 25 Eylül’de bağımsızlık referandumunu gündeme getirdiğini düşündüğünü aktaran Gürcan, bunun Suriye’de sahadaki gelişmeler ile birlikte PKK’nın bölgesel Kürt liderliği konusunda öne çıkmasından kaynaklandığı görüşünde.

PKK’ya karşı Barzani’nin çıtayı yükseltme çabasında olduğunu söyleyen Gürcan, “Eğer PKK’nın siyasi jargonuyla ifade ettiğimizde bağımsızlık referandumu, devletleşme pratiğinde bir adım. Barzani de, PKK’ya karşı stratejik söylemini gerçekleştiriyor ve elindeki son kozu oynuyor. Aslında Barzani, çok yönlü dengeleme politikası izlemeye çalışıyor. Bölgesel aktörlere Bağdat, Ankara ve Washington’a kendini alternatifsiz lider olarak sunuyor. Kuzey Irak’ta tabandan tavana ciddi baskı var ve siyaseten Barzani tıkanmışlık yaşıyor. Bölgesel aktörler ile pazarlık şansını arttırmak için de bağımsızlık referandumu kozunu kullanıyor” ifadelerini kullandı.

IBKY’de bağımsızlık referandumu 25 Eylül’de gerçekleşirse bunun bölgede etnik harareti yükselteceğini ancak hemen bağımsızlığa gidilmeyeceği düşüncesinde olan Gürcan’a göre; referandum sonrasında Barzani ekonomik açıdan bölgesel başkentler Bağdat, Ankara ve Tahran ile pazarlıklar yürütmek zorunda.

Türkiye, NATO’dan ayrılır mı?

Ankara–Washington hattındaki tansiyon düşürülmediği takdirde Türkiye’nin NATO üyeliğinden ayrılabileceği ihtimali de son dönemde dile getiriliyor.

Bu konuyu sorduğumuz Prof. Dr. Güney, Türkiye-NATO ilişkisini uzun yıllara dayalı ve özel bir ilişki olarak değerlendirdi. Güney, “Askeri operasyonlara dayalı uzun yıllar içerisinde oluşmuş bir beraberlik söz konusu. ABD basını dahil olmak üzere dış basında bu konu gündeme geliyor. Ama bunları gerçekçi bulmuyorum. ABD açısından gerçekçi olacağını düşünmüyorum. NATO için çok kıymetli olan İncirlik Üssü gibi bir yer var. ABD’nin de tüm bunları düşünerek ilişkileri gözden geçirmesi gerekiyor. Geçmişteki Kıbrıs Harekatı gibi bu seferki de ciddi kırılma noktası. Umarız ABD bunu iyice düşünecektir” dedi.

XS
SM
MD
LG