Erişilebilirlik

Türki Cumhuriyetlerle Ekonomik İşbirliği Atağı Yakın mı?


Türkiye, Orta Asya coğrafyasındaki Türki Cumhuriyetler olarak bilinen, kültürel ortaklığı bulunduğu ülkelerle ilişkilerini özellikle ekonomi temelli ilerletmeyi hedefliyor. Türkiye, Kazakistan Cumhurbaşkanı Nursultan Nazarbayev ile yakın temasını korurken; Türkmenistan Cumhurbaşkanı Gurbangulu Berdimuhamedov ile de karşılıklı ziyaretlerde bulunuyor. Özbekistan Cumhurbaşkanı Şavkat Mirziyoyev’un Ekim ayında Ankara’yı ziyaretiyle bu ülkeyle de yakınlaşma sürecine girildi. Son olarak 30 Ekim’de Bakü – Tiflis – Kars Demiryolu’nun açılmasıyla Azerbaycan’a, dolayısıyla Hazar Denizi kıyısına uzanan demiryolu ticareti başladı.

Peki Türkiye, Orta Asya coğrafyasıyla ilişkisini nasıl geliştirecek? Hoca Ahmet Yesevi Kazak – Türk Üniversitesi bünyesindeki Avrasya Araştırma Enstitüsü Başkanı Vakur Sümer ve ekibi konuyla ilgili çalışmalar yürütüyor. Türkiye’nin bölge ülkeleriyle ne tür işbirliği yapabileceğine ilişkin raporlar hazırlayan Avrasya Araştırma Enstitüsü, Ankara’ya enerji ve inşaat sektörleri dışındaki alanlardaki potansiyeli sunmayı hedefliyor.

Amerika’nın Sesi’nin sorularını yanıtlayan Yard. Doç. Dr. Vakur Sümer, Orta Asya Cumhuriyetleri arasındaki “su krizi” sürecini, Kazakistan ile hayvancılık ve Özbekistan ile tarım alanlarında neler yapılabileceğini, bu ülkelerdeki son durumu anlattı.

Kazakistan’nın Latin Alfabesi’ne geçişi

Türkiye’nin bu ortak üniversite gibi yakın işbirliği yürüttüğü Kazakistan’da, iş dünyasının her basamağında Türklere rastlanabildiğini kaydeden Sümer’e göre; diğer Orta Asya Cumhuriyetlerde olduğu gibi 1991’deki bağımsızlık sürecinden bugüne Kazakistan’da da Rus etkisi söz konusu. Kazakistan’ın Sovyet mirası ciddi ölçüde altyapısı olan bir ülke olduğunu söyleyen Sümer, ancak Rus etkisini azaltacak adımlar yaşandığını söylüyor. Son dönemde kültürel değişim açısından ülkedeki en önemli adımın Nazarbayev’in kararnamesiyle Latin Alfabesi’ne geçiş kararı olduğunu belirten Sümer, “Birkaç yıl içinde Latince’ye geçilmiş olacak. Bu, Kazakistan’ın dünyaya entegrasyonu da hazır hızlandıracak. Şahsen özellikle ticaret ve turizm alanlarında Kazakistan'’n önünü ciddi ölçüde açacak bir yaklaşım. Uzun süredir Kazakistan’ın gündemindeydi, en sonunda uluslararası konjonktürde uygun olunca Latince konusunda hızlı bir şekilde atıldı. Kazakistan’ın gelişimi yönünde önemli bir adım olarak görüyorum” dedi.

Kazakistan, Türkmenistan ve Azerbaycan gibi Latin Alfabesi’ne geçme kararı alırken; Özbekistan’da ise tam tersine Kril Alfabesi’ne geri dönüş tartışması söz konusu. Türkiye açısından Latin Alfabesi temelli dil ortaklığı sağlanması, bu ülkelerle yakınlaşmadaki anahtar noktalardan birisi olarak görülüyor.

Sümer, Kazakistan’daki Hoca Ahmet Yesevi Üniversitesi’nin eğitim ve kültürel alandaki işbirliğine güzel bir örnek oluşturduğunu söyleyerek, diğer bölge ülkelerinde benzeri akademik yapılanmanın arttırılması gerektiği görüşünde.

Bakü’den sonrasında Hazar Denizi geçilebilir mi?

