Erişilebilirlik

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın AB’ye yönelik sert eleştirilerinden sonra AB Bakanı Ömer Çelik, AB’nin Türkiye’nin yegane seçeneği olmadığını söyledi. Uzmanlara göre ise, Rusya ile ilişkileri zayıflamış olan Türkiye’nin AB’den başka güçlü bir seçeneği bulunmuyor.

Başbakan Binali Yıldırım’ın katıldığı ilk Meclis Grup Toplantısı’nda “Yapacağımız çok basit; dostlarımızın sayısını artıracağız, düşmanlarımızın sayısını azaltacağız" sözleri başta Suriye olmak üzere Türkiye’nin dış politikasında değişiklik sinyali olarak algılanmıştı.

Ancak bu sözlerden bir gün sonra Türkiye’nin yeni Avrupa Birliği Bakanı Ömer Çelik, AB’nin Türkiye için yegane seçenek olmadığını söyledi.

Ömer Çelik: AB perspektifi önemli ama yegane seçenek değil

Çelik, eski bakan Volkan Bozkır’dan görevi devralırken yaptığı konuşmaya pozitif başlayıp negatif bitirdi.

Çelik, “Kuşkusuz AK Parti iktidarında AB’ye tam üyelik perspektifi bir devlet politikası haline gelmiştir. Bölgesel krizlerin düğümlendiği bir dönemden geçiyoruz. Tam üyelik perspektifini koruyacağız ama bir barış projesi olan AB’nin, Türkiye’nin iç barışını tehdit eden ve Türkiye’nin meşru haklarının savunulması anlamına gelen terörle mücadele konusunda Türkiye’ye dönük çifte standartlarda bulunmamasını istiyoruz. Kuşkusuz bu ilişki eşit bir ilişkidir. Türkiye için AB perspektifi çok önemlidir ama yegane seçenek değildir” dedi.

Arınç ve Bağış da AB’nin tek seçenek olmadığını söylemişti

Aslında bu sözler Türkiye kamuoyu için yeni değil. 2011’de dönemin Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, “Türkiye AB'ye katılmak istiyor. Bu çok eski bir konu. Önümüze pek çok engel çıkıyor veya çıkarıyorlar. Biz bize düşen görevleri yapmak için gayret ediyoruz. Ama Türkiye seçenek olarak sadece AB'ye yönelmiş bir ülke değil” demişti.

Gezi direnişi sürerken 20 Haziran 2013’te ise dönemin Avrupa Birliği Bakanı Egemen Bağış ise Türkiye’nin AB’ye ihtiyacının daha az olduğunu vurgulamıştı.

Bağış,“Türkiye'nin AB'ye değil, AB'nin Türkiye'ye ihtiyacı var. Gerekirse o ülkelere 'Oğlum bak git' demesini çok iyi biliriz. Türkiye 3 yıldır AB kararlığından geri adım atmadı. Bazı fasılların açılmaması demek, bize değil AB ülkelerine maliyet çıkartır. Türkiye'nin AB'ye değil, AB'nin Türkiye'ye çok daha fazla ihtiyacı var"demişti.

Zafer Arapkirli: Türkiye pusulasını kaybetmiş gözüküyor

Avrupa Birliği ile olan ilişkiler Türkiye iç siyasetinde hep karşılık buluyor. Ancak gazeteci Zafer Arapkirli’ye göre, bu son sözler stratejik ya da taktik bir anlam içermiyor.

Arapkirli, “Hükümet yönünü kaybetmiş gözüküyor. Sadece Ömer Çelik’in sözlerine dair söylemiyorum bunu. Volkan Bozkır ve Ahmet Davutoğlu dönemlerinde de Avrupa Birliği ile ilişkiler pusulasını kaybetmiş gözüküyordu. Dış politikanın elbette iç politika ile bağı vardır. En çok da özgürlükler, güvenlik dengesi ve terörle mücadele alanlarında. Hükümetin Kürt politikasında baskıcı dönemi başlattığından beri AB’deki rahatsızlık arttı. Üstelik göçmen meselesinde sahip olduğu avantajı ilkel bir şekilde kullanmak istemesi bu tepkiyi büyüttü”dedi.

