Erişilebilirlik

Türkiye–ABD Gerilimi Sürüyor


Türkiye, Suriye’deki terör yapılanması PYD-YPG’ye desteği ve Fethullah Gülen’in iade talebini karşılamadığı için diplomatik ilişkilerinde sorun yaşadığı ABD'yle vize sorununa çözüm getiremiyor.

ABD’nin Ankara Büyükelçiliği’nin vize sınırlandırması kararı çerçevesinde Türk vatandaşlarına ancak 2019 yılı Ocak ayı itibariyle vize görüşmesi randevusu verileceğini açıklaması Türkiye’nin tepkisine neden oldu.

Bunun yanısıra Kudüs konusu da ilişkilerdeki tansiyonu yükseltiyor. ABD Başkanı Donald Trump’ın Kudüs kentini Filistin’e rağmen İsrail’in başkenti olarak tanıma kararına karşı Birleşmiş Milletler (BM) nezdindeki süreçlere Türkiye öncülük ediyor.

Türkiye, BM Güvenlik Konseyi’nde önceki gün Mısır’ın sunduğu Kudüs kararını eleştiren taslağı ABD’nin veto etmesine de sert tepki gösterdi.


Bugün Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu da, Filistin Dışişleri Bakanı Riad el-Maliki'yle New York’a gelmek üzere yola çıkmasından önce ABD’ye hem Kudüs hem de vize krizi nedeniyle tepki gösterdi.

Bakan Çavuşoğlu, Perşembe günkü BM Genel Kurulu’na katılmak üzere yola çıkmadan önce Atatürk Havalimanı’nda yaptığı basın açıklamasında, ABD’nin diğer ülkelere karşı tehditkar bir tutum izlediğini söyledi.

Çavuşoğlu, ABD’nin BM Daimi Temsilcisi Nikki Haley’in “Kudüs konusunda yapılacak oturumda hangi ülkenin ne yönde oy kullanacağının listesini tutacakları” yönündeki açıklamasına sert tepki gösterdi.

Türkiye olarak Filistin’in yanında olacaklarını ilk günden beri ifade ettiklerini söyleyen Çavuşoğlu, “Yarın New York'ta yapılacak oylamadan önce tek başına kalan ABD'nin şimdi tehdit yöntemine başvurduğunu görüyoruz. Oradaki tüm temsilciliklere, daimi temsilcilere mektup göndererek ‘kimin oy verdiğini takip edeceğiz, bunu Başkan'a rapor edeceğiz ve tek tek isimlerini alacağız’ (deniliyor)... Ne yapacaksınız isimleri alacaksınız da? O ülkelerin de işgal edilmesine mi müsaade edeceksiniz ya da onları cezalandıracak mısınız? Artık dünya değişti. Artık ben güçlüyüm, o nedenle de haklıyım anlayışı değişti. Artık dünya haksızlıklara isyan ediyor. Artık hiçbir onurlu millet, hiçbir şerefli devlet bu tür baskılara boyun eğmez. Herkes vicdanının sesi ve milletinin isteği doğrultusunda oy kullanır. Yarın da öyle olacak. Kimse bu baskılara boyun eğmeyecektir. Dolayısıyla ABD'nin bu yöntemlerinden vazgeçmesi lazım” diye konuştu.

Çavuşoğlu BM Güvenlik Konseyi’ndeki oylamaya ilişkin olarak da, “Türkiye, BM Güvenlik Konseyi'nin üyesi şu anda değil. Buradaki oylamada ABD dışında tüm ülkeler, Filistin'i, Kudüs'ü destekleyen ve Amerika'nın aldığı karara karşı bir tutum sergiledi. Yani buraya sunulan karar tasarısını desteklediler, olumlu yönde oy verdiler. Bir tek Amerika, tek başına bu kararın aleyhine oy verdi. Tabii ki Güvenlik Konseyi Daimi Üyesi olduğu için veto etmiş oluyor. Bu işin peşini bırakmayacağımızı ve Genel Kurul'a getireceğimizi söylemiştik. Filistin'le Yemen ve diğer yine İslam İşbirliği Teşkilatı, Arap Ligi gibi kuruluşlarla ve kardeş ülkelerle yaptığımız başvurular neticesinde, biraz önce söylediğim gibi yarın (Perşembe günü) Genel Kurul'da oylama olacak. Biz buradan güçlü bir destek bekliyoruz. Çünkü biraz önce söyledim, bu karardan sadece Müslümanlar değil, Hıristiyanlar da çok rahatsız oldu. Katolikler, Ortodokslar, Protestonlar, kim olursa olsun... Aynı şekilde Museviler’in büyük bir bölümü, önemli bir kısmı da bu karara karşı” dedi.