Türkiye’nin Hazar Denizi kıyısına erişimini kolaylaştıran Bakü – Tiflis – Kars Demiryolu’nu değerlendiren Sümer, bunun Azerbaycan’la var olan ekonomik ilişkileri perçinleyeceğini, ancak Hazar’ın diğer kıyısındaki Kazakistan, Türkmenistan ve Özbekistan’a ulaşım konusunda çeşitli yollar olduğunu kaydetti.

Kazakistan’ın Azerbaycan üzerinden batıya doğru açılmayı istediğini söyleyen Sümer, Hazar Denizi’nin orta noktasında su derinliğinin altı metre civarına düşmesi nedeniyle, deniz ortasından karayolu ve demiryolu geçirme projesi bulunduğunu ifade etti. Sümer, Hazar’ın kuzey ve orta kesimlerinde iyice sığlaşan suların, Azerbaycan’dan Kazakistan’a böylesi deniz geçişi projesi inşa edilebileceğini anlatıyor. Bunun Bakü – Tiflis – Kars Demiryolu’nun devamı olabileceğini dile getiren Sümer, “Bunun için Hazar Denizi'nin hukuki statüsünün netleştirilmesi gerekiyor. Ardından yaklaşık 200 kilometrelik bir viyadük ile Azerbaycan’ın karşı kıyıya bağlanması mümkün olabilecek. Bu viyadük karayolu, demiryolu ve boru hattı geçişlerini birlikte barındırabilir” diye konuştu. Eğer Hazar Denizi geçişi sağlanırsa bunun aracılığıyla Türkiye’nin Özbekistan ve Türkmenistan’a da çok kısa sürede ulaşım imkanına kavuşacağını kaydeden Sümer, bunun ekonomik işbirliğini arttıracağını işaret etti. Sümer, ayrıca Hazar Denizi üzerinden geçiş projesi kapsamında rahatlıkla petrol/doğalgaz boru hattı geçişi de sağlanabileceğini de sözlerine ekledi.

Kazakistan ve Özbekistan ile neler yapılabilir?

Avrasya Araştırma Enstitüsü Başkanı Sümer, Türkiye’nin bu coğrafyadaki ülkelerle, hammaddeler petrol ve doğalgaz konusundaki işbirliği ötesinde başka işbirliği alanlarını dikkate olarak yakınlaşması gerektiği görüşünde. Sümer’e göre; enerji alanı dışındaki ortaklıkların da geliştirilmesi gerekiyor.

Kazakistan’da özellikle hayvancılık için geniş araziler bulunduğunu belirten Sümer, Türkiye’ye kıyasla ucuz ve lezzetli et imkanı olan Kazakistan’dan et ihracatı yapılması konusunda rapor hazırladıklarını açıkladı. Sümer, “Kazakistan'da et gerçekten hem bol hem ucuz ve aynı zamanda da lezzetli. Türkiye’nin de bu konuda ciddi bir açığı olduğunu biliyoruz. Türkiye’deki fiyatlara kıyasla dörtte birine et alımı burada mümkün. Dolayısıyla ortaklaşa hayvancılık yapılması ve Türkiye’ye ucuz et sağlanması fizibilitesini araştıran bir projemiz söz konusu. Et üretimiyle ilgili Kazakistan’dan Türkiye’nin yararlanması mümkün olabilir” dedi.

Kazakistan’ın güneyinde düz ve geniş arazi yapısıyla Türkiye’nin tarım alanındaki bilgisi ve teknolojisini buluşturmak gerektiğini kaydeden Sümer, Ankara’nın burada ortaklaşa tarım çiftlikleri kurabileceğini anlattı. Tarıma elverişli olmayan düz arazilerde ise güneş üretim santralleri kurulabileceğini belirten Sümer, “Türkiye’nin ciddi teknolojik ve bilgi birikimi var. Tarım başta olmak üzere Türkiye’nin elde ettiği tecrübeyi buraya aktarması gerekiyor diye düşünüyorum” ifadesini kullandı.

Kazakistan’ın 18 milyonu aşkın nüfusuyla büyüme kaydettiğini söyleyen Sümer, İstanbul’dan her gün olan seferlere ilaveten Türk Hava Yolları’nın Ankara çıkışlı seferler koyması gerektiğine işaret etti.

