Erişilebilirlik

Türkiye: 'ABD’nin Tehdit Dili İttifak İlişkilerine Saygısızlık'


Türkiye’nin geçiş yaptığı Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nde ilk Milli Güvenlik Kurulu (MGK) toplantısında ABD’yle ilişkiler ele alındı. Sonuç bildirisinde yaptırım uygulama tehdidinden duyulan rahatsızlık “saygısızlık” olarak dile getirildi.

Yeni sistemdeki ilk MGK toplantısı, Erdoğan’ın başkanlığında saat 15.35’te başladı ve saat 20.55’de sona erdi. MGK’nın 5,5 saatlik ilk toplantısında, yeni sistem uyarınca ilk kez MGK üyesi olan bakanlar da söz konusuydu. Resmi Gazete’de 15 Temmuz Pazar günü yayımlanan 6 numaralı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi dolayısıyla MGK’nın sivil kanadında değişiklikler yapılmıştı. Kararname uyarınca Başbakanlık ve yardımcılığı olmayan yeni sistem dolayısıyla Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay o yeni isimlerden birisiydi. Keza Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Müsteşarı yerine Başkanı sıfatıyla Hakan Fidan da toplantıdaydı.

ABD’ye yönelik mesajlar verildi

MGK’nın yazılı bildirisinde, Türk – Amerikan ilişkileri üzerinde durulmuş olması dikkat çekti. ABD’yle son günlerde Peder Andrew Brunson’un tutuklu kalması dolayısıyla yaşanan gerilimler ve karşılıklı açıklamalar da bildiriye yansıdı.

Bildiride, ABD’nin Brunson’un serbest bırakılması aksi takdirde Türkiye’ye yaptırımlar uygulanacağı yönündeki yaklaşımına tepki gösterilerek, şunlar ifade edildi:

“ABD’nin; ülkemizin her türlü sorumluluğunu yerine getirdiği savunma sanayii projelerini, milletlerarası antlaşmalara aykırı şartlara bağlayan kararının ve açıklamalarının, iki ülke arasındaki stratejik ortaklığa ve güven ilişkisine telafisi mümkün olmayan zararlar vereceği vurgulanmıştır. ABD tarafından ülkemize karşı kullanılan tehdit dilinin ittifak ilişkilerine saygısızlık olduğu ve asla kabul edilemeyeceği belirtilmiştir. Türkiye’nin gerek ikili ilişkileri, gerekse ittifaklar çerçevesindeki tüm yükümlülüklerine bağlı olduğu kadar haklarına da sahip çıktığı, ülkemizin bu yaklaşımına saygı duyulmasının beklendiği kaydedilmiştir.”

Ancak MGK Bildirisi’nde, ABD’yle ilişkiler açısından Suriye’de PYD-YPG kontrolündeki Münbiç konusunda varılan uzlaşmadan duyulan memnuniyeti vurgulayanifadeler olduğu da görüldü. Bildiride, “ABD ile Münbiç konusunda sağlanan mutabakatın, Suriye meselesinin çözümüne önemli katkı sağlayacağı vurgulanmış, bu kapsamda PKK/PYD-YPG terör örgütünün Münbiç’i terk etmesiyle ilgili yol haritası üzerinde durulmuştur. Bölgede güvenlik ve denetimin sağlanmasına ilişkin ilave hazırlıklar ile bölge halkının evlerine dönüşünü hızlandıracak tedbirler gözden geçirilmiştir” denildi.

Batı’ya yine yeniden “çifte standart” eleştirisi

Terörle mücadeleye devam edileceği vurgusunun yanı sıra özellikle isim vermeksizin Türkiye’nin Batı ülkelerine karşı “çifte standart” eleştirisi de MGK bildirisinde yer aldı. Bildiride, terör örgütleri arasında ayrım yapmadan kararlılıkla mücadele eden Türkiye’nin yaklaşımının uluslararası toplumdan da beklendiği kaydedilerek, “Bazı ülkelerin terörle mücadelede çifte standart niteliği taşıyan uygulamalarının kabul edilemez olduğu ifade edilmiştir. Terörle mücadelede bilgi paylaşımının önemine vurgu yapılarak Türkiye’nin terör örgütleri ile ilgili yaklaşımı çerçevesindeki bilgi ve birikimini dünyadaki tüm devletlerle paylaşmayı sürdüreceğinin altı çizilmiştir” ifadelerini kullanıldı.

Ege dolayısıyla Yunanistan ve Kıbrıs’a mesajlar

MGK Bildirisi’nde Kıbrıs Adası’nda yaşanan petrol/doğalgaz arama faaliyetleri dolayısıyla Rum ve Türk kesimleri arasında yaşanan gerilim de ele alındı. Bildiride, “Ege ve doğu Akdeniz’deki gelişmelerin yakından takip edilmekte olduğu belirtilmiş, Türkiye’nin denizlerdeki hak ve menfaatlerinin korunması hususundaki kararlılık vurgulanmıştır” denildi.

Bu arada Dışişleri Bakanlığı ise, Kıbrıs’ın Rum tarafında petrol/doğalgaz arama faaliyetleriyle destek açıklamaları nedeniyle yabancı ülke büyükelçilerine tepki gösterdi. Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Hami Aksoy, yapılan yazılı açıklamada, “Söz konusu ülkelerin temsilcilerine hadlerini aşmamalarını tavsiye ediyoruz. Kıbrıs’ta adil ve kalıcı bir çözümün henüz tesis edilmemiş olduğu bir ortamda, Kıbrıs Rum tarafının Ada’nın yegane sahibi gibi davranmakta ısrar ederek tek taraflı hidrokarbon faaliyetlerine devam etmesi kabul edilemez bir durumdur. Söz konusu faaliyetlerle Rum tarafı, Ada’nın ortak sahibi olan Kıbrıs Türklerinin doğal kaynaklar üzerindeki asli haklarını hiçe saymaktadır. Rum Yönetimi’nin bu uzlaşma ruhundan uzak tutumu, Kıbrıs Türk tarafı ve Türkiye’nin ulaşmak için yoğun çaba sarf edegeldiği olası çözümle Ada’da ve Doğu Akdeniz’de ortaya çıkabilecek kazan-kazan temelli ekonomik işbirliği potansiyelini henüz idrak edemediğini göstermektedir. GKRY’nin bu sorumsuz adımlarına karşı Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti makamları ve Türkiye gerekli uyarıları en başından bu yana yapmış, haklı kaygı ve infialini dile getirmiştir. Bu çerçevede evvelce de defaatle ifade ettiğimiz üzere, ülkemiz, Kıbrıslı Türklerin hak ve menfaatlerini savunmakta ve Kıbrıs Türk tarafına desteğini sürdürmekte kararlıdır” denildi.

XS
SM
MD
LG