ABD heyetiyle yeni yılda vize krizi konuşulacak

Çavuşoğlu, kendisine yöneltilen “ABD'nin Ankara Büyükelçiliği, Türkiye'deki temsilciliklerinde göçmen olmayan vize başvuruları için randevuların 2019 yılının Ocak ayından itibaren verileceğini duyurdu. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?” sorusunu da yanıtladı. Çavuşoğlu, Türkiye olarak ABD'yle yaşanan vize krizine çözüm bulmak istedikleri yönünde mesajlar vererek, şunları dile getirdi: “Esasen vatandaşları cezalandırıcı bu adımları olgun bir tavır olarak görmediğimizi daha önce de ABD'li muhataplarımıza söyledik. En son Brüksel'de (ABD Dışişleri Bakanı) Rex Tillerson ile bu konuyu tekrar görüştük. Tabii kısıtlı sayıda olduğu için başvurular birikiyor, dolayısıyla eski hızla ya da daha önce bir günde verdikleri vize sayısının altında vize verdikleri için bir birikme var. Rex Tillerson ile yaptığımız görüşmede kendisi daha önce hemfikir olduğumuz, üzerinde durduğumuz çalışma grubu toplantısını başlatalım ve bu toplantıyla beraber vize uygulamasında da eski günlere dönelim önerisinde bulundu. 'Siz bir uygulama başlattınız, dolayısıyla biz buna karşıyız. Bu sürecin normalleşmesini arzu ederiz, Amerikan ve Türk vatandaşlarını boş yere cezalandırmayalım.' dedik. Yılbaşından sonra çalışma grubunu hayata geçirerek herhalde normal sürece geçeriz diye düşünüyorum."

Bu arada Başbakan Yardımcısı Recep Akdağ da, ABD’nin Türk vatandaşlarına Ocak 2019’dan önce vize görüşmesi randevusu vermeyecek olmasıyla ilgili Washington’a çağrıda bulundu. Akdağ, “Bu meseleyi bütün olarak iyileştirmek lazım artık. Karşılıklı adımlar atıldı. Bu noktada vatandaşların işlerini, karşılıklı iki ülke arasında gelip, giden insanların işlerini kolaylaştırmak lazım. Aslında Amerika Birleşik Devletleri'nin bu tutumu neticesinde Amerika vatandaşlarının işini de zorlaştırıyor. Biz de Türkiye Cumhuriyeti olarak vizeler konusunda belli limitler koyuyoruz. Dolayısıyla bir an önce bu anlamsız tutumdan vazgeçilmeli bence” ifadelerini kullandı.

Ankara – Washington hattında vize krizi nasıl gelişti?

Ankara – Washington hattında vize krizini tetikleyen olay, ABD’nin İstanbul Başkonsolosluğu’nda görevli Metin Topuz adlı Türk vatandaşının Fethullah Gülen yapılanmasıyla bağlantısı olduğu gerekçesiyle 4 Ekim’de tutuklanmasıydı. Ardından 8 Ekim’de ABD’nin Ankara Büyükelçiliği’nden yapılan yazılı açıklama ile Türkiye’den yapılacak göçmen olmayan haricindeki tüm vize başvuruları için durdurma kararı alındı. Aynı akşam Türkiye’nin Washington Büyükelçiliği de, mütekabiliyet esasıyla ABD vatandaşları için yeni vize başvurularını durdurduğunu açıkladı. Ardından o günlerdeki ABD’nin Ankara Büyükelçisi John Bass, “vize krizi” sürecini başlatan bu kararı, ABD Elçilik ve Konsolosluk personeli olan Türk vatandaşlarıyla ilgili yargı süreçleri nedeniyle aldıklarını duyurdu.

Kriz sırasında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, ayrıca yine ABD İstanbul Başkonsolosluğu görevlisi olan N.M.C. adlı şahsın da darbe soruşturması nedeniyle ifadeye çağrıldığını açıkladı. Bu kişinin ABD’nin diplomatik misyonunda saklı tutulduğu iddiası Türk Hükümeti’ne yakın medya kuruluşlarınca iddia edildi. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı kararıyla N.M.C.’nin eşi ve kızı ise Amasya-Merzifon’da 6 Ekim’de gözaltına alındığı da sonrasında ortaya çıktı.

Kriz sürecinde ABD Dışişleri Bakanı Rex Tillerson'la Türk Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun telefon görüşmeleri oldu. Bu çerçevede; 13 Ekim’de Silivri Cezaevi’nde tutuklu Topuz’un, Avukat Halip Akalp başkanlığındaki avukat heyetiyle görüşmesine izin verildi.

Sonrasında 16 Ekim’de ABD İstanbul Başkonsolosluğu görevlisi N.M.C.’nin, eşi S.C. ve kızı K.İ.C. hakkında İstanbul’da nöbetçi hakimliğince adli kontrol şartıyla serbest bırakılmasına karar verildi.

Çavuşoğlu’nun yeni yılda yeniden yapılacağını ifade ettiği vize krizine ilişkin ilk heyetler arası görüşmeyse, ABD Dışişleri Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Jonathan Cohen’in katılımıyla 18 Ekim’de Ankara’da yapıldı. O gün, Dışişleri Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Ahmet Muhtar Gün’ün başkanlığındaki Türk tarafı ABD'yle olumlu bir görüşme yaptıklarını duyurmuştu. Ancak o günden bugüne vize krizi çözülemedi.

XS
SM
MD
LG