Özbekistan’ın ise 30 milyonu aşan nüfusuyla Orta Asya’nın en büyük ülkesi olduğunu belirten Sümer, son dönemde Özbekistan’ın dünya mirasına ev sahipliği yapan tarihi Buhara ve Semerkant kentleriyle Türkiye için turizm noktası olduğunu açıkladı. Turizm sektöründe hareketlenme yaşandığını ve Türkiye’nin THY aracılığıyla da buna katkı sağlayabileceğini vurguladı. Turizm sektöründe Türkiye’nin ciddi bir altyapısı bulunduğu için bu sektördeki bilgisi ve tecrübesini Özbekistan’a aktarabileceğini kaydeden Sümer, Orta Asya coğrafyasında etkin olabilmek için Özbekistan kilit ülke konumunda.

Özbek Cumhurbaşkanı’nın son Ankara ziyaretiyle iki ülke arasındaki siyasi ilişkilerinde iyileşme sağlanmasını önemli bulduğunu kaydeden Sümer’e göre; bu coğrafyada yollar Özbekistan’dan geçtiği için Türkiye’nin bu ülkeyle ortaklık kurabilmesi ve ekonomik potansiyeline de yardımcı olması şart.

Özbekistan’ın pamuk üretimindeki liderliğine dikkat çeken Sümer, “Türkiye, sulama sistemi tecrübesine sahip. Pamuk üretiminde sulama tekniği önemli. Türkiye’nin damla sulama sistemini buraya taşıması ve ortak üretim projesi geliştirilebileceğini düşünüyoruz” diye konuştu. Özbekistan’ın yıllık 50 ila 80 ton arasındaki altın rezervini de işaret eden Sümer, madencilik sektörü açısından da Özbekistan’ın yatırım potansiyeline bakmak gerektiğini vurguladı.

Özbekistan’da radikal akımlara karşı işbirliği

Bu arada Vakur Sümer, Özbekistan’ın Afganistan ile olan komşuluğuna da dikkat çekerek, Türkiye’de Raina adlı eğlence kulübüne yapılan saldırı ve son olarak ABD - New York’ta yaşanan saldırılarda IŞİD üyeleri kişilerin Özbek kökenli olmasını anımsattı. Sümer, “Tabii Özbekistan bu konularda titiz davranıyor ama Türkiye’nin iç güvenlik personeli sayısı, eğitimi ve tecrübesi çok daha fazla. Afganistan’dan gelebilecek bazı radikal akımlara karşı Türkiye’nin Özbekistan’ın yanında olması, desteklemesi güvenlik güçlerine eğitimler vermesi gibi projeler geliştirilebilir diye düşünüyorum” dedi. Sümer, benzer şekilde Türkiye’nin IŞİD gibi radikal örgütlere kapı açılmasını önlemek amacıyla bu ülkelerle işbirliğini arttıracağı görüşünü aktardı.

Orta Asya’da su krizi sürüyor

Sümer, ayrıca Orta Asya coğrafyasında Türkiye’nin bölge ülkeleriyle dikkatli ve dengeli ilişkiler yürütmesi gerektiğini ve özellikle bölge ülkeleri arasında halen su krizine çözüm bulunamadığını ifade etti. Coğrafyada Kırgızistan ve Tacikistan’ın doğal su kaynakları çıkışını kontrol ettiğini anımsatan Sümer, şimdi bu iki ülke tarafından su kaynakları üzerine büyük baraj projeleri inşaa edildiğini dile getirdi. Bunun Kazakistan, Türkmenistan ve Özbekistan’daki tarıma olumsuz etkisine işaret eden Sümer, Aral Gölü’nün kuruma noktasına gelişiyle bölgedeki çevresel felakete de yol açtığını söyledi. Son olarak Özbekistan’ın, su kaynakları konusunda Kırgızistan ve Tacikistan ile görüşmeler gerçekleştirerek adım attığını kaydeden Sümer, ancak Türkmenistan’ın halen sıkıntıyı çözemediğini dile getirdi. Bu noktada, Sümer, Türkiye’nin bölge ülkelerine hem sulama teknolojisi ve bilgisini aktararak hem de barajlar ile sulamayı bir arada yürütecek örnek çalışmalar oluşturmakta öncülük edebileceğini görüşlerini de paylaştı.

XS
SM
MD
LG