Zafer Arapkirli: Çelik’in sözleri 40 yıllık AB macerasının üzerine çay dökmek gibi bir şey

Arapkirli, Dünya İnsani Zirvesi için İstanbul’a gelen Almanya Başbakanı Angela Merkel’in Cumhurbaşkanı Erdoğan’la yaptığı görüşmede, “Türkiye’nin bağımsız yargı sistemi, bağımsız medya ve güçlü bir parlamentoya ihtiyaç duyduğunu, parlamentodaki her dört milletvekilinden birinin dokunulmazlığının kaldırılması kararını da ciddi bir endişe kaynağı olarak gördüğünü” söylemesine atıfta bulundu.

“AB, demokrasi konusunda ev ödevlerini tamamlamadan net bir şekilde vize muafiyeti olmaz dedi. Ben terörle mücadele ediyorum bana müsamaha gösterin, demenin karşılığı yok. Herkes terörle mücadele ediyor, Türkiye de herkes gibi mücadele edecek. Cumhurbaşkanı’nın dediği “burası Türkiye” lafının geçerliliği yok. Burası dün de Türkiye idi yarın da Türkiye olacak. Ama demokratik bir Türkiye olmalı. Ömer Çelik’in sözleri 50 yıllık AB macerasının üzerine çay dökmek gibi bir şey.”

Dr. Görkem Doğan: Rusya uçağını düşürdükten sonra Türkiye’nin AB’den başka seçeneği kalmadı

İstanbul Üniversitesi Siyaset Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi Görkem Doğan, AB Bakanı Ömer Çelik’in sözlerini tribünlere oynamak olarak değerlendiriyor.

Amerika’nın Sesi’nin sorularını yanıtlayan Dr. Doğan, Türkiye’nin özellikle Kırım Savaşı’yla birlikte Avrupa ile birlikte yürüme kararı aldığını ve 160 yıldır her türlü badireye rağmen bu yoldan dönmediğinin altını çiziyor.

“Türkiye siyasetinin doğrultusu 1854 Kırım Savaşı ve arkasından gelen1856 Berlin Anlaşması’ndanberi Avrupa. Hal böyleyken diğer seçeneğin ne olduğunu söylemezsen yapılan şey hamasetten başka bir şey olmaz. Johnson mektubu sırasında İsmet İnönü ‘başka bir dünya kurulur Türkiye’de yerini alır’ diyerek Rusya’yı ima etti. Ya da Adnan Menderes iktidardan indirilmeden Rusya seçeneğini gündeme getirdi. Ama Rusya’nın uçağını düşürdükten sonra Türkiye’nin başka bir seçeneği kalmadı. Aslında sözlerin bütününe bakarsanız Ömer Çelik, ‘tek seçeneğimiz ab ama siz de bizden çok şey istemeyin’ diyor.”

Ünsal Ünlü: Türkiye’nin AB çıpasından başka çıpası yok

“İki üç sene önce bu sözlerin belki bir anlamı olabilirdi ama artık yok” diyen gazeteci Ünsal Ünlü de Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın o tarihlerde telaffuz ettiği “ bizi Şangay Beşlisi’ne alın Avrupa Birliği’ne unutalım” cümlesine atıfta bulunuyor.

Ünlü, “Ancak bugün böyle bir imkan yok. Türkiye’nin bugün elinde Avrupa Birliği çıpasından başka bir çıpası bulunmuyor. Aslında bana kalırsa yapılmak istenen vize serbestini AB’ye kabul ettirmek. Bunun için Türkiye’nin elinde 3 milyon Suriyeli göçmen kozu bulunuyor.

Bu göçmenler Türkiye’den Avrupa’ya giderse olacakları bildiği için bu kozu kullanmaya çalışıyor. 10 günde insanüstü bir çalışmayla 72 başlıkta çok büyük ilerleme sağlandı ama ben vize serbestinin olacağını zannetmiyorum” dedi.

Ünsal Ünlü: Türkiye-AB ilişkileri kopmaya doğru gidiyor

Amerika’nın Sesi’nin sorularını yanıtlayan Ünlü, Türkiye AB ilişkilerinin kopmasının an meselesi olduğu görüşünde.

“Türkiye’nin en son milletvekili dokunulmazlıklarını kaldırması Avrupa Birliği’nin tepkisini çekiyor. Ben Angela Merkel’den dokunulmazlıklar konusunda ağır bir çıkış yapmasını bekliyorum. Bu durumun sürdürülebilir bir yanı yok. Halbuki 2002-2007 arasında iki partili Meclis’te AKP çok önemli adımlar attı ama 2009’dan beri yerinde sayıyor. Bu yavaşlamanın ardından bence artık bu ilişki kopma noktasına doğru gidiyor.”

XS
SM
MD